Boşlukta Uyanmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
11,4bin
Gösterim
Adı:
Boşlukta Uyanmak
Baskı tarihi:
1 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759065
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Buraya nereden, nasıl ve ne şekilde getirildikleri bilinmeyen; katillerin, şizofrenlerin, masumların, sadistlerin ve dünya çapında aranan suçluların yaşadığı, geçmiş kavramının olmadığı bir akıl hastanesi. Buradan kurtulmanın tek bir yolu var: Kaçmak! Hastanenin çevresini saran kalın duvarları aşıp, boşlukta yok olmak! Mikail ise buna cesaret edebilecek tek kişi. Fakat duvarların arkasında ne var? Burak Parmaksız Boşlukta Uyanmak adlı romanı ile okuru bu kez içinden çıkılması olanaksız bir çukurun içine sürüklüyor.

“Tecavüze uğrayan insanlar, tecavüz eden insanlar. İşkence ederek arındığını sanan insanlar ve işkence görerek arınan insanlar. Dünya üzerinde geçirecekleri süre dolana kadar aralıksız uyuyanlar. Uyumadığını sanarak dört duvar arasında koşturanlar. Hiç kıpırdamadan durarak hayatı ıskalamayı başaracağına inananlar… Ve inançları uğruna ölümü dahi göze alanlar. Hepsi bir adım önümdeydiler.”
120 syf.
·10/10
Kitabı ilk çıktığı anda alıp hemen okudum. Kısa 120 sayfalık bir roman. Ama hazmetmesi gerçekten çok çok zor. Okumaya başladığınız anda bir labirentin içine giriyor ve sayfalar ilerledikçe o labirentte daha çok kayboluyorsun. Romanın her sayfasını dikkatle okumalısınız. Çünkü hepsi birer hazine ve sona doğru ilerlemenizi sağlayan birer şifre olacak. Bazı bölümleri okurken istemeden ağzınız açık kalacak. Burak Parmaksız'ın dili fazlasıyla etkileyici ve sert. Bir gün de bitirecek fakat etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız.
120 syf.
·10/10
İlk cümlesinden itibaren insanı kendisine bağlayan ve sonuna kadar sürükleyen olağanüstü bir kitap. Yazarın cümlelerle oynama yeteneğine hayran kaldım. Kitabın bazı bölümleri insanı inanılmaz etkiliyor, tüylerini ürpertiyor. Yazarın Bosna Herkes Srebrenitsa olayından ayrıca bahsetmesi çok hoşuma gitti.
"Bu defa şeytan Asya veya Afrika da değil, Avrupa’nın tam ortasındaydı! Srebrenitsa da... Beş gün sürmüştü insan kıyımı. Bir asır gibi geçen beş gün! Bilanço kaldırılmayacak kadar ağırdı. 8372 cana karışık milyarlarca bilestsiz seyirci..."
  • Bunaltı
    7.5/10 (130 Oy)72 beğeni237 okunma249 alıntı3.937 gösterim
  • Gergedan
    7.6/10 (379 Oy)266 beğeni1.001 okunma739 alıntı6,4bin gösterim
  • Ziyan
    8.7/10 (670 Oy)625 beğeni2.180 okunma2.103 alıntı12,7bin gösterim
  • Nohut Oda
    8.2/10 (680 Oy)516 beğeni1.784 okunma868 alıntı12,1bin gösterim
  • Malafa
    8.0/10 (607 Oy)541 beğeni2.018 okunma853 alıntı8,3bin gösterim
  • İtiraf
    8.4/10 (980 Oy)934 beğeni2.856 okunma831 alıntı21,1bin gösterim
  • Ölüm Pornosu
    7.0/10 (484 Oy)345 beğeni1.676 okunma404 alıntı18,7bin gösterim
  • Kambur
    7.8/10 (478 Oy)389 beğeni1.460 okunma840 alıntı10,3bin gösterim
  • Ölüler Diyarı
    8.4/10 (606 Oy)523 beğeni1.400 okunma583 alıntı12,2bin gösterim
  • Gör Beni
    8.7/10 (2.532 Oy)2.788 beğeni6,3bin okunma6,3bin alıntı75,7bin gösterim
120 syf.
·Puan vermedi
Doğum çaresizlikle başlıyor yaşam da ölüm arasında çaresizlikle sürüyor. Cenin pozisyonu bir biçim krallık bir meydan okuma, tüm çaresizliklere meydan okuyan bir hal boşlukta uyanmak , hayata intihar çizgilerinden tutunmak...Bir çırpıda okunacak yazarlara feyz olacak bir kurgu kitap.Boşluğun kendini tamamlayışının resmini çizer gibi bir nevi...
120 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı çıktığı ilk gün alıp okudum. Daha önce Burak Parmaksız'ın Bunaltı romanını da okumuştum ve çok beğenmiştim. Buna da kesinlikle hayran kaldım. Karakterler çok farklı ve ilgi çekiciydiler. Yazar karakterlerin içlerinde bulunduğu psikolojik durumları çok güzel yansıtmış. Kitap özellikle 40.sayfadan sonra bambaşka bir hal alıyor. İlk bölümlerde ne oluyor? ne bitiyor derken kendinizi birden başka bir dünyanın içerisinde buluyorsunuz. Isak adındaki karakterin olduğu bölümleri hayretler içerisinde okudum. Yazar sadece Isak karakteri için bir kitap yazsa tereddüt etmeden alır okurum, o kadar merak ettim. Ve Mikail'in geçmişte yaşadıkları tüylerimi diken diken etti. 17 yaş ve üzeri herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
120 syf.
Hay benim aklıma...
Ben ne okudum şimdi?
Hadi okudun be adam okumasına,
Ama okuduğundan ne anladın?
Gel Bi anlat bakim...
Amann ne anlatayım ki.
Tamam iyi güzel şeyler var olmasına var ama kitap beni hiç ama hiç sarmadı. Yarım yamalak kalmasın diye okumaya devam ettim.
Yarıya kadar iyi ilerledi ama sonrası benim için fıs.
Tabi başkaları çok beğenip övebilir ama ben beğenmedim.
Ne halt yemeye böyle maceralara gerek duyuyorum ki?
Be adam,
Evindeki kitaplıkta okumayı bekleyen onca klasik varken,
Ne diye macera peşinde koşup,
Farklı farklı kitaplar okuma uğraşında olursun.
Bu tarz kitaplar bana göre değilmiş,
Belli Bi yaştan sonra kafa basmıyor...
Size nacizane tavsiyem:
"Yaaaa şu kitap güzel mi ola, Bi alıp okusam mı diye macera peşinde koşmayın"...
Kitap yazarına karşı tabi saygım sonsuz,
Sonuçta ben seveyim ya da sevmeyeyim adam emek vermiş emek.
Ammaaa kitaba verdiğim paraya değil de,
Bu kitabı okuyacağım diye okumayı ertelediğim güzel mi güzel "Limon Ağacı" adlı esere üzülüyorum.
Neyse,
Onlarca güzel kitap arasında Bi iki tane de kafamızın basmadığı kitaplara denk gelelim,
Sorun değil.
Herkese,
İyi okumalar, güzel paylaşımlar ‍️
120 syf.
·Beğendi·7/10
Eğer kitapları çizerek okuyan bir insansınız, ilk satırını çizebileceğiniz bir kitap karşımızda duruyor. Hikaye sizi bir anda içine çekiyor sonrası malum zaten… Ara kısımlarda bir şeylerin uyuşmadığını oturmadığını hissedebilirsiniz ama sonunu anlayabilmek için arada bocalamak lazım :). Daha önce bu yazarı tanımıyordum bile. Yeraltı edebiyatı ile ilgili bir yazıda sadece ismini duymuştum ve kitabı okumaya karar verdim. Bence siz de en kısa zamanda bu kararı vermelisiniz. Gayet güzel kurgulanmış doyum verici bir kitaptı.
120 syf.
·Puan vermedi
Kitabın giriş cümlesi çok başarılı. Farklı hikayeleri kitabın sonunda çok güzel birleştirmiş. Kitabın sayfa olarak az olması da bir çırpıda bitmesini sağlıyor. Dili sıkmıyor.
120 syf.
·5 günde
" Ve tüm evren, inanç adında dört buçuk milyar yaşındaki yaşlı bir çamaşır makinesinin içinde yıkanıyorduk. Yıkandıkca kirleniyorduk.. "



Burak Parmaksız'ın ilk okuduğum kitabı. Güzel yürekli bir insanın tavsiyesi sonucu okuma şansım oldu ( sonsuz teşekkürler:))

Burak Parmaksız'ın kalemini kuvvetli buldum. Kısacık bir kitap olmuş Boşlukta Uyanmak ama öyle yoğun ki anlatım ve anlatılanlar. Hazmetmek istiyor insan her paragraftan sonra. Ayrıca bir iki yer vardı ki tokat gibi çarpan, çok sertti. Nitekim çok sevdim. Mikail karakteri cok sıradışı olmuş. Düşünceleri, inanışları,duyguları çok farklı. Karakterin piskolojik tahlili öyle etkileyici ki, birkaç yerde ürperdim diyebilirim. Bir boşlukta salandım karakterle. Kitabı bitirdiğimde nasıl bir yolculuk yaşadım bilemedim, tek bildiğim çok farklı bir keyif almış olduğum...
Tavsiyemdir.. Huzurlu akşamlar :)
120 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Şimdi hızlıca bir düşündüm de, Hakan Günday'dan sonra bu alanda okuduğum en iyi kalem diyebilirim. Yazarın kalemine hayran kaldım. Bu kadar farklı konuları bir örüntü içerisine sığdırabilmek siz ne dersiniz bilemem ama bir ustalık ve hakimiyet gerektiriyor. Kısa ve öz bir biçimde hem de. İnsan bilinci, beynin farklı gizemli katmanları, insan yaşantısı, tesadüfler, kesişen hayatlar üzerine kısa bir roman. Bundan fazlası da kitap hakkında bilgi vermeye girer. Ki onu da hiç sevmem. Herkesin deneyimi ve okurkenki macerası kendine özeldir. Herkese iyi okumalar!
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Tavsiye edildiğinde hiç duymadığım için biraz soğuk bakarak kitabı okumaya başladım ama bu kitabı 3. okuşum. Kitap etkisini hemen ilk sayfada göstermeye başladı. İnanılmaz yalın ve akıcı bir dile sahip. Uzun zamandır böyle bir anlatım tarzını görmedim. Yazarın kendine özgü ve etkili bir dili var. İnsanı kendine çeken türden. Konular arasında durmadan geçişler var normalde bu geçişler insanı yorar ve dikkatini dağıtırken bu kitapta tam tersi bir etki yaratmış ve bu etki kitaba inanılmaz renk katmış. Kitabın konusuna gelince; bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde geçen olaylar anlatılmaktadır. Ana kahramanın ismi Mikail’dir. Konu İstanbul’dan çok uzak Norveç’te geçmektedir. Mikail insanların zamanla şeytanlaştığını düşünen ve onu iyileştirmeye çalışan insanların acı çekerek yok edilmesi gerektiğini düşünen psikopat kişiliğe sahip biridir. Ama hem de büyük bir ama kitabın sonunda sizi bekliyor. Aslında bambaşka bir kişilik ve hayata şahit olacaksınız. Mutlaka okunması gereken bir kitap...
120 syf.
·4 günde·7/10
Burak Parmaksız' ın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı okumaya başladığınızda nerede olduğunuzu ve karakterleri çözemiyor adeta bir zihinsel boşlukta dört bir yana savruluyorsunuz. Bir sürü uçuşan gündelik bağımsız düşünceler içerisinde yolunuzu yönünüzü kaybediyorsunuz. Hayatın anlamına ya da anlamın derinliğine dair değil bu düşünsel savruluşlar söylediğim gibi daha yüzeysel ve gündelik.
Yazarın anlatımını beğendiğimi söyleyebilirim ancak asıl etkileyici olan romanın kurgusu oldu. Sürprizi ve çözümü en sona bırakmayı tercih etmiş yazar. Ve bu ''uzun karanlık bir koridorda yürürken ve ışığı açan düğmeyi ararken, bir taraftan da anlam veremediğiniz bir sürü olaya diyaloga maruz kalıp; en nihayetinde koridorun sonundaki düğmeye ulaşıp ışığı açmayı başardığınızda, tüm koridorun aydınlanmasına ve her şeyin anlamlanmasına benziyor.''
HIzla okunabilir, farklı, cesur bir roman...
120 syf.
·6 günde·Puan vermedi
İlginç ve bir o kadar da yorucu bir kitaptı. Bazı sayfalarda Mikail'in ne düşündüğünü ne dediğini anlamak için iki kere okuduğum oldu :) ama sonu güzel bitti. Daha doğrusu hiç beklenmedik bir şekilde bitti. Zaten en sonunda bittikten sonra bütün olayları hazmedebildim :) veee hâlâ küçük bir kafa karışıklığı var desem yalan olmaz :) yazar bu kitapta biraz beyin cimnastiği yapalım istemiş bence :) Tavsiye ederim okuyun derim :) pişman olmazsınız :) Kesinlikle aklıma gelmezdi böyle bir son :) ben hep çok farklı hayal etmiştim :)
Üzerinde alzheimer hastası yazan, yaşlı bir kadının kayıp ilanını yırttım. Çünkü alzheimer'ın ne olduğunu biliyordum. Özgürlüktü... Hatırlamamak... Dünyadaki belki de en muhteşem şeydi. Bir hastalık değil ödüldü...
Durdum. Çünkü beyaza boyanmış yumuşak bir tümseğe basmıştım. Dört yaşında taze bir tümseğe. En küçük kardeşimin sırtına! Mosmordu. Yüzü, dudakları, gözleri, elleri, boynu. Her yeri. Ardından diğerleri. Yüz metre ilerdeki çalılıkların arasındaydılar. El ele. Karların altında. Babamın kollarında ve tabutta.
Babam müslüman ülkede doğmuş bir Yahudi’ydi. Dedem, babaannem, babamın kardeşleri... Benim de onlar gibi dindar bir Yahudi olmamı ve Kudüs’e giderek, bir betonun önünde ağlayarak dua etmemi, Tanrıdan af dilememi istiyordu. Elime çocuk yaşta tutuşturduğu kitapları okuyup ezberlememi… Hiçbir zaman yapmadım. Çünkü ben herhangi bir dinin mensubu olamayacak kadar uzaktaydım her şeyden. Ama elbette inanıyordum bir yaratıcının varlığına. Hatta bazı peygamberlerine yüz yıllar önce, Cebrail isimli meleği aracılığıyla gönderdiği bütün kitapları anlayacağım dillerde defalarca okumuş, karşılaştırmıştım. İşe yaramadılar. Birbirlerine olan farklılıkları güvenimi tamamen yitirmeme sebep olarak seçim şansı yapmamı sonsuza kadar engelledi. Ben de çaresizce kolay yolu seçmeye karar verdim. Seçmedim. Kendi düşüncelerime koşulsuz şartsız inandım ve dinleri aracı tutmadan dua ettim. Şimdi olduğu gibi.
Zaman geçti. Dünya denen sahnede büyüleyici illüzyon gösterileri hız kesmeden devam etti. Kimse vazgeçmedi. Sabredip, vazgeçmeyince gerçek bir günahkâra dönüşüyorsun. Melek olarak doğ, şeytana dönüşmüş bir şekilde öl. İnsanoğlunun gerçek evrimi!
Kötüye inanıyorum ben. İyilikle kötülük arasında sürekli bir mücadele olduğuna ve bu mücadelenin de etiyle kemiğiyle bizim içimizde verildiğine inanıyorum.
Ingvar Ambjörnsen

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Boşlukta Uyanmak
Baskı tarihi:
1 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759065
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Buraya nereden, nasıl ve ne şekilde getirildikleri bilinmeyen; katillerin, şizofrenlerin, masumların, sadistlerin ve dünya çapında aranan suçluların yaşadığı, geçmiş kavramının olmadığı bir akıl hastanesi. Buradan kurtulmanın tek bir yolu var: Kaçmak! Hastanenin çevresini saran kalın duvarları aşıp, boşlukta yok olmak! Mikail ise buna cesaret edebilecek tek kişi. Fakat duvarların arkasında ne var? Burak Parmaksız Boşlukta Uyanmak adlı romanı ile okuru bu kez içinden çıkılması olanaksız bir çukurun içine sürüklüyor.

“Tecavüze uğrayan insanlar, tecavüz eden insanlar. İşkence ederek arındığını sanan insanlar ve işkence görerek arınan insanlar. Dünya üzerinde geçirecekleri süre dolana kadar aralıksız uyuyanlar. Uyumadığını sanarak dört duvar arasında koşturanlar. Hiç kıpırdamadan durarak hayatı ıskalamayı başaracağına inananlar… Ve inançları uğruna ölümü dahi göze alanlar. Hepsi bir adım önümdeydiler.”

Kitabı okuyanlar 505 okur

  • Ayşe beyhan
  • Aslı Korkmaz
  • Hermonie
  • Gülistan Süer
  • Çakıltaşı
  • Fatma Deniz
  • Umut Yalçın
  • #unidentifiedperson
  • Serhat Özakan
  • Ayşe

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.6 (88)
9
%10.6 (27)
8
%19.7 (50)
7
%13 (33)
6
%7.5 (19)
5
%5.1 (13)
4
%2 (5)
3
%2.8 (7)
2
%2.4 (6)
1
%2.4 (6)

Kitabın sıralamaları