Boğaziçi Şıngır Mıngır Salah Bey Tarihi 3

7,4/10  (5 Oy) · 
24 okunma  · 
4 beğeni  · 
732 gösterim
Boğaziçi, Dünya Coğrafyasının en güzel kesitlerinden biri. Doğanın, Tarihin ve Şimdiki Zaman'ın benzersiz bir alaşımı. Üzerine çok şey yazıldı iki bin yıldır, ama Salah Birsel'in "Boğaziçi Şıngır Mıngır"ı başka: Günün her saatinde nasıl renk değiştiriyorsa, Birsel' in üslubu da öyle.
- Enis Batur
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2003
  • Sayfa Sayısı:
    456
  • ISBN:
    9789755701912
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Lütfiye SOYLU 
01 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Salah Birsel'i okurken bin kitap okumuş hissi olur insanda.Kendine has o eşsiz diliyle tarihe, bugüne, insana dair içten ve derin yazılar.Nar gibidir Salah Birsel'in kitapları.Çarşıdan alırsınız bir tane, açıp okursunuz bin tane:)

A.k. 
 14 Ağu 12:49 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Üslup mükemmel olabilir ama fikirler tutarsız bir taraftan sitayişle bahsettiği güzelim bahçeleri anlatırken Diğer taraftan Lale soğanlarına verilen paraların boşuna gittiğini ima eder Madem öyle neden o zaman bu bahçelerin güzelliğinden bahsediyorsun Demek ki bu paralar bir güzellik için yatırılmış. Her bir güzelim bahçeyi anlatırken bir Osmanlı paşasının ya da sadrazamın yahut padişahın oraları haksızca ele geçirdiğini ima eder Halbuki Dünyanın düzeni böyle yalılarda fakirler oturacak değil ya sistem bu.
Ayrıca tarihin hüzün dolu sayfalarına kendi yorumunu katarak bühtan üstüne bühtan an iftira üzerine iftira savunmuştur. sayfa29'dan: Sultan 3. Mehmet Osmanlı tahtına oturduğu gün boğdurttuğu 5 erkek kardeşini eğlence için bindiği Baştardesin arkasına bağlatır boğaz akıntısında Hora tepen tabutları seyretmeden Neşve seni bulamaz. Bu nasıl bir yalan böyle. Koyu satırlarında güzelim İstanbul manzaralarını anlatırken satır aralarında Osmanlı ya resmen kin kusmuştur. Ne yapalım Osmanlı büyük bir devlet çok güzel bahçeler çok güzel Yalılar şehirler inşa etmiş bazılarının zoruna gidiyor olabilir...

Akın Burak Bahçekapılı 
11 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yine Birsel dili ve akıcılığı. İstanbul gözünüzün önünde canlanır okurken. Satır aralarına dikkat etmek gerekir. Birsel oraları bile doldurmaktadır.

Kitaptan 2 Alıntı

Sanki İstanbul bir güzel bahçe olup bu evler de onun güzel çiçekleriydi. Bu çiçekler sonbahar rüzgarlarıyla soldu. İstanbul güz mevsiminde yalnız yeşillikten oluşan bir çayıra dönüştü.

Boğaziçi Şıngır Mıngır, Salâh BirselBoğaziçi Şıngır Mıngır, Salâh Birsel

1946 Şubatında, bir pazar günü, üç adam, Şişli’den yola çıkıp, Mecidiyeköy-Zincirlikuyu üzerinden derelere, tepelere vurmuşlar -o sıralar ortalarda Levent ya da Etiler adını taşıyacak tek bir kulübe bile yoktur- ve Baltalimanı çayırına inmişlerdir. Bu üç adam bizim Sait Faik, Oktay Akbal ve Salah Birsel’den başkası değildir. Yolda Sait bir ara Oktay’la Salah’ı durdurmuş, eliyle uzaktaki bir koyuluğu göstererek: “İşte Menekşeli Vadi orası.” demiştir. Sait bir öyküsünde bu Menekşeli Vadi’yi şöyle anlatır: Sabahleyin uyandığım zaman dışarıya baktım. Önümde, sis içinde bir bahçe uzanıyordu. Kenarda yansı cam, yansı hasır örtülü “ser” gibi bir şey vardı. Pencereyi açtım. Güzel bir menekşe kokusu burnuma doldu. Hava ılık, ılıktı. Sonra sis ağır ağır açıldı. Gözümün önüne bir bostan serildi. Lahanalar, çiçekler, maydanozlar, salatalar şaha kalkmıştı. Ötelerde, çiçeklerin arasında, başka bahçeler, başka yamru yumru binalar gözüküyordu. Her taraf aynı bitki, aynı hayvan, aynı çarpık ve birbirinden epey uzak binalarla dolu idi. Menekşe, her taraf menekşe kokuyordu. Yolun tam ortasından şarıl şarıl bir de dere akıyordu. Akşam eve gelirken bu derenin içinden mi geçmiştik? Ayaklarım bile ıslanmamıştı.

Boğaziçi Şıngır Mıngır, Salâh BirselBoğaziçi Şıngır Mıngır, Salâh Birsel