Bu Diyar Baştan Başa

·
Okunma
·
Beğeni
·
1844
Gösterim
Adı:
Bu Diyar Baştan Başa
Baskı tarihi:
1976
Sayfa sayısı:
640
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Bu Diyar Baştan Başa
Bu Diyar Baştan Başa
"İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde."
-Yaşar Kemal-

"Türk umumi efkarından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal'in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı."
-Hüseyin Cahit Yalçın / Ulus, 6 Eylül 1953-
590 syf.
Gecikmeli bir inceleme-yorumlama

Bu kitabı okumam yaklaşık iki ayımı aldı. Neden derseniz, Yaşar Kemal okurken sayfaların bitmesini istemiyorum. Bitince bir yandan hafif bir burukluk yaşıyorum.
Bu kitapta da aynısı oldu. Olabildiğince uzattım ama derler ya her güzel şeyin de bir sonu vardır. Amenna. Şimdi kitap ile ilgili izlenimlerimi paylaşacağım.

Bir yazar düşünün ki; köylü ile birlikte haklarını aramak için kol kola yürümüş, düşünce suçlularının tahliyesi istemiş, haklarını savunmuş ve ara buluculuk yapmış (Hayata dönüş operasyonu ve öncesindeki açlık grevi), Anadoluyu gezerken denk geldiği orman yangınını engellemek için kürek sallamış...

Bu yazarın bir destanıdır bu kitap. Cumhuriyet gazetesine girdikten sonra Anadolu'yu gezmesi ve halk ile ropörtaj yapması için görevlendirilen gazeteci-yazar
Yaşar Kemal, kitabın adı gibi bu diyarı baştan başa dolaşmış. Neler görmemiş ki? Bunların bazılarını anlatıp geri kalanını sizlere bırakmak istiyorum.

Kitabın bazı bölümlerini okurken, özellikle kaçakçılar arasında geçen günlerini anlattığı kısımda, sanki "İnce Memed" okuyormuş gibi hissettim. Çünkü Yaşar Kemal, kaçakçıların arasına giriyor ve Adanalı Hasan olarak nam salıyor. Hem de ne nam! Ünü Antep Maraş yöresinde kendinden önce geliyor. Herkesin dilinde bir "Adanalı Hasan"!

Bu görevde mal kaçırıyor, çatışmada kalıyor ölüm tehlikesi atlatıyor. Sebebi ne peki? Kaçakçıları gözlemlemek ve sorunlarını öğrenmek. Neden kaçakçılık yapar diye düşünüyor. Sonra bakıyor ki bu coğrafyada başka geçim kaynağı neredeyse yok.
Memleketin doğusu batısı bir derler ya lafta, o öyle değilmiş işte. Sene 1953.

Karadeniz'deki iş göçü ve yolda yaşanan hadiseler ne yürek parçalar aman Allahım! Tıkış tıkış insanların günlerce bir göz kamarada, hangarda seyahat etmesi ne demektir?

Doğudaki kangren gibi yayılan cehalete ne demeli? Radyo yüzünden kafir ilan edilen bir kahvecinin sitemine tercüman olmuş Yaşar Kemal. Çocukları okula göndermeyen, gönderenleri din düşmanlığı ile isnat eden bir zihniyet!

Yaşar Kemal buradaki şeyhler ile tanışmak için kılıktan kılığa girmiş ağızlarından cımbızla laf almış. Yeri gelmiş hakarete uğramış yeri gelmiş kovulmuş ama asla pes etmemiş. Kılık değiştirip esans satıcısı bile olmuş.

Evi olmayan mağarada yaşayan, suyu olmayan insanlara misafir olmuş. Bir anısı ne yürek burkar;

Köyde su için sondaj açmışlar. Su çıkınca köylü bir hafta boyunca suyu izlemiş sevinçle. Bir ay sonra geldiğinde hala suyu izleyenleri görmüş Yaşar Kemal. Memleketin halini varın siz düşünün!

Ege ve Akdeniz bölgesinde talan edilen rant sağlanan ormanları anlatmış. Köylülerin çaresizlikten ormanda tarla açması ve toprağı yok etmesi! Okurken insanın içi cız ediyor resmen. Daha neler anlatayım efendim? Ne anlatsam kifayetsiz. Okuyup görmek lazım.

Velhasıl, Yaşar Kemal gezdiği her yerde insanların sorunlarını yazılarına taşımış, onların dertlerini kendine dert edinip çözüm aramıştır. Öneriler sunmuştur. Bu yazıları ile gazetede büyük ses getirmiştir. Daha sonrası ise malum. Devlet tarafından daha fazla baskı daha fazla sansür.

Yaşar Kemal'i anlamak için okunması gereken bir kitaptır bence. Onun edebi yönünden ziyade insani yönünü görmek isteyenler buyursun efendim. Keyifli okumalar.

Kitapta geçen bazı yörelerden parçalar ekledim :)

https://youtu.be/0l7QvuvSjVY
https://youtu.be/kGEyhPiXoDg
https://youtu.be/oGcfXurWWIQ
https://youtu.be/ijhnWobsTms
https://youtu.be/XmvtVTmynmA
640 syf.
·Beğendi·9/10
Yaşar kemal sabahattin ali nazım gibi yazarlar sol edebiyatın en güçlü isimlerindendir peki edebiyat birazda solcu değil midir sol fikir neden bahseder bize merhamet adalet şefkat yani sosyalizm felsefesi dünyaya haksızlığa başkaldırmak üzerine kurulur islam felsefesi dünyayı reddedip manevi duygular yani adalet ve merhamet üzerine olmamızı emretmezmi evet namazda kötülüğe adaletsizlik ve haksızlığa karşı bir başkaldırı değil midir işte tam bu yüzdende sosyalizm ve islam birbirine çok yakındır Edebiyat bize düşünüp bir fikre sahip olmamızı kötü ve iyiyi akıl yoluyla bulmamızı öğütler işte bu yüzdende kuraan bize sürekli okumamazı düşünmemizi iyi ve kötüyü kendi fikir ve düşüncelerimizle bulmamızı emreder

Yaşar kemal yazmıyor sadece yaşadıklarını gördüklerini bize anlatıyor tabii ki birde şu var yaşar kemal bir cumhuriyet yazarı bu yüzdende ne yazıkki osmanlıyı zulmeden bir devlet olarak gösteriyor ve ne yazıkki bazen osmanlıdan kahpe osmanlı diye bahsediyor ve bu da çok yanlış hatalı bir fikir ama ne yazıkki bugün cumhuriyetçi olan osmanlıya osmanlı fikrine sahip olanda cumhuriyete sahip çıkamıyor ne yazıkki bazen birbirine düşman oluyor şunu unutmamak gerek tüm islam ve türk devletleri bizim kanımız canımız ve hepsi hunlar göktürkler selçuklu osmanlı cumhuriyet hepsi kandır candır vahdettinde atatürkte bizim atamızdır kardeşi kardeşe kırdırıp birbirimizle cenkleşmeye hiç gerek yok işte bunun içinde ikra yani oku nutuk oku mustafa armağan oku kadir mısıroğlu nihal atsız nazım yaşar kemal aziz nesin darvin dawkins iskender pala oku hatta birbirine zıt düşünceleri oku cümlenin altını çiz iyi düşünki doğruyu bulasın

Evet yaşar kemal bu kitapta gene türkiyeyi anlatıyor en çokta yaşadığı gerçekleri anlatıyor türkiyedeki orman katliamını ağaç kıyımını anlatıyor şeyhlerin bizi nasıl kandırdığını müslümanlığın bir şeyh dini olmadığının altını çiziyor kitapta altını çizilecek yüzlerce kelime var ancak kitap diğer yaşar kemal kitaplarına göre geride kalmış fazla duyulmamış ve kitap 1950 yıllarını anlatsada belkide insanoğlu çağlar ve asırlar boyunca hiç değişmediğinden kitapta yazılanlar bugün bile geçerliliğini koruyor

Kitapta ceylanpınar işletmeside çok güzel anlatılmış iste ben de bu işletmede çalıştığım için yazılanlar çok hoşuma gitti yaşar kemalin dediği gibi tigem dünyanın en büyük çiftliğidir binlerce işçi çalışır yabancılar biliyor tanıyor peki biz biliyormuyuz bi de türkiyede çok cahilce bir söylem var solcular din düşmanı Allah düşmanı tamamen hadsiz ve ahlaksız bir söylem evet solcular şeyh ile hocaları sevmezler ancak bu demek değildir ki solcular Allah düşmanıdır zaten islam şeyhler sofiler dini değildir müslümanın tek kaynağı farz ve sünnettir en önemli kaynak ayet ve hadistir her cemaat her imam ayete hadise göre hareket edip buna göre konuşmak zorundadır eğer Allahın ayetine hadisine göre yaşanılıyorsa her cemaat her insan baş tacıdır ancak ayete hadise göre konuşmayan varsa her cemaat her insan ayaklar altında paspas olacaktır şunuda unutmamak gerek kimsenin içkisi yaşayış biçimi ataist olması lgbtli olması bizi ilgilendirmez bizim amacımız sadece iyilik ve güzelliği doğruyu anlatmaktır dinimizde ise zorlama yoktur sadece güzellik vardır bir ataisti kazanıp mümin yapabiliyorsak ne mutlu bize
640 syf.
·1 günde·10/10
Kitap iyi hoş ama oraların havasını pekiştirmek için insanların konuşmalarını şiveleriyle yazması biraz gereksizdi bence. Bazı cümleleri anlamadım hatta (yapmışem, yokdir tarzı konuşmalardı). Röportaj dendiğine de aldanmayın. Bence gezi yazısından başka bir şey değil. Ama bu gezi yazıları bir başka. 1950'li yıllarda yazılmış bu yazılar Türkiye'nin halini olanca açıklığıyla gösteriyor. Cahillik almış başını gidiyor. Okudukça halimize şükrettim, en azından okuyan, öğrenmeye çalışan kesim biraz çoğaldı. Kitabı okudukça Atatürk'ün yaptıklarının ne kadar doğru, ne kadar iyi olduklarını da daha iyi anlayacaksınız. Bizler çoğu şeyi tarih kitaplarından üstünkörü öğretilenlerle biliyoruz. Burada ise bildiklerimizin nedenleri çok açık bir şekilde anlatılıyor. Çok ama çok güzel bir kitaptı. Kalın falan ama ülkemizde olan biteni bütün çıplaklığıyla göz önüne seriyor. Bence kesinlikle herkesin okuması gereken, bilmesi, öğrenmesi gereken bir kitap. Tek kelimeyle bayıldım. Hepinize tavsiye ederim.
640 syf.
·Beğendi·10/10
Ne çok acı var; yaşanmış olan yaşanmakta olan ve yaşanılacak olan ..
Ne çok elem keder var gözyaşlarıyla sulanmış olan..
Ne çok vurgun yemiş viran mabedin bitap maktülü var.
Bu yeryüzü denilen zindan da...
M.CANDAN
M.CANDAN Bu Diyar Baştan Başa'yı inceledi.
@kitapkolikMC·30 Eyl 2018·Kitabı okumadı
Orta okulda Türkçe öğretmenimiz ödev olarak vermişti. O zaman ne kadar okursam okuyayım anlamadığım kitabı, şimdilerde daha iyi anlıyorum. Gazete makalelerindwn oluşan bir eser.
"Anlat bakalım radyonun sana ne zararı dokundu? "diye sordular
Kahveci:
"Allah belalarını veresice şeyhler, hocalar var ya, köylülere demişler ki, o kahveye gidip, o pınarın suyundan içmek külliyen haramdır. Kafir olursunuz. Çünkü o pınarın suyuna radyo sesi sinmiştir. Radyo şeytanı lainin icadıdır. Radyo sesinin sindiği toprağa basmak bile kafirliktir. Radyo neredeyse cehennem oradadır. Ya işte beni böyle geçimimden etti radyo."
Yaşar Kemal
Sayfa 237 - Cem yayınevi 1973 2. Basım
- Burada bir meyhane vardı eskiden... Çok tatlı. Adı neydi biliyor musun? Adını duysan sarhoş olursun.
- Söyle adını da içmeden sarhoş olalım. Böylesi daha iyi.
- içmeye söz verirsen...
- Söyle. Verdik gitti.
- Deliler damı.
- Deliler damı mı? İyi...
Yaşar Kemal
Sayfa 505 - Cem yayınevi 1973 2. Basım
Köydeki kadınların cümlesinin ayağı yalın. Neden erkekler değil de kadınlar hep yalın? Anlayamadım bunu.
Yaşar Kemal
Sayfa 258 - Cem yayınevi 1973 2. Basım
Sonra her zaman olduğu gibi iş evlenmeğe döküldü. Karılarından açtı.
-"Şimdiye kadar ben altı almışım. Çocuk yirmi yedi olmuş"
- Hayatta kaç tanesi var?
-Beş. Gerisi öldü.
-Şimdi kaç karın var?
-Bir
-Kaç yaşında?
-Biraz yaşlı. Yaşı yirmi dört. Bir tane daha alacağım köye gidince. On dört yaşlı
-Hasan Ağa 14 yaşındaki kızı sana nasıl verirler?
-Ohhooooo sendeci. Perem sağ olsun. Pere var bende bene kız mi gelmez. Vay akıl vay!
-Senin önceki karılara ne oldu?
Toprağı gösterdi:
-İşleri çıkmış oraya gitmişler.
Yaşar Kemal
Sayfa 410 - Cem yayınevi 2.basım 1973

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bu Diyar Baştan Başa
Baskı tarihi:
1976
Sayfa sayısı:
640
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Bu Diyar Baştan Başa
Bu Diyar Baştan Başa
"İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde."
-Yaşar Kemal-

"Türk umumi efkarından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal'in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı."
-Hüseyin Cahit Yalçın / Ulus, 6 Eylül 1953-

Kitabı okuyanlar 80 okur

  • Bilal Işık
  • Enes Bener
  • Zeynep kılıç
  • Tuğba yaşar
  • Abbas çetin
  • Eray
  • paylun
  • Nur
  • Arif CANSIN
  • ipek6363

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%77.4 (24)
9
%9.7 (3)
8
%9.7 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0