Boşlukta Sallanan Adam

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.474
Gösterim
Adı:
Boşlukta Sallanan Adam
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754063451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Boşlukta Sallanan Adam
Boşlukta Sallanan Adam
Romanlarında yabancılaşma, başkaldırma ve bunalım konularını kara mizahla ele alan Saul Bellow'un görüşleri, "İnsan yaşamındaki temel değerleri bulmak ve korumak" olarak özetlenmiştir. Saul Bellow, her romanın "toplumun, halkın durumu üstüne bir bildiri niteliği taşımasını ve toplum değerlerini koruması gerektiğini" söylemektedir. "Boşlukta Sallanan Adam" Saul Bellow'u üne kavuşturan ilk romanıdır ve ülkemizde yayınlanan ilk yapıtı olmaktadır.
İncelemeye, nereden başlayacağım konusunda emin değilim. Yazarın ilk kez bir kitabını okuyorum ve kendimi bulduğum kitaplardan biri oldu. Ama bu kendini bulma bir karakterin özelliklerinde, tepkilerinde, yaklaşım açılarında, söylediklerinde vb. şekillerde değildi. Yani yazarla olan benzerliklerim kişisel değil, aynı hayatı yaşıyorduk.
Kitap hayatın içerdiği her şeye gözlemci bakış açısıyla yaklaşan biri tarafından yazıldığını hissettim. Yani görünürde durur, onu duyarız, onu hissederiz, ama o tamamen farklı bir yerdedir. Algısına giren her şeyi anlamaya çalışır. Seslerin içindeki sessizliği, karmaşanın içindeki berraklığı, anlamsızlıklar içinde anlamı vs. kısacası karanlıklar içinde aydınlığı arayan biri. Karanlıktan karanlığa geçmesine rağmen arayış sürekli devam ediyor.
Çok fazla övmek istemiyorum. Çünkü kitaptaki yazılanların sadeliği ile karmaşıklığı iç içe ve çoğu kişinin bundan hoşlanmayacağından eminim. İşi gücü olmayan, tüm günü ufak tefek işler hariç kendinden uzaklaşacak bir şeyi olmayan adamın gün gün ele aldığı yazılardan oluşuyor. Kitabı yavaş okumamın sebebi üstte belirttiğim "Aynı hayatı yaşama" sebepten kaynaklıdır. Neredeyse her günü için oturup ben de düşünüyordum. Farklı zamanların ve coğrafyanın getirdiklerini anlamaya çalışarak da çok zaman harcadım.
Uzun lafın kısası, eğer gözlemci biriyseniz, günlük hayatınızda boşlukları kendinizle dolduruyorsanız ve baktığınız her yerde sorun görüyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Eğer bu özelliklerden birine bile sahip değilseniz, okumayın. Ya sıkılırsınız ya da buhrana girebilirsiniz.
Açıkçası okurken ilk başta yazar nasıl Nobel Edebiyat ödülü almış dedim ama okumaya devam ederken bu düşüncem değişti .Kitabın adı kitapla alakası yok gibi geldi bana daha çok boşluk değilde yaşamın karmaşasından dışarı çıkmak isteyen bir boşluk aramak isteyen bir adamın hikayesi gibi .Tabi bunu günlük biçiminde yazması yapmacılıktan uzak daha çok gerçekçi bir dille anlatması beni en çok etkileyen yanları aslında .Ben bile bu kitabı okuduktan sonra günlük yazmak istedim ama yapmadım o da ayrı bir konu .Tabi yazar günü gününe tutmamış ama en can alıcı yerleri yazmış .Kitabı okurken bazı yerlerde sıkıldım her okur gibi bu da beni amacımdan ayırmadı ama bu sıkılma hali bence gerçekleri anlatmasından öte geliyor .Belki ikinciye vurguluyorum ama abartmaması ve çıplak bir şekilde anlatması baya hoşuma gitti .Okurken sanki yazarın hissettiği duyguları hissettim karmaşayı ve sallandığı o boşluğu .
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.312 Oy)19.073 beğeni43.399 okunma3.018 alıntı183.005 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.551 Oy)8.833 beğeni28.720 okunma833 alıntı139.696 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.285 Oy)9.251 beğeni25.635 okunma1.827 alıntı118.776 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.657 Oy)5.767 beğeni19.676 okunma836 alıntı101.240 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.891 Oy)8.848 beğeni26.340 okunma2.657 alıntı114.812 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.419 Oy)3.920 beğeni12.977 okunma1.194 alıntı52.994 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.018 Oy)6.363 beğeni16.824 okunma2.899 alıntı86.110 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.718 Oy)13.421 beğeni34.540 okunma3.415 alıntı146.119 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.475 Oy)7.876 beğeni21.388 okunma3.999 alıntı129.420 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.354 Oy)3.448 beğeni10.509 okunma5.265 alıntı95.500 gösterim
Nobel ödüllü yazarın ilk kitabı. Biraz “Yeraltından Notlar” biraz da “Bozkırkurdu” tadında olan roman bir günlük formatı şeklinde kaleme alınmış ve uzun felsefik düşünceler (sefiller acı çekmeli) ile kısa, önemsiz günlük ayrıntılar (oldukça sessiz bir gündü) arasında gidip geliyor. His ve düşüncelerin yoğunlukta olduğu kitap, 7 ay önce Şikagolu birinin savaşa katılmak için işinden istifa etmesi ile başlıyor. Ancak durum hiç de beklendiği gibi gelişmiyor. Kahramanımız bir türlü orduya çağırılmıyor. İşe dönmek de imkânsız çünkü her an çağırılma ihtimali var. Sivil yasa ile askeri yasa arasında gidip geliyor. Günler birbirine girmiş, her gün aynı şeyler, hatta çoğu zaman hangi günde olduğunu bile bilmiyor. Eşi para kazanıyor, o ise hiçbir şey yapmadan evde boş boş oturuyor. Çok sevdiği edebiyata olan ilgisi bile yok oluyor. Bu olay yapısı içinde yazar okuyucuya dolaylı olarak birkaç soru yöneltiyor: İşsiz bir adamın gözünden dünyayı görseydiniz ne görürdünüz? İnsanlığımıza dair ne keşfederdiniz? İçindeyken dünyayı daha mı iyi anlarız yoksa varoluşun özünü anlamak için kendimizle her günkü işler arasında mesafe mi koymalıyız? Kahramanımız toplumda yabancılaşmanın farklı evrelerinden geçiyor. Aile, arkadaşlar, Komünist partiler, sosyal gruplar hepsi bir yabancının bakış açısından tekrar değerlendiriliyor. Bunun neticesinde kendisi bir değişime uğruyor, başkalarıyla olan ilişkilerinde şüpheci davranmaya başlıyor, komşuları, akrabaları ve eşi ile arası açılıyor. Düşünmek bir iletişim yoludur ayrıca insanı birbirinden uzaklaştırabilen bir araçtır. Düşünmek ve gözlem yapmak için çok fazla zamanımızın olması bir yandan aydınlanmaya diğer taraftan kendimizi toplumdan soyutlamaya yol açabiliyor. Romanın sonu da aslında bir paradoks niteliğinde. Kahramanımız özgürlüğünü savaş yüzünden elde etmiştir. Zira orduya girmesiyle en büyük özgürlüğüne de kavuşmuştur. Aylardır çektiği çile son bulmuştur. Romanı kısaca toplumda soyutlanmış birinin düşmanca bir ortamda anlam bulma çabası olarak özetleyebiliriz.
15 Aralık 1942 de başlayan, günlük tarzında kurgulanmış bir roman. Ana karakterin, Amerika'da orduya katılmadan önceki yaklaşık altı ayını aktaran, kahramanın aile yaşantısını, ruhsal sarsıntılarıni aktarmaya çalışan bir eser. Sürükleyici ve başarılı bulmadım.
"Herkes sarsıntıda, herkes boşlukta. Yaşamayı sürdürebildiğin anda, kendini doğrultmaya başlayabilirsin."

Boşlukta ,adeta bir salıncağa binmiş gibi, sallanan bir adam; işini sorumluluk almaktan bıktığı için bırakmış, biraz aylak , biraz serseri , gelecek kaygılarından kurtulmak isteyen, ama anlık kaygılarından kurtulamayan bir garip adam...

Yazar Nobel Ödülü sahibi bir yazar. Dili ise oldukça yalın ve bir o kadar da dikkat çekiciydi bana göre. Yalnız hikaye de tıpkı Boşlukta Sallanan Adam kadar sallanıyordu ortada , kendimi tam hikayenin içinde hissedemedim açıkcası.
Dili akıcıydı ama buna rağmen hikaye akmıyor gibiydi...
Yahudi asıllı yazarın günlüğü. Sosyal hayata dair izlenimler, sorunlar ve bu sorunlara dair çözüm önerileri. Akıcılık okuyucunun beklentisine göre değişir.
Gece gündüz ve mevsim değişiklikleri, meyva ve çiçeklerin açılması, sürekli olarak tekrar eden ve bize zevk veren, daha doğrusu zevk vermesi gereken bu değişimler yeryüzündeki yaşamımızın ana dürtüleridir. Bu değişimlere açık olduğumuz kadar mutlu oluruz; öte yandan bu değişimlerle hiçbir şekilde ilgilenmez, duyarsız kalırsak acı bir hayal kırıklığına, ağır bir hastalığa tutuluruz. İşte o zaman yaşama karşı isteksizlik başlar ve yaşamak bir yük haline gelir.
Saul Bellow
Sayfa 21 - Nobel Akademik Yayınları
-Geleceği ne olacak onun?
-Oh, gelecek ha?
-Evet, gelecek.
-Kimin geleceğinin ne olacağı belli ki?
Saul Bellow
Sayfa 70 - Cem Yayınevi
Çevreme bakıp bakıp kendime değişmez bir soruyu tekrarlamak canımı sıkan, bana acı veren bir alışkanlığım olmuştu artık: nerede ve ne zaman, geçmişte ya da her ne zaman ise, neyin bir zerreciği insanoğlunun yararına olmuştu? Ya da olmuş muydu?
Saul Bellow
Sayfa 23 - Nobel Akademik Yayınları
Kendimi günü gününe yetiştirmek çabasını göstermedim; ya kayıtsızlıktan, ya da korkudan - bilmiyorum. Bir yıl önceki Joseph ile ilgili pek az şey beni memnun ediyor. Ona, o zamanki özelliklerine ve sözlerine gülmekten kendimi alamıyorum.
Saul Bellow
Sayfa 26 - Nobel Akademik Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Boşlukta Sallanan Adam
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754063451
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Boşlukta Sallanan Adam
Boşlukta Sallanan Adam
Romanlarında yabancılaşma, başkaldırma ve bunalım konularını kara mizahla ele alan Saul Bellow'un görüşleri, "İnsan yaşamındaki temel değerleri bulmak ve korumak" olarak özetlenmiştir. Saul Bellow, her romanın "toplumun, halkın durumu üstüne bir bildiri niteliği taşımasını ve toplum değerlerini koruması gerektiğini" söylemektedir. "Boşlukta Sallanan Adam" Saul Bellow'u üne kavuşturan ilk romanıdır ve ülkemizde yayınlanan ilk yapıtı olmaktadır.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0