Boşlukta Sallanan Adam

7,7/10  (10 Oy) · 
25 okunma  · 
10 beğeni  · 
929 gösterim
1976 yılında Nobel edebiyat ödülüne layık görülen Saul Bellow'un Yirminci Yüzyıl klasikleri arasına girmiş romanı. Roman, İkinci Dünya Savaşı sırasında askere çağırılmayı bekleyen bir gazetecinin hikayesi. Günlük şeklinde yazılmış olan romanda savaş ortamının insanların hayatlarına, düşüncelerine, ilişkilerine olan etkisi çok güçlü bir şekilde hissediliyor.

Yirminci Yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran modernizm akımına getirdiği farklı bakış açısıyla Bellow, Boşlukta Sallanan Adam'da tekniği bir kenara bırakarak karakterin düşüncelerini, hatta ruhunu ön plana çıkarıyor.

"15 Aralık, 1942

Kişinin kendi kendisiyle sık sık konuşma alışkınlığına sahip olduğu bir dönem vardı ve iç dünyasıyla ilgili olayları belgelemek utanç verici değildi. Oysa bugün, günlük tutmak kişinin kendine yenilgisi olarak nitelendirilecek bir zayıflık ve küçümsenerek değerlendirilen bir zevk sayılıyor. Katı bir dönem bu içinde bulunduğumuz. Kanımca bugün, İngiliz soyluluğundan vazgeçmiş Amerikalı bir kabadayının ilkeleri her zamankinden daha güçlü olmuştur. Duygularınız var mı? Bu duygularınızı doğru ya da doğru olmayan biçimlerde belirlemenin yolları vardır. Bir iç dünyanız var mı? Kimsenin değil, kendi sorununuzdur. Heyecanlarınız var mı? Boğun onları. Bir düzeye kadar herkes bu ilkeye boyun eğer. Kısıtlı bir biçimde, belli bir içtenlik sayılır bu; sıkı ağızlı bir açık sözlülük. Fakat içtenliğin en gerçek olanının yasaklayıcı bir etkisi vardır. En ciddi sorunlar katılığın içinde kaybolur. İçe dönüklük yoktur ve bu nedenle büyük vurgunlarda ya da yüreklilikte yenemeyecekleri düşmanlara karşı iyi korunmamışlardır."
(Tanıtım Bülteni'nden)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2004
  • Sayfa Sayısı:
    205
  • ISBN:
    9789756287248
  • Çeviri:
    Neşe Olcaytu
  • Yayınevi:
    Okuyan Us Yayınları
  • Kitabın Türü:

Açıkçası okurken ilk başta bu kitap nasıl Nobel Edebiyat ödülü almış dedim ama okumaya devam ederken bu düşüncem değişti .Kitabın adı kitapla alakası yok gibi geldi bana daha çok boşluk değilde yaşamın karmaşasından dışarı çıkmak isteyen bir boşluk aramak isteyen bir adamın hikayesi gibi .Tabi bunu günlük biçiminde yazması yapmacılıktan uzak daha çok gerçekçi bir dille anlatması beni en çok etkileyen yanları aslında .Ben bile bu kitabı okuduktan sonra günlük yazmak istedim ama yapmadım o da ayrı bir konu .Tabi yazar günü gününe tutmamış ama en can alıcı yerleri yazmış .Kitabı okurken bazı yerlerde sıkıldım her okur gibi bu da beni amacımdan ayırmadı ama bu sıkılma hali bence gerçekleri anlatmasından öte geliyor .Belki ikinciye vurguluyorum ama abartmaması ve çıplak bir şekilde anlatması baya hoşuma gitti .Okurken sanki yazarın hissettiği duyguları hissettim karmaşayı ve sallandığı o boşluğu .

Necmettin Zafer 
14 Ağu 19:04 · Kitabı okudu · 2 günde · 5/10 puan

Nobel ödüllü yazarın ilk kitabı. Biraz “Yeraltından Notlar” biraz da “Bozkırkurdu” tadında olan roman bir günlük formatı şeklinde kaleme alınmış ve uzun felsefik düşünceler (sefiller acı çekmeli) ile kısa, önemsiz günlük ayrıntılar (oldukça sessiz bir gündü) arasında gidip geliyor. His ve düşüncelerin yoğunlukta olduğu kitap, 7 ay önce Şikagolu birinin savaşa katılmak için işinden istifa etmesi ile başlıyor. Ancak durum hiç de beklendiği gibi gelişmiyor. Kahramanımız bir türlü orduya çağırılmıyor. İşe dönmek de imkânsız çünkü her an çağırılma ihtimali var. Sivil yasa ile askeri yasa arasında gidip geliyor. Günler birbirine girmiş, her gün aynı şeyler, hatta çoğu zaman hangi günde olduğunu bile bilmiyor. Eşi para kazanıyor, o ise hiçbir şey yapmadan evde boş boş oturuyor. Çok sevdiği edebiyata olan ilgisi bile yok oluyor. Bu olay yapısı içinde yazar okuyucuya dolaylı olarak birkaç soru yöneltiyor: İşsiz bir adamın gözünden dünyayı görseydiniz ne görürdünüz? İnsanlığımıza dair ne keşfederdiniz? İçindeyken dünyayı daha mı iyi anlarız yoksa varoluşun özünü anlamak için kendimizle her günkü işler arasında mesafe mi koymalıyız? Kahramanımız toplumda yabancılaşmanın farklı evrelerinden geçiyor. Aile, arkadaşlar, Komünist partiler, sosyal gruplar hepsi bir yabancının bakış açısından tekrar değerlendiriliyor. Bunun neticesinde kendisi bir değişime uğruyor, başkalarıyla olan ilişkilerinde şüpheci davranmaya başlıyor, komşuları, akrabaları ve eşi ile arası açılıyor. Düşünmek bir iletişim yoludur ayrıca insanı birbirinden uzaklaştırabilen bir araçtır. Düşünmek ve gözlem yapmak için çok fazla zamanımızın olması bir yandan aydınlanmaya diğer taraftan kendimizi toplumdan soyutlamaya yol açabiliyor. Romanın sonu da aslında bir paradoks niteliğinde. Kahramanımız özgürlüğünü savaş yüzünden elde etmiştir. Zira orduya girmesiyle en büyük özgürlüğüne de kavuşmuştur. Aylardır çektiği çile son bulmuştur. Romanı kısaca toplumda soyutlanmış birinin düşmanca bir ortamda anlam bulma çabası olarak özetleyebiliriz.

Kitaptan 25 Alıntı

Black 
17 Eyl 11:43 · Kitabı okudu · 8/10 puan

-Geleceği ne olacak onun?
-Oh, gelecek ha?
-Evet, gelecek.
-Kimin geleceğinin ne olacağı belli ki?

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 70 - Cem Yayınevi)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 70 - Cem Yayınevi)
Black 
16 Eyl 18:52 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Evet, bu doğru. İnsanlar birbirine benzemez.

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 19 - Cem Yayınevi)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 19 - Cem Yayınevi)

Kişinin kendi kendisiyle sık sık konuşma alışkanlığına sahip olduğu bir dönem vardı ve iç dünyasıyla ilgili olayları belgelemek utanç verici değildi. Oysa bugün, günlük tutmak kişinin kendine yenilgisi olarak nitelendirilecek bir zayıflık ve küçümsenerek değerlendirilen bir zevk sayılıyor. Çünkü katı bir dönem bu içinde bulunduğumuz.

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5)

/ Ben sandalyemde kök salıyorum ve bu duygu dirençle beni rahatsız ediyor!. Yerimden kalkmayı bile deneyemeyecek haldeyim!. Öylesine gerçekçi ki bu, tüm vücudumda duyuyorum!. /

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 10)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 10)

Oysa Şimdi, bu denli boş zamanım olduğu şu sıralar kendimi bir dönemde başlattığım çalışmalarıma verebilmeliyim!

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)

Ömrüm boyunca böylesine bir durgunluk hissetmemiştim!. Tütün almaya bile çıkmak güç geliyor!.Bekleyeceğim!.

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 9 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 9 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)
Ayşegül Aydın 
13 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Spinoza'nın kişinin kendini koruyabilmesi kadar büyük erdemlilik olamaz deyişini anımsıyorum."
"Her şey pahasına kendisini, öyle mi?"
"Anlamıyorsun.Kendisi diyor, kişinin hayatını kurtarması demiyor.Aradaki farkı görüyor musun?"

Boşlukta Sallanan Adam, Saul BellowBoşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow

/ Heyecanlarınız var mı?. / Sıkı ağızlı bir açık sözlülük!. / Güçlükleriniz varsa sessizce çözümleye bakın!. / Günlük tutmam için zorunluluk oldu benim için; yani kendi kendime konuşmam!. Bunun hiç de kendime karşı bir yenilgi olduğu suçluluğunu duymuyorum!. /

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)

Bu kitaplar gözümün önünde olunca, günü gününe sürdürmeye zorlandığım bu yaşamdan çok daha değerli ve gerekli bir yaşamın güvencesi olarak görünürdü bana!. / Hiç değilse belirtilerini göz önünde bulundurmuş oluyordum!. Görüyor ve dokunabiliyordum!

Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)Boşlukta Sallanan Adam, Saul Bellow (Sayfa 5 - Kitaptan Cümle Derleme Çalışması: Kemal KABCIK)
3 /