Bozkurtların Ölümü

·
Okunma
·
Beğeni
·
11552
Gösterim
Adı:
Bozkurtların Ölümü
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
436
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753710542
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
Baskılar:
Bozkurtların Ölümü
Bozkurtların Ölümü
Yağılar onun yiğit başını gövdesinden ayırıp Çin kağanına götürdüler. Çin kağanı bütün saray bütün Siganfu ondan tirtir titremişti. Bu titreyiş yalnız Kür Şad 'dan değil onu yetiştiren ırktan geliyordu. Kür Şad ölümüyle budunu kurtarmıştı.
Ertesi gün Siganfu 'da yargılar kuruldu. İhtilâlden haberi olmayan Urku güney vilayetlerinden birine sürüldü. Sarayın adamları Kür Şad 'ın ocağını söndürmek için bütün şehri adamları Kür Şad 'ın dört yaşındaki oğlunu bulsalar yok edeceklerdi. Konçuyu ve on üç yaşındaki kızı ihtilâlin çıkacağını biliyorlardı. Kızıyla kısa bir konuşma yaptıkları sonra konçuy oğlunu alarak bilinmedik bir yere doğru gitti.
(Kitap 'tan sf. 433)
436 syf.
·39 günde·9/10
Göktürkler yaptıkları savaş ve Türk boylarının birleşmesi sayesinde güçlü bir devlet haline gelmişlerdir. Ancak çinli bir hatunun gelmesiyle Türklerin ahlakının bozulmasi giderek artmakta ve halkı kötü yönde etkilemektedir.. Ayrıca coğrafyanın etkisiyle bölgede kıtlık açlık yaşanmaktadır. Bu açlığın sonucunda çine sürekli sefere çıkılmıştır. Bu sebepten ötürü Türkler çin egemenliğine girmiş fakat boyun eğmemistir.. Tükenmekte olan Göktürkler Kür şad ve kırk çerisi isyan bayrağını çekip çine savaş ilan ederler.. Kanlarının son damlasına kadar savaşan Kür şad ve kırk arkadaşları Türklerin bağımsızlığı için bir kıvılcım olurlar..
Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti.
Ölmüş, fakat yenilmemişti..

Gönül nedir? Bir gonca…
Hayat dikendir onca.
Yaşamağa doyunca
Can, görünmez kuş olur.
Bozkurt bizim ünümüz;
Şan doludur dünümüz.
Erince son günümüz
Bütün dirlik düş olur.
Kırk kişiydi çerimiz,
Düşüp kaldı yarımız.
Baş koyacak yerimiz
Yağız yerde taş olur..

Kitap çok akıcı bir şekilde sürüyor sıkmıyor sizi ve hikaye şeklinde öğretiyor.. Tavsiye ederim okuyun...
436 syf.
Çok akıcı bir kitaptı. Hayatımda ilk kez bir kitabın bitmemesi için bu kadar uğraştım. Okumadım sakladım ama bir şekilde elim bu kitaba gitti. Yer yer beni güldüren Koca Sançar sonradan beni o kadar ağlat ki. Kitapta vurulan şehit düşen herkes icin tek tek ağladım. Ne şanlı tarihimiz var diye bir kez daha göğsüm kabardı. Kitap beni ilk bölümünden son bölümüne kadar hiç sıkmadı. Kürşad ne şanlı bir kahramansın. Sıkıcı anlaşılmaz bir kitap beklerken beni bilgilendiren bir kitap buldum. Bu yazarı ilk kez okumama rağmen çok beğendim. Kitapla kalın
436 syf.
Biz gençler genelde hep en eskiyi Osmanlı olarak tanıdık. Göktürkler’i sadece tarih dersinden sınava çalışırken gördük. Kitabın kapağını sınav için açtık ve sınav bittikten sonra kapattık lakin onlar Göktürkler! Ötüken’in deli Bozkurt’ları, bozkırı kanları ile sulayan cesur yürekli erler, onbaşılar, yüzbaşılar, binbaşılar...
Onları ders kitaplarına sığdırmak bir hakarettir.

Kitaba başladım ve bitirdiğimde unuttuğum benliğimi tekrar hatırladım. Evet biraz acı oldu, evet hatırladığımda kendimden utandım. Niye mi çünkü ben Türküm!! O deli yürekli, savaşçı her bir Türk, savaş meydanında toprağa düştükleri zaman ben de onlarla birlikte düştüm. Savaşı kazansalar da kaybetseler de nasıl yılmadıklarına hatta at üstünde ölmelerine rağmen o kılıcı nasıl bırakmadıklarına, alınlarından akan o kızıl kana şahit oldum. Yeri geldi ben de atalarımla beraber Çinliler’e karşı savaştım.

Atsız okuyucuyu sıkmayan bir dil ile Türkler’i öyle güzel işlemişki kitaba, sanki şu 5 günüm evde değilde Ötüken’de geçti. O otaklar, o erler, o kılıç şakırtıları, o güzel kopuzdan gelen o eşsiz musiki ne muhteşemdi. Hele kitapta bazı yerlerde Türkleri öyle bir anlatmışki Atsız, milli duygularım ayaklandı adeta.
Madem biz Türküz madem bu ülkenin adı Türkiye o zaman Ötüken’in Bozkurt’ları bağrına bastığı gibi biz de milli değerlerimize sahip çıkıp bu bayrağın altında doğup bu bayrağın altında ölmeyi kendimize görev bilmeliyiz.

Belki de şu an Göktürkler bizi tanımıyorlar, bilmiyorlar. Ama asıl bilmedikleri şey onların şanlı maceralarını Türk oğullarının nasıl bir ihtirasla okuyacakları...
469 syf.
·Beğendi·7/10
Hüseyin Nihal Atsız’ın milli dşüncesncesi çerçevesinde oluşturduğu romanlarından biri ruh adam. Güzel bir kitap olmuş. Onun en önemli eserlerinden sayılıyor. Güzel olmasına rağmen yer yer sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Ama çok sürükleyici yerleri daha çok İyi okumalar var olun
469 syf.
·Beğendi·7/10
bilmiyorum sinemayı takip eden varmı ama savaş filmleri her zaman beni etkilemiştir ama ne yazıkki sinemada çok gerilerdeyiz iyi bir yere gelmek için belkide 40 fırın ekmek yemeliyiz peki gladyatör cesur yürek yada ne bilim ömer muhtar çağrı filmlerini seyreden var mı aramızda aksiyon savaş sahneleri kılıç şakırtıları muazzamdır çağrı ile ömer muhtar ise islam tarihini yani bizi anlattığı için yeri özeldir bende peki biz niye böyle filmler yapamıyoruz o kadar güzel hikayelerimiz var ki tarihimiz hep savaşlarla dolu ama görüntü alamıyoruz örneğin nihal atsızın kürşad hikayesini sinemaya aktarsak daha çok kişiye ulaşıp tarihimizi anlatmış olmazmıyız belkide bize uzaktan davulun sesi hoş geliyor yani bir fikirin sinemaya aktarılması o kadar kolay değildir yani para para unutmayın holywood bir filme 200 milyon dolar harcarken bizde para var mı

tarihimizi ne kadar biliyoruz örneğin bir tarihi roman bir klasik kadar çok okunuyormu okay tiryakioğlu ahmet haldun terzioğlu çağlayan yılmaz okuyan kaç kişiyiz tavsiye ederim okuyun ve tarihimizi öğrenin insanlar belkide bilinmezi bilinmez olduğu için kurguyu daha çok seviyordur çünkü nedense bir sier yada tarihi kitap kurgusal kitaplar kadar çok okunmuyor acep nedendir

nihal atsız güzel bir roman yazmış kürşadın asi ve baş eğmeyen karakteri çok iyi yazılmış tarihimi ve savaş romanlarını çok sevdiğim için benim çok hoşuma gitti cesur yürek filminde ne diyordu mel amcamız freedoomm yani özgürlük o sahneyi hâlâ hatırlarım zaten kim unutabilirki işte bizim cesur yüreğimiz de kürşad olsa gerek o da özgürlük ve bağımsızlık destanı yazıyor özgürlük bağımsızlık uğruna 40 çerisi ile birlikte al kanlara boyanıyor ve 1300 küsur yıl sonra Atamızı anlatıp ismini duyurmak biz torunlara düşüyor buradan ayrıca william wallace a da freeedoomm diyerek selamlarımı gönderiyorum

türk türesinde evli bir kadın yada çinli kadına ilişenin başı kesilir ancak kitapta üç oğul niçin gelip kürşadın yanında savaşıyor keşke kürşad onun başını kendi eliyle kesseydi böylece zina eden cezasını bulur üç oğul cezasız kalmazdı yazarın birde şu sorusu var türk töresinde zina edenin başı koparılır aynen şeriatda olduğu gibi ama ya zina eden her iki tarafta mutlu ise kişiler cezasız kalır aynen bugün olduğu gibi kısaca her yer günah her yer kir ve yaklaşıyor yaklaşmakta olan
436 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanın hayatının dönüm noktası olur bazı kitaplar. Benimki "Bozkurtlar". Bu da onun iki bölümden oluşan halinin birinci bölümü. Eline alınca bırakmak istemiyor insan. Kürşad ve yiğitleri ile gülüyor, ağlıyor, heyecanlanıyor, paniğe kapılıyor; resmen kitabı yaşıyor insan. Çok şey anlatılır ama yine de yetersiz kalır. Abartı değil, gerçekten mükemmel. Okuyun.
436 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Şu güzelliğe, şu işleyişe bakar mısınız ? Atsız Ata gene kalemini konuşturmuş. Okurken hiç sıkılmadığım gibi, sayfaların ve zamanın nasıl geçtiğini bile bilmiyorum. Olayın başlangıcı da çok güzel. Arkadaşlar toplanmış oturuyorlar, muhabbet ediyorlar ve oradan bu kitabın konusunun asıl başlangıç noktası ortaya çıkıyor.
Kürşat ve 40 Çerinin en asil şekilde anlatılacak öyküsü. Çin ve politikasıyla verilen mücadeleler, onların ajanlarına karşı bizim insanımızın yaptıkları, savaştan başka şeyi düşünemeyen bir millet, esir olmayı kendine yediremeyen, esir olacaksa ölmenin daha güzel olduğunu anlatan muazzam bir eser.
Böyle eserleri günümüze kazandırdıkları için bu tarz işte Nihal Atsız olsun, Ziya Gökalp olsun bu insanların kitaplarını oldukça yaymak ve uçuk, abartılı fiyatlar vermemek lazım. Çünkü okuyan fazla insan yok ve o az olan topluluk da ve hatta ufak kardeşlerimiz de daha şimdiden neslini, tarihini öğrenmeye başlamalı, benliğini unutmamalıdır. Sağlıcakla kalın, iyi okumalar..
436 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
En az üç neslin Türkçülükle, Türk Milleti'nin de Kür Şâd adı ile tanıştığı kitap. Kaç kere okuduğumun sayısını ben bile unuttum. İlk defa ortaokul son sınıfta okumuştum ve o gün damarımda kan kaynamaya başlamıştı... hâla kaynıyor..
436 syf.
·Beğendi·10/10
Mükemmel bir anlatım, mükemmel bir olay örgüsü...Orta asyada gokturk devleti ile çin destansı mücadelesini konu alan ve insana TÜRKLÜK bilincini aşılayan efsanevi bir başyapıt...
Altın harflerle
Hüseyin Nihal ATSIZ
436 syf.
·Beğendi·10/10
Ben bu kitabı bitireli bir kaç ay oluyor. 'Okuyacağım' diye işaretlediğimi fark ettim ve değiştirmeliyim diye düşündüm. O kitabı okurken hissettiklerim ve küçük bir çocuk gibi ağladığım bölümleri hatırladım,hüzünlerimi hatırladım,ırkımla duyduğum gururu ve geçmişe duyduğum özlemi hatırladım.
Size garanti veriyorum bu kitabı bitirdiğiniz zaman hayatınızdan çok fazla şey kaybetmiş gibi hissedeceksiniz. ''Keşke okumasaydım da her zaman 0'dan başlama şansım olsaydı'' diye kaç kere ah çektiğimi ben biliyorum.
Atsız'ı sevmeseniz bile mutlaka kitaplığınızda bulunması gereken bir başyapıt.
Büyüksün Atsız.
436 syf.
·Puan vermedi
Baştan sona muhteşem daha ilk sayfalarda bile kalp krizi geçirmekteydim. Kitabı bir daha okumak istiyorum fakat yüreğim bu sefer kaldırmaz gibime geliyor. Okudukça insanın tarihe olan ilgisi artmakta aynı zaman da Türklük şuuru iyice yerleşmektedir. Gerek aşk gerek arkadaşlık hatta arkadaşı, andası için aşkını saklayanlar, atasıyla gurur duyup bununla övünmek varken boyu için susanlar.. daha bir çokları.. Okuyanların da dediği gibi "Her Türkün okuması gereken bir eser."
''Delinse yer; çökse gök; yansa, kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan;
Ölümle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!...''
- Onbaşı Sançar! Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim. Hiç ummadığın bir şey…

Birdenbire Sançar’ın gözleri açıldı.

- Ne! Yoksa benim erlerden biri attan mı düştü?

- Yok canım! Bunda ne var ki? Daha önemli bir şey…

- Kara Kağan mı öldü?

- Hayır daha önemli!

- Ne ise tez söyle! Bana bir aylık sözü bir günde konuşturdun!

Fu-lin oynak bir hal aldı. Şaşkınlıktan taş gibi duran Onbaşının boynuna kollarını dolayarak:

- Ben sana vuruldum! Dedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bozkurtların Ölümü
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
436
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753710542
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İrfan Yayınevi
Baskılar:
Bozkurtların Ölümü
Bozkurtların Ölümü
Yağılar onun yiğit başını gövdesinden ayırıp Çin kağanına götürdüler. Çin kağanı bütün saray bütün Siganfu ondan tirtir titremişti. Bu titreyiş yalnız Kür Şad 'dan değil onu yetiştiren ırktan geliyordu. Kür Şad ölümüyle budunu kurtarmıştı.
Ertesi gün Siganfu 'da yargılar kuruldu. İhtilâlden haberi olmayan Urku güney vilayetlerinden birine sürüldü. Sarayın adamları Kür Şad 'ın ocağını söndürmek için bütün şehri adamları Kür Şad 'ın dört yaşındaki oğlunu bulsalar yok edeceklerdi. Konçuyu ve on üç yaşındaki kızı ihtilâlin çıkacağını biliyorlardı. Kızıyla kısa bir konuşma yaptıkları sonra konçuy oğlunu alarak bilinmedik bir yere doğru gitti.
(Kitap 'tan sf. 433)

Kitabı okuyanlar 1.745 okur

  • Şahabettin Yenier
  • Alparslan ÇÖTELİ
  • Beyza Aydoğdu
  • ozgur ozkan
  • Aytöre Aşcı
  • İhsan Çakmak
  • Buse Nur Kahveci
  • sevdiye
  • Çağla
  • Duygu Şimşek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.9
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%23.6
25-34 Yaş
%29.1
35-44 Yaş
%21.7
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.3
Erkek
%61.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.2 (296)
9
%10.1 (55)
8
%8.2 (45)
7
%2.6 (14)
6
%1.3 (7)
5
%0.5 (3)
4
%0
3
%0.5 (3)
2
%0.4 (2)
1
%3.7 (20)

Kitabın sıralamaları