Boğazkesen Fatih'in Romanı

5,4/10  (9 Oy) · 
18 okunma  · 
2 beğeni  · 
652 gösterim
"Sultan Mehmed... otağdan çıktığında güneş doğmamıştı henüz... yıkıntıların arasından gökyüzüne baktı. Yıldızlar kaybolmak üzereydiler. Birden, ağarmaya başlayan gökyüzünde bir yıldızın kaydığını gördü. Bizans'ın sonunu haber veriyordu belki de."

"- Ben ölmeden tez bitir romanını! diyen bir sesle irkildim. Deniz'di. Kalkıp masama gelmişti bile.
- Romanını bitirmekte çok acele etme, diye fısıldadı, şaka söylüyorum.
- Boğazkesen'i bitirmem gerek.
- Önce beni bitirsen... Dokunmadığın, keşfetmediğin daha nice yerler var bedenimde.
Kalem tutan elimi tuttu, çıplak göğüslerine doğru bastırıp..."

Boğazkesen'de özlem, aşktan daha mı şiddetli acaba? Orası belli değil, çünkü romancının hiç beklemediği bir anda karşısına çıkan esin perisi Deniz, alev alev bir görünümün demirini atıyor şimdiki zamana; öyle bir görünüm ki, parıltısı göz kamaştırıyor, bir o kadar da zarar veriyor.
-Philippe-Jean Catinchi, Le Monde-

Nedim Gürsel yalın bir tarih resmi çizmemiş, tersine postmodern bir biçimde, romanın oluşumunu romanın içine katmıştır. Kitap, sıcak bir yaz günü, İstanbul'da başlar. Anlatıcı, Boğaz'da bir villada, polis tarafından aranan bir terörist kadını saklamaktadır. geçirdiği bir aşk nöbeti sırasında sevdiği kadını öldürür; böylece Marcel Proust'un, romanın başlangıcında yer alan satırlarında belirtildiği gibi, Mehmed'in izinden gitmiş olur.
-Hans Christoph Buch, Die Zeit-
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2003
  • Sayfa Sayısı:
    244
  • ISBN:
    9789759915643
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Jülide Arıkan 
29 Ağu 02:06 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Okuduğum oldukça farklı kitaplardandı, yakın tarih ve Fatih Sultan Mehmet'in hayatının birarada işlenmesi, ve birbirinden tamamen farklı konuların işlenişi biraz zihin yorucu olsa da, üstelik kitabın her iki kısmındaki betimlemelerini fazla bulsam da, edebiyatseverler için güzel notların alınabileceği, tarih severlerin ise ağzı açık okuyacagı nitelikte bilgilerin yer aldığı bir kitap.Fakat, kitabın içinde yer alan birçok bilginin kurguya yakın bir hali vardı, bir kaynakçanın olması çok daha açıklayıcı olabilirdi, efsanelesen kısımları ayırmak için.Ek olarak sonu oldukça farklı ve sarsıcıydı.

Sidar Sadık 
22 Mar 2016 · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 9/10 puan

Portmodern bir yapının üzerine oturtulan bu roman gerçekten ilgi çekiciydi. Ardında oldukça büyük bir emeğin olduğu aşikâr... Tarih, sosyoloji, efsaneler... Nedim Gürsel'in kalemi dert görmesin. Hararetle -özellikle tarihin bilinmezlerine dalmayı sevenlere- öneririm.

Kendi türünde vasatın az üstünde bir eser. Tarihi eserler yazarlarımızın çok da başarılı olamadığı bir tür. İstanbul' un fethiyle ilgili okuduğum tek eser bu. Hatta bildiğim tek eser bu. Yazarın dili okunur, fena değil. İki ayrı hikâye var. İstanbul' un fethi ve bir yazarın bu romanı yazışı. İkisi arasındaki paralellik bence anlamsız. Sadece fethi anlatsa yeterdi amaç buysa. Üst metin gereksiz.