Bozuk Saat

·
Okunma
·
Beğeni
·
95
Gösterim
Adı:
Bozuk Saat
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059405881
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
On8 Kitap
Durmuş bir zamanın müebbet bekçiliği…

Irmak Zileli’nin sıradışı kurgusu ve zarif anlatımıyla hikayeciliğin görkemine ve belleğin sınırlarına ayna tutan bir roman. Yunus Nadi Roman Ödülü sahibi yazar, geçmişten bugüne hayatın içinden geçenlerin hikayesine, bozuk bir meydan saatinin gözünden eşsiz bir saygı duruşunda bulunuyor. İnsan ruhunun derinliklerinin, nesnelerin tabiatının, doğadaki tüm seslerin izini süren roman, soluksuz bir yürüyüşe davet ediyor. Adımlayarak değil, zamanın akışıyla süzülerek yapılan bu yürüyüşe dayanışmanın, umudun, unutuşun, özlemin ve yalnızlığın sesi eşlik ediyor.

O 8 Blog’da başlayan “Bozuk Saat” yolculuğu, pek çok özelliğiyle çağdaş edebiyatımızın çarpıcı örneklerinden biri. Irmak Zileli’den nabızdan nabıza atlayan zamansız bir okuma deneyimi…

Korkunun durmuş bir saate faydası yoktu! Nabzına atladığım an, yeni bir öfke patladı kulaklarımızda. İlkini aratmayacak şiddetteydi. Hani suya daldığınız anda, dünyayla aranıza tül perde çekilmiş gibi olur ya, aynısı oldu. Sesler boğuldu, görüntüler bulanıklaşıp dans etmeye başladı. Üstelik, duran bir suyun değil, hareket eden, akan, durmadan akan, aktıkça bir şeylere çarpıp yolunu değiştiren, yeterli eğimi bulduğunda hızlanan bir suyun damarlarında yüzüyordum. Telaşlıydı. Öfkesi telaştandı. Arıyordu. Ama neyi?
  • 188 syf.
    ·4 günde·Beğendi·8/10
    Yaşamın her anında bizi koruyan camlarımız defalarca kırılıyor. Kimi zaman kırıklarımızla doğru zamanı gösterebiliyoruz, kimi zaman kırılan yerler kanla doluyor.. Kendimiz kırdığımız gibi başkaları da sebep oluyor buna, bazıları yüzünde yaptığından hoşnut gülümsemeyle diyor ki “kırdığım yerden onarırım seni”, bir diğeri parçaların üzerine basmaya devam ediyor ki toz bile kalmasın sizden geriye.
    Ve Irmak Zileli kırık hayatları bir meydana topluyor.
    Buluşmak için sözleşilen o yerlere. Bir saatin altına. Saat doğruyu göstermiyor. O da kırılmış zamanında.
    Öyle darbeler almış ki.. Bunlar yetmiyormuşçasına bir de güç vermişler ona: Birilerinin nabzına konuk olabilmek. Yamacında toplanan yıkık dökük hayatların nabızlarına. Kalp atışlarında buluyor kendini. Doğru zamanı gösteremeyen varlığı, bu nabızlara girip heyecanlanıyor,sinirleniyor,pişmanlık duyup ağlıyor da.
    .
    Irmak Zileli,hafıza’yı yazıyor. Geçmişin damarlarını emip bugün’ün kollarına naklediyor. Yarın’ı da olduğu gibi bırakıyor: belirsiz. Ama umutlu.
    Bozuk saati bile sevebiliyoruz çünkü.
    Ben kırılmış saatimi atamıyorum,kendimi atabiliyor muyum ki her düştüğümde?
    Sadece bütünlük ve güzellik mi sahiplenilmeli? Acılarım, susuşlarım,susuzluğum da bana içkin değil mi?
    .
    Irmak Zileli romanlarıyla olduğu kadar bağımsız görünüp iç içe geçen öyküleriyle de bizi etkiliyor.
    Ben Zileli’den en çok evlat olmaya dair sesi dinlemeyi seviyorum. Anne,baba,kardeş,eş..Bunları anlatıyor elbet ama anlatamadığım bir his de var. Hane’den bedenen çıkıp ama zihninin bir kısmını orda unutmak gibi..
  • 188 syf.
    ·2 günde·6/10
    Kalabalık bir meydana konulan bozuk saatimiz çevresinde olup bitene asla kayıtsız kalamayan cinsten. İnsan kalbinin hızına göre kişinin hayatında kısa bir kesitine şahit olan saatimizle bir çok insanın yaşam anına ortak oluyoruz. Irmak Zileli'den diğerlerine nazaran farklı bir kitap.
  • 188 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Irmak Zileli’nin son kitabı Bozuk Saat, benim okuduğum ilk Irmak Zileli kitabı idi.
    Bir yazarı ilk kez okuyacaksam okumaya başlayacağım o kitabın hangisi olması gerektiği konusunu , ben çok önemli buluyorum .Çünkü o kitabı sevince yazarın diğer kitaplarını da okumak için bir aşk duyuyorsun.Devam ettiğinde arada pek sevemediğin kitapları olsa da okumaya devam ediyorsun o yazarı .Ama ilk kitabı sevmezsen tekrar o yazarı okumak epey zorlaşıyor, zaman alıyor belki de bir daha hiç elin gitmiyor.

    Bu sefer hislerime güvenerek benim için ilk olan Bozuk Saat’i okudum ve ben çok sevdim.Irmak Zileli’nin diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
    Irmak Zileli sıcak ,sade ve akıcı bir dille sistem ,düzen ,ilişkiler analizi yaparak ,kitabı elden bıraktırmadan okutturuyor ,nasıl bitti anlamıyorsunuz.
    Etrafımızdaki çok tanıdık çok bildik hayatın içinden insanlar var bu kitapta, mahalleden
    sokaktan ,okuldan, işten tanıdık.Aile meseleleri ,anne olmak, baba olmak ,evlat olmak,eş olmak , çocuk olmak hatta eşya olmak ,köpek olmak , hepsi var, her şeyin bir ruhu var .

    Peki ruhların derinlerine inilse ,kırılmış bir saat kırılmış insanların, eşyaların, canlıların nabzını tutsa , nelere şahit olurduk ?

    Bu sorunun cevabı bu harika kitapta. ‘’Umut varken çoğu kişi biraz nasıl desem tembeldir,ama hiç umut kalmadığında hemen herkes birdenbire çalışkan olur’’ ‘’Bunlar çok iyi insanlar ama tek sorunları şu ki herkesin kendileri gibi olmasını istiyorlar ‘’

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bozuk Saat
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
188
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059405881
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
On8 Kitap
Durmuş bir zamanın müebbet bekçiliği…

Irmak Zileli’nin sıradışı kurgusu ve zarif anlatımıyla hikayeciliğin görkemine ve belleğin sınırlarına ayna tutan bir roman. Yunus Nadi Roman Ödülü sahibi yazar, geçmişten bugüne hayatın içinden geçenlerin hikayesine, bozuk bir meydan saatinin gözünden eşsiz bir saygı duruşunda bulunuyor. İnsan ruhunun derinliklerinin, nesnelerin tabiatının, doğadaki tüm seslerin izini süren roman, soluksuz bir yürüyüşe davet ediyor. Adımlayarak değil, zamanın akışıyla süzülerek yapılan bu yürüyüşe dayanışmanın, umudun, unutuşun, özlemin ve yalnızlığın sesi eşlik ediyor.

O 8 Blog’da başlayan “Bozuk Saat” yolculuğu, pek çok özelliğiyle çağdaş edebiyatımızın çarpıcı örneklerinden biri. Irmak Zileli’den nabızdan nabıza atlayan zamansız bir okuma deneyimi…

Korkunun durmuş bir saate faydası yoktu! Nabzına atladığım an, yeni bir öfke patladı kulaklarımızda. İlkini aratmayacak şiddetteydi. Hani suya daldığınız anda, dünyayla aranıza tül perde çekilmiş gibi olur ya, aynısı oldu. Sesler boğuldu, görüntüler bulanıklaşıp dans etmeye başladı. Üstelik, duran bir suyun değil, hareket eden, akan, durmadan akan, aktıkça bir şeylere çarpıp yolunu değiştiren, yeterli eğimi bulduğunda hızlanan bir suyun damarlarında yüzüyordum. Telaşlıydı. Öfkesi telaştandı. Arıyordu. Ama neyi?

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • SELDA AYDIN
  • Fatma Eryol
  • S. P.
  • Ayfer Feriha Nujen
  • Hülya Açılan
  • Burcu Bergen
  • Aybirgen Karabulut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%25 (1)
8
%25 (1)
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%25 (1)
3
%0
2
%0
1
%0