1000Kitap Logosu
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Böyle Buyurdu Zerdüşt

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.4
5,3bin Kişi
22,2bin
Okunma
6,5bin
Beğeni
245bin
Gösterim
352 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 9 sa. 58 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020 · Karton kapak · 9786052986240
Diğer baskılar
Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche’nin tüm yapıtları arasında en çok okunan, en çok tartışılan eseridir. Düşün dünyamızın hakikat, ahlak, akıl, özne gibi tüm doğal yapılarının sıradan alışkanlıklar olduğunu söyleyerek Batı metafiziğini kıyasıya sorgular. Nietzsche sonsuz yeniden geliş, üstinsan ve Tanrı öldü gibi kavramları ortaya koyduğu Zerdüşt’le ilgili yıllar sonra şu ifadeyi kullanacaktır: “İnsanlığın sahip olduğu en derin kitap.”
4 mağazanın 101 ürününün ortalama fiyatı: ₺15,22
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
10 sa. 0 dk.
8.4
10 üzerinden
5,3bin Puan · 856 İnceleme
Kayaberk İpek
Böyle Söyledi Zerdüşt'ü inceledi.
335 syf.
·
13 günde
·
8/10 puan
Nihilist Manifesto: Tanrı Öldü!
‘’İnsan aşılması gereken bir varlıktır.’’ (sf. 6) Bana kalırsa tek bir cümle bile bu kitabı okumak için yeterince merak uyandırıcı. Tüm insanlığın kendinden bir şeyler bulabileceği, sindirilmesi pek kolay olmayan, insanın boğazında yumru varmış hissi yaratan, mideye bir yumruk gibi inen, üstüne saatlerce hatta günlerce kafa patlatılması gereken, Friedrich Nietzsche’nin kendisinin dahi en derin, en tepe eseri olarak gördüğü, insanlığın ve zamanının ‘’6.000 adım ötesinde’’ diye (Ecce Homo sf. 79) tanımladığı bir eser Böyle Söyledi Zerdüşt. #133109015 Kitabı okuduktan sonra dünyayı algılayışınızın, çevrenizde olup bitenleri yorumlayış tarzınızın, hayata ve kendinize olan bakış açınızın değişeceğini söylemek pek mümkün. Bu yüzden, okumayı düşünen veya erteleyen kim varsa mutlaka hemen kararını değiştirip bu kitabı okumalı. Merak etmeyin, su biraz soğuk ama girince alışıyorsunuz. Kendinize yapacağınız iyiliklerin başında bu kitabı okumak geliyor, bunu unutmayın. (Tartışmaya açık.) Bu incelemede Nietzsche’nin bu eserinde bahsettiği ve üzerinde ısrarla durduğu Üstinsan kavramına, eserin içeriğine, diline ve neyi amaçladığına, Zerdüşt ve Üstinsan figürlerinin edebiyat dünyasındaki benzerlerine (Gulliver’in Gezileri – Houyhnhnmler ve Halil CibranErmiş), çevirisine, neden iki puanı kırdığıma ve en sevdiğim kısımlarına değineceğim. Çok yoğun, yorucu ve bir o kadar da uzun bir yolculuk olacak ama en sonunda Zerdüşt’ü anlamış olarak ayrılacağız buradan (öyle sanıyorum), kemerleri bağlayın başlıyoruz. ''Putları yıkmak eskiden beri işimin bir parçası.'' (Ecce Homo, sf. 2) Kim ya bu Zerdüşt? Kim ki bizim putlarımızı yıkacakmış? İncil’de şöyle geçer: ‘’Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” dedi.’’ — Matthew, 3:17 (Bahsedilen Oğul İsa’dır, Tanrı’nın Oğlu İsa.) Zerdüşt de kendisini: ‘’Bakın, ben yıldırım habercisiyim ve ağır bir damlayım buluttan düşen: bu yıldırımın adı Üstinsandır.’’ (sf. 10) şeklinde tanımlar. Nietzsche bu eserinde, ‘’Oğul’’ yani Hz. İsa figüründen yola çıkarak Zerdüşt’ü yaratır. Oğul Zerdüşt’tür. Ve Tanrı’yı öldürür, Zerdüşt, peygamber kisvesi altında. ‘’Tanrı öldü.’’ der. Amacı ise bütün putlarımızı, dogmalarımızı yıkıp bize Üstinsan olma yolunda bir ışık olmaktır. Kitap dört bölüme ayrılmış olup, her bölümde farklı konular üzerinde konuşmalar yapılmakta. Ve her bölümde konuşmanın sonu ‘‘Böyle Söyledi Zerdüşt’’ diye bitmekte. ‘’Oysa artık bu tanrı öldü! Ey daha yüce insanlar, bu tanrı sizin için en büyük tehlikeydi.’’ (sf. 290) ‘’Tanrı öldü!’’ söylemi belki de onu Batı felsefe dünyasının en çok yanlış anlaşılan fikir adamı yapmıştır. (Yanlış anlaşılmasının en büyük sebeplerinin başında kardeşi Elizabeth Förster-Nietzsche gelir. Elisabeth, abisi Nietzsche öldükten sonra ‘’Nietzsche Arşivi’’ni kurarak, abisinden kalma yazmaları biraraya getirip değiştirerek abisinin adı altında eserler yayınlar. Hatta ölümünden 8 yıl sonra yayımlanan Ecce Homo bunlardan biridir. Daha da derinlere gidecek olursak Nietzsche’nin yanlış anlaşılmasında büyük payı bulunan ‘’Güç İstenci’’ eseri de Nietzsche öldükten bir sene sonra yayımlanır. Takdir edersiniz ki, abisiyle karşıt görüşlere sahip olan Elizabeth bu eserini de Nietzsche’nin yazmalarından kafasına göre kesip biçtiği metinlerden oluşturmuştur. Bu yüzden işin sonunun Hitler’e kadar varmasının en bariz sebeplerinden birisi de Elisabeth. Olmuşa çare yok, biz yine de okumaya ve incelemeye devam edelim… Tanrı öldü. Peki, bir insan tanrıyı nasıl öldürebilir? Mümkün müdür? Nietzsche’nin en çok yakındığı konulardan biri budur. Aslında onun problemi tanrıyla veya onun olup olmamasıyla ilgili değil. Bu tanrı algısını yaratan ve dogmatik bir şekilde bu inanca bağlı yaşayan insanlarla ilgili her şey. Nietzsche dağdan indiği vakit, yani Zerdüşt, insanın aşılması gereken, kendini yenmesi ve yenilemesi gereken bir varlık olarak tanımlar. En sonunda ise Üstinsan mertebesine ulaşması gerektiğini söyler. Ve bunu da kendisine dayatılan kuralları, yasaları, ahlaki anlayışı reddederek ulaşılabileceğini söyler. İnternette dolaşan bir geyik var Nietzsche ile ilgili ‘’ahlaksal normlarınızı ekmek banarak yiyeyim.’’ diye, tam da böyle birisidir, Zerdüşt. (images.app.goo.gl/x8ZoLyZWtxdiCdou6) Tabii tüm bunları kafamızda anlamlandırabilmemiz için Nietzsche’nin üstüne basa basa mütemadi bir şekilde tekrar ettiği Üstinsan figürünü iyice kavramamız gerekiyor. Nedir bu Üstinsan? ‘’İnsan bir iptir, hayvan ile Üstinsan arasında gerilmiş – bir ip ki uzanır bir uçurumun üzerinde.’’ (sf. 8) Nietzsche’ye göre insan; evrim aşaması hayvan mertebesiyle, Üstinsan mertebesi arasında kalmış, gergin iple birbirine bağlanmış bir varlıktır ve bu sebepten ötürü insan, evrimini tamamlayıp yani ‘’kendini aşıp’’ Üstinsan mertebesine ulaşmalıdır. Bu Üstinsan figürü Hristiyanlık inancındaki Hz. İsa ile İslam felsefesindeki ‘’insan-ı kâmil’’ fikriyle de benzerlikler göstermektedir, hatta Nietzsche açık açık tek tanrılı dinlere atıfta bulunmaktadır bu eserinde. Bu da demek oluyor ki, insan yanılgılarından ve kendisine dayatılan yüceltilmiş yanılsamalardan kurtulup, kendi kurallarını akıl ve mantık çerçevesinde düzenleyip, kusurlu ve eksikli varlığını aşarak, insani yanından kurtularak Üstinsan olma yolunda ilerleyecektir, ilerlemelidir. Şayet ki insan daimi olarak kendini alt edip, kendi yolunda ilerlemeye devam ederse; yolun sonunda Üstinsan’a ulaşabilecektir. Daha da basite indirgeyip metaforlarla anlatacak olursam, bir dağ düşünün her şeyden önce. Çıkıntılı, bol kayalı, eğimi yüksek, tırmanması çok zor bir dağ düşünün. İşte bu dağ, bizim hayatımız. Gelin bu dağa, yamacına doğru bir gezintiye çıkalım. En aşağıda koyunlar var. Bu koyunlar ne yapar, düşünmezler, bu yüzden de sorgulayamazlar. Sadece melerler, ot yerler. Yönetilmeyi severler, çobana ihtiyaç duyarlar ve kurda yem olurlar en sonunda. Gelin biraz yukarı çıkalım, geçelim şu koyunları. Bunlar gibi olmayı uzun süre önce zaten bıraktık(mı acaba?) Biraz daha yukarı da ise insan var, yani biz. İnsan ne yapar, düşünür ama nadiren sorgular hatta neredeyse hiç. Biz de yönetilmeyi severiz. Türlü türlü dogmatik inançlarımız vardır. Belki de hayvandan tek farkımız düşünebilmemizdir. Evet, en tepeye geldik. Karşımızda Zerdüşt, kendisi İdeal insan tipinin bir alt seviyesi. İnsanlara Üstinsan olmanın yollarını anlatmakla meşgul. Kendisinin de zaafı var (Bölüm IV’te anlatılıyor) o yüzden Zerdüşt’ü de geçip biraz daha üstteki Üstinsan’a varmalıyız. Yol biraz meşakkatli, haklısınız. Ama işte karşımızda, Üstinsan. Kendisi düşünür, sorgular, ölçüp biçer, yargılar. Her şeyi akıl ve mantık süzgecinden geçirir ve öyle sonuca varır. Kendi kurallarını kendisi belirler, kendi kendini yönetir. Almaktan çok vermeyi sever. Kendisine dayatılan ve toplumda hüküm süren her fikri, değeri, inancı, görüşü reddeder ve iyiyi-kötüyü kendi düşünce süzgecinden geçirir. Geleneksel ahlak anlayışını yok saymalı, ahlak ve değer denen kavramları kendisi düzenlemeli. Gerektiği yerde acı çeker hatta acıyı benimser, ama neşelidir yine de, cesurdur ve kendini geliştirmeye ve başarıya açtır… Umarım aklınızda biraz da olsa bir şeyler oluşmaya başlamıştır. Gelin devam edelim… İnsanı, Nietzsche’nin de dediği gibi gergin ipin üstündeki bir cambaz gibi düşünün, aşağı düşmek kolay bir iş, peki ya yukarı çıkmak? Zordur, Üstinsan olmak gibi… ''İnsancıllığım sürekli bir kendini aşmadır.'' (Ecce Homo, sf. 19) Üstinsan olmak, kendini aşmak nasıl zor ise, bu kitabı da bir lokmada yutuvermek de bir o kadar zordur. Anlamak külfetlidir, anlayıp da o fikri kendi gerçekler dünyamıza sokmak ayrı külfetlidir. Zerdüşt gibi konuşacak olursam. ‘’Anlamak başka, anlamlandırmak başka…’’ Bu yüzden kitabın alt başlığı Herkes ve Kimse İçin Bir Kitap’tır. Bu kitabı okuyup, hiçbir şey anlamayabilirsiniz. Veyahut Zerdüşt’ü sadece inatçı, kendine buyruk, ateist bir adam olarak tanımlayabilirsiniz. İşte bu yüzden bu kitap ‘’Kimse İçin Bir Kitap’’tır. Ama insanın kendisini aşması için gerekli bilgileri ve fikirleri içerdiğinden, herkesin okuması gerekir. İşte bu yüzden de bu kitap ‘’Herkes İçin Bir Kitap’’tır. #133117898 Nihilizmin kutsal kitabı olarak adlandırmak istiyorum bu kitabı, her ne kadar bu eserin ana fikrine ve fıtratına ters düşecek olsa da. Diline gelecek olursam, bu incelemede benim de kullandığım gibi birçok devrik ve anlaşılması zor cümle bulunuyor kitapta. Bunun sebebi ise Nietzsche’nin eseri şairane bir dil ile yüksek dozda alegori ve benzetme kullanarak düzyazı şeklinde yazmış olmasıdır. Boş, zırva kişisel gelişim kitaplarını sadece bir cebinden çıkaracak olan bu kitap, gerek edebi, gerek felsefi anlamda birçok aforizma içermekte. Her gece açıp bir bölüm okunacak başucuna koymalık bir kitap niteliğinde adeta. Hala çağının ötesinde bir kitaptır, şaheserdir. Ve her okunuşta farklı anlamlar çıkacağına eminim, bu yüzden bir 5 yıl sonra bu kitabı tekrar okuyacağım. (Ölmez, sağ kalır isek, bu inceleme de kendini güncelleyecektir.) ''Benim de zamanım gelmedi henüz, bazıları öldükten sonra doğar.'' (Ecce Homo, sf. 41) Jonathan Swift’in Gulliver’in Gezileri’nde, Gulliver, Yahoo’lar ile Houyhnhnm’lerin kaldığı ülkeye ziyarete gider. Yahoo’lar insan şeklinde kavgacı ve yozlaşmış köle varlıklardır. Zerdüşt’ün anlattığı ‘’İnsan’’ tipine denk gelir. Houyhnhnm’ler ise bilgin, kendini geliştirmiş ve mantıklı atlardır. Örneğin bu atların dilinde ‘’yalan’’ kelimesi yoktur ve mantık çerçevesinin dışına çıkamazlar. Bu bağlamda Houyhnhm’leri ‘’Üstinsan’’ figürü ile bağdaştırdım kendimce. Onun dışında, Zerdüşt bana Halil Cibran’ın Ermiş adlı eserinde ‘’zamanının şafağı, seçilmiş ve sevgili El Mustafa’’ figürünü anımsattı. Zerdüşt, insanlara doğru yolu göstermeye çalışırken, El Mustafa’nın Orphalese halkına seslenişi canlandı gözümde. Aralarındaki tek fark, Mustafa’nın tek tanrılı bir dinî inanışa sahip olması ve Zerdüşt’ün herhangi bir inanışa sahip olmamasıdır. Eğer bu eserleri okuduysanız, bir çağrışım yapabilir umarım sizlere de. ''Beni anlamıyorlar: ben bu kulaklara göre ağız değilim.'' (sf. 31) Şimdi böylesine harikulade bir eserden 2 puanı neden kırdım ona gelelim. Tabii ki de Nietzsche’nin kadınlarla ilgili hiç de hoş olmayan, nobranca, ikinci el ve üçüncü sınıf söylemleri yüzünden. Tabii bu bayağı söylemlerinin ardında her ne kadar bana göre saçma olsa da kendince sebepleri yatıyor. Rus asıllı bir psikanalist ve yazar olan Lou Andreas-Salomé’nin, zamanında Rainer Maria Rilke, Lev Tolstoy, Sigmund Freud ve hatta Nietzsche’nin de yakın dostu olan Paul Ree gibi isimlerle arasında aşk dedikoduları çıkmış, Nietzsche’yi de kendine âşık etmeyi başarmıştır Salomé. (Kendisinin Nietzsche ve onun yakın arkadaşı Ree’yi at gibi kamçılarmış gibi yaparken fotoğrafı meşhurdur, alfa bir ablamız yani :D images.app.goo.gl/ijkvCpUFeGC7Pp6VA ) Ama özgürlükçü ve buyruk tanımayan bir kafa yapısına sahip olan Salomé tüm bu aşk tekliflerini reddetmiştir. (Bu tarz magazinsel olaylar ilginizi çekiyorsa, tam da bu konuyu ele alan Nietzsche Ağladığında da okunabilir, ben de okuyacağım :D) Neyse, bu başarısız aşk girişimi ve reddediliş sonrası bizim pos bıyıklı zaten akıl hocası Arthur Schopenhauer’den kalma ‘’kadın düşmanlığı’’nı daha da bileylemiştir. Son durağı hezeyana hatta deliliğe kadar varacak olan bu duygu durumları şu satırlara gebe olmuştur ve benden de eksi puanı almaya hak kazanmıştır: ‘’Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma!’’ (sf. 61) İncelememin son kısmında, kitabın en sevdiğim bölümlerinden ve çevirisinden bahsetmek istiyorum: En sevdiğim ve mutlaka irdelenerek okunmasını düşündüğüm yerler: Erdemin Kürsüleri Üzerine (I. Bölüm) Yeni Put Üzerine (I. Bölüm) Pazaryerindeki Sinekler Üzerine (I. Bölüm) Aynalı Çocuk (II. Bölüm) Zehirli Örümcekler Üzerine (II. Bölüm) Önünden Geçip Gitmek Üzerine (III. Bölüm) Üç Kötü Üzerine (III. Bölüm) Eski ve Yeni Levhalar Üzerine (III. Bölüm) Krallarla Konuşma (IV. Bölüm) Hizmet Dışı (IV. Bölüm) Benim okuduğum edisyon Tükiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nden çıkma Mustafa Tüzel çevirisiydi. Yani bazı cümleleri birkaç kez okumak zorunda kaldım, zaten çevirisi çok zor olan bir kitap kendisi. Mustafa Tüzel çevirisi dışında, benim bir sonraki Zerdüşt okumamı da yapacağım, Pinhan Yayıncılık’tan çıkma Ahmet Cemal çevirisi de önerilenler arasında, kendisini Körleşme çevirisinden de tanıyoruz. Nietzsche’yi ve eserlerini daha iyi anlayabilmek adına benim size verebileceğim tavsiye Nietzsche’nin hayatına dair okumalar yapmanızdır. Otobiyografik tarzda yazılmış Ecce Homo, Nietzsche’yi anlamak için büyük bir nimet. Kendi eserlerinin tek tek ‘’özünü’’ ve nasıl-neden ortaya çıktığını anlatıyor bu yapıtında da. Hayatı, kendini tanımak ve onu aşmak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum! Ama yine de unutmayın ki: ''İflah olmazlara hekim olunmaz, bu yüzden geçip gitmelisiniz.'' (sf. 209) Böyle İnceledi, Kayaberk.
Böyle Söyledi Zerdüşt
OKUYACAKLARIMA EKLE
20
356