1000Kitap Logosu
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Böyle Buyurdu Zerdüşt

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

320 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 9 sa. 4 dk.
Adı
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Orijinal adı
Also sprach Zarathustra
Basım
Türkçe · Türkiye · Kum Saati Yayınları · 2003 · Karton kapak
Diğer baskılar
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 233.2
Erkek
% 231.3
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş

Benzer Kitaplar

Bulantı
Okuyacaklarıma Ekle
Devlet
Okuyacaklarıma Ekle
Budala
Okuyacaklarıma Ekle
Aforizmalar
Okuyacaklarıma Ekle
Sokrates'in Savunması
Okuyacaklarıma Ekle
Gazap Üzümleri
Okuyacaklarıma Ekle
Veba
Okuyacaklarıma Ekle
Ölü Canlar
Okuyacaklarıma Ekle
İnsancıklar
Okuyacaklarıma Ekle
Oblomov (Ciltli)
Okuyacaklarıma Ekle
Denemeler
Okuyacaklarıma Ekle
Vadideki Zambak
Okuyacaklarıma Ekle
Hamlet
Okuyacaklarıma Ekle
8.3
10 üzerinden
5,9bin Puan · 960 İnceleme
335 syf.
·
13 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Nihilist Manifesto: Tanrı Öldü!
‘’İnsan aşılması gereken bir varlıktır.’’ (sf. 6) Bana kalırsa tek bir cümle bile bu kitabı okumak için yeterince merak uyandırıcı. Tüm insanlığın kendinden bir şeyler bulabileceği, sindirilmesi pek kolay olmayan, insanın boğazında yumru varmış hissi yaratan, mideye bir yumruk gibi inen, üstüne saatlerce hatta günlerce kafa patlatılması gereken,
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
’nin kendisinin dahi en derin, en tepe eseri olarak gördüğü, insanlığın ve zamanının ‘’6.000 adım ötesinde’’ diye (
Ecce Homo
Ecce Homo
sf. 79) tanımladığı bir eser
Böyle Söyledi Zerdüşt.
Böyle Söyledi Zerdüşt.
#133109015 Kitabı okuduktan sonra dünyayı algılayışınızın, çevrenizde olup bitenleri yorumlayış tarzınızın, hayata ve kendinize olan bakış açınızın değişeceğini söylemek pek mümkün. Bu yüzden, okumayı düşünen veya erteleyen kim varsa mutlaka hemen kararını değiştirip bu kitabı okumalı. Merak etmeyin, su biraz soğuk ama girince alışıyorsunuz. Kendinize yapacağınız iyiliklerin başında bu kitabı okumak geliyor, bunu unutmayın. (Tartışmaya açık.) Bu incelemede Nietzsche’nin bu eserinde bahsettiği ve üzerinde ısrarla durduğu Üstinsan kavramına, eserin içeriğine, diline ve neyi amaçladığına, Zerdüşt ve Üstinsan figürlerinin edebiyat dünyasındaki benzerlerine (
Gulliver’in Gezileri
Gulliver’in Gezileri
– Houyhnhnmler ve
Halil Cibran
Halil Cibran
Ermiş
Ermiş
), çevirisine, neden iki puanı kırdığıma ve en sevdiğim kısımlarına değineceğim. Çok yoğun, yorucu ve bir o kadar da uzun bir yolculuk olacak ama en sonunda Zerdüşt’ü anlamış olarak ayrılacağız buradan (öyle sanıyorum), kemerleri bağlayın başlıyoruz. ''Putları yıkmak eskiden beri işimin bir parçası.'' (
Ecce Homo,
Ecce Homo,
sf. 2) Kim ya bu Zerdüşt? Kim ki bizim putlarımızı yıkacakmış?
İncil
İncil
’de şöyle geçer: ‘’Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” dedi.’’ — Matthew, 3:17 (Bahsedilen Oğul İsa’dır, Tanrı’nın Oğlu İsa.) Zerdüşt de kendisini: ‘’Bakın, ben yıldırım habercisiyim ve ağır bir damlayım buluttan düşen: bu yıldırımın adı Üstinsandır.’’ (sf. 10) şeklinde tanımlar. Nietzsche bu eserinde, ‘’Oğul’’ yani Hz. İsa figüründen yola çıkarak Zerdüşt’ü yaratır. Oğul Zerdüşt’tür. Ve Tanrı’yı öldürür, Zerdüşt, peygamber kisvesi altında. ‘’Tanrı öldü.’’ der. Amacı ise bütün putlarımızı, dogmalarımızı yıkıp bize Üstinsan olma yolunda bir ışık olmaktır. Kitap dört bölüme ayrılmış olup, her bölümde farklı konular üzerinde konuşmalar yapılmakta. Ve her bölümde konuşmanın sonu ‘‘
Böyle Söyledi Zerdüşt
Böyle Söyledi Zerdüşt
’’ diye bitmekte. ‘’Oysa artık bu tanrı öldü! Ey daha yüce insanlar, bu tanrı sizin için en büyük tehlikeydi.’’ (sf. 290) ‘’Tanrı öldü!’’ söylemi belki de onu Batı felsefe dünyasının en çok yanlış anlaşılan fikir adamı yapmıştır. (Yanlış anlaşılmasının en büyük sebeplerinin başında kardeşi
Elizabeth Förster-Nietzsche
Elizabeth Förster-Nietzsche
gelir. Elisabeth, abisi Nietzsche öldükten sonra ‘’Nietzsche Arşivi’’ni kurarak, abisinden kalma yazmaları biraraya getirip değiştirerek abisinin adı altında eserler yayınlar. Hatta ölümünden 8 yıl sonra yayımlanan
Ecce Homo
Ecce Homo
bunlardan biridir. Daha da derinlere gidecek olursak Nietzsche’nin yanlış anlaşılmasında büyük payı bulunan ‘’
Güç İstenci
Güç İstenci
’’ eseri de Nietzsche öldükten bir sene sonra yayımlanır. Takdir edersiniz ki, abisiyle karşıt görüşlere sahip olan Elizabeth bu eserini de Nietzsche’nin yazmalarından kafasına göre kesip biçtiği metinlerden oluşturmuştur. Bu yüzden işin sonunun Hitler’e kadar varmasının en bariz sebeplerinden birisi de Elisabeth. Olmuşa çare yok, biz yine de okumaya ve incelemeye devam edelim… Tanrı öldü. Peki, bir insan tanrıyı nasıl öldürebilir? Mümkün müdür? Nietzsche’nin en çok yakındığı konulardan biri budur. Aslında onun problemi tanrıyla veya onun olup olmamasıyla ilgili değil. Bu tanrı algısını yaratan ve dogmatik bir şekilde bu inanca bağlı yaşayan insanlarla ilgili her şey. Nietzsche dağdan indiği vakit, yani Zerdüşt, insanın aşılması gereken, kendini yenmesi ve yenilemesi gereken bir varlık olarak tanımlar. En sonunda ise Üstinsan mertebesine ulaşması gerektiğini söyler. Ve bunu da kendisine dayatılan kuralları, yasaları, ahlaki anlayışı reddederek ulaşılabileceğini söyler. İnternette dolaşan bir geyik var Nietzsche ile ilgili ‘’ahlaksal normlarınızı ekmek banarak yiyeyim.’’ diye, tam da böyle birisidir, Zerdüşt. (images.app.goo.gl/x8ZoLyZWtxdiCdou6) Tabii tüm bunları kafamızda anlamlandırabilmemiz için Nietzsche’nin üstüne basa basa mütemadi bir şekilde tekrar ettiği Üstinsan figürünü iyice kavramamız gerekiyor. Nedir bu Üstinsan? ‘’İnsan bir iptir, hayvan ile Üstinsan arasında gerilmiş – bir ip ki uzanır bir uçurumun üzerinde.’’ (sf. 8) Nietzsche’ye göre insan; evrim aşaması hayvan mertebesiyle, Üstinsan mertebesi arasında kalmış, gergin iple birbirine bağlanmış bir varlıktır ve bu sebepten ötürü insan, evrimini tamamlayıp yani ‘’kendini aşıp’’ Üstinsan mertebesine ulaşmalıdır. Bu Üstinsan figürü Hristiyanlık inancındaki Hz. İsa ile İslam felsefesindeki ‘’insan-ı kâmil’’ fikriyle de benzerlikler göstermektedir, hatta Nietzsche açık açık tek tanrılı dinlere atıfta bulunmaktadır bu eserinde. Bu da demek oluyor ki, insan yanılgılarından ve kendisine dayatılan yüceltilmiş yanılsamalardan kurtulup, kendi kurallarını akıl ve mantık çerçevesinde düzenleyip, kusurlu ve eksikli varlığını aşarak, insani yanından kurtularak Üstinsan olma yolunda ilerleyecektir, ilerlemelidir. Şayet ki insan daimi olarak kendini alt edip, kendi yolunda ilerlemeye devam ederse; yolun sonunda Üstinsan’a ulaşabilecektir. Daha da basite indirgeyip metaforlarla anlatacak olursam, bir dağ düşünün her şeyden önce. Çıkıntılı, bol kayalı, eğimi yüksek, tırmanması çok zor bir dağ düşünün. İşte bu dağ, bizim hayatımız. Gelin bu dağa, yamacına doğru bir gezintiye çıkalım. En aşağıda koyunlar var. Bu koyunlar ne yapar, düşünmezler, bu yüzden de sorgulayamazlar. Sadece melerler, ot yerler. Yönetilmeyi severler, çobana ihtiyaç duyarlar ve kurda yem olurlar en sonunda. Gelin biraz yukarı çıkalım, geçelim şu koyunları. Bunlar gibi olmayı uzun süre önce zaten bıraktık(mı acaba?) Biraz daha yukarı da ise insan var, yani biz. İnsan ne yapar, düşünür ama nadiren sorgular hatta neredeyse hiç. Biz de yönetilmeyi severiz. Türlü türlü dogmatik inançlarımız vardır. Belki de hayvandan tek farkımız düşünebilmemizdir. Evet, en tepeye geldik. Karşımızda Zerdüşt, kendisi İdeal insan tipinin bir alt seviyesi. İnsanlara Üstinsan olmanın yollarını anlatmakla meşgul. Kendisinin de zaafı var (Bölüm IV’te anlatılıyor) o yüzden Zerdüşt’ü de geçip biraz daha üstteki Üstinsan’a varmalıyız. Yol biraz meşakkatli, haklısınız. Ama işte karşımızda, Üstinsan. Kendisi düşünür, sorgular, ölçüp biçer, yargılar. Her şeyi akıl ve mantık süzgecinden geçirir ve öyle sonuca varır. Kendi kurallarını kendisi belirler, kendi kendini yönetir. Almaktan çok vermeyi sever. Kendisine dayatılan ve toplumda hüküm süren her fikri, değeri, inancı, görüşü reddeder ve iyiyi-kötüyü kendi düşünce süzgecinden geçirir. Geleneksel ahlak anlayışını yok saymalı, ahlak ve değer denen kavramları kendisi düzenlemeli. Gerektiği yerde acı çeker hatta acıyı benimser, ama neşelidir yine de, cesurdur ve kendini geliştirmeye ve başarıya açtır… Umarım aklınızda biraz da olsa bir şeyler oluşmaya başlamıştır. Gelin devam edelim… İnsanı, Nietzsche’nin de dediği gibi gergin ipin üstündeki bir cambaz gibi düşünün, aşağı düşmek kolay bir iş, peki ya yukarı çıkmak? Zordur, Üstinsan olmak gibi… ''İnsancıllığım sürekli bir kendini aşmadır.'' (
Ecce Homo,
Ecce Homo,
sf. 19) Üstinsan olmak, kendini aşmak nasıl zor ise, bu kitabı da bir lokmada yutuvermek bir o kadar zordur. Anlamak külfetlidir, anlayıp da o fikri kendi gerçekler dünyamıza sokmak ayrı külfetlidir. Zerdüşt gibi konuşacak olursam. ‘’Anlamak başka, anlamlandırmak başka…’’ Bu yüzden kitabın alt başlığı Herkes ve Kimse İçin Bir Kitap’tır. Bu kitabı okuyup, hiçbir şey anlamayabilirsiniz. Veyahut Zerdüşt’ü sadece inatçı, kendine buyruk, ateist bir adam olarak tanımlayabilirsiniz. İşte bu yüzden bu kitap ‘’Kimse İçin Bir Kitap’’tır. Ama insanın kendisini aşması için gerekli bilgileri ve fikirleri içerdiğinden, herkesin okuması gerekir. İşte bu yüzden de bu kitap ‘’Herkes İçin Bir Kitap’’tır. #133117898 Nihilizmin kutsal kitabı olarak adlandırmak istiyorum bu kitabı, her ne kadar bu eserin ana fikrine ve fıtratına ters düşecek olsa da. Diline gelecek olursam, bu incelemede benim de kullandığım gibi birçok devrik ve anlaşılması zor cümle bulunuyor kitapta. Bunun sebebi ise Nietzsche’nin eseri şairane bir dil ile yüksek dozda alegori ve benzetme kullanarak düzyazı şeklinde yazmış olmasıdır. Boş, zırva kişisel gelişim kitaplarını sadece bir cebinden çıkaracak olan bu kitap, gerek edebi, gerek felsefi anlamda birçok aforizma içermekte. Her gece açıp bir bölüm okunacak başucuna koymalık bir kitap niteliğinde adeta. Hala çağının ötesinde bir kitaptır, şaheserdir. Ve her okunuşta farklı anlamlar çıkacağına eminim, bu yüzden bir 5 yıl sonra bu kitabı tekrar okuyacağım. (Ölmez, sağ kalır isek, bu inceleme de kendini güncelleyecektir.) ''Benim de zamanım gelmedi henüz, bazıları öldükten sonra doğar.'' (
Ecce Homo,
Ecce Homo,
sf. 41)
Jonathan Swift
Jonathan Swift
’in
Gulliver’in Gezileri
Gulliver’in Gezileri
’nde, Gulliver, Yahoo’lar ile Houyhnhnm’lerin kaldığı ülkeye ziyarete gider. Yahoo’lar insan şeklinde kavgacı ve yozlaşmış köle varlıklardır. Zerdüşt’ün anlattığı ‘’İnsan’’ tipine denk gelir. Houyhnhnm’ler ise bilgin, kendini geliştirmiş ve mantıklı atlardır. Örneğin bu atların dilinde ‘’yalan’’ kelimesi yoktur ve mantık çerçevesinin dışına çıkamazlar. Bu bağlamda Houyhnhm’leri ‘’Üstinsan’’ figürü ile bağdaştırdım kendimce. Onun dışında, Zerdüşt bana
Halil Cibran
Halil Cibran
’ın
Ermiş
Ermiş
adlı eserinde ‘’zamanının şafağı, seçilmiş ve sevgili El Mustafa’’ figürünü anımsattı. Zerdüşt, insanlara doğru yolu göstermeye çalışırken, El Mustafa’nın Orphalese halkına seslenişi canlandı gözümde. Aralarındaki tek fark, Mustafa’nın tek tanrılı bir dinî inanışa sahip olması ve Zerdüşt’ün herhangi bir inanışa sahip olmamasıdır. Eğer bu eserleri okuduysanız, bir çağrışım yapabilir umarım sizlere de. ''Beni anlamıyorlar: ben bu kulaklara göre ağız değilim.'' (sf. 31) Şimdi böylesine harikulade bir eserden 2 puanı neden kırdım ona gelelim. Tabii ki de Nietzsche’nin kadınlarla ilgili hiç de hoş olmayan, nobranca, ikinci el ve üçüncü sınıf söylemleri yüzünden. Tabii bu bayağı söylemlerinin ardında her ne kadar bana göre saçma olsa da kendince sebepleri yatıyor. Rus asıllı bir psikanalist ve yazar olan
Lou Andreas-Salomé
Lou Andreas-Salomé
’nin, zamanında
Rainer Maria Rilke,
Rainer Maria Rilke,
Lev Tolstoy,
Lev Tolstoy,
Sigmund Freud
Sigmund Freud
ve hatta Nietzsche’nin de yakın dostu olan Paul Ree gibi isimlerle arasında aşk dedikoduları çıkmış, Nietzsche’yi de kendine âşık etmeyi başarmıştır Salomé. (Kendisinin Nietzsche ve onun yakın arkadaşı Ree’yi at gibi kamçılarmış gibi yaparken fotoğrafı meşhurdur, alfa bir ablamız yani :D images.app.goo.gl/ijkvCpUFeGC7Pp6VA ) Ama özgürlükçü ve buyruk tanımayan bir kafa yapısına sahip olan Salomé tüm bu aşk tekliflerini reddetmiştir. (Bu tarz magazinsel olaylar ilginizi çekiyorsa, tam da bu konuyu ele alan
Nietzsche Ağladığında
Nietzsche Ağladığında
da okunabilir, ben de okuyacağım :D) Neyse, bu başarısız aşk girişimi ve reddediliş sonrası bizim pos bıyıklı zaten akıl hocası
Arthur Schopenhauer
Arthur Schopenhauer
’den kalma ‘’kadın düşmanlığı’’nı daha da bileylemiştir. Son durağı hezeyana hatta deliliğe kadar varacak olan bu duygu durumları şu satırlara gebe olmuştur ve benden de eksi puanı almaya hak kazanmıştır: ‘’Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!’’ (sf. 61) İncelememin son kısmında, kitabın en sevdiğim bölümlerinden ve çevirisinden bahsetmek istiyorum: En sevdiğim ve mutlaka irdelenerek okunmasını düşündüğüm yerler: Erdemin Kürsüleri Üzerine (I. Bölüm) Yeni Put Üzerine (I. Bölüm) Pazaryerindeki Sinekler Üzerine (I. Bölüm) Aynalı Çocuk (II. Bölüm) Zehirli Örümcekler Üzerine (II. Bölüm) Önünden Geçip Gitmek Üzerine (III. Bölüm) Üç Kötü Üzerine (III. Bölüm) Eski ve Yeni Levhalar Üzerine (III. Bölüm) Krallarla Konuşma (IV. Bölüm) Hizmet Dışı (IV. Bölüm) Benim okuduğum edisyon Tükiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nden çıkma
Mustafa Tüzel
Mustafa Tüzel
çevirisiydi. Yani bazı cümleleri birkaç kez okumak zorunda kaldım, zaten çevirisi çok zor olan bir kitap kendisi. Mustafa Tüzel çevirisi dışında, benim bir sonraki Zerdüşt okumamı da yapacağım, Pinhan Yayıncılık’tan çıkma
Ahmet Cemal
Ahmet Cemal
çevirisi de önerilenler arasında, kendisini
Körleşme
Körleşme
çevirisinden de tanıyoruz. Nietzsche’yi ve eserlerini daha iyi anlayabilmek adına benim size verebileceğim tavsiye Nietzsche’nin hayatına dair okumalar yapmanızdır. Otobiyografik tarzda yazılmış
Ecce Homo,
Ecce Homo,
Nietzsche’yi anlamak için büyük bir nimet. Kendi eserlerinin tek tek ‘’özünü’’ ve nasıl-neden ortaya çıktığını anlatıyor bu yapıtında da. Hayatı, kendini tanımak ve onu aşmak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum! Ama yine de unutmayın ki: ''İflah olmazlara hekim olunmaz, bu yüzden geçip gitmelisiniz.'' (sf. 209) Böyle İnceledi, Kayaberk.
Böyle Söyledi Zerdüşt
Okuyacaklarıma Ekle
335 syf.
·
7 günde
·
Puan vermedi
Friedrich Nietzsche bizi üstinsan olmaya çağırıyor
Friedrich Nietzsche ye ait sanatsal ve felsefi bir kitap olması yanında türünün ilk örneğidir. Vaktinde kabul görmemiş çok eleştirilmiştir. Şimdiki zamanın modern toplumunda okuyanlardan kimisi beğenirken kimisi saçma bulmaktadır. Kitap boyu anlattığı üstinsan olmak doğrusu büyük sabır gerektiren birşey. Kitap okudukça inatlarınızı, kurallarınızı yontabilir. Daha bi ılımlı, sakin hale getirebilir sizi. Ama etrafınız değişmiyor. Tuhaf tuhaf, yan yan bakıyorlar bu değişiminize. Kitabı okuduktan sonra dünyaya bakışımın ve dünyayı algılayışımın hedeflerimin değiştiğini söylemem mümkün. İnsan psikolojisini çok net bir şekilde gözler önüne serilmiş bazı bölümlerini anlamadığım ve anladığım bölümleri çok beğendiğim için bi kaç kere daha okuyacağım güzel bir kitap. Okuduğum en güzel kitaplardan biri diyebilirim. Keyifli okumalar dilerim.
Böyle Söyledi Zerdüşt
Okuyacaklarıma Ekle
335 syf.
·
3 günde
Öyle söyledi Zerdüşt... Ben de okudum söylediklerini. Tekrar tekrar bazen. Bir edebi eser ama teması felsefe, 20. yy felsefesinin belirgin eğilimi. Yeni fikirleri yeni söyleyiş biçimine de kavuşturmuş yazar. Döneminde  yeterince anlaşılmayan
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
' ye göre "yazılmış en derin" eserdir.
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
' in yalın felsefi düşüncelerini içermektedir. Kendini yaşadığı zamana ait hissetmeyen
Friedrich Nietzsche,
Friedrich Nietzsche,
eserini anlayacak okuyucu kitlesini de gelecekte görmüştür. Nitekim döneminde sıkça eleştiriler almasına rağmen, bugün daha anlaşılır olmuştur. Ama önce sen kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla. (s64) Üstinsanı bulabilmek için. Üstinsanı arayan, tarif eden Zerdüşt. Ama cevabı net olarak vermiyor. Okuyucunun düşünce yeteneğini kullanıyor, okuyucuya bırakıyor. Sadece okumakla olmaz. Biraz da düşünmek gerek. Burada belirtmek gerekirse eserdeki Zerdüşt ile İranlı peygamber Zerdüşt aynı kişi değil. Eserde Zerdüşt kimseden inanç istemiyor, vaaz vermiyor, geniş topluluklara hitap etmiyor. O sadece Üstinsanı arıyor, tarif ediyor. Uzun yolculuklara çıkıyor, sürekli arıyor. Az önce bahsettiğim gibi Zerdüşt geniş topluluklara hitap etmiyor, çoğunlukla tekil, bazenleri de karşılaştığı birkaç kişi ile diyalog kuruyor, sadece insanı ele alıyor, üstinsanı arıyor. Karşılaştığı diyorum çünkü bir yolculuk içerisinde Zerdüşt. Bir gün 'tanrı öldü' diyerek çıkıyor yola. 'Tanrı öldü' denek tüm inançları, sabit fikirleri, tabuları yıkmaktır. Bu arayışı takip etmek gerçekten zor. Öznel bir tema olması da daha dikkatli okumayı gerektiriyor. Peki ben net bir sonuca vardım mı? Yükselmek istediğiniz zaman yukarıya bakıyorsunuz. Oysa ben, yükselmiş olduğumdan aşağıya bakıyorum. (s34)
Böyle Söyledi Zerdüşt
Okuyacaklarıma Ekle
308 syf.
15 Ekim 1844' te doğan, "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu, Alman filozof (
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
) Nietzsche' nin düşüncelerinin en yüksek düzeye ulaştığı hatta hakkında " En derin eser " dediği kitabıdır Böyle Buyurdu Zerdüşt. Bu eser kendi alanında, kendi felsefesine göre bir ana yapıt, prototiptir. Her ne kadar felsefi bir kitap olsa da diğer felsefe eserlerinin ve adamlarının aksine Nietzsche bu kitabında oldukça yalın, anlaşır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Aslında Nietzsche için filozof demek bana her daim yetersiz gelmiştir. Çünkü Sigmund Freud ' in büyük çalışmalarla, kuramlarla çağımıza ulaşmasına sebep olduğu psikianalize büyük katkıları olan ve hatta "Bilinçaltı (id)" kavramını ilk kez ortaya atan kişidir Nietzsche. Kendisini "Filozoflar içindeki ilk psikolog" diye tanımlaması da bundan dolayı olsa gerek. Nietzsche bu kitabında kendine Zerdüşt ' ü sözcü olarak seçmiş, anlatacaklarını onun buyruklarıyla kaleme almıştır. Zerdüşt bundan yaklaşık 3.500 yıl önce kesin olmamakla birlikte İran' da ortaya çıkan ve kendini peygamber ilan eden Zerdüştlük inancının kurucusudur. Düz yazı ve şiirsel bir anlatımın hakim olduğu eserde, Nietzsche dil bilgisi kurallarını bir kenara itip aforizmalarla, iğneleyici bir üslup, felsefi mülahazalarla dolu bir anlatımı tercih etmiştir. Bazen en olumlu cümleyi ters köşe yaparak olumsuz bir şekilde sonlandırması, kullandığı imalı ve küçümseyici dil Nietzsche ' nin anlaşılmasını ve eserin hakkettiği değeri görmesini engellemiştir. Bu konuda Nietzsche bir öngörüde bulunmuş ve bu eserin anlaşılabilmesi için, bir asır geçmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de 19.yy' da yayımlanan bu kitap ancak 20.yy' ın ortalarında ses getirmeye, bir popülarite kazanmaya başlamıştır. Kitabın kahramanı kendini insanlardan soyutlamış, dağda inzivaya çekilmiş olan Zerdüşt. Kendine insanlar yerine bir kartal ve yılanı dost edinmiştir. Çünkü insanoğlunun dostluğuna güvenmiyordur. Nietzsche bu kitabında tüm inançları yok sayıp, ilahi bir bakışla, evreni, tanrıyı, varlığı, dinleri,,, sorgulayıp, yargılamıştır. İnsanlığın savunduğu her küçük düşününceyi avam bulup reddeder, herkesle, her şeyle bu konuda kavga eder. Çünkü ona göre hayatın tek bir amacı, felsefesi vardır; " Üstinsan " olmak. Bu seviyeye, mertebeye ulaşmak için her türlü küçüklüğü, zayıflığı yıkmak, hiç etmek gerektiğini düşünür. Peki nedir üstinsan? Nietzsche ' nin felsefesine göre üstinsan; insan evriminin sonraki aşamasıdır. İnsanın aşılması gereken bir varlık olduğunu düşünür. İnsanın gözünde maymun neyse üstinsanın gözünde de insan odur. Yani bir bakıma evrim teorisini destekler, insanın maymundan evrildiği gibi insandan sonraki evrimin de üstinsan olduğuna inanır. Nietzsche ' ye göre güç her şeyin üstündedir ve bu güçle zayıf, sığ bulunan her düşüncenin, inancın yıkılması gerektiğini söyler. Üst insana giden yolun güç olduğunu, zayıfların bu evrimi geciktirdiğini söyler. İşte Nietzsche ' nin bu düşüncesi zamanla yanlış yorumlanmış hatta bilinçli bir şekilde saptırılmıştır. Bunun sebebi olarakta Nietzsche ' nin kızkardeşi gösterilmiştir. Çünkü Nietzsche ' nin eserlerini toplayıp düzenleyen odur. Bu saptırmalar sonucunda Nietzsche ' nin felsefesi asla savunmadığı hatta karşısında olduğu görüşlerce kullanılmasına yol açmıştır. Gençken bu eseri okuyup etkilendiğini söyleyen ve hatta askerlerine bu kitabı dağıtan Hitler yüzünden Nietzsche ' nin adı Nazizmle çok fazla iç içe geçmiştir. Oysa ki Nietzsche her zaman bir Alman karşıtı olmuştur. Defalarca okuduğum ve hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplardan biridir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Son olarak yayınevi farkından bahsetmek istiyorum. Bu kitabı İskele Yayınları, Mustafa Bahar çevirisi ve İş Bankası Kültür Yayınları, Mustafa Tüzel çevirisiyle iki farklı yayından okudum. Gerçekten çevirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitabı okumayı düşünen arkadaşlara her klasiği olduğu gibi bunu da kesinlikle İş Bankası Yayınları' ndan okumalarını tavsiye ederim... " Yalnız insan, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün." (Sayfa: 62)
Böyle Söyledi Zerdüşt
Okuyacaklarıma Ekle
426 syf.
·
14 günde
·
Puan vermedi
Buyur Canım, Bir Şey Mi Dedin?
Kitabı "kapak tasarımı, çeviri, içerik '' olarak 3 bölümde inceleyeceğim. Kapak Öncelikle kitaptan bahsetmeden önce benim çok hoşuma giden bir kısımdan, kapaktan bahsetmek istiyorum. Bazı kapak tasarımları çok çarpıcıdır. Misal Can Yayınlarının 'Kadın Klasikler' de olduğu gibi. Bu kitabın kapağı da benim için öyle. Yıllar sonra içeriğiyle birlikte kapağı da aklımda yer edecek,kitabın zihnimde oluşturduğu figürde bir parçaya sahip olacak. Yani kitabın kapağını çok beğendim. Tabiki kitabın içeriği çok önemli ama kitabı elime almamda beni motive eden durumlardan biri de bu kapak tasarımı. Çeviri Gelelim kitaba, içinde yazanlara. Şimdi klasikleri, kült eserleri büyük yayınevlerinden okumakta fayda var. Bu kitap RenKitap 'tan, çevirmeni de eskiden beri tanınır biri değil. Kitap benim kitaplığımda 2 senedir duruyordu ve alıp okumak istedim. Tabiki bu bir risk. Hatta başka sitelerde RenKitap hakkında yazım yanlışlarından dolayı şikayetler de vardı. Ben risk alıp okumaya başladım. Yer yer İş Bankası baskısıyla da karşılaştırdım. Sonrasında kendi açımdan anlam kaymasına sebep durumlar görmedim. Bazı yerlerde İş Bankası bazı yerlerde RenKitap çevirisini daha çok beğendim. İçerik Kitap içerik olarak yoğun anlatımların yoğun olduğu bir kitap. Nietzsche düşüncesini Zerdüşt karakteri üzerinden anlatmış. Zerdüşt diğer insanların ufkunu açmaya çalışan, onları kendi öğretisine çekmeye çalışan bir kişi. Tabi söylediğim gibi soyut anlatım, kişileştirme, dolaylı yoldan anlatım oldukça fazla. O yüzden bir olay örgüsünü anlamak kadar kolay olmuyor ve bu idrak etmeyi de güçleştiriyor. Anlamayı zorlaştıranlardan biri de konudan konuya atlama durumları. Zaten soyut olan anlatım varken her paragrafta konu değişimleri işleri iyice zora sokuyor. Kitaba yapılan bazı yorumlarda kitabın ilk okuyuşta öyle kolayca anlaşılamayacağı, birkaç yıl sonra tekrar okununca daha iyi sindirileceği yönünde. Deneme, araştırma vs kitaplarını severim ama dili yüzünden (her iki çeviri için de geçerli) kitaptan pek keyif alamadım. Kitapta bazı yerleri net anlıyorsun bazı yerler hiç anlamayı burada bunları söyleyerek ne demek istedi diyorsun. Sonuç Kitabın bana kazandırdığı şu oldu: Kitabı bilmece gibi çözmeye çalışırken başka kitapları çok daha kolay, hızlı okumaya başladım. Dedim ya anlaması zor bir kitap. Bu kitaptan başka kitaba geçince ×1,5 ile dinlediğiniz podcasti ×1 ile dinliyormuş gibi oluyorsunuz.
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.