Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche

·
Okunma
·
Beğeni
·
53.934
Gösterim
Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054473908
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya İzmir Yayınevi
Siz bana: "Yaşama katlanmak zor" diyorsunuz.Ama öğlenden önceki gururunuz ve akşamki teslimiyetiniz ne için var'Yaşama katlanmak zor: ama çok nazikmiş gibi davranmayın öyle!Biz hepimiz güzel, erkek de dişi yük eşekleriyiz.Vücudu üzerindeki bir çiğ damlası yüzünden titreyen birgül tomurcuğuyla ortak neyimiz var bizim?Doğrudur: Yaşamayı yaşama değil aksinesevmeye alıştığımız için severiz.Sevgide her zaman biraz çılgınlık vardır.Ama çılgınlıkta da her zaman biraz akıl vardır.Ve yaşamla arası iyi olan bana da,kelebek ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bu cinsten olanlarsanki mutluluğu en çok bilenlermiş gibi geliyor.Bu hafif, kaçık sevimli hareketli ruhların pırpır edişlerini görmekbu Zerdüşt'ü gözyaşlarına ve şarkılara boğar.Ben sadece danstan anlayan bir Tanrıya inanırdım.Ve ben şeytanımı gördüğümde, onu ciddititiz, derin, coşkulu bulmuştum: o ağırlığın ruhuydutüm nesneler onun aracılığıyla düşerdi.Öfke ile değil aksine gülme ile öldürür insan.Haydi, gelin öldürelim ağırlığın ruhunu!
15 Ekim 1844' te doğan, "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu, Alman filozof ( Friedrich Nietzsche) Nietzsche' nin düşüncelerinin en yüksek düzeye ulaştığı hatta hakkında " En derin eser " dediği kitabıdır Böyle Buyurdu Zerdüşt. Bu eser kendi alanında, kendi felsefesine göre bir ana yapıt, prototiptir. Her ne kadar felsefi bir kitap olsa da diğer felsefe eserlerinin ve adamlarının aksine Nietzsche bu kitabında oldukça yalın, anlaşır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Aslında Nietzsche için filozof demek bana her daim yetersiz gelmiştir. Çünkü Sigmund Freud ' in büyük çalışmalarla, kuramlarla çağımıza ulaşmasına sebep olduğu psikianalize büyük katkıları olan ve hatta "Bilinçaltı (id)" kavramını ilk kez ortaya atan kişidir Nietzsche. Kendisini "Filozoflar içindeki ilk psikolog" diye tanımlaması da bundan dolayı olsa gerek.


Nietzsche bu kitabında kendine Zerdüşt ' ü sözcü olarak seçmiş, anlatacaklarını onun buyruklarıyla kaleme almıştır. Zerdüşt bundan yaklaşık 3.500 yıl önce kesin olmamakla birlikte İran' da ortaya çıkan ve kendini peygamber ilan eden Zerdüştlük inancının kurucusudur.


Düz yazı ve şiirsel bir anlatımın hakim olduğu eserde, Nietzsche dil bilgisi kurallarını bir kenara itip aforizmalarla, iğneleyici bir üslup, felsefi mülahazalarla dolu bir anlatımı tercih etmiştir. Bazen en olumlu cümleyi ters köşe yaparak olumsuz bir şekilde sonlandırması, kullandığı imalı ve küçümseyici dil Nietzsche ' nin anlaşılmasını ve eserin hakkettiği değeri görmesini engellemiştir. Bu konuda Nietzsche bir öngörüde bulunmuş ve bu eserin anlaşılabilmesi için, bir asır geçmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de 19.yy' da yayımlanan bu kitap ancak 20.yy' ın ortalarında ses getirmeye, bir popülarite kazanmaya başlamıştır.


Kitabın kahramanı kendini insanlardan soyutlamış, dağda inzivaya çekilmiş olan Zerdüşt. Kendine insanlar yerine bir kartal ve yılanı dost edinmiştir. Çünkü insanoğlunun dostluğuna güvenmiyordur. Nietzsche bu kitabında tüm inançları yok sayıp, ilahi bir bakışla, evreni, tanrıyı, varlığı, dinleri,,, sorgulayıp, yargılamıştır. İnsanlığın savunduğu her küçük düşününceyi avam bulup reddeder, herkesle, her şeyle bu konuda kavga eder. Çünkü ona göre hayatın tek bir amacı, felsefesi vardır; " Üstinsan " olmak. Bu seviyeye, mertebeye ulaşmak için her türlü küçüklüğü, zayıflığı yıkmak, hiç etmek gerektiğini düşünür. Peki nedir üstinsan? Nietzsche ' nin felsefesine göre üstinsan; insan evriminin sonraki aşamasıdır. İnsanın aşılması gereken bir varlık olduğunu düşünür. İnsanın gözünde maymun neyse üstinsanın gözünde de insan odur. Yani bir bakıma evrim teorisini destekler, insanın maymundan evrildiği gibi insandan sonraki evrimin de üstinsan olduğuna inanır.

Nietzsche ' ye göre güç her şeyin üstündedir ve bu güçle zayıf, sığ bulunan her düşüncenin, inancın yıkılması gerektiğini söyler. Üst insana giden yolun güç olduğunu, zayıfların bu evrimi geciktirdiğini söyler. İşte Nietzsche ' nin bu düşüncesi zamanla yanlış yorumlanmış hatta bilinçli bir şekilde saptırılmıştır. Bunun sebebi olarakta Nietzsche ' nin kızkardeşi gösterilmiştir. Çünkü Nietzsche ' nin eserlerini toplayıp düzenleyen odur. Bu saptırmalar sonucunda Nietzsche ' nin felsefesi asla savunmadığı hatta karşısında olduğu görüşlerce kullanılmasına yol açmıştır. Gençken bu eseri okuyup etkilendiğini söyleyen ve hatta askerlerine bu kitabı dağıtan Hitler yüzünden Nietzsche ' nin adı Nazizmle çok fazla iç içe geçmiştir. Oysa ki Nietzsche her zaman bir Alman karşıtı olmuştur.


Defalarca okuduğum ve hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplardan biridir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Son olarak yayınevi farkından bahsetmek istiyorum. Bu kitabı İskele Yayınları, Mustafa Bahar çevirisi ve İş Bankası Kültür Yayınları, Mustafa Tüzel çevirisiyle iki farklı yayından okudum. Gerçekten çevirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitabı okumayı düşünen arkadaşlara her klasiği olduğu gibi bunu da kesinlikle İş Bankası Yayınları' ndan okumalarını tavsiye ederim...


" Yalnız insan, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün." (Sayfa: 62)
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.140 Oy)17.543 beğeni39.634 okunma2.138 alıntı165.991 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.888 Oy)8.176 beğeni26.119 okunma636 alıntı127.195 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.031 Oy)12.516 beğeni31.860 okunma2.825 alıntı133.030 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.252 Oy)8.180 beğeni24.071 okunma1.943 alıntı102.960 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.081 Oy)7.347 beğeni19.890 okunma3.258 alıntı117.067 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.847 Oy)7.381 beğeni20.707 okunma693 alıntı80.111 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.502 Oy)8.445 beğeni22.939 okunma1.468 alıntı106.154 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.542 Oy)5.828 beğeni15.292 okunma2.272 alıntı78.907 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.998 Oy)8.393 beğeni23.316 okunma1.159 alıntı113.368 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.273 Oy)5.381 beğeni18.210 okunma690 alıntı92.642 gösterim
Nietzsche bence şimdiye kadar okuduğum tüm filozoflar içinde en anlaşılır ve en eğlenceli olanı çünkü; kelimelerini öyle bir yerleştiriyor ki anlattığı ağır ve üstünde düşünülmesi gereken konuları bir çırpıda zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Betimleyerek ve şiirselleştirerek, hikaye anlatır gibi anlattığı için benim favori filozofum olmuş durumda. Çünkü onu anlayabiliyorum. Diğer filozoflar bana sanki anlaşılmamak için çaba harcıyorlarmış gibi gelirler. Sizlere tavsiyem eğer felsefeye ilgiliyseniz işe Nietzsche kitapları okuyarak başlamanız. Böyle Buyurdu Zerdüşt ten önce onun tasvirlerine ve düşünce tarzına alışmanız için Deccal adlı eserini okuyabilirsiniz.
Beklediğimden çabuk bitti sıkılırım diye bekliyordum fakat okurken hiç sıkılmadım hadi bit artık da başka kitaba geçeyim demedim bu türe alışkın olmayan biri olmama rağmen.Kitabın bazı yerlerini alışık olmadığım için iki sefer okumak zorunda kaldım doğal olarak ama kitaptan bir şeyler alabilmek için elimden geleni yaptım. Nietzsche'nin bir iki eserini okuduktan sonra Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü tekrar okumak istiyorum eminim o zaman zerdüştün ne aradığını ve üstün insanı daha iyi anlayacağım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap her ne kadar en çok okunanlardan ve bol alıntı yapılanlardan olsa da felsefeye giriş olarak başlanması yanlış olur. Çünkü belli bir birikimle kitabın başına geçilmesi en azından dogmatik düşüncelerden uzaklaşılmış olması gerekiyor. Farklı okumalara açık bir kitap olabiliyor Zerdüşt. Öyle ki Hitler nazi propagandası olarak kitabı çok iyi kullanmış. Üstinsan modelini sadece 1 ırka bağlayarak faşist düşüncelerine kaynak olarak göstermiş. Bunda biraz Nietzche'nin kız kardeşinin de yardımları olduğu söylentiler arasında (kendisi Nietzche öldükten sonra notlarını düzenleyip yayınlatan kişi). Benim yorumum ise kitapta bahsedilen üstinsanın ırkla alakası olmadığı, kişinin yaşayacağı içsel yolculuğun önemli olduğu. Burada üstinsanı okurken onun erkek karakter olması beklendiği izlenimine kapıldım. Kadınların görevi ise üstinsanı doğurup gelişmesine yardımcı olmak gibi sanki. Bunda da Nietzche'nin kadınlardan çok çekmiş olmasının etkisi olduğunu düşünmekteyim. Zerdüşt felsefe kitaplarının klasik anlatımı yerine roman havasında yazılmış. Bu biraz kitabı okumayı keyifli hale getirmiş bence. Felsefe kitapları okuyan biri olarak bu fikri beğendim. Kitapta bazı olaylarda göndermeler olduğunu bu yüzden onları anlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Özellikle hristiyanlık ve yahudilikle ilgili. Mesela akşam yemeği bölümü İsa'nın son yemek tablosuna göndermeydi. Bu çok bilinen birşey ama benim anlamadığım göndermeler olabileceğini düşündürttü bana. Kitaptaki her fikrin çok mükemmel olduğunu söyleyemem. Savaşa methiyeler düzmesi (Hitler'in kitapta en sevdiği kısımlardır büyük ihtimalle), kadınların çok geri plana atılması ve hükmetme meselesi. Bunun yanısıra devlet, din, dünyadaki sınırların ortadan kalkması gibi mevzular da var. Kitap 1 asır yıl önce yazılmış biz hala bu konularda ilerleme yerine gerileme gösteriyoruz. Üzgünüm Zerdüşt ama üstinsan için galiba 1-2 asır daha beklememiz gerekebilir. Dünya diye bir yer bırakabilirsek tabii.
Lisedeyken Felsefe öğretmenimiz, Nietzsche'yi bize öyle kötü tanıtmıştı ki ister istemez ona karşı negatif duygular beslemiştim...Eee o zamanlar sorgulamayı bilmeyen ezberci bir yapıya sahiptim.Ne verilirse onu alıyordum sadece...
Gel zaman git zaman gerek yaşadıklarım gördüklerim, gerekse araştırarak öğrendiklerim olsun, bende farklılıklar oluşturmaya başladı.Artık dünyaya yalnız kendi penceremden bakmıyorum ya da kişilere ve olaylara önyargılı yaklaşmıyorum...Bu kıvama gelmişken de Nietzsche'yi de okumaya karar verdim ve iyiki de okumuşum. Bu eseri herkesin okuması gerektiğine inanıyorum...Yazar bu kitabında oldukça anlaşılır sade bir dil kullanmış. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum ama bunu sadece yazdıklarının derin manasını daha iyi kavrayabilmek için yaptım. Okudukça tabularınız yıkılacak, düşünmeyi ve sorgulamayı daha iyi yapabileceksiniz. Kitabı okurken o kadar alıntı paylaştım ki utanmasam bütün kitabı paylaşacaktım neredeyse =)) İşte onlardan bazıları

"Seven kişi ödülün ve cezanın ötesinde sever"

"En büyük günah neydi şimdiye kadar? "Burada gülenlerin vay haline!" diyenlerin sözleri değil miydi?

"Mükemmelleşen, olgunlaşan her şey, ölmek ister!"
" Herkes" ve "Hic Kimse" ıçin bir kitap

" Ben bir ormandayım ve karanlık ağaçların bir gecesiyim, ancak karanlığımdan korkmayan biri, selviumun altındaki bankaların güllerle dolup taşacağını bulacaktır."
Friedrich Nietzsche'yi anlayan gerçekten güllere ulaşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt; korku filmi gibi. Korkunç derecede kasvetli ve kör edici derecede parlak cümleler. Onu anlayamıyoruz; kendi deyişiyle o bizim kulaklara göre ağız değil.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche'nin erişilebilir muazzam derecede zekice yazılmış felsefi eseridir. Burada sözcü olarak olarak bütün semavi dinlerden önce varolan, Antik Iran'da kurulan, Zerdüştlüğün kurucusu olan Zerdüşt Sipitama'yi sözcü olarak kullanmış. Zerdüst kitapta bizlere hikayeler anlatir, vaaz verir, şiirler okur. Nietzsche'nin temel felsefesindeki üstinsanı oluşturmayı amaçlar. Dağdaki uzun bir yalnızlığın ardından Zerdüst dünyaya Tanrı'nin öldüğünü ve insanlığın tanrısallığının- insanda uygulandiğıni, kendi din kitabı olarak sayılabilecek sözlerin anlattığı, Nietzsche'nin " Tanrı öldü" sözü, hayatının anlaminın tamamen insani terimlerle bulunması konusundaki ısrarından oluşan aforizmalar.

"Sen uçuruma baktığında, uçurum da senin ruhunun derinliklerine bakar."
Friedrich Wilhelm Nietzsche

Bence Nietzsche batı felsefesinin en devrimci, en yıkıcı ve en sert düsünürlerinden biridir.
Okuması zor ama bir o kadar da keyiflidir.
"Herkes ve hiçkimse için bir kitap..."
Kitabı bitirmem uzun sürdü. (Elimde olmayan nedenlerden dolayı.) Başlarda alıntılar paylaştım fakat sonradan gördüm ki eserin her cümlesi bir ileti. Kitabın tamamını buraya taşıyamazdım. :) Kitabı 3 yıl önce okumuştum ve hiç bir şey anlamadan yerine koymuştum. Demem o ki boş bir kafa ile okunacak bir eser değil. Öncesinde biraz da olsa bir birikim gerekli. Birikimim pek yeterli gelmemiş ki "Üstün insan" kavramını tam anlamı ile beynime yerleşmedi. Nietzsche'nin kaleminden bir kaç eser okuyup bunu tekrar okumak istiyorum. Belki o zaman Üstün İnsan'ı daha iyi anlayacağım.
Zerdüşt'ün 10 yıllık dağda olan yaşamından sonra halk arasına girip kendi iç dünyasını anlatan bir eser.
Friedrich Nietzsche'nin hayata karşı felsefik düşüncelerini yazdığı bu eserde sık sık güzel tespitlere rastlama şansınız oldukça yüksek.

Bazen bu adam delinin tekidir dersiniz, bazen de böyle bir deha yok dersiniz. Yazar bu iki üç nokta arasında sürekli gidip geliyor. Yanlız tek farklı olan şey sadece uç noktalardan mesaj veriyor olması. Yani söylediği ifaderi değerlendirmek için insanın aklından geçen iki ifade belirginleşiyor; biri delilik, diğeri dahilik. Orta kısımlarda pek gözükmez. Bu da kuşkusuz onu, dolayısıyla da "Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserini de özel kılıyor.

Dili biraz ağırdır. Oldukça fazla sayıda karmaşık ifaderi vardır yazarın. Kitap bitti ama hâlâ da burda ne söylemek istemişti dediğim ifadeleri var aklımda. Hayatı anlamak ve Friedrich Nietzsche dünyasıyla aydınlatmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim...
Bu romana inceleme yazsam mı!
Yazmasam mı! diye ikilemdeydim kaç gündür. Çünkü kolay yorumlanacak bir roman değil; Böyle Buyurdu Zerdüşt.
Ama çorbada benim de tuzum olsun isterim. Belki de tahrik ederim bir kaç kişiyi kitaba.

İnsanlardan kaçmak ve kendi mağaramıza saklanmak kolay değildir, ama gereklidir. Çünkü insanlardan kaçıp kendini tanımak, insanları tanımanın birinci kuralı değil midir ? İnsanın kendini aşması yine insanın kendisine bağlı değil midir ? Çünkü "insan alt edilmesi gereken bir canlıdır." der Nietzsche. Ve kendini aşmış bir insanın aşamayacağı bir insan yoktur. Kendini tanı, aş çünkü her insan kendi hayatının yönetmenidir, başkasının dublörü değil. Boş teneke gerçekten çok ses çıkarır ama o teneke doldukça ses azalır, hatta bir yerden sonra tenekenin kendi sesi değilde içinde bulunan şeyin sesi duyulur ve ağırlaşır teneke.

"Düşünmek zordur, büyük bir enerji ister." demiş Oğuz Atay. Gerçekten de öyle değil midir? Bizi biz yapan ilk başlıca olgu o değil midir ? Düşünen bir insan ile düşünmeyen bir insan aynı mıdır? Ama bu düşünmek herkese bahşedilmiş bir hediyedir, bir ayrıcalık değil, yeterki kullanmasını bilene. O zaman neden hala düşünmüyoruz ve düşünmedikçe yok oluyoruz. Başkalarının düşüncelerine işçiyiz ama kendi düşüncelerimize neden tembel ve aylak oluyoruz. Neden ?

Romanı uzun süre zarfında bitirdim, ama bu roman bunu gerektiriyor öyle gelişigüzel okumalık değil bu. Bahçede ki her meyveden tatmak istedim, gelecekte ki günler için de sakladım. Okyanusta yüzdüm, yeni stiller öğrendim. Bir kaç sefer boğuldum ama suyun kaldırma kuvveti işte, çırpındıkça kaldırdı beni. Yani Zerdüşt çok oyaladı beni, çok direndim onun o aforizmalarına, monologlarına, o üstün insan modeline. Öyle bir roman ki duş alırken çıplak olmamız gerektiği gibi bu romanıda çıplak kafayla okumamız gerek. Yoksa vücudumuz değil sadece elbiselerimizi yıkamış ve ıslatmış oluruz. Anlaşılması güç olan yerler elbet olacak, güzelliği ve tahrik ediliciği budur romanın ama imkansızda değil anlamak. Bu üslup da her halde Nietzsche'yi diğer filozoflardan ayıran büyük etkendir.

Hepimiz bazen başka bir bedene, farklı bir görünüme, farklı bir pozisyon bürünüp başkalarına bir çok şey konusunda bir harita, bir ışık ya da bir el olmak isteriz. İyiyi ve kötüyü, yanlışı ve doğruyu, yaşamı ve ölümü, maddi ve manevi v.s daha bir çok sey konusunda yardımcı ve yol gösteren olmak isteriz. Ama bu durumları o anda hissettiğimiz duygularımız ve düşüncelerimiz bunu yapmamız konusunda dilimize mi emreder yoksa herkese ayrı ayrı oluşturduğumuz maskelerimiz mi ?
Bence her ikise de birbirini tamamlayan şeylerdir. Karşıdaki kişiye göre taktığımız maskemiz ne olursa takındığımız dilde oynadığımız rol de o olur diye düşünüyorum. Ama işte, keşke bütün insanlar herkese her konuda eşit olsa ya da davransada maskeler çöplere atılsa.
Ali neyse Ali olsa. İnsan kendi olması istediği kendi olsa rol yapmasa...
Bana göre Üstün insan zircirlerini kırmış ben olan insandır. Bilgili olduğunu düşünen cahillerden değil, Nietzsche'nin tabiriyle bilgi savaşçısı olan ve sürekli bu bilgi savaşına katılıp her savaşta yaralanan insandır. Mutlu ve huzurlu olan değil Özgür olan insandır, Üstün insan...

Buna da değinmek isterim Nietzsche'ye göre romanda ağırlıklı olarak iki türlü insan vardır; iyi ve kötü insan. Olması gerekende budur. Tıpkı Albert Einstein'in de dediği gibi "Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbu ki olay komplike değildir! İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar.
İyi insanlar ve kötü insanlar."
Yıllar önce okumuştum, bugün tekrar okumaya başlayacağım... İlk okumamdan kafamda civi gibi çakılan söz 'bi kadin gormeyemi gidiyorsun kirbacini almayi unutma' bence anlamı şu; kadın doğa gereği erkeğe göre daha zayıf, bu yüzden kadın gücü güçlüyü sever, kırbaçta bi guc simgesi...
Nietzsche deyince biraz durup, düşünmek gerek tabii. Bu yolculuğum pek kolay olmadı. Çünkü her satırında sorgulamak, düşünmek gerekti. Seviyorum beni zorlayan eserleri, ancak o zaman idrakimde geliştiğimi hissediyorum.

İranlı bir düşünürü temsil ediyor Zerdüşt. Nietzsche’nin “üstinsan” tanımını ifade ediyor aynı zamanda.
Neleri yapıp, nasıl davranmamak gerektiği üzerine alaycı ve iğneleyici sözler var bol bol.
Ama herkesin algılayabileceği bir zorluk, sadece cümleler arası düşünme payı artıyor.

Bir başucu kitabı. Bir kez okudum hepsini anladım diyemem, tekrar tekrar okuyunca mutlaka daha iyi algılanacaktır.
Mutlaka kütüphanenizde bulunması gereken bir eser
Bırak korksun erkek, seven kadından; Sevince gözden çıkarır her şeyini kadın, geriye kalan ne varsa, değersiz kılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054473908
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya İzmir Yayınevi
Siz bana: "Yaşama katlanmak zor" diyorsunuz.Ama öğlenden önceki gururunuz ve akşamki teslimiyetiniz ne için var'Yaşama katlanmak zor: ama çok nazikmiş gibi davranmayın öyle!Biz hepimiz güzel, erkek de dişi yük eşekleriyiz.Vücudu üzerindeki bir çiğ damlası yüzünden titreyen birgül tomurcuğuyla ortak neyimiz var bizim?Doğrudur: Yaşamayı yaşama değil aksinesevmeye alıştığımız için severiz.Sevgide her zaman biraz çılgınlık vardır.Ama çılgınlıkta da her zaman biraz akıl vardır.Ve yaşamla arası iyi olan bana da,kelebek ve sabun köpükleri ve insanlar arasında bu cinsten olanlarsanki mutluluğu en çok bilenlermiş gibi geliyor.Bu hafif, kaçık sevimli hareketli ruhların pırpır edişlerini görmekbu Zerdüşt'ü gözyaşlarına ve şarkılara boğar.Ben sadece danstan anlayan bir Tanrıya inanırdım.Ve ben şeytanımı gördüğümde, onu ciddititiz, derin, coşkulu bulmuştum: o ağırlığın ruhuydutüm nesneler onun aracılığıyla düşerdi.Öfke ile değil aksine gülme ile öldürür insan.Haydi, gelin öldürelim ağırlığın ruhunu!

Kitabı okuyanlar 4.034 okur

  • Şeyma
  • İbrahim Turan
  • Osman ARAT
  • Leylacb

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları