Böyle Buyurdu Zerdüşt

·
Okunma
·
Beğeni
·
59.083
Gösterim
Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054473908
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya İzmir Yayınevi
Siz bana: "Yaşama katlanmak zor" diyorsunuz.Ama öğlenden önceki gururunuz ve akşamki teslimiyetiniz ne için var'Yaşama katlanmak zor: ama çok nazikmiş gibi davranmayın öyle!Biz hepimiz güzel, erkek de dişi yük eşekleriyiz.Vücudu üzerindeki bir çiğ damlası yüzünden titreyen birgül tomurcuğuyla ortak neyimiz var bizim?Doğrudur: Yaşamayı yaşama değil aksinesevmeye alıştığımız için severiz.Sevgide her zaman biraz çılgınlık vardır.Ama çılgınlıkta da her zaman biraz akıl vardır.Ve yaşamla arası iyi olan bana da,kelebek ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bu cinsten olanlarsanki mutluluğu en çok bilenlermiş gibi geliyor.Bu hafif, kaçık sevimli hareketli ruhların pırpır edişlerini görmekbu Zerdüşt'ü gözyaşlarına ve şarkılara boğar.Ben sadece danstan anlayan bir Tanrıya inanırdım.Ve ben şeytanımı gördüğümde, onu ciddititiz, derin, coşkulu bulmuştum: o ağırlığın ruhuydutüm nesneler onun aracılığıyla düşerdi.Öfke ile değil aksine gülme ile öldürür insan.Haydi, gelin öldürelim ağırlığın ruhunu!
15 Ekim 1844' te doğan, "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu, Alman filozof ( Friedrich Nietzsche) Nietzsche' nin düşüncelerinin en yüksek düzeye ulaştığı hatta hakkında " En derin eser " dediği kitabıdır Böyle Buyurdu Zerdüşt. Bu eser kendi alanında, kendi felsefesine göre bir ana yapıt, prototiptir. Her ne kadar felsefi bir kitap olsa da diğer felsefe eserlerinin ve adamlarının aksine Nietzsche bu kitabında oldukça yalın, anlaşır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Aslında Nietzsche için filozof demek bana her daim yetersiz gelmiştir. Çünkü Sigmund Freud ' in büyük çalışmalarla, kuramlarla çağımıza ulaşmasına sebep olduğu psikianalize büyük katkıları olan ve hatta "Bilinçaltı (id)" kavramını ilk kez ortaya atan kişidir Nietzsche. Kendisini "Filozoflar içindeki ilk psikolog" diye tanımlaması da bundan dolayı olsa gerek.


Nietzsche bu kitabında kendine Zerdüşt ' ü sözcü olarak seçmiş, anlatacaklarını onun buyruklarıyla kaleme almıştır. Zerdüşt bundan yaklaşık 3.500 yıl önce kesin olmamakla birlikte İran' da ortaya çıkan ve kendini peygamber ilan eden Zerdüştlük inancının kurucusudur.


Düz yazı ve şiirsel bir anlatımın hakim olduğu eserde, Nietzsche dil bilgisi kurallarını bir kenara itip aforizmalarla, iğneleyici bir üslup, felsefi mülahazalarla dolu bir anlatımı tercih etmiştir. Bazen en olumlu cümleyi ters köşe yaparak olumsuz bir şekilde sonlandırması, kullandığı imalı ve küçümseyici dil Nietzsche ' nin anlaşılmasını ve eserin hakkettiği değeri görmesini engellemiştir. Bu konuda Nietzsche bir öngörüde bulunmuş ve bu eserin anlaşılabilmesi için, bir asır geçmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de 19.yy' da yayımlanan bu kitap ancak 20.yy' ın ortalarında ses getirmeye, bir popülarite kazanmaya başlamıştır.


Kitabın kahramanı kendini insanlardan soyutlamış, dağda inzivaya çekilmiş olan Zerdüşt. Kendine insanlar yerine bir kartal ve yılanı dost edinmiştir. Çünkü insanoğlunun dostluğuna güvenmiyordur. Nietzsche bu kitabında tüm inançları yok sayıp, ilahi bir bakışla, evreni, tanrıyı, varlığı, dinleri,,, sorgulayıp, yargılamıştır. İnsanlığın savunduğu her küçük düşününceyi avam bulup reddeder, herkesle, her şeyle bu konuda kavga eder. Çünkü ona göre hayatın tek bir amacı, felsefesi vardır; " Üstinsan " olmak. Bu seviyeye, mertebeye ulaşmak için her türlü küçüklüğü, zayıflığı yıkmak, hiç etmek gerektiğini düşünür. Peki nedir üstinsan? Nietzsche ' nin felsefesine göre üstinsan; insan evriminin sonraki aşamasıdır. İnsanın aşılması gereken bir varlık olduğunu düşünür. İnsanın gözünde maymun neyse üstinsanın gözünde de insan odur. Yani bir bakıma evrim teorisini destekler, insanın maymundan evrildiği gibi insandan sonraki evrimin de üstinsan olduğuna inanır.

Nietzsche ' ye göre güç her şeyin üstündedir ve bu güçle zayıf, sığ bulunan her düşüncenin, inancın yıkılması gerektiğini söyler. Üst insana giden yolun güç olduğunu, zayıfların bu evrimi geciktirdiğini söyler. İşte Nietzsche ' nin bu düşüncesi zamanla yanlış yorumlanmış hatta bilinçli bir şekilde saptırılmıştır. Bunun sebebi olarakta Nietzsche ' nin kızkardeşi gösterilmiştir. Çünkü Nietzsche ' nin eserlerini toplayıp düzenleyen odur. Bu saptırmalar sonucunda Nietzsche ' nin felsefesi asla savunmadığı hatta karşısında olduğu görüşlerce kullanılmasına yol açmıştır. Gençken bu eseri okuyup etkilendiğini söyleyen ve hatta askerlerine bu kitabı dağıtan Hitler yüzünden Nietzsche ' nin adı Nazizmle çok fazla iç içe geçmiştir. Oysa ki Nietzsche her zaman bir Alman karşıtı olmuştur.


Defalarca okuduğum ve hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplardan biridir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Son olarak yayınevi farkından bahsetmek istiyorum. Bu kitabı İskele Yayınları, Mustafa Bahar çevirisi ve İş Bankası Kültür Yayınları, Mustafa Tüzel çevirisiyle iki farklı yayından okudum. Gerçekten çevirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitabı okumayı düşünen arkadaşlara her klasiği olduğu gibi bunu da kesinlikle İş Bankası Yayınları' ndan okumalarını tavsiye ederim...


" Yalnız insan, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün." (Sayfa: 62)
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.424 Oy)19.184 beğeni43.760 okunma3.037 alıntı184.565 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.619 Oy)8.895 beğeni28.951 okunma850 alıntı140.793 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.791 Oy)13.515 beğeni34.823 okunma3.453 alıntı147.335 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.953 Oy)8.923 beğeni26.535 okunma2.706 alıntı115.883 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.525 Oy)7.938 beğeni21.533 okunma4.041 alıntı130.604 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.513 Oy)8.107 beğeni22.992 okunma849 alıntı90.730 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.359 Oy)9.321 beğeni25.896 okunma1.855 alıntı119.889 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.072 Oy)6.419 beğeni16.973 okunma2.964 alıntı86.782 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.625 Oy)9.126 beğeni25.554 okunma1.554 alıntı128.181 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.704 Oy)5.806 beğeni19.842 okunma843 alıntı102.161 gösterim
Nietzsche bence şimdiye kadar okuduğum tüm filozoflar içinde en anlaşılır ve en eğlenceli olanı çünkü; kelimelerini öyle bir yerleştiriyor ki anlattığı ağır ve üstünde düşünülmesi gereken konuları bir çırpıda zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Betimleyerek ve şiirselleştirerek, hikaye anlatır gibi anlattığı için benim favori filozofum olmuş durumda. Çünkü onu anlayabiliyorum. Diğer filozoflar bana sanki anlaşılmamak için çaba harcıyorlarmış gibi gelirler. Sizlere tavsiyem eğer felsefeye ilgiliyseniz işe Nietzsche kitapları okuyarak başlamanız. Böyle Buyurdu Zerdüşt ten önce onun tasvirlerine ve düşünce tarzına alışmanız için Deccal adlı eserini okuyabilirsiniz.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap her ne kadar en çok okunanlardan ve bol alıntı yapılanlardan olsa da felsefeye giriş olarak başlanması yanlış olur. Çünkü belli bir birikimle kitabın başına geçilmesi en azından dogmatik düşüncelerden uzaklaşılmış olması gerekiyor. Farklı okumalara açık bir kitap olabiliyor Zerdüşt. Öyle ki Hitler nazi propagandası olarak kitabı çok iyi kullanmış. Üstinsan modelini sadece 1 ırka bağlayarak faşist düşüncelerine kaynak olarak göstermiş. Bunda biraz Nietzche'nin kız kardeşinin de yardımları olduğu söylentiler arasında (kendisi Nietzche öldükten sonra notlarını düzenleyip yayınlatan kişi). Benim yorumum ise kitapta bahsedilen üstinsanın ırkla alakası olmadığı, kişinin yaşayacağı içsel yolculuğun önemli olduğu. Burada üstinsanı okurken onun erkek karakter olması beklendiği izlenimine kapıldım. Kadınların görevi ise üstinsanı doğurup gelişmesine yardımcı olmak gibi sanki. Bunda da Nietzche'nin kadınlardan çok çekmiş olmasının etkisi olduğunu düşünmekteyim. Zerdüşt felsefe kitaplarının klasik anlatımı yerine roman havasında yazılmış. Bu biraz kitabı okumayı keyifli hale getirmiş bence. Felsefe kitapları okuyan biri olarak bu fikri beğendim. Kitapta bazı olaylarda göndermeler olduğunu bu yüzden onları anlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Özellikle hristiyanlık ve yahudilikle ilgili. Mesela akşam yemeği bölümü İsa'nın son yemek tablosuna göndermeydi. Bu çok bilinen birşey ama benim anlamadığım göndermeler olabileceğini düşündürttü bana. Kitaptaki her fikrin çok mükemmel olduğunu söyleyemem. Savaşa methiyeler düzmesi (Hitler'in kitapta en sevdiği kısımlardır büyük ihtimalle), kadınların çok geri plana atılması ve hükmetme meselesi. Bunun yanısıra devlet, din, dünyadaki sınırların ortadan kalkması gibi mevzular da var. Kitap 1 asır yıl önce yazılmış biz hala bu konularda ilerleme yerine gerileme gösteriyoruz. Üzgünüm Zerdüşt ama üstinsan için galiba 1-2 asır daha beklememiz gerekebilir. Dünya diye bir yer bırakabilirsek tabii.
Beklediğimden çabuk bitti sıkılırım diye bekliyordum fakat okurken hiç sıkılmadım hadi bit artık da başka kitaba geçeyim demedim bu türe alışkın olmayan biri olmama rağmen.Kitabın bazı yerlerini alışık olmadığım için iki sefer okumak zorunda kaldım doğal olarak ama kitaptan bir şeyler alabilmek için elimden geleni yaptım. Nietzsche'nin bir iki eserini okuduktan sonra Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü tekrar okumak istiyorum eminim o zaman zerdüştün ne aradığını ve üstün insanı daha iyi anlayacağım.
Lisedeyken Felsefe öğretmenimiz, Nietzsche'yi bize öyle kötü tanıtmıştı ki ister istemez ona karşı negatif duygular beslemiştim...Eee o zamanlar sorgulamayı bilmeyen ezberci bir yapıya sahiptim.Ne verilirse onu alıyordum sadece...
Gel zaman git zaman gerek yaşadıklarım gördüklerim, gerekse araştırarak öğrendiklerim olsun, bende farklılıklar oluşturmaya başladı.Artık dünyaya yalnız kendi penceremden bakmıyorum ya da kişilere ve olaylara önyargılı yaklaşmıyorum...Bu kıvama gelmişken de Nietzsche'yi de okumaya karar verdim ve iyiki de okumuşum. Bu eseri herkesin okuması gerektiğine inanıyorum...Yazar bu kitabında oldukça anlaşılır sade bir dil kullanmış. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum ama bunu sadece yazdıklarının derin manasını daha iyi kavrayabilmek için yaptım. Okudukça tabularınız yıkılacak, düşünmeyi ve sorgulamayı daha iyi yapabileceksiniz. Kitabı okurken o kadar alıntı paylaştım ki utanmasam bütün kitabı paylaşacaktım neredeyse =)) İşte onlardan bazıları

"Seven kişi ödülün ve cezanın ötesinde sever"

"En büyük günah neydi şimdiye kadar? "Burada gülenlerin vay haline!" diyenlerin sözleri değil miydi?

"Mükemmelleşen, olgunlaşan her şey, ölmek ister!"
" Herkes" ve "Hic Kimse" ıçin bir kitap

" Ben bir ormandayım ve karanlık ağaçların bir gecesiyim, ancak karanlığımdan korkmayan biri, selviumun altındaki bankaların güllerle dolup taşacağını bulacaktır."
Friedrich Nietzsche'yi anlayan gerçekten güllere ulaşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt; korku filmi gibi. Korkunç derecede kasvetli ve kör edici derecede parlak cümleler. Onu anlayamıyoruz; kendi deyişiyle o bizim kulaklara göre ağız değil.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche'nin erişilebilir muazzam derecede zekice yazılmış felsefi eseridir. Burada sözcü olarak olarak bütün semavi dinlerden önce varolan, Antik Iran'da kurulan, Zerdüştlüğün kurucusu olan Zerdüşt Sipitama'yi sözcü olarak kullanmış. Zerdüst kitapta bizlere hikayeler anlatir, vaaz verir, şiirler okur. Nietzsche'nin temel felsefesindeki üstinsanı oluşturmayı amaçlar. Dağdaki uzun bir yalnızlığın ardından Zerdüst dünyaya Tanrı'nin öldüğünü ve insanlığın tanrısallığının- insanda uygulandiğıni, kendi din kitabı olarak sayılabilecek sözlerin anlattığı, Nietzsche'nin " Tanrı öldü" sözü, hayatının anlaminın tamamen insani terimlerle bulunması konusundaki ısrarından oluşan aforizmalar.

"Sen uçuruma baktığında, uçurum da senin ruhunun derinliklerine bakar."
Friedrich Wilhelm Nietzsche

Bence Nietzsche batı felsefesinin en devrimci, en yıkıcı ve en sert düsünürlerinden biridir.
Okuması zor ama bir o kadar da keyiflidir.
Zerdüşt'ün 10 yıllık dağda olan yaşamından sonra halk arasına girip kendi iç dünyasını anlatan bir eser.
Friedrich Nietzsche'nin hayata karşı felsefik düşüncelerini yazdığı bu eserde sık sık güzel tespitlere rastlama şansınız oldukça yüksek.

Bazen bu adam delinin tekidir dersiniz, bazen de böyle bir deha yok dersiniz. Yazar bu iki üç nokta arasında sürekli gidip geliyor. Yanlız tek farklı olan şey sadece uç noktalardan mesaj veriyor olması. Yani söylediği ifaderi değerlendirmek için insanın aklından geçen iki ifade belirginleşiyor; biri delilik, diğeri dahilik. Orta kısımlarda pek gözükmez. Bu da kuşkusuz onu, dolayısıyla da "Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserini de özel kılıyor.

Dili biraz ağırdır. Oldukça fazla sayıda karmaşık ifaderi vardır yazarın. Kitap bitti ama hâlâ da burda ne söylemek istemişti dediğim ifadeleri var aklımda. Hayatı anlamak ve Friedrich Nietzsche dünyasıyla aydınlatmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim...
Bu romana inceleme yazsam mı!
Yazmasam mı! diye ikilemdeydim kaç gündür. Çünkü kolay yorumlanacak bir roman değil; Böyle Buyurdu Zerdüşt.
Ama çorbada benim de tuzum olsun isterim. Belki de tahrik ederim bir kaç kişiyi kitaba.

İnsanlardan kaçmak ve kendi mağaramıza saklanmak kolay değildir, ama gereklidir. Çünkü insanlardan kaçıp kendini tanımak, insanları tanımanın birinci kuralı değil midir ? İnsanın kendini aşması yine insanın kendisine bağlı değil midir ? Çünkü "insan alt edilmesi gereken bir canlıdır." der Nietzsche. Ve kendini aşmış bir insanın aşamayacağı bir insan yoktur. Kendini tanı, aş çünkü her insan kendi hayatının yönetmenidir, başkasının dublörü değil. Boş teneke gerçekten çok ses çıkarır ama o teneke doldukça ses azalır, hatta bir yerden sonra tenekenin kendi sesi değilde içinde bulunan şeyin sesi duyulur ve ağırlaşır teneke.

"Düşünmek zordur, büyük bir enerji ister." demiş Oğuz Atay. Gerçekten de öyle değil midir? Bizi biz yapan ilk başlıca olgu o değil midir ? Düşünen bir insan ile düşünmeyen bir insan aynı mıdır? Ama bu düşünmek herkese bahşedilmiş bir hediyedir, bir ayrıcalık değil, yeterki kullanmasını bilene. O zaman neden hala düşünmüyoruz ve düşünmedikçe yok oluyoruz. Başkalarının düşüncelerine işçiyiz ama kendi düşüncelerimize neden tembel ve aylak oluyoruz. Neden ?

Romanı uzun süre zarfında bitirdim, ama bu roman bunu gerektiriyor öyle gelişigüzel okumalık değil bu. Bahçede ki her meyveden tatmak istedim, gelecekte ki günler için de sakladım. Okyanusta yüzdüm, yeni stiller öğrendim. Bir kaç sefer boğuldum ama suyun kaldırma kuvveti işte, çırpındıkça kaldırdı beni. Yani Zerdüşt çok oyaladı beni, çok direndim onun o aforizmalarına, monologlarına, o üstün insan modeline. Öyle bir roman ki duş alırken çıplak olmamız gerektiği gibi bu romanıda çıplak kafayla okumamız gerek. Yoksa vücudumuz değil sadece elbiselerimizi yıkamış ve ıslatmış oluruz. Anlaşılması güç olan yerler elbet olacak, güzelliği ve tahrik ediliciği budur romanın ama imkansızda değil anlamak. Bu üslup da her halde Nietzsche'yi diğer filozoflardan ayıran büyük etkendir.

Hepimiz bazen başka bir bedene, farklı bir görünüme, farklı bir pozisyon bürünüp başkalarına bir çok şey konusunda bir harita, bir ışık ya da bir el olmak isteriz. İyiyi ve kötüyü, yanlışı ve doğruyu, yaşamı ve ölümü, maddi ve manevi v.s daha bir çok sey konusunda yardımcı ve yol gösteren olmak isteriz. Ama bu durumları o anda hissettiğimiz duygularımız ve düşüncelerimiz bunu yapmamız konusunda dilimize mi emreder yoksa herkese ayrı ayrı oluşturduğumuz maskelerimiz mi ?
Bence her ikise de birbirini tamamlayan şeylerdir. Karşıdaki kişiye göre taktığımız maskemiz ne olursa takındığımız dilde oynadığımız rol de o olur diye düşünüyorum. Ama işte, keşke bütün insanlar herkese her konuda eşit olsa ya da davransada maskeler çöplere atılsa.
Ali neyse Ali olsa. İnsan kendi olması istediği kendi olsa rol yapmasa...
Bana göre Üstün insan zircirlerini kırmış ben olan insandır. Bilgili olduğunu düşünen cahillerden değil, Nietzsche'nin tabiriyle bilgi savaşçısı olan ve sürekli bu bilgi savaşına katılıp her savaşta yaralanan insandır. Mutlu ve huzurlu olan değil Özgür olan insandır, Üstün insan...

Buna da değinmek isterim Nietzsche'ye göre romanda ağırlıklı olarak iki türlü insan vardır; iyi ve kötü insan. Olması gerekende budur. Tıpkı Albert Einstein'in de dediği gibi "Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbu ki olay komplike değildir! İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar.
İyi insanlar ve kötü insanlar."
Herkes Ve Hiç Kimse İçin Bir Kitap

Zerdüşt beni tekrardan, uyandırdı derin uykumdan.. Aradan dört yıl geçti, dört yıl önce bu kitabı ilk elime aldığımda, itiraf etmek gerekirse baya ağır gelmişti o zaman, belkide doğru zamanı beklemeliydim. Zerdüşt şair midir? Gezgin midir? Derviş midir? Deli midir?
Gibi soruların cevabını bulamadan kapatmıştım kapağını kitabın. Aslında dili ağır değil, anlatımı ağır sadece, eserde anlaşılır ve şiirsel bir dil mevcut. Fakat nedense o günden sonra dönmedim artık kitaba. Bundan yaklaşık iki hafta önce elime geçti tekrardan, ve okuma şansını yakaladım yeniden. İlk sayfalarında yine okumakta zorlandım. Sıķıcı gelmeye başladı.. Fakat sayfalar ilerledikçe hem yazarın üslubuna alıştım hem de metin örgüsüne. Her cümle kendi içinde yoruma açık, ve içinde binlerce anlam barındıran, kıssadan hisse gibi..
Anlattığı her şeyi doğru bulmakla beraber, acımasız bir şekilde hazmedebiliyor insan. Hayatın ve ruhun kıyısında, çokca gelgitlere şahit olan, kalıplaşmış düşüncelere keskin izler bırakan bir eser. Ve çağın ilerisinde olan düşünceli bir kitap.
Nietzsche, felsefe alanında yalnızca metnin içeriğiyle değil, uslûbu ya da söylemiyle de yakından ilgilenmiş, yeni düşünceleri yeni söyleyişlerle dile getirme prensibiyle hareket etmiştir. Böyle Buyurdu Zerdüşt, bu anlamda felsefeye yeni bir içerik katkısından ibaret olmayıp yeni bir söylemsellik de getirmiştir.


Friedrcih Nietzsche  (d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900) ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.
"Güç istenci" "bengidönüş" "üstinsan" gibi fikirlerle tanınan, Alman filozof "Friedrich Nietzsche'nin" bu eseri 1883-1884 yılları arasında üç bölüm olarak yazılmış ve 1885'te dördüncü bölüm eklenmiştir.

Nietzsche'nin peygamberinin adı Antik Pers peygamberi Zarathuştra'dır. Onun bir diğer adı da Zerdüşt'tür. Kitap Zerdüşt'ün 30 yaşında dağlarda yaşamaya gittiğini anlatarak başlar. On yıl boyunca dağdaki yalnızlığından hoşnut olan Zerdüşt, bir sabah uyanıp dağda tek başına biriktirdiği bilgelikten bunaldığını fark eder ve bunun üzerine bilgeliğini insanlığın kalanıyla paylaşmak için pazar yerine inmeye karar verir. Nietzsche bu eserinde Zerdüşt'ü kendine sözcü olarak seçmiş, ve anlatacaklarını onun buyruğuyla kaleme almıştır.
Zerdüşt
_______
Ortadoğu’nun en eski inanışlarından birisi olan Zerdüştlüğün kurucusu Zarathustra’nın (Zerdüşt) hayatı hakkında birçok farklı görüş ve tarihsel bilgi mevcuttur. Özellikle de yaşadığı zaman dilimi konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Antik Yunanlılar, oldukça şüphe uyandıran bir tarih vererek, Zerdüşt’ün felsefeci Platon’dan 6 bin yıl önce yaşadığını öne sürer. Birçok bilim insanı, M.Ö. 6’ıncı yüzyılın başlarında (doğumu M.Ö. 638 olarak kabul edilir) yaşadığına ve İran’da bulunan Rey kentinde doğduğuna inanır. Bazı akademisyenler, metinlerde kullandığı yazınsal dili baz alarak, Zerdüşt’ün M.Ö. 14’üncü veya 13’üncü yüzyılda yaşamış olduğunu kabul eder.
https://www.gazeteduvar.com.tr/...orum-zerdust-kimdir/

Peki nedir bu "Üstinsan"

Nietzche, durmadan anlatıyor, durmadan kavga ediyor, insanlığın yarattığı zavallı, avam, dayanılmaz her türlü küçük düşünce”yi red ediyor, yıkıyor, parçalıyor.
Çünkü bir amacı var tüm hayatın, “Üstinsan” olmak!
Nietzsche'nin iç dünyasındaki olması gereken insan tiplemesidir üst insan. Ama ne yazıkki o dahil hepimiz de biliyoruz ki, ne o çağlarda ne de içinde bulunduğumuz çağda o erdemde insanlar hiç olmadı ve olmayacak. Zaten Nıetzsche'de bu dünyanın insanı olmadı hiçbir zaman.
Kavram tam olarak anlaşılmamış ve Nietzsche felsefesindeki önemi de belirlenememiştir. 
Nietzsche'ye göre mevcut ahlak yapısı köle ahlakı ile şekillenmiştir. Eşitlik kavramına karşı çıkar. İnsanın gerçek doğası olan “güçlü olma isteği” ihmal edilmektedir. Ahlak güçlü olmaya göre yeniden tanımlanmalıdır.
Ona göre üstinsan, insanoğlunun amacıdır. İnsan aşılması gereken bir varlıktır. Her varlık kendisinden üstün bir şey yaratmıştır. İnsanın da kendisini aşması gerektigini belirtir.

"Güç istenci" bu kavram, Nietzsche’ye Schopenhauer'dan miras kalmıştır. Tüm evrenin, insan dahil “tek bir istenç” tarafından yönetilmesi!
Güç İstenci, evrenin her türlü devinimindeki en temel istenç olmakla beraber, tüm değişim ve dönüşümler, bu istencin farklı kisvelere bürünmüş halidir. Her detayda bu istencin izlerini yakalamak mümkündür. Kısaca ona göre insanlar arasında bir güç hiyerarşisi vardır. Bu hiyerarşi, gücü isteme bazındadır. Bu sebeple daha az güçlüler, güçlülere hizmet eder, fakat bu hizmetteki amaç daha güçlü olabilmektir.

"Bengi dönüş" Nietzsche'nin bengi dönüş ve üstinsan görüşleri birbirinin tamamlayıcısı durumundadır. Nietzsche bengi dönüş görüşü ile insanın dünyaya tekrar tekrar geleceğini savunur. Nietzsche'ye göre; "insan tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir". Sonsuz dönüşteki tehlike, insanın üstinsan olmak için üstesinden geldiği bütün sorunların yeniden ortaya çıkmaları ve yeniden üstesinden gelme zorunluluğudur. Üstinsana ulaşmada insanın önündeki en büyük engeli Tanrı olarak görmektedir.

Nietzsche "Tanrı öldü" derken aslında "Tanrı yok" dememektedir. Burada Tanrı'nın ölümü Tanrı'nın kendi benliğine tüketilmesine değil. Onu öldüren insana işaret eder. Ona göre Tanrı insanlara olan merhameti yüzünden ölmüştür. Mesele basit bir ateizm değildir, ateizm bir inanç Tanrının ölümü ise bir olaydır. Tanrı öldü derken Avrupa kültürü ve uygarlığının geri döndürülemez biçimde değiştiren tarihsel olayı kasteder. Bu bir dünya hayat yorumunun değişimidir. Tanrının ölümü ne dünya ne insan eylemine bir ereksellik(amaç, gaye, maksat) atfedilemeyeceğini belirtir. Tanrının ölümünden sonrası daha büyük sıkıntıdır. Nietzsche acıyı bertaraf etmek yerine olumlamanın yanında bizzat düşüncenin de acı olduğunu olumlamamızı söyler.


Martin Heidegger, Nietzsche’nin Tanrı öldü sözünü, felsefi açıdan Batı metafiziğinin sorgulanması ve yeni bir yöne girmesi olarak değerlendirmiştir. Buna göre Nietzsche batı felsefesi geleneği içinde bir kırılma noktasıdır.
Nietzsche sürü kendini feda ederek üst insanı belirleyecektir der. Üst insan benim diyebilen, kendi gözleriyle gördüğü gerçekliği belirleyen insan olarak görülmektedir. Bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelik irade vardır. Nietzsche’ye göre, insanoğlu sadece kendini korumak ve yaşamak istemez aksine asıl isteği daha da güçlü olmaktır.
Nietzsche bu kitap hakkında bir öngörüde bulunup, bunun anlaşilabilmesi için, bir asır geçmesini ifade etmiştir. 19. yy'da yayınlanan bu kitap ancak 20 yy'da popülarite kazanıp okunmaya ve anlasılmaya başlanmıstır gerçekten.
Nietzsche’ye göre, insan, ilk olarak hayvan’la üst-insan arasında kalmış bir varlıktır ve ikinci olarak bu nedenle alt edilmesi gerken bir şeydir.Bunu bu şekilde Zerdüşt’te birçok ifade etmektedir. Bunun anlamı, Nietzsche’nin düşüncesine göre insan’ın eksikli yani tamamlanmamış bir varlık olmasıdır.


Sonuç olarak;
Kitabı tekrar elime aldığımda üzerinde düşünerek, ve sindire sindire okuyarak bir hafta gibi bir sürede bitirdim. İncelemeyi şimdi neden yaptım derseniz ki demezsiniz, o yüzden cavap vermeyede gerek yok bu soruya. :)))Anlayacağınız canım sıkıldıkça inceleme yapıp, tekrar siliyorum. Her neyse..
Bazı kitaplar vardır dönüp dönüp, tekrar okur insan, bu kitapda onlardan biri. Yani hayatınız her döneminde okuyabileceginiz, başucu bir eser. Her gece bir sayfa okuyup, derin bir uykuya dalabilirsiniz.
Zaman zaman akla fikre ihtiyacınız oldukça bir kılavuz gibi kullanmak için, yolunuzu bulmak, zihninizdeki zincirleri kırmak, içinizdeki gerçek “ben”e ulaşmak için her bir sözü her bir hikayeyi satır satır yeniden okuyor, oku oku bitiremiyorsunuz.
Kitap aynı zaman da bilgeliğini harmanladığı ve bütün görüşlerinin tek bir çatı altında topladığını iddia ettiği kitabıdır. Yani Nietzsche yi tam okuyup anlayabilmek için, onun sadece bir eserini okumak elbette yetersiz olacaktır. Zira okuduğunuz her cümle sizi ters köşeye yatırabilir. Bu kitabı ilk defa okuyacaklar için şunu söyleyebilirim ki, bir çırpıda okunup bitirelecek bir kitap değil. Yani bodozlama daldınız mı, Nietzsche'nin derin ve karanlık sularına! Sizi Tanrı bile kurtaramaz.

Herkese keyifli okumalar.
Nietzsche deyince biraz durup, düşünmek gerek tabii. Bu yolculuğum pek kolay olmadı. Çünkü her satırında sorgulamak, düşünmek gerekti. Seviyorum beni zorlayan eserleri, ancak o zaman idrakimde geliştiğimi hissediyorum.

İranlı bir düşünürü temsil ediyor Zerdüşt. Nietzsche’nin “üstinsan” tanımını ifade ediyor aynı zamanda.
Neleri yapıp, nasıl davranmamak gerektiği üzerine alaycı ve iğneleyici sözler var bol bol.
Ama herkesin algılayabileceği bir zorluk, sadece cümleler arası düşünme payı artıyor.

Bir başucu kitabı. Bir kez okudum hepsini anladım diyemem, tekrar tekrar okuyunca mutlaka daha iyi algılanacaktır.
Mutlaka kütüphanenizde bulunması gereken bir eser
Yıllar önce okumuştum, bugün tekrar okumaya başlayacağım... İlk okumamdan kafamda civi gibi çakılan söz 'bi kadin gormeyemi gidiyorsun kirbacini almayi unutma' bence anlamı şu; kadın doğa gereği erkeğe göre daha zayıf, bu yüzden kadın gücü güçlüyü sever, kırbaçta bi guc simgesi...
Bırak korksun erkek, seven kadından; Sevince gözden çıkarır her şeyini kadın, geriye kalan ne varsa, değersiz kılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054473908
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya İzmir Yayınevi
Siz bana: "Yaşama katlanmak zor" diyorsunuz.Ama öğlenden önceki gururunuz ve akşamki teslimiyetiniz ne için var'Yaşama katlanmak zor: ama çok nazikmiş gibi davranmayın öyle!Biz hepimiz güzel, erkek de dişi yük eşekleriyiz.Vücudu üzerindeki bir çiğ damlası yüzünden titreyen birgül tomurcuğuyla ortak neyimiz var bizim?Doğrudur: Yaşamayı yaşama değil aksinesevmeye alıştığımız için severiz.Sevgide her zaman biraz çılgınlık vardır.Ama çılgınlıkta da her zaman biraz akıl vardır.Ve yaşamla arası iyi olan bana da,kelebek ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bu cinsten olanlarsanki mutluluğu en çok bilenlermiş gibi geliyor.Bu hafif, kaçık sevimli hareketli ruhların pırpır edişlerini görmekbu Zerdüşt'ü gözyaşlarına ve şarkılara boğar.Ben sadece danstan anlayan bir Tanrıya inanırdım.Ve ben şeytanımı gördüğümde, onu ciddititiz, derin, coşkulu bulmuştum: o ağırlığın ruhuydutüm nesneler onun aracılığıyla düşerdi.Öfke ile değil aksine gülme ile öldürür insan.Haydi, gelin öldürelim ağırlığın ruhunu!

Kitabı okuyanlar 4.464 okur

  • Hazal Merve Çelik
  • Mujke
  • YÜKSEL ŞENDİL
  • Hayati Taban
  • C.
  • Şeyma
  • İbrahim Turan
  • Osman ARAT
  • Leylacb
  • Zeynep

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60
Erkek
%40

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları