Aslında kapağı okuyup heyecanla başlarken daha delice şeyler beklemiştim ama bu haliyle de güzeldi. Ana karakterleri kadın olarak yazmayı ve çoğu yazarın es geçtiği detayları açıkça yazmayı seviyor Jeff abimiz :) Okurken güldürmeyi de başardı. Ayrıca tuhaf korku janrını da sevdiğimi anladım.
Hikaye hiç tam olarak söylemese de kıyamet sonrası bir dönemde, açlık ve sefaletin kol gezdiği, tuhaf yaratıkların mafyalaştığı karanlık bir şehirde geçiyor. İsimler ve yerler yok. Yalnızca Şirket, Büyücü ve Mord var; Şirket şehri mahveden büyük şeytan, Mord şehirde terör estiren dev ayı ve Büyücü de zafere giden her yol mübahtır kafasındaki garip kişilik. Bu kaosta erkek arkadaşıyla birlikte hayatta kalmaya çalışan Rachel bir gün Borne isminde ne olduğu anlaşılamayan ucube bir yaratık bulur. Ne insan, ne hayvan ne de bitki olan bu yaratık bizi sürekli şaşırtmayı başarır.
Hikayenin temposunu düşüren, yazarın tarzından kaynaklı eksiklikler var. Bana kalırsa tasvirler yeterli değildi ve bazı olayların çözülme şekli oldu bittiye gelmişti. Karakter değil olay örgüsü temelli bir gidişat vardı, bu da benim okumayı sevmediğim bir yazım şekli. Yine de sürükleyiciliğini koruyan, yer yer hüzünlendiren, hızlı okunan ilginç bir kitaptı. Son olarak da orijinal kapağını çok beğendim, keşke aslında sadık kalınarak basılsaymış.