Bu Kitabı Çalın

7,9/10  (15 Oy) · 
43 okunma  · 
10 beğeni  · 
962 gösterim
Geçtiğimiz yıl yayınlanan ilk öykü kitabı 'Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul' ile dikkat çeken Murat Gülsoy, genç kuşak öykücüleri arasında yetkin üslubu, özgün konularıyla, kendisine yer açacağının işaretlerini vermişti...
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2014
  • Sayfa Sayısı:
    189
  • ISBN:
    9789750722141
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

“İşten eve evden işe gidip gelirken aklımı kaçırmamak için öyküler yazarak, hatta bu kaygılarımı gizlemek istediğim için bu konu üzerine düşünen kahramanlar yaratacaktım”
Yazar gerçekten böyle kahramanlar oluşturmuş kitabında,hepsi gerçek gibi arkadaş listenize ekleniyor okurken.
Murat Hoca'nın bu kitabını çalar mısınız bir arkadaş kitaplığından , yoksa satın mı alırsınız bilemiyorum ama mutlaka bu kitabı okuyun.
Kitaptaki hikayeler bir kere çok özgün, kurgular merak uyandırıcı sonlara sürükleniyor.
Ben özellikle "Kayıp Eşyalar Bürosu" isimli hikayesini çok ama çok sevdim.

Mücahit 
22 Kas 2015 · Kitabı okudu · 23 günde · Puan vermedi

Son zamanlarda okuduğum en etkili, en güçlü öykü kitabı diyebilirim. Murat Gülsoy genç kuşağın en önemli temsilcilerinden. Ayrıca çok akıcı ve duru bir üsluba sahip. Mutlaka okuyun derim...

Evren Erarslan 
04 Nis 10:20 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bu Kitabı Çalın - Murat Gülsoy
Ara ara İstanbul'u ziyaret ediyorum. Genelde bulamadığım kitaplar için de sahafları dolaşmayı seviyorum. Yine hep gittiğim Aslıhan Pasajı'na uğruyorum. Murat Gülsoy'un elimde olmayan tüm kitaplarını tek tek soruyorum. Sadece birinde okunabilir bir kopyasını buluyorum, almıyorum. Topluca almak isteğimi tek kitapla törpülemek istemiyorum. Kafama takıyorum. Çünkü bir hafta öncesinde Murat Gülsoy imzalı "İstanbul'da Bir Merhamet Haftası"nı bitirmişim. Gülsoy'un yazdığı her şeyi okumak istiyorum. Ancak İstanbul bir haftada merhamet etmiyor. Konu bu değil, geliyorum sadede. Son dönemlerde ciddi anlamda kafa yorduğum yeni nesil Türk öykücüler arasında orta yaş seviyesinde kaliteli bir yazarı bulmanın heyecanıyla ve sağa sola kitapları bulmak için saldırmanın neticesinde, dolasıyla beklentilerimi de yükseltiyorum.
Kitapları ediniyorum. Bu sefer de okuma isteğim kayboluyor. Hep böyle olur. Elde edene kadar heyecanlanırsınız, elinizin altında kalırsa yüzüne bakmazsınız. Bir kaç sefer elime geçiyor bu kitap, bakıyorum yine koyuyorum. Yine açıyorum günün birinde ve bırakamıyorum.
Çok uzattım ama zaten yazmanın da bir uzatma hali olduğunu anlıyorum. Düşüncelerinizi aktarırken ya kestirmeden gidip kesik gibi vuracaksınız bıçağı ya da dolandırıp akıl karıştırıp vereceksiniz mesajı. Ben mesaj da veremiyorum kesik de atamıyorum. Bu noktada Gülsoy giriyor devreye. Diyor ki yazmak kadar yazma üzerine kafa yormak gerekiyor. Kaygılanmadan fakat ölçülü biçimde yazıyorum, kısık ateşte samimileştiğini anladığımda çekiyorum yazıyı ocaktan. Altını kısıyorum. İçeri geçip servis etmem gerekiyor ama ben kitap eleştirisine geçiyorum onun yerine. sonunda.
Yazmak üzerine kafa yormak ile ilgili bir öykü kitabı bu. Çıkış noktası herhangi bir madde olabilir, herhangi bir düşünce olabilir. Hiç fark etmez. Tüm öykülerde bir deneme göze çarpıyor. Bu olsaydı ne olurdu gibi bir düşünceden yola çıkılmış. Günlük hayatta bir durum alıyorsunuz, oraya absürde yakın bir kanca takıyorsunuz, çekiştiriyorsunuz istediğiniz yere.
Tüm hikayelerde bunu gördüm ben. Zaten ilk hikayede, gerçek olayları yazmanın mı yoksa hayalgücünü kullanmanın mı daha etkileyici olduğu konusunda bir kaç düşünce zerk ediyor Gülsoy sizlere.
Öykülerden gitmek güzel olacaktır. Konuları gördükçe dikkatinize çekecektir mutlaka. Beklentilerinizi yükseltmekten korkmayın. Bu kitabı çalın!

1- Bu Kitabı Çalın! : Sözlerin insanlar üzerindeki etkisiyle alakalı bir öykü. Yazar olmayı düşleyen bir adam, Bu kitabı çalın isimli kitap piyasaya sürer. Satılıp satılmayacağından daha çok çalınıp çalınmayacağı ile ilgilenmektedir. Güzeldi.

2- Kayıp Eşyalar Bürosu : Kayıp eşyaların getirildiği bir ofiste ambar sorumlusu olarak çalışan adamın eline kayıp bir çanta geçer. İçinden romanlar ve birkaç parça eşya çıkar. Sonrasında kendisini hayal dünyasının içinde bulur. Basitti.

3- Hindistan Yolculuğu : Hayatta bazı dertlerden uzaklaşmak istersen kendisini çok acayip bir ilişkinin ortasında bulan adamın hikayesi. İlginçti.

4- Hızlı Düşünme Sanatı : Yazıldığı kurstaki eğitmene aşık olan evlenme arefesindeki kızın hikayesi. En iyisiydi.

5- 54 Numara'nın Esrarı : Apartman eşrafının 54 numaralı dairede ne olup bittiğini öğrenme hevesi. Olmasa da olurdu.

6- Kötü Yola Düşen Ev : Rastgele denk geldiği bir porno filmde kendi evini gören temizlik hastası bir adamın dramı. Komikti.

7-Yazarın Belleği : Kitaptaki bir karakterin kendi benliği olabilir mi? Ya da gitgide benlik kazanabilir mi? Yapay zeka tarzı değişik ve güzel işlenmiş bir öykü.

8- Hasta Bir Konak : Yeni taşındığı konağın bir şiirle bezenmesine ait bir öykü. En beğenmediğim öykü bu oldu.

9- Birkaç Dolar İçin : Senaryo sıkıntısı çekmek istemeyen 3 arkadaşın yeni tanıştığı bir adamla gördükleri rüyalarının not tutulması üzerine anlaşmaya varırlar. Sürpriz sonlu hikayelerden.

10- Kukla : Kendi yarattığı karakterin içine giren adamın hikayesi. Kurgusu güzeldi.

11- Sakla Beni : Eski bir arkadaşı sakla beni diyerek evine girmektedir. Olaylar gelişir. Yine tuhaftı.

12- Yasadışı Öyküler : Tüm bu öyküler için emekli bir istihbaratçı, yazarından hesap sormaya kalkar. Final için güzel düşünce.

Ahmet Özaysın 
31 Ara 2015 · Kitabı okumadı · 9/10 puan

Bu Kitabı Çalın Murat Gülsoy’un 2000 yılında yayımladığı öykü kitabı. Kitap yayınlandıktan bir yıl sonra Sait Faik Hikâye Ödülü’ne layık görülmüş. Murat Gülsoy’la bir okur olarak Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı inceleme eseriyle tanıştım. Anlatacak bir şeyleri olan, fakat bunları yazıya dökmekte zorlananların yoluna ışık tutmaya çalışan ve sıra dışı ipuçları veren bir kitap. Bu kitabı okuduktan sonra bende yazarın öykülerini okuma isteği uyanmıştı. Ben de önemli bir edebiyat ödülü almış olmasının verdiği merak ve biraz da adının cazibesine kapılmaktan olacak Bu Kitabı Çalın ile başlamayı tercih ettim.
Hayal kırıklığı yaşamamak adına büyük bir beklenti içine girmeden okudum. Okuduktan sonra beklentimin bir hayli üstünde bir eserle karşılaştım. Kitap on iki öyküden oluşuyor. İlk öykü kitaba adını da veren Bu Kitabı Çalın. Daha sonra sırasıyla: Kayıp Eşyalar Bürosu, Hindistan Yolculuğu, Hızlı Düşünme Sanatı, 54 Numaranın Esrarı, Kötü Yola Düşen Ev, Yazarın Belleği, Hasta Bir Konak, Birkaç Dolar İçin, Kukla, Sakla Beni ve Yasadışı Öyküler. Çoğunluğunu beğenmiş olsam da benim için öne çıkan öyküler Bu Kitabı Çalın, Kayıp Eşyalar Bürosu, Yazarın Belleği ve Kukla oldu.
İlk öykü aslında bu kitabın yazılış serüvenini anlatıyor. Bir alış veriş merkezinde mağazanın camı kırılarak kitap çalınıyor. Çalınan kitabın yazarı, editörü tarafından apar topar yayınevine çağrılıyor. Burada polis tarafından sorgulanıyor. Daha sonra yazarın gazeteci olan eski bir arkadaşı olaya dâhil oluyor. Absürt bir kurmaca. Öyküye ince bir mizah havası hâkim.
Kayıp Eşyalar Bürosu’nda otobüslerde unutulan eşyaların envanterinin tutulduğu bir depoda görevli memur Kemal’in öyküsü anlatılıyor. Kemal büroya teslim edilen genç bir kıza ait çantayı açar. İçindekileri inceler ve sonra çantanın sahibine karşı tuhaf ve saplantılı bir ilgi duymaya başlar. Bu ilgi zamanla bir tutkuya dönüşür. Kızın bir gün çantasını almaya geleceğinden emindir. Kızın geleceğine dair umutları tükenince kızı bulmaya karar verir. Bu süreçte hayatı tümüyle değişen Kemal’i hüzünlü bir son beklemektedir. Bana Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli’ndeki Zebercet’ini anımsatan bu öykü son derece hayatın içinden ve sıcak bir anlatıma sahip.
Yazarın Belleği kitaptaki en beğendiğim öykü. Bir yazarın belleğine girerek konuşan, henüz adı bile olmayan bir öykü karakterinin düşüncelerini okuyoruz. Bir öykünün yazılış sürecini, yazarın belleğindeki, kendisine yazar tarafından var olma yetisi verilen ve bir anlamda kurgusallıktan gerçek evrene sıçrayıp, adeta somutlaşan bir karakterin gözünden dinliyoruz. Yazar bu öyküde dini motifli derin felsefi çıkarımlar yapıyor karakterinin ağzından. “Var olmak dedim de, içime bir kuşku düştü: Var olan biri neden başkalarını var etmeye çalışır ki? Örneğin yazarımın beni yaratması (Tanrı’nın insanı yaratması gibi), bir mükemmeliyetin sonucu mu yoksa bir eksikliği giderme, bir boşluğu doldurma ihtiyacının bir ürünü mü? Yani bende kendi yansımasını görmek, kendisini bilmek için mi yazıyor beni?” (S. 110)
Yazarın belleğindeki kahramanın belleği konuşuyor. Düşünüyor, sorguluyor. “İşten eve evden işe gidip gelirken aklımı kaçırmamak için öyküler yazarak, hatta bu kaygılarımı gizlemek istediğim için bu konu üzerine düşünen kahramanlar yaratacaktım” (S. 111)
Kukla da ise yıllarını fantastik hikâyeler yazarak geçiren, artık uzun soluklu, gerçekçi bir hikâye yazmak isteyen bir yazardan bahsediliyor. Yazdığı hikâyenin tutsağı olmuş bir adamın öyküsünü düşleyen yazar, gerçekten de öyküsünün içine hapsoluyor. Kendi bilincinin demir parmaklıkları arkasındaki yazar, rüyaların üzerinden hayatı ve varoluşu sorguluyor.
“Kötü tasarlanmış, hatta sonu önceden hiç düşünülmemiş, sorumsuzca yazılmış savruk bir hikâyenin içindeydim. O yüzden başkalarının parlak renklerle bezenmiş hayatlarını kıskanır olmuştum. O yüzden bir Tanrı karikatürüne dönüşmüş, asla bitiremeyeceğim bir hikâyenin kölesi olmuştum. Her anımı, her yanımı, zihnimdeki bütün boşlukları dolduran bu adamın hikâyesi, ne yazık ki yazdığı hikâyeden başka bir şey değildi.” (S.156)
“Ne tuhaf, şeytan’a teslim olurken çaresizce, Tanrı’nın ayak seslerini duyuyordum göğsümün içinde. İçimde, o gizemli ormanın göklerinde bir fısıltı gibi dolaşıyordu efsunlu sözcükler.” (S. 167)
Murat Gülsoy’un kitaptaki tüm öykülerinde yazarlık ve yazar olma olgularına karşı bariz bir takıntısı olduğu görülüyor. Öykülerin hemen hemen hepsinde ya bir yazarın ya da yazar olmaya çalışan birinin ana kahraman olması birçok kişi için itici ya da sıkıcı olarak görülebilir. Lakin insanoğlunun yazma tutkusu, yazarak kendini ifade etme arzusu, yazı yoluyla yaratma dürtüsü üzerinde kafa yorulmaya fazlasıyla değecek bir konu bence. Yıllar evvel Sait Faik’in bir öyküsünde “Yazmasaydım çıldıracaktım” sözü merakımı çok cezbetmişti. O günden beri insanları yazmaya iten sebepler üzerine yazılanları hep okumuş ve düşünmüşümdür. Bana kalırsa, Gülsoy da bu kitabında bir yazar olarak kendisi yazmaya iten nedenleri irdelemiş. Ve bunu deneme değil -daha zor yoldan- öykü aracılığıyla gerçekleştirmiş. Bu bağlamda benim için kitabın en başarılı yönü insandaki yazma tutkusunu öykü diliyle etkileyici bir üslupla ifade etmiş olması.
Postmodern olarak nitelenen öykü ya da romanları genellikle sevmemişimdir. Anlatım tarzı olarak bu gruba dâhil olduğunu söyleyebileceğim eser benim için bir istisna oldu. Postmodern olup da beğendiğim ender eserlerden biri oldu.
Yazarın Belleği ve Kukla yazarın kendine özgü üslubunun en belirgin olduğu iki öykü olarak göze çarpıyor. Özellikle bu iki öyküde yazar dili çok iyi kullanmış ve okuru tembellikten çekip alacak akıl oyunları sergilemiş.
Bu Kitabı Çalın, çok rahat okunan, akıcı, zihninize faydalı egzersizler yaptıran ve yazma-yazarlık mevzularını seven edebiyat tutkunlarının beğeneceği güzel bir öykü kitabı.
http://www.kitapvedusunce.com

Halis Yıldız 
06 Ara 2015 · Kitabı okudu · 9 günde · 10/10 puan

Yazma ateşimi körükleyen bir yazar daha oldu.Yekta Kopan'ndan sonra.Üzerinde ince ince giderek notlar alarak ve disiplinli bir okumayla bitirdim.Şahane öyküler var.Aşağı yukarı yekta kopanın öykülerini hatırladım bazen ama kesinlikle kopanın melankolisi yoktu gülsoyda.yazmak isteyenlere okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye edebilirim.

Halil Güzel 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Bu kitabı -ç-alabilirsiniz, birbirinden güzel öyküler yazan Murat Gülsoy ile bu kitap vesilesiyle tanıştım. Kitap bittikten sonra ben bu yazarın tüm kitaplarını okumalıyım dedim. Okuyucuya yazma isteğini aşılayan bir tarzı var. Kitaptaki favori öykülerim; Kayıp eşyalar bürosu,yazarın belleği,kukla,sakla beni..

Y. Serkan Tuncer 
11 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 6/10 puan

12 adet ilginç ve şaşırtıcı öykülerden meydana gelen eser, sürükleyici ve akıcı anlatımı ile okuyucuyu cezbediyor. Hayal ve gerçek ile farklı bir dünyaya sürüklemede yardımcı oluyor kitapseverlere.

Kitaptan 18 Alıntı

Maya 
03 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Düşünce
Düşünce nedir? Basit olarak hayalden başka bir şey değildir. Düşünmek ve hayal kurmak aynı şeydir. Aralarında işlevsel olarak bir fark yoktur. Sadece içerikler farklıdır. Ciddi diye nitelediklerimize düşünce, gayriciddi bulduklarımıza hayal deriz.

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 62 - Can yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 62 - Can yayınları)
Maya 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Gerçeğe giden en doğru yol, gitmekten en çok korktuğumuzdur.

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 159 - Can yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 159 - Can yayınları)
Y. Serkan Tuncer 
11 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Yalan söyleyemeyen, numara yapamayan bir adam. Sıkıcı. Oysa insanlar yalancılardan hoşlanıyor.

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 40 - Can Yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 40 - Can Yayınları)
Maya 
05 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Beklemek
Beklemek, bağlı olmak demek. Zamanın geçişine kulak vermek....

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 103 - Can yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 103 - Can yayınları)
Maya 
03 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanların başkalarında aradıkları sır aslında kendi kafalarının içinde ya da ruhlarının bir yerinde gizli. Başkasını didikledikçe kendinden uzaklaşır insan. Kendine dönmelisin. Kendi içine. Her şeyin sırrı senin o heyecanla çarpan kalbinin tam içinde, başka bir yerde değil.

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 84 - Can yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 84 - Can yayınları)
Y. Serkan Tuncer 
11 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Hayal kurmaya başladı mı insan, nelere sahip olmadığını ve olamayacağını anlıyor sadece.

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 36 - Can Yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 36 - Can Yayınları)
Y. Serkan Tuncer 
11 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Yani uyduruyorsun! Yalan söylüyorsun. Yalan, olmamış, olmayacak şeyler yazıyorsun. Bunu yapma! Dünyada yeterince yalan var zaten! Yalanları çoğaltmak için uğraşma.

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 18 - Can Yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 18 - Can Yayınları)
Evren Erarslan 
04 Nis 10:37 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Yazılı bir metnin, insanların davranışlarını nasıl olup da değiştirebildiğini, nereye kadar etkili olabileceğini çok merak ediyordum. "Bu Kitabı Çalın" başlıklı bir öykü yazdım. Acaba kitabı gerçekten birisi çalacak mıydı?"

Bu Kitabı Çalın, Murat GülsoyBu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy
Evren Erarslan 
04 Nis 10:37 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Yeni insanlar çeker insanı, bilmez miyim. Hele sen de yeni insanları çekiyorsan... Her ilişkide o yabanıl toprakları adım adım keşfetmenin zevki..."

Bu Kitabı Çalın, Murat GülsoyBu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy
Maya 
06 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Aşık olduğu kadınla yalnız olduklarından emin olduğu için başını dizlerine koyarak ağlayan genç adam, binlerce meraklı gözün sessizlik içinde onları izlediğini bilse ağlar mı? O azizlerin azizi genç kadın ise bedeninin en gizli köşelerini aşığına sunarken garip bir gösteride rol aldığını hissetse, namusunu korumak için bir şeyler yapmaz mı?

Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 106 - Can yayınları)Bu Kitabı Çalın, Murat Gülsoy (Sayfa 106 - Can yayınları)
2 /