Boğulmamak İçinGeorge Orwell

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.683
Gösterim
Adı:
Boğulmamak İçin
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726491
Kitabın türü:
Çeviri:
Suat Ertüzün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Orwell'in ironik mizah anlayışı tazeliğini hiç yitirmiyor. Bu, kaçırılmaması gereken bir Orwell yapıtı."
-The Observer-

Göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan George Bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır.1939'da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır.Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir.Fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.

"Çok komik olmanın yanında hayranlık uyandıracak kadar gerçekçi... Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü burada nüve haliyle görebiliyoruz. Hayvan Çiftliği'ni de... Hem zengin bir okuma keyfi sunan hem de iki klasiğin tohumlarını birden barındıran romanlara kolay rastlanmaz."
-John Carey, The Sunday Times-
(Tanıtım Bülteninden)
İçerik blogumdan alıntıdır. https://goo.gl/kLJVci
Boğulmamak için; 20. yüzyılın başında yaşanan savaş neticesinde, savaşın insan benliğinde bıraktığı korkuyu, değişen yaşam koşullarını ve insan ilişkilerindeki aksaklıkları, George Bowling’in gözünden anlatan bir kitap. 1984 ve Hayvan Çiftliği'nden esintiler var içinde.
Bir sabah uyandığınızda içinizde geçmişe karşı biz özlem olduğunu düşleyin. O zaman kitap sayfalarında ilerlerken kendinizden bir şeyler bulabilmeniz mümkün.
Geçmiş hep hatırladığımız gibi orada olamayabilir. Gündelik yaşamımıza ait anılarımız yok olur gider. Genelde bizi çok etkileyen ( iyi veya kötü ) şeyleri hatırlarız. İşte bu anılarda boğulmamak için geçmişe yolculuk yapmak güzel bir seçim olabilir. Aslında kitap geçmişe yapılan yolculuk fikrinin iyi mi kötü mü olduğuna odaklı.
Boğulmamak için, yazarın diğer kitaplarına göre daha ağır ilerlese bile, böyle büyük bir ustanın kaleminden çıkmış bir yapıt olduğu için sıkılmadan okudum.
George Orwell...
1984 ve Hayvan Çiftliği gibi hayatımdan geçen en güzel 2 kitabın yazarı...
Güzel bir kitaplık oluşturmak için demiştim ki bir gün bütün Orwell kitapları kitaplığımda olacak. Tabi o iki kitabın ardından Boğulmamak İçin de kitaplığıma eklendi :)
Bunun için bana bu kitabı da hediye eden "Cömert" https://1000kitap.com/yogumiyeci 'e Çok teşekkür ederim :)))
Neyse hadi incelememize geçelim...
Kitabımıza en uygun müzik: https://www.youtube.com/watch?v=YJ__ja4QpMM
İncelemeyi okurken dinleyebilirsiniz :)
Eski günleri yad etmek nasıl bir histir acaba? Ya da öyle bir anda bir kokunun sizi alıp eskilere götürmesi...
Hani bazen bir insan gelir bir şey söyler size, o sözü size daha önce çok mu çok sevdiğiniz bir insan söylemiştir. O kişiyle yaşadıklarınızı hatırlar ve geçmişi özlersiniz. Geri de gelmez geçmiş, adı üstünde geçmiştir...
Ya da bi yerlerden geçerken bi yemek kokusu alırsınız, öyle burnunuzun damarları patlayana dek içinize çekersiniz. Sonra anneniz gelir aklınıza, ve size yaptığı o enfes mi enfes yemekler...
İşte geçmişe özlem duymak, Bi kadına özlem duymak, bi anneye özlem duymak. Bi dostu kaybetmiş olmak ve o eski güzel günlerinizi hatırlayıp bi "Ah!" çekmek...
İşte bu kitap bunun üzerine yazılmış.
Geçmişten her zaman nefret etmişimdir. Nedeni yukarıdaki yazdıklarımdır. Yani öyle size ait bir anı var ve özlüyorsunuz. Lanet olsun ki özlüyorsunuz ama elden gelecek bir şey yok. Geçmişte kalmış lan çünkü!!
İşte bu yüzden nefret ederim geçmişten ve bu yüzden de bu kitap benim için ağır bi' kitap oldu.
45 yaşlarına gelmiş, takma dişleri ve kocaman göbeği olan bi' arkadaşımız, bir anda geçmişini hatırlamaya başlıyor. O eski ve güzel yılları geliyor aklına.
Devamında da tabi savaş yılları var ama o hala savaştan önceki güzel mi güzel çocukluk yıllarını özlüyor. Balık tuttuğu o günleri...
Sonra da diyorki acaba 1 haftalığına kaçıp geri mi gitsem çocukluğuma...
Burasını anlatmayağım ama görecekleri çok belii...
Evet kitabımız güzeldi ama birkaç eksik ya da farklılık vardı. Sayayım:
1- Kitabımız olağan George Orwell üslubundan çıkarak bi çeşit Otomatik Portakal yahut Çavdar Tarlasındaki Çocuklar gibi olmuş. Buraya kadar sıkıntı yok ama 45 yaşındaki bir adamın bi' ergen gibi konuşması tuhafıma gitti.
2- Hayvan Çiftliği ve 1984 gibi kitaplarını okuduysanız bu kitapta da benzer tadları alacaksınızdır.
3- Kitaba başlarken Boğulmamak İçin okuyorum dedim ama aslında kitabı okurken boğuldum...
Neyse benim diyeceklerim bu kadar. İyiki de kitaplığımda duruyor bu kitap :)
Herkese iyi okumalar dilerim :)
Birçok kişinin Hayvan Çiftliği ya da 1984’ten bildiği yazar George Orwell’in düşüncelerini, düşünme şeklini ve bunu yansıtma biçimini zaten seviyordum. Bu kitap onlardan daha farklı, daha “tatlı” geldi bana. Savaşın hiç güzel bir şey olmadığını, maddi manevi ne gibi yıkıntılara neden olduğunu ve de zamanın geçip giderken bir şeyleri de beraberinde götürdüğünü daha iyi kavratan bir kitap olmuş. Özellikle çocukluğunuzun geçtiği yere yıllar sonra gidip herkesin ve her şeyin ne kadar değişmiş olduğunu görenleriniz varsa kitabı daha iyi hissedeceksiniz. Değişik, ince bir sızı oluyor. Zamanın bizi sarıp sıkması normal koşuşturmacada pek hissedilmese de dönüp geçmişi düşününce hatta bizzat görünce tırnak batması gibi bir sızı işte hissedilen. Zamanın tırnakları. İz bırakarak. Velhasıl güzel kitaptı.
“Boğulmamak İçin”kitabına başlamak benim için zor oldu.Ama daha ilk paragraftan insanı içine çekmeyi başaran, şaşırtıcı derecede gerçekçi gelen, akıcı bir eserle karşı karşıya kaldım. Anlatıcımız, kırk beşine gelmiş, takma dişlerine alışmaya çalışan, şişman, evli ve çocuklu, fatura dertleriyle boğuşan,modern hayatın köşeye yığdığı milyonlarca insandan yalnızca biri. Gördüğü küçük bir kelimeyle birlikte geçmişe dönen George Bowling, çocukluğunu, gençlik dönemini, tutkularını, savaş yıllarını hatırlıyor. Aslında savaşın getirdiği fiziksel, maddi zararlara neredeyse hiç değinmiyor. Çünkü George’a göre, savaş hakkında asıl kötü olan şey,nasıl öldüğünüz değil, nasıl ölmediğinizdir.
savaştan sonrası için kaygılanan şişman bir adamın hikayesidir. George Bowling karakterinin dilinden anlatılan çocukluk anıları, savaşa girme dönemi, kapitalizm ve savaş sonrasında insanların hayatındaki değişiklikler. Karakterin yaşadığı olaylara hüzünlenirken yer yer gülmemek elde değildi. Aslında kitapta iki olay anlatılmaktadır. İlki, karakterin çocukluk döneminde yaşadıkları, ikincisi savaş sonrasında ülkedeki değişimin kaçınılmaz sonu hakkındaki teorileridir. George Bowling savaşın getirdiği bunalımdan kaçmak için çocukken yaşadığı kasabaya geri dönüp eskiye dair hiç bir şeyin kalmadığını görüp hayal kırıklığı yaşamıştır. Değişimin kaçınılmaz sonunu kendi gözleriyle görmüştür. Zamanın her şeyi değiştirdiğini anlamıştır. Çocukken balık tutmaya gittiği göl bile artık yoktur. Keyifli bir kitap, George Orwell sevenlere tavsiye ederim.
Nedir insanı toprağın üstünde tutan? Nedir onu boğulmaktan alıkoyan? Nedir onu ısrarla nefes alıp vermeye zorlayan? Belki de kimi için; bir tutam insandır ya da bir avuç yalnızlıktır, kimi için; en ufak bir sesin ürkütücü geleceği; sessizliktir ya da bütün tınıların bir araya gelse de o sessizligi kapatamayacak, sestir. Kimi boğulmamak için daha hızlı kulaç atar nereye gideceğini bilmeden, kimi eylemsizligi benimser hiçbir şey yapmadan, kimi bir an önce kendini boğar bir gün gelecek olan onu almadan...

İnsan, varlığını devam ettirebilmek için kendisine çeşitli sebepler sunar. En güçlü sebebe bağlanır sıkı sıkı. Diğer sebepler, ana sebebin halkalarıdır. Bu halka ne kadar uzunsa insan o kadar yaşamak ister. Halkalar ne kadar çoksa insan kendini o kadar güçlü sanar ve bir o kadar da yanılır...

İnsanlar vardır; çocukluklarından ibaret olan, çocuklar vardır; asla büyümeyecek olan. İnsanlar vardır; en büyük yabancı, kendisi olan...

Yeryüzünde binlerce, milyonlarca kez yaşandı bu kitapta yazılanlar ve hala yaşanıyor biliyor musunuz? Evlenirsiniz; nedeni herkesin evlenmesidir, çocuğunuz olur, herkesin çocuğu olduğu icin. Düzenli bir işiniz ve hayatınız olduğunu düşünürsünüz. Ancak düzenli olan tek şeyin; düşüncelerinizin, hayatınızın daha da önemlisi benliğinizin başkalarına teslim olduğunu görememekte olan ısrarınızdır...

Evliliklerin benlikten, kendilikten uzaklaşmanın görünen kolay yollardan biri olduğunu düşünüyorum...

"İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç kalmadığı zaman kurulandır." F.Nietzsche
Orwell sen ne muhteşem bir yazarsın! Kitabın daha ilk sayfalarında bu cümleyi kurduyor Orwell, en ünlü eserleri 1984 ve Hayvan Çiftliği olsa da (ki onları çok severim), geri planda kalan eserleri de onlar kadar iyiymiş bu kitapla bunu daha iyi anladım. Kitabı okudukça sevdim, sevdikçe okudum.

"Belki insan asıl beyni durunca ölüyor, yeni bir düşünceyi idrak etme gücünü yitirince."

Orwell kitabı çok yalın bir dille kaleme almış, süslü cümleler yok ama anlatılan onca düşünce var. Kitapta savaşın insanlar ve ekonomi üzerindeki etkilerini görüyor ve orta sınıfa mensup bir sigortacının ağzından okuyoruz. Kitabın dili öyle güzel ki, hem anlatmak istediğini anlatıyor hem de sizi hiç yormuyor, akıp gidiyor. Kitapta hem sistem eleştirisi, hem hayata bakış, yaşamın evreleri, savaş.. bir çok konu işleniyor ve hepsi de kitaba öyle güzel yerleştirilmiş ki, okuduktan sonra ufkunuzun açıldığını hissediyor ve yazarın değindiği noktalarla ilgili düşünmeye başladığınızı fark ediyorsunuz.

"Ben sadece yaşamak istiyorum. Ve şu çuhaçiçeklerine, çitin altındaki kızıl korlara balarken yaşıyordum. İçinizde duyarsınız bunu; huzur verici bir şeydir ama aynı zamanda alev gibidir."

Kısacası, hala Orwell okumadıysanız kaçırmayın derim.
Orwell'in yine bol aforizma içeren bir kitabıyla karşınızdayım. Özellikle savaş ile ilgili altını çizdiğim çok cümle oldu. 1984 ve Hayvan Çiftliği kadar olmasa da bu kitabını da cok sevdim. Kendi adaşı olan George'nin ağzından anlatılıyor olaylar. Her şeyden kaçıp kasabasına dönüyor George. Orwell'da da hep bir kaçma isteği olduğu aşikar. Bu yüzden de kahramana kendi ismini vermesi şaşırtmadı beni açıkçası. Sahi insanda neden hep bir kaçma isteği olur? Çünkü boğuluyoruz da ondan.
George Orwell bir dahi! Ve ben onu bu kadar geç tanıdığım, keşfettiğim için bir aptal olmalıyım. Geç olsun güç olmasın. Orwell'ın muzip mizah anlayışı, kelimeleri kullanışı o kadar etkileyici ki yazar olmak isteyenlerin örnek alması gereken yazarlardan biri benim için.

Kitabın içeriğine girmeden önce genel bir inceleme yapmak istiyorum. Kitabı "izlerken" kahkahalarla güldüğüm de oldu kalbimi sızlatan yerler de. Evet, izlerken. O muhteşem betimlemelerle kitabı resmen izledim. Eğer resim çizme yeteneğim olsaydı size George Bowling'in tereyağı saçlı, mavi gözlü, kırmızı suratını; Aşağı Binfield'de ki dükkânları, Binfield Evi'nde ki göleti ve oradaki balıkları size resmederdim. Sadece betimlemeler değil, tespitler de çok iyiydi. Orwell'ın öyle bir mizahı var ki güler misin ağlar mısın bilinmez. Tabir etme şekline kahkaha atarken bir an sonra neye güldüğümü kavrıyorum. Ne demek istediğimi umarım anlatabildim. Ve kültür. 1900'lü yılların İngiltere'sine dair birçok şey okuyorsunuz. İnsanlarını, onların yaşayış şeklini, şartlarını ve onların düşüncelerini okuyunca çok şaşırdığım yerlerde oldu, yadırgadığım yerlerde. Kitabın içine girelim, şimdi! (Bu kısımdan sonra ara ara spoiler olacak)

Kitap, dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde kahramanımız -George Bowling- 45 yaşında, evli, iki çocuklu bir sigorta pazarlamacısı. Ellesmere Sokağı'nda yaşayanların tek düze olan hayatlarını, İngiltere'nin orta sınıf halkını okuyacaksınız. Orwell, güldürürken düşündürüyor denilen cinsten hayatın gerçeklerini mizahla birleştirmiş. İkinci bölümde, George'un Aşağı Binfiel'de ki çocukluk ve gençlik dönemine geçiş yapıyoruz. Hiç kuşkusuz bu kısımda beni en çok etkileyen şey balık tutma sevdasıydı. Göleti, balıkları ve balık tutarken yaşadığı tutkuyu okumak, bana kitaplara olan tutkumu anımsattı. Balık tutmak için abisi Joe'nun peşine takılması ve Joe'nun gitmesi için onu döverken bile sırf balık sevdası için direnmesi içimi sızlattı. (Allah belanı versin Joe, küçücük çocuktan ne istedin!) Sonra George'un Binfield Evi'de ki göletin arkasında küçük ama derin göleti ve içindeki iri balıkları bulması, buraya da bayıldım. Beni üzen ise o göletteki o balıkları hiçbir zaman tutamadı.
Sayfa 91, "Her şeye vakit vardır ama yapmaya değer şeyler hariç. Sahiden önemsediğiniz bir şeyi düşünün. Sonra sadece ona harcadığınız zamanı saat saat toplayın ve hayatınızın ne kadarcık bir bölümünü kapladığını hesaplayın." Aklıma gelen tek kavram 'Pişmanlık'.
Ve savaş zamanı. Yazılanları sadece okudum çünkü bizim tarihimizden çok farklı geldi. Şaşırdığım ve yadırgadığım bir bölüm oldu ve Ingiltere'deki 'vatan' , 'millet' kavramını sorguladım. Bizimkisi ile çok farklı olduğu kesin ve içten içe kendi halkımla gurur duymadan edemedim. Askerlerin kendi ülkesi için bu kadar vurdumduymaz olması -elbette hepsi değildir-, bir sarhoşluk anı ile kendisini orduya yazdıran insanların asker olması, bana tuhaf geldi. Benim bildiğim savaş çıkarsa herkes seferber olur, bunun için sarhoş olmaya gerek yok. Dediğim gibi 'vatan', 'özgürlük', 'millet' kavramı bizimkinden farklı. 1916-1918 arasındaki savaş sürecinde bizim yaşadığımız ile onların yaşadığı savaş şartlarının farkını şu cümle ile gördüm: syf.140 "Askerlik hayatının getirdiği bir şeydi bu; pırpır takmanın, çek defterine sahip olmanın ve akşamları gösterişli öğünler yemenin getirdiği bir şey. Ordudan ayrıldığımızda bizi bekleyen bir işin olacağı ve oradan en az orduda kazandığımız kadar kazanacağımız fikri başından beri bir şekilde aklımıza sokulmuştu; ve bu, subaylar dahil her rütbe için geçerliydi." O tarihte mücadele veren bizim askerlerin yediği ekmek ile üzüm hoşafının gösterişli olduğunu kim söyleyebilir ve para almadıklarına da eminim, buna rağmen onların savaşa katılması için sarhoş olması gerekirken bizim çocukların bile savaşta olması. Dediğim gibi gurur duydum!
3.bölümde George, yaklaşan savaştan, ailesinden, işinden kaçmak, tekrar balık tutmak ister ve köyün de kısa bir tatil için plan yapar. Son olarak 4.bölümde Aşağı Binfield'e gelen George, doğup büyüdüğü yeri aynı şekilde bulamaz. Her yerde olduğu gibi sanayileşme burayı da ele geçirmiştir. Thames Irmağı, Binfield'da ki göl insanlar tarafından ele geçirilmiş. Ama en kötüsü koca koca balıkların olduğu George'un göleti kurutulmuş ve tenekelerle dolmuştu.

Gerçekten çok fazla duygu yaşadığım bir kitaptı. Yabancı kitapları okumanın bu yanını seviyorum, insana yeni kültürleri tanıtıyor, farklı milletten insanların, yaşamlarını, tarihlerini öğretiyor. İyi okumalar..
Bu adamın insanları eleştirme tarzına bayılıyorum !!
Bazen de eleştirdiği tip insanların kılığına girerek inceden inceden veriyor mesajını. Bence bu kitapta da bu eleştirilerden fazlaca var.
1984 ve Hayvan Çiftliği kadar efsane bir kitap olmasa da ben beğendim. Adamın içsel yolculuğu, kendi hakkında yaptığı samimi itiraflar hoşuma gitti. Tabi ki bir George Orwell romanı olduğunu unutmamak gerek :)
Yazarın bu romanında kendı hayatından kesıtler paylastıgını dusunuyorum nıtekım George Orwell ıkı dunya savasını da gormuş bır yazar dolayısıyla kıtapta anlattıgı savas yazarın kendı hayatı yazarın genclıgınden kesıtlerdır. Toplumcu br yazar olan Orwell savasın haksız bır ınsanlık sucu oldugunu Kendıne has üslubuyla anlatmaktadır kıtap hem roman havsında anlatılırken okuyucuya genel olarak genel kültürü de asılamaktadır Ornegın Savastan oncekı İngılız hayatı yasam tRzı vs hakkında bırcok bılgıye satırlarda rastlayabılılırız
O günler bir daha gelmeyecek demek istemiyorum.
İçimizdeki histen söz ediyorum.
George Orwell
Sayfa 117 - Can Yayınları 11.Basım
Adam ölmüş.

Etraftaki bir çok insanın belki de ölmüş olduğu kafama dank etti.
Bir insanın kalbi durunca öldüğünü söyleriz.

Belki insan asıl beyni durunca ölüyor, yeni bir düşünceyi idrak etme gücünü yitirince.
George Orwell
Sayfa 176 - Can Yayınları 11.Basım
İçinizde bir boşluk vardır, bir daha hiçbir şeye ilgi duyamayacağınız şeklinde bir his.
George Orwell
Sayfa 92 - Can Yayınları 11.Basım
Moralimi asıl bozan şey fikir dünyamızın perişanlığıydı.
George Orwell
Sayfa 253 - Can Yayınları 11.Basım
Bakkal Grimmet:

"James!"
"Evet efendim?"

"Şekere kum kattın mı?"
"Evet efendim?"

"Pekmezi sulandırdın mı?"
"Evet efendim?"

"O halde duaya gel."
George Orwell
Sayfa 108 - Can Yayınları 11.Basım
İnsanlara ölümden sonraki hayata inanıp inanmadıklarını sorsanız genel olarak inandıklarını söylerler.

Ama ben öbür dünyaya gerçekten inandığı izlenimini uyandıran biriyle hiç karşılaşmadım.
George Orwell
Sayfa 121 - Can Yayınları 11.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Boğulmamak İçin
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750726491
Kitabın türü:
Çeviri:
Suat Ertüzün
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Orwell'in ironik mizah anlayışı tazeliğini hiç yitirmiyor. Bu, kaçırılmaması gereken bir Orwell yapıtı."
-The Observer-

Göbeğinin çapı giderek genişleyen ve evinin taksitlerini ödemekle uğraşan George Bowling kırk beş yaşında, evli ve çocuklu ve yeni aldığı takma dişleriyle kasvetli hayatından çaresizce kurtulmak isteyen bir sigorta pazarlamacısıdır.1939'da patlak verecek olan savaşın gelişini; yemek kuyruklarını, askerleri, gizli polisi ve zorbalığı görerek modern zamanlardan korkmaktadır.Böylece çocukluğunun dünyasına, huzur ve sükûn dolu bir yer olarak hatırladığı köyüne sığınmaya karar verir.Fakat köyünde aradığını bulabilecek mi, orası şüphelidir.

"Çok komik olmanın yanında hayranlık uyandıracak kadar gerçekçi... Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü burada nüve haliyle görebiliyoruz. Hayvan Çiftliği'ni de... Hem zengin bir okuma keyfi sunan hem de iki klasiğin tohumlarını birden barındıran romanlara kolay rastlanmaz."
-John Carey, The Sunday Times-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 779 okur

  • Utku Yılmaz
  • Gizem Yağmur Almalı
  • Enis Dumrul
  • Drkitapsever
  • Fatih
  • canan koyuncu
  • Şehlâ
  • Tuğçe Açay
  • Tolga Can
  • Bahar Ulusoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%6.4
18-24 Yaş
%26.1
25-34 Yaş
%39.7
35-44 Yaş
%14.1
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.2
Erkek
%45.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.8 (57)
9
%13.6 (46)
8
%24.5 (83)
7
%24.2 (82)
6
%15 (51)
5
%3.8 (13)
4
%1.2 (4)
3
%0.9 (3)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları