1000Kitap Logosu
Bu Ölümsüz
Bu Ölümsüz
Bu Ölümsüz

Bu Ölümsüz

OKUYACAKLARIMA EKLE
6.9
169 Kişi
351
Okunma
89
Beğeni
4.447
Gösterim
208 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 5 sa. 54 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · İthaki Yayınları · Ocak 2019 · Karton kapak · 9786053758358
Orijinal adı
This İmmortal
Diğer baskılar
Bu Ölümsüz
Bu Ölümsüz
This Immortal
“Zelazny, beni ve yazdıklarımı en çok etkileyen yazar.” –Neil Gaiman “Eşsiz bir hikâyeci. Türümüzün hiç görmediği kadar renkli, egzotik ve unutulmaz dünyaların yaratıcısı.” –George R. R. Martin “Zelazny, on parmağında on marifet olan nadir yazarlardan.” –Samuel R. Delany Hugo En İyi Roman Ödülü “BURADA, BU GEZEGENDEKİ HAYATIN SON GÜNLERİNDE, YAŞAMLA EFSANENİN KESİŞMEKTE OLDUKLARINI GÖREMİYOR MUSUN?” Roger Zelazny, farklı mitolojileri bilimkurgu romanlarına uyarlamasıyla pek çok yazarın yalnızca hayal edebildiği bir şeyi alışkanlık haline getirmiş eşsiz bir yazar. Yunan mitolojisiyle harmanlanan Bu Ölümsüz ise hem Zelazny’nin ilk romanı olması hem de Hugo En İyi Roman Ödülü’nü Dune gibi bir başyapıtla paylaşması sebebiyle bilimkurgudaki kilometre taşlarından biri. Nükleer savaş Dünya’yı neredeyse yerle bir etmiş, yalnızca dört milyon insan ve bundan çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış canlı türü geride kalmıştır. Evrenin en güçlü uzaylı ırklarından biri olan Vegalılar için bu harabe gezegen artık turistik bir bölgeden farksızdır. Nüfuzlu bir Vegalıyı, Dünya’da gezdirme görevi verildiğinde tüm bilinmezliklerin düğüm noktasındaki Conrad Nomikos bu buyruğu gönülsüzce kabul eder. Bu yolculukta Conrad’ın ve Dünya’nın kaderi yeniden şekillenecektir zira ne Conrad sadece bir insandır ne de bu yolculuk yalnızca turistik bir gezidir. Ölümün pençesinde olan Dünya’yı bir ölümlü kurtarabilir mi? Yok olmak, esarete düşmekten daha mı iyidir?
5 mağazanın 7 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,31
6.9
10 üzerinden
169 Puan · 36 İnceleme
Semih
Bu Ölümsüz'ü inceledi.
208 syf.
·
9 günde
·
7/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 32., Polonya asıllı Amerikalı yazar Roger Zelazny'den ise okuduğum ikinci kitap oldu. Okuduğum ilk Roger Zelazny kitabı olan Işık Tanrısı'nda olduğu gibi aynen bu kitabı okurken de bir hayli zorlandım. Kitap, bilinmeyen bir gelecekte, ÜçGün olarak adlandırılan ama ayrıntılı bir şekilde okurun önüne sunulmayan bir nükleer felaket sonucunda zor durumda kalan bir dünyayı tasvir etmiş. Bu dünya öyle bir dünya ki, çok ciddi felaketler yaşayarak hasarlar almış, üzerinde yalnızca 4 milyon insan ırkı kalmış, insanların dışında radyoaktivite mutasyonları sonucu ortaya çıkan bir takım canlıların(hayvanların) da bulunduğu, yaşam alanlarının oldukça sınırlı hale geldiği bir dünya. Kahramanımız ise, Conrad Nomikos isimli bir ölümsüz. Conrad Nomikos'un ne yaparak ölümsüzlüğe eriştiğini merak ederseniz, maalesef kitapta bu konuda bir bilgi yer almıyor. Benim gibi bilimkurgu okuyan okurların merak duygusunu tatmin etmeyen bu gibi havada kalan bilgiler, ne yazık ki kitabın sağlam bir zemine oturmasını engelliyor. Bu konuda kitabı eleştirmeden geçemem. Kitaba dönecek olursak, kitapta Dünya'nın dışında yıldızlararası başka uygarlıklardan da bahsediliyor. Bunların en önemlisi ise Vegalılar. Vegalılar Dünya'nın üzerinde belirli bir etkiye ve güce de sahipler. Açıkçası onların izni ve icazeti sayesinde Dünya'daki 4 milyon insan yaşamını sürdürüyor. Myshtigo isimli bir Vegalı ise, Dünya hakkında yazacağı kitap için araştırma yapmak üzere Dünya'ya geliyor ve Conrad'ı kendisine rehberlik etmesi için seçiyor. Çeşitli sebeplerle Conrad ile Myshtigo'nun yanına Hasan, Kızıl Peruk, Dos Santos, Phil ve Cassandra isimli yan karakterler de dahil oluyor. Conrad, rehberliği esnasında ekibinin güvenliğini sağlamaya çalışırken, bir yandan da hiç güvenmediği Myshtigo'nun gerçek amacını anlamaya çalışıyor. Kitabın okura sorduğu ve düşünmesini istediği sorular ise şunlar: Her an ölmek üzere olan ölümlü bir Dünya, bir ölümsüz tarafından kurtarılabilir mi? Başka bir yıldızlararası gezegenin himayesi altına girmektense yok olmak daha mı yeğdir? Yukarıda izah ettiğim gibi, kitapta havada kalan birçok konu vardı ve bunlar beni rahatsız etti. Yazarın tıpkı daha önce okuduğum Işık Tanrısı kitabında hissettiğim duyguları bu kitapta da hissettim. Çok iyi ve kaliteli bir bilimkurgu kitabı okuduğumun farkındaydım; ama zaman zaman "Ben ne okuyorum acaba?" diye kendime sormadan edemedim. Roger Zelazny, Işık Tanrısı'nda da Bu Ölümsüz'de de benzer bir takım konular işlemiş. Bunlar: mitoloji, yarı insan-yarı Tanrı bir takım yaratıklar, doğaüstü güçler, ölümsüzlük gibi konular. Belli ki yazarımız bu konuları seven bir yazar. Açıkçası benim çok ilgimi çekmese de sizlerin ilgisini çekebilir. Özellikle mitolojiye ilginiz varsa Roger Zelazny ile mutlaka tanışmalısınız.
Bu Ölümsüz
6.9/10
· 351 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
42
Oğuzhan Güneş
Bu Ölümsüz'ü inceledi.
208 syf.
·
Beğendi
Çoğu kişiye nazaran ben bu kitaba bayılırm. Bayılmayanında kitap zevklerinden şüphe duyarım. Ben şahsen mitolojiyi çokta sevmem ama kitaba tamamen mitoloji üzerine kurulu demekte haksızlık olur. Bazı eksikleri var göze batan ama maruz görün yani, sıfırdan adam dünya inşa etmiş sonrada bu dünya da mükemmel olaylar kurgulamış. Bunu da gerçek hayattan kopmadan yapmış. Kitapta gerçek hayatta olan tarihi eserlere de yer verilmiş. (Mısır Piramitleri, dağlar, ülkeler vb.)Şahsen benim çoook hoşuma gitti bu detay. Kitabın başlarını anlamak zor buna katılıyorum zaten 1 yıldızı da bundan dolayı kırdım ama ilerleyen sayfalarda çok mükemmel aksiyon dolu olaylar var. Keşke bu kitap böyle tek kitap değilde 7-8 kitaplık bir seri olsaymış.
Bu Ölümsüz
6.9/10
· 351 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
52
Bülent
Bu Ölümsüz'ü inceledi.
190 syf.
·
Beğendi
·
7/10 puan
Dünya nükleer felaketler yüzünden yıkılmış harabe olmuş, insanlar başka gezegenlere göçmüşler hayatlarından da memnunlar. Yeryüzünde sadece değişime uğramış hayvanlar ve insanlar var, o yüzden hem tehlikeli hem de gizemli bir yere dönüşmüş. Bu durum onu başka gezegenlerin ırkları tarafından turistik bir durak olarak algılanmasına sebep olmuş. İnsanlar tarafındansa çok önemsenmeyen tarihi bir miras. Hikayemiz Dünya'yı gezmek isteyen bir Vegalı (Vega gezegeninden gelen bir ırk) ve ona refakat eden bir ekibin etrafından şekilleniyor. Romanın baş kişisi bu ekibin lideri ve Dünya'daki tarihi mekanlardan sorumlu Conrad Nomikos. Hikayenin başında anlaşıldığı üzere ölümsüz, bu da onu işinde doğal olarak uzman yapıyor. Onun ölümsüzlüğü başka insanlar tarafından sezilen ama kanıtlanamayan bir olgu. Kendisi de gizliyor zaten. Vegalı Dünya'yı gezerken ekibin başına gelmeyen kalmıyor, hepsi ölümle yüz yüze geliyor, en çok da Conrad. Siyasi meseleler yüzünden planlanan suikastler, güreşçi robotlar, değişim geçirmiş insanlar, devasa yaratıklar... Bu kısımlar büyük bir heyecanla okunuyor ve hızla kitabın sonuna geliniyor ama... Bu karmaşa okur olarak beni rahatsız etti. Kitap, kullandığı temalar ve dil itibariyle hızlı değişimler gösteriyor. Ana bir tema olmaması da kitaba dair bir okuma tavrı geliştirmenizi engelliyor. Sanki fantastik temalar işe koşmak istiyor yazar ama bir yandan da bilimkurgu sosu eklemek istiyor. Kabadayı bir tavırla "karar ver artık" diyecek değilim, böyle yazmak istemişse yazarı yargılayamam ama bu hız ve çeşitlilik kitabın akılda kalıcılığını azaltıyor. Mesela Vega hükümetinin dünyanın bir çok bölgesini satın alması ve insanları Vega'ya kabul ederken onları mülteci konumuna düşürmesine dair siyasi rahatsızlık ve bu rahatsızlıktan doğan gizli bir örgüt var ama hikaye bunun üzerinde pek durmuyor. Conrad ölümsüz ama neden, nasıl? Bunu anlatmak zorunda değil diyelim, peki kitabın sonunda ortaya çıkan işlev dışında bu ölümsüzlüğün kitaba katkısı ne? Conrad'ın eşine duyduğu sevgi kitabın başında yoğun ama... Bir dakika tamam tamam her şey aydınlığa kavuştu. Conrad'ın Yunanlı olmasından anlamalıydım, ya da sürekli Yunan efsanelerine gönderme yapmasından. Bu kitap Oydsseus destanının ya da evinden uzaklaşan kahramanın bin bir badire atlatarak yeniden eve dönmesinin zayıf bir tekrarı. Peki bir Yunan mitini bir bilimkurgu kitabına nasıl taşıyıp o efsanevi yaratıkları nasıl geri getireceğiz? Nükleer bir felaket sonucu Dünya harabeye dönerse ve bu küllerin içinden tavuklar mutasyon geçirip Anka Kuşu gibi ortaya çıkarsa bu destan için gerekenler hazırdır. Kitapta Anka Kuşu falan yok tabi ama değişime uğramış köpekler, timsahlar, yarasalar ve hatta ördekler var. İnsansılar, vampirler, zombiler bile var. Conrad da güçlü kuvvetli, akıllı bir kahraman, hepsini alt edebilecek yetilere sahip. İşlem tamam. Kitap boyunca kahramanlıkla ilgili onlarca konuşma yapan Conrad açık açık formülü veriyor aslında: "Pekala, Hasan, seni şanslı kerata," dedim. Şu anda bir adet kendin-yap'lı Kahramanlık Modeli kazanmış durumdasın, canavarı da bedava. İyi şanslar." s. 140 Hatta kahramana eşlik eden roman kişileri bile bir formül üzere kurulmuş. Bu formül de açık açık dillendiriliyor Moreby tarafından: "Eh, bizim de elimizde bir ozanın dili, iki amansız savaşçının kanı, çok seçkin bir bilim adamının beyni, ateşli bir siyasetçinin safralı karaciğeri, ve bir Vegalının ilginç renkteki eti var -" s. 136 Her ne kadar onlara kişilik verilmemişse de bu ekipte kadınlar da var: Ya erkeğe bağımlı ya da sinsiler. Klişe! Aslından yazarın, yaptığı mitsel-cover'ı bu denli gözümüze sokması (her ne kadar ben geç anlasam da) kitaba bir mizah duygusu katıyor. Conrad da çok şakacı ve iğneleyici bir roman kişisi. Bu yüzden okurun bu karmaşanın içinden eğlenmiş çıkması olası. Daha bahsedecek çok şey var ama ben de anlatırken karıştırdım, affedin, sizi kitaba dair karmaşık duygularla bırakıyorum. Çeviri ve düzelti eki: Kitabın çevirisi şahane, Sönmez Güven'in eli dili dert bulmasın. Sadece bir bariz hata gördüm "radio"nun "telsiz" yerine "radyo" şeklinde çevrilmesi gibi. Bayıldığım yerlileştirmeler vardı: "Trip and break your neck." "Umarım boynun altında kalır." s. 138 "Therefore, we must plan an escape, else we will be served up on a chafing dish." "Dolayısıyla, ya bir kaçış planı düzenleriz, ya da akşam yemeğine köftelik kıyma oluruz." s. 138 Procrustes kicked him several times, and me once for good measure. Procrustes onu birkaç kez, hatırım kalmasın diye beni de bir kez tekmeledi. s. 153 Bu güzel karşılıkların yanında anlamadığım bir yerlileştirme vardı: Hasan adındaki roman kişisi Conrad'ı (çok) eskiden beri tanıyor ve ona Conrad yerine Karacı diyor. Bunu anlamamıştım. Conrad o uzun ömründe bir çok isim almıştı ama Karacı ne demek? Özgün metne baktım: Karagee Neden Karacı diye çevrilmiş anlamadım. Hasan, Conrad'la ilk karşılaştığında Conrad'ın adı Karaghiosis'miş, çevirmen bu ismi Karagozis şeklinde Türkçe'leştirmiş, olabilir, güzel bir karşılık. Özgün metinde Karagee, Karaghiosis'in kısaltılmış hali muhtemelen. Dolayısıyla Karacı gibi Türkçe'si de anlamlı bir karşılık yerine Karagi kullanılabilirdi. Off, buna mı taktın diyebilirsiniz, "işim gücüm yok" diye karşılık veririm. Kitabın düzeltisi de çok iyiydi, sanırım sadece üç yerde yanlış yazımla karşılaştım. Şu anki yayınevlerinin Metis gibi nitelikli yayınevlerini örnek alması gerek. Bu kitap 17 yıl evvel böyle tertemiz yayınlanmış ama şimdi "büyük" dediğimiz bir çok yayınevi (örneğin İthaki), son okuma yapmadan yayınlayabiliyor bazı kitaplarını. Milliyetçi ek: "Karagozis eski Yunan gölge oyunundaki bir karakterin adıdır, Avrupa'nın Punch ve Judy oyunlarındaki Punch gibi. Kılıksızın ve soytarının tekiydi." s. 84 Yahu pes! Kahveye, baklavaya bizim dediniz, hadi neyse ama güzelim gölge oyunumuzu kaptırmayız!
Bu Ölümsüz
6.9/10
· 351 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
Beyza
Bu Ölümsüz'ü inceledi.
208 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Roger Zelazny tarafından 1965 yılında yazılmış, yazarın ilk romanı olan bu kitap, 1966 Hugo En İyi Roman Ödüllü. Her sene tek kitaba bu ödülü veren komitenin o yıl bir hayli zorlandığı ortada. Çünkü o yıl iki kitaba aynı anda bu ödül verilmiş, Bu Ölümsüz, ödülü Frank Herbert'in meşhur Dune serisinin ilk kitabıyla paylaşmış. Dune benim için çok özel olmakla beraber bu kadar tanınmışken, Bu Ölümsüz'ün nispeten daha az bilinmesi beni meraklandırdı ve şans eseri bu kitap karşıma çıktı, okudum. Ki iyi ki öyle yapmışım. Kitap bir kıyamet sonrası bilimkurgusu, nükleer savaş Dünya'yı tamamen değiştirmiş, mutasyonlu çok fazla yeni tür oluşturmuş ve Dünya'da bugün bildiğimiz anlamda dört milyon insan kalmıştır. Evrende farklı gezegenlerde farklı ırklar yaşamaktadır. Ve ana karakterimiz Conrad -ki kitapta çok daha fazla isimle de tanıyacağımız- bir sanat müfettişidir, günün birinden Vegalı birine Dünya'yı gezdirme görevini üstlenir. Conrad, Vegalı ve diğer karakterlerle Antik Dünya'ya yolculuk yapmaya başlarız. Kitap çok hızlı bir girişle başlangıç yapıyor ve aniden kendinizi o dünyanın içinde buluyorsunuz. Birçok okur bunu zorlayıcı bulsa da ben bu şekilde kitapla ve karakterlerle tanışmayı çok keyifli buldum. Kısa olmasının yanı sıra çok fazla olay ve macera içinde barındırıyor ve oluşturduğu kavramların tutarlı olduğunu düşünüyorum. Bir bilimkurgu romanında Antik Dünya'ya, Mısır'a, Yunanistan'a, geçmişe yolculuk yapmak kitaba çok etkileyici bir doku katmış; özellikle Yunan Mitolojisi kitabı bambaşka bir yere taşımış. Kitapta bir karakter vardı ki hiç şüphesiz kitaptan aldığım zevki ikiye katladı, o da Doktor Moreby. Ana karakterlerimizin bir kabileyle karşılaşmasıyla tanıştıkları bu doktor ve kabilede başlarına gelen olaylar kitabın en keyifli yerlerinden oldu benim için. Sonuç olarak ilgi duyduğum alanlara ve tam olarak zevklerime hitap etmesiyle benim için özel bir kitaptı, Yunan Mitolojisine ilgisi olan herkesin keyifle okuyacağını düşünüyorum. Buna ek olarak birçok farklı kültürden de beslenen karakterler vardı -Hasan karakteri örneğin. Bu kadar kısa bir kitapta bambaşka bir dünya yarattığı ve onu ilmek ilmek dokuduğu için ben yazara teşekkür ederim. Herkese iyi okumalar,
Bu Ölümsüz
6.9/10
· 351 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11