Geri Bildirim

Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche

·
Okunma
·
Beğeni
·
44.972
Gösterim
Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
308
ISBN:
9786054401505
Orijinal adı:
Also Sprach Zarathustra
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü ardına bırakarak dağa çekildi Zerdüşt. Dağda on yıl zaman zarfında, bıkmadan, usanmadan hep ruhunu dinledi... Ve sonunda içinde, gönlünün derinliklerinde bir değişiklik duyumsadı. Günlerden birgün yıldız, aydınlatacak bir şeyin kalmasyadı yazgın ne olurdu? On yıl varki buruya mağarama çıkıyorsun. Eğer, ben, kartalım ve yılanım olmasaydık, ışığından ve yolundan bezerdin. Fakat her sabah seni bekledik. Işığının fazlasını aldık ve bunun için seni kutsadık.
Bak! Ben, fazla bal toplamış arı gibi uzanacak ellere muhtacım. İnsanlar arasında, akıllılar deliliklerine; fakirlerde zenginliklerine kavuştuğu o derin sevinci tekrar yaşatmak için armağanlarımı paylaştırmak istiyorum. Bunun için aşağılara inmeliyim. Nasıl ki sen, cömert yıldız, akşamları denizin arkasına iniyor ve arkadaki dünyaya ışık götürüyorsan, ben de senin gibi, inmek istediğim insanların arasına girmek istiyorum.

Ey, en büyük mutluluğu bile kıskanmadan görebilen tek göz, beni kutsa!... Taşmak isteyen kadehi kutsa ki içinden su, altın gibi aksın ve mutluluğun parıltılarını her tarafa saçsın.

"Bak, bu kadeh yine boşalmak, Zerdüşt yine insan olmak istiyor." Zerdüşt’ün on yıl sonra insanların arasına karışma isteği ve dağdan inişi böyle başladı.
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
Beklediğimden çabuk bitti sıkılırım diye bekliyordum fakat okurken hiç sıkılmadım hadi bit artık da başka kitaba geçeyim demedim bu türe alışkın olmayan biri olmama rağmen.Kitabın bazı yerlerini alışık olmadığım için iki sefer okumak zorunda kaldım doğal olarak ama kitaptan bir şeyler alabilmek için elimden geleni yaptım. Nietzsche'nin bir iki eserini okuduktan sonra Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü tekrar okumak istiyorum eminim o zaman zerdüştün ne aradığını ve üstün insanı daha iyi anlayacağım.

Benzer kitaplar

  • Sofie'nin Dünyası
    8.4/10 (1.450 Oy)1.466 beğeni4.954 okunma924 alıntı42.777 gösterim
  • Dava
    7.9/10 (1.504 Oy)1.441 beğeni5.106 okunma768 alıntı35.081 gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.4/10 (1.279 Oy)1.151 beğeni3.982 okunma775 alıntı25.379 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (2.437 Oy)2.440 beğeni7.496 okunma2.273 alıntı68.504 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.178 Oy)1.068 beğeni3.873 okunma725 alıntı23.559 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.076 Oy)916 beğeni3.868 okunma838 alıntı26.518 gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.6/10 (610 Oy)629 beğeni2.512 okunma505 alıntı18.934 gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (1.838 Oy)1.721 beğeni5.724 okunma650 alıntı30.797 gösterim
  • Sineklerin Tanrısı
    8.1/10 (1.867 Oy)1.605 beğeni5.032 okunma291 alıntı29.636 gösterim
  • Anna Karenina
    8.7/10 (822 Oy)835 beğeni3.282 okunma938 alıntı25.428 gösterim
Nietzsche bence şimdiye kadar okuduğum tüm filozoflar içinde en anlaşılır ve en eğlenceli olanı çünkü; kelimelerini öyle bir yerleştiriyor ki anlattığı ağır ve üstünde düşünülmesi gereken konuları bir çırpıda zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Betimleyerek ve şiirselleştirerek, hikaye anlatır gibi anlattığı için benim favori filozofum olmuş durumda. Çünkü onu anlayabiliyorum. Diğer filozoflar bana sanki anlaşılmamak için çaba harcıyorlarmış gibi gelirler. Sizlere tavsiyem eğer felsefeye ilgiliyseniz işe Nietzsche kitapları okuyarak başlamanız. Böyle Buyurdu Zerdüşt ten önce onun tasvirlerine ve düşünce tarzına alışmanız için Deccal adlı eserini okuyabilirsiniz.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap her ne kadar en çok okunanlardan ve bol alıntı yapılanlardan olsa da felsefeye giriş olarak başlanması yanlış olur. Çünkü belli bir birikimle kitabın başına geçilmesi en azından dogmatik düşüncelerden uzaklaşılmış olması gerekiyor. Farklı okumalara açık bir kitap olabiliyor Zerdüşt. Öyle ki Hitler nazi propagandası olarak kitabı çok iyi kullanmış. Üstinsan modelini sadece 1 ırka bağlayarak faşist düşüncelerine kaynak olarak göstermiş. Bunda biraz Nietzche'nin kız kardeşinin de yardımları olduğu söylentiler arasında (kendisi Nietzche öldükten sonra notlarını düzenleyip yayınlatan kişi). Benim yorumum ise kitapta bahsedilen üstinsanın ırkla alakası olmadığı, kişinin yaşayacağı içsel yolculuğun önemli olduğu. Burada üstinsanı okurken onun erkek karakter olması beklendiği izlenimine kapıldım. Kadınların görevi ise üstinsanı doğurup gelişmesine yardımcı olmak gibi sanki. Bunda da Nietzche'nin kadınlardan çok çekmiş olmasının etkisi olduğunu düşünmekteyim. Zerdüşt felsefe kitaplarının klasik anlatımı yerine roman havasında yazılmış. Bu biraz kitabı okumayı keyifli hale getirmiş bence. Felsefe kitapları okuyan biri olarak bu fikri beğendim. Kitapta bazı olaylarda göndermeler olduğunu bu yüzden onları anlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Özellikle hristiyanlık ve yahudilikle ilgili. Mesela akşam yemeği bölümü İsa'nın son yemek tablosuna göndermeydi. Bu çok bilinen birşey ama benim anlamadığım göndermeler olabileceğini düşündürttü bana. Kitaptaki her fikrin çok mükemmel olduğunu söyleyemem. Savaşa methiyeler düzmesi (Hitler'in kitapta en sevdiği kısımlardır büyük ihtimalle), kadınların çok geri plana atılması ve hükmetme meselesi. Bunun yanısıra devlet, din, dünyadaki sınırların ortadan kalkması gibi mevzular da var. Kitap 1 asır yıl önce yazılmış biz hala bu konularda ilerleme yerine gerileme gösteriyoruz. Üzgünüm Zerdüşt ama üstinsan için galiba 1-2 asır daha beklememiz gerekebilir. Dünya diye bir yer bırakabilirsek tabii.
Lisedeyken Felsefe öğretmenimiz, Nietzsche'yi bize öyle kötü tanıtmıştı ki ister istemez ona karşı negatif duygular beslemiştim...Eee o zamanlar sorgulamayı bilmeyen ezberci bir yapıya sahiptim.Ne verilirse onu alıyordum sadece :(( Gel zaman git zaman gerek yaşadıklarım gördüklerim, gerekse araştırarak öğrendiklerim olsun, bende farklılıklar oluşturmaya başladı.Artık dünyaya yalnız kendi penceremden bakmıyorum ya da kişilere ve olaylara önyargılı yaklaşmıyorum...Bu kıvama gelmişken de Nietzsche'yi de okumaya karar verdim ve iyiki de okumuşum. Bu eseri herkesin okuması gerektiğine inanıyorum...Yazar bu kitabında oldukça anlaşılır sade bir dil kullanmış. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum ama bunu sadece yazdıklarının derin manasını daha iyi kavrayabilmek için yaptım. Okudukça tabularınız yıkılacak, düşünmeyi ve sorgulamayı daha iyi yapabileceksiniz. Kitabı okurken o kadar alıntı paylaştım ki utanmasam bütün kitabı paylaşacaktım neredeyse =)) İşte onlardan bazıları

"Seven kişi ödülün ve cezanın ötesinde sever"

"En büyük günah neydi şimdiye kadar? "Burada gülenlerin vay haline!" diyenlerin sözleri değil miydi?

"Mükemmelleşen, olgunlaşan her şey, ölmek ister!"
" Herkes" ve "Hic Kimse" ıçin bir kitap

" Ben bir ormandayım ve karanlık ağaçların bir gecesiyim, ancak karanlığımdan korkmayan biri, selviumun altındaki bankaların güllerle dolup taşacağını bulacaktır."
Friedrich Nietzsche'yi anlayan gerçekten güllere ulaşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt; korku filmi gibi. Korkunç derecede kasvetli ve kör edici derecede parlak cümleler. Onu anlayamıyoruz; kendi deyişiyle o bizim kulaklara göre ağız değil.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche'nin erişilebilir muazzam derecede zekice yazılmış felsefi eseridir. Burada sözcü olarak olarak bütün semavi dinlerden önce varolan, Antik Iran'da kurulan, Zerdüştlüğün kurucusu olan Zerdüşt Sipitama'yi sözcü olarak kullanmış. Zerdüst kitapta bizlere hikayeler anlatir, vaaz verir, şiirler okur. Nietzsche'nin temel felsefesindeki üstinsanı oluşturmayı amaçlar. Dağdaki uzun bir yalnızlığın ardından Zerdüst dünyaya Tanrı'nin öldüğünü ve insanlığın tanrısallığının- insanda uygulandiğıni, kendi din kitabı olarak sayılabilecek sözlerin anlattığı, Nietzsche'nin " Tanrı öldü" sözü, hayatının anlaminın tamamen insani terimlerle bulunması konusundaki ısrarından oluşan aforizmalar.

"Sen uçuruma baktığında, uçurum da senin ruhunun derinliklerine bakar."
Friedrich Wilhelm Nietzsche

Bence Nietzsche batı felsefesinin en devrimci, en yıkıcı ve en sert düsünürlerinden biridir.
Okuması zor ama bir o kadar da keyiflidir.
Zerdüşt'ün 10 yıllık dağda olan yaşamından sonra halk arasına girip kendi iç dünyasını anlatan bir eser.
Friedrich Nietzsche'nin hayata karşı felsefik düşüncelerini yazdığı bu eserde sık sık güzel tespitlere rastlama şansınız oldukça yüksek.

Bazen bu adam delinin tekidir dersiniz, bazen de böyle bir deha yok dersiniz. Yazar bu iki üç nokta arasında sürekli gidip geliyor. Yanlız tek farklı olan şey sadece uç noktalardan mesaj veriyor olması. Yani söylediği ifaderi değerlendirmek için insanın aklından geçen iki ifade belirginleşiyor; biri delilik, diğeri dahilik. Orta kısımlarda pek gözükmez. Bu da kuşkusuz onu, dolayısıyla da "Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserini de özel kılıyor.

Dili biraz ağırdır. Oldukça fazla sayıda karmaşık ifaderi vardır yazarın. Kitap bitti ama hâlâ da burda ne söylemek istemişti dediğim ifadeleri var aklımda. Hayatı anlamak ve Friedrich Nietzsche dünyasıyla aydınlatmak isteyen herkese tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim...
"Herkes ve hiçkimse için bir kitap..."
Kitabı bitirmem uzun sürdü. (Elimde olmayan nedenlerden dolayı.) Başlarda alıntılar paylaştım fakat sonradan gördüm ki eserin her cümlesi bir ileti. Kitabın tamamını buraya taşıyamazdım. :) Kitabı 3 yıl önce okumuştum ve hiç bir şey anlamadan yerine koymuştum. Demem o ki boş bir kafa ile okunacak bir eser değil. Öncesinde biraz da olsa bir birikim gerekli. Birikimim pek yeterli gelmemiş ki "Üstün insan" kavramını tam anlamı ile beynime yerleşmedi. Nietzsche'nin kaleminden bir kaç eser okuyup bunu tekrar okumak istiyorum. Belki o zaman Üstün İnsan'ı daha iyi anlayacağım.
Bu romana inceleme yazsam mı!
Yazmasam mı! diye ikilemdeydim kaç gündür. Çünkü kolay yorumlanacak bir roman değil; Böyle Buyurdu Zerdüşt.
Ama çorbada benim de tuzum olsun isterim. Belki de tahrik ederim bir kaç kişiyi kitaba.

İnsanlardan kaçmak ve kendi mağaramıza saklanmak kolay değildir, ama gereklidir. Çünkü insanlardan kaçıp kendini tanımak, insanları tanımanın birinci kuralı değil midir ? İnsanın kendini aşması yine insanın kendisine bağlı değil midir ? Çünkü "insan alt edilmesi gereken bir canlıdır." der Nietzsche. Ve kendini aşmış bir insanın aşamayacağı bir insan yoktur. Kendini tanı, aş çünkü her insan kendi hayatının yönetmenidir, başkasının dublörü değil. Boş teneke gerçekten çok ses çıkarır ama o teneke doldukça ses azalır, hatta bir yerden sonra tenekenin kendi sesi değilde içinde bulunan şeyin sesi duyulur ve ağırlaşır teneke.

"Düşünmek zordur, büyük bir enerji ister." demiş Oğuz Atay. Gerçekten de öyle değil midir? Bizi biz yapan ilk başlıca olgu o değil midir ? Düşünen bir insan ile düşünmeyen bir insan aynı mıdır? Ama bu düşünmek herkese bahşedilmiş bir hediyedir, bir ayrıcalık değil, yeterki kullanmasını bilene. O zaman neden hala düşünmüyoruz ve düşünmedikçe yok oluyoruz. Başkalarının düşüncelerine işçiyiz ama kendi düşüncelerimize neden tembel ve aylak oluyoruz. Neden ?

Romanı uzun süre zarfında bitirdim, ama bu roman bunu gerektiriyor öyle gelişigüzel okumalık değil bu. Bahçede ki her meyveden tatmak istedim, gelecekte ki günler için de sakladım. Okyanusta yüzdüm, yeni stiller öğrendim. Bir kaç sefer boğuldum ama suyun kaldırma kuvveti işte, çırpındıkça kaldırdı beni. Yani Zerdüşt çok oyaladı beni, çok direndim onun o aforizmalarına, monologlarına, o üstün insan modeline. Öyle bir roman ki duş alırken çıplak olmamız gerektiği gibi bu romanıda çıplak kafayla okumamız gerek. Yoksa vücudumuz değil sadece elbiselerimizi yıkamış ve ıslatmış oluruz. Anlaşılması güç olan yerler elbet olacak, güzelliği ve tahrik ediliciği budur romanın ama imkansızda değil anlamak. Bu üslup da her halde Nietzsche'yi diğer filozoflardan ayıran büyük etkendir.

Hepimiz bazen başka bir bedene, farklı bir görünüme, farklı bir pozisyon bürünüp başkalarına bir çok şey konusunda bir harita, bir ışık ya da bir el olmak isteriz. İyiyi ve kötüyü, yanlışı ve doğruyu, yaşamı ve ölümü, maddi ve manevi v.s daha bir çok sey konusunda yardımcı ve yol gösteren olmak isteriz. Ama bu durumları o anda hissettiğimiz duygularımız ve düşüncelerimiz bunu yapmamız konusunda dilimize mi emreder yoksa herkese ayrı ayrı oluşturduğumuz maskelerimiz mi ?
Bence her ikise de birbirini tamamlayan şeylerdir. Karşıdaki kişiye göre taktığımız maskemiz ne olursa takındığımız dilde oynadığımız rol de o olur diye düşünüyorum. Ama işte, keşke bütün insanlar herkese her konuda eşit olsa ya da davransada maskeler çöplere atılsa.
Ali neyse Ali olsa. İnsan kendi olması istediği kendi olsa rol yapmasa...
Bana göre Üstün insan zircirlerini kırmış ben olan insandır. Bilgili olduğunu düşünen cahillerden değil, Nietzsche'nin tabiriyle bilgi savaşçısı olan ve sürekli bu bilgi savaşına katılıp her savaşta yaralanan insandır. Mutlu ve huzurlu olan değil Özgür olan insandır, Üstün insan...

Buna da değinmek isterim Nietzsche'ye göre romanda ağırlıklı olarak iki türlü insan vardır; iyi ve kötü insan. Olması gerekende budur. Tıpkı Albert Einstein'in de dediği gibi "Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbu ki olay komplike değildir! İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar.
İyi insanlar ve kötü insanlar."
Nietzsche deyince biraz durup, düşünmek gerek tabii. Bu yolculuğum pek kolay olmadı. Çünkü her satırında sorgulamak, düşünmek gerekti. Seviyorum beni zorlayan eserleri, ancak o zaman idrakimde geliştiğimi hissediyorum.

İranlı bir düşünürü temsil ediyor Zerdüşt. Nietzsche’nin “üstinsan” tanımını ifade ediyor aynı zamanda.
Neleri yapıp, nasıl davranmamak gerektiği üzerine alaycı ve iğneleyici sözler var bol bol.
Ama herkesin algılayabileceği bir zorluk, sadece cümleler arası düşünme payı artıyor.

Bir başucu kitabı. Bir kez okudum hepsini anladım diyemem, tekrar tekrar okuyunca mutlaka daha iyi algılanacaktır.
Mutlaka kütüphanenizde bulunması gereken bir eser
Bırak korksun erkek, seven kadından; Sevince gözden çıkarır her şeyini kadın, geriye kalan ne varsa, değersiz kılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
308
ISBN:
9786054401505
Orijinal adı:
Also Sprach Zarathustra
Çeviri:
Mustafa Tüzel
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü ardına bırakarak dağa çekildi Zerdüşt. Dağda on yıl zaman zarfında, bıkmadan, usanmadan hep ruhunu dinledi... Ve sonunda içinde, gönlünün derinliklerinde bir değişiklik duyumsadı. Günlerden birgün yıldız, aydınlatacak bir şeyin kalmasyadı yazgın ne olurdu? On yıl varki buruya mağarama çıkıyorsun. Eğer, ben, kartalım ve yılanım olmasaydık, ışığından ve yolundan bezerdin. Fakat her sabah seni bekledik. Işığının fazlasını aldık ve bunun için seni kutsadık.
Bak! Ben, fazla bal toplamış arı gibi uzanacak ellere muhtacım. İnsanlar arasında, akıllılar deliliklerine; fakirlerde zenginliklerine kavuştuğu o derin sevinci tekrar yaşatmak için armağanlarımı paylaştırmak istiyorum. Bunun için aşağılara inmeliyim. Nasıl ki sen, cömert yıldız, akşamları denizin arkasına iniyor ve arkadaki dünyaya ışık götürüyorsan, ben de senin gibi, inmek istediğim insanların arasına girmek istiyorum.

Ey, en büyük mutluluğu bile kıskanmadan görebilen tek göz, beni kutsa!... Taşmak isteyen kadehi kutsa ki içinden su, altın gibi aksın ve mutluluğun parıltılarını her tarafa saçsın.

"Bak, bu kadeh yine boşalmak, Zerdüşt yine insan olmak istiyor." Zerdüşt’ün on yıl sonra insanların arasına karışma isteği ve dağdan inişi böyle başladı.

Kitabı okuyanlar 3.295 okur

  • Dilara Yaman
  • Oğuzhan Aka
  • Ayşe Kadı
  • Özlem73
  • Muhammed Y. Altun
  • Leyla Demirtaş
  • Arzu Torun
  • Kadir Özaydın
  • elif
  • Mustafa Recep Gemici

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%30.2
35-44 Yaş
%23.7
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.6
Erkek
%47.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.7 (315)
9
%23.8 (222)
8
%18.8 (176)
7
%12.2 (114)
6
%4.7 (44)
5
%3.3 (31)
4
%1.2 (11)
3
%0.7 (7)
2
%0.6 (6)
1
%0.9 (8)

Kitabın sıralamaları