Bu Tufandan Sonra (Ingeborg Bachmann'dan Seçme Yazılar)

·
Okunma
·
Beğeni
·
407
Gösterim
Adı:
Bu Tufandan Sonra
Alt başlık:
Ingeborg Bachmann'dan Seçme Yazılar
Baskı tarihi:
Ekim 1998
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799753422207
Çeviri:
Ahmet Cemal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Şiirden denemeye farklı türden Bachmann ürünlerinin yanı sıra yazarla yapılmış bir dizi söyleşiye de yer veriliyor "Bu Tufandan Sonra"da.
Sanatın gözlerimizin açılmasını sağlayabilmesini ister Bachmann. Şöyle der: "Üstünde yaşadığımız bu kararmakta, dilsizleşmekte ve çılgınlığın önünde geriye çekilmekte olan yıldızda, yüreklerdeki ülkeler boşaltılırken, onca düşünce ve duyguya veda edilirken, insanoğlunun sesi bir kez daha yankılandığında, bizler için yankılandığında, bunun insanoğlunun sesi olduğunun bilincine varamayacak biri düşünülebilir mi?"
Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı yer neresidir?
Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde sıklıkla görüldüğü gibi acı, baskı, tahakküm ve sömürüyle doludur. Ama zamana karşı çıkarak, gözlemleri ve düşünceleriyle yaşadığımız dünyayı anlamamıza katkıda bulunan sayısız düşünürü de olmuştur bu yüzyılın... İşte Metis Seçkileri ile çağımıza yeni sezgiler getiren bu yazarlardan temsil edici örnekler sunmayı amaçladık.
Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçe'de tanıtırken, sözkonusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıklarının getirdiği güçlükler var. Türkiye'deki okuma ortamının kendine özgü koşullarını gözönünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçe'de tartışılabilir kılmak istiyoruz.
(Arka Kapak)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bıkmışım artık zamandan,
ve zamanın açlığı içimde.
Ne olacak şimdi?

Ateşler yanacak gece bastığında dağlarda.
Yoksa davranıp yine koşmalı mı oralara?

Yollar yitirmişler artık yolluklarını gözümde.
Belki yıllar var ki, ölmekteyiz.
Sürekli yükselmekte bulutlarımız.
İncelen havada ellerimiz şimdiden yitik,
ya artık sesimiz ve soluğumuz da kesildiğinde,
son anlarımıza mı kalacak ilençler?
(...) Bachmann'ın yalnızca "yaşamaktan acı çekmek" gibi temel bir temasının bulunması, nasıl açıklanabilir? Bachmann'a göre yaşam, aslında "korkunç bir incinmedir" ve bundan kurtuluşun tek yolu da ölümdür; insan toplumu, gerçekten de düşünülebilecek en büyük "cinayetler alanı" mıdır? Bu sorum üzerine Bachmann, bakışlarını bana çeviriyor:
"Evet, yoksa kuşku mu duyuyorsunuz bundan? Bu sözde uygar dünyada, görünüşte iyi davranan insanlar arasında gizliden gizliye bir savaşın egemen olduğundan, insanların birbirlerini ağır ağır öldürdüklerinden kuşkunuz mu var? Kimi zaman bunu herkes görebiliyor, ama kimi uzun zaman parçaları boyunca da herkes kendi küçük yaralarıyla dingin bir yaşam sürüyor; zaten küçük yaralarla pekala yaşanabilir... "
... kötücül bir gülümsemeyle, duvarların arasında gezinirken bana eşlik etti, arada sırada otları koparıp ısırdı, sonunda da şöyle seslendi:"Hep bu hoşgörüler! Neden kimse ne olduğunu söylemiyor, neden dünyayı, sanki kendi kendimize yaklaşmamıza izin yokmuş gibi, hem kendi hayaletlerimizle, hem de başkalarının hayaletleriyle dolduruyoruz!"
Gelecek bir şey yok artık.

Bir daha ilkbahar olmayacak.
Herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin.

Ama yaz ve hani derler ya,
"yazdan kalma" diye, onlar da olmayacak-
artık hiçbir şey gelmeyecek.

Asla ağlamamalısın,
der bir şarkı.

Onun dışında
bir şey
diyen
kimse yok.
STEFANO: Öyle sanıyorum ki, kendimize göre bir hukuk düzeni yapmak zorunda kalacağız, Antonio. Çünkü öte yakada yalnızca haksızlık var. Bizler korsanız ama haksızlığa da dayanamayız. Buna itiraz eden herkes cezalandırılır ve direklere bağlanır.
Bir çocuğun sözünü bitirmesine izin vermeyen herkes, direklere daha da sıkı bağlanır.
Cebinde bir sicim ve bir kuş yumurtasından başka bir şey olmayana kimse şöyle diyemez: Sen hırsızlık yaptın! Ama cepleri para dolu olan, bu paraları vermek zorundadır. Yalan söylüyorsun, diyen, bunu yaparken kılını kıpırdatmaksızın çorbasını kaşıklamayı sürdüren ve hiçbir şey kanıtlamayanlar, köpek balıklarına yem olarak atılır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bu Tufandan Sonra
Alt başlık:
Ingeborg Bachmann'dan Seçme Yazılar
Baskı tarihi:
Ekim 1998
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799753422207
Çeviri:
Ahmet Cemal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Şiirden denemeye farklı türden Bachmann ürünlerinin yanı sıra yazarla yapılmış bir dizi söyleşiye de yer veriliyor "Bu Tufandan Sonra"da.
Sanatın gözlerimizin açılmasını sağlayabilmesini ister Bachmann. Şöyle der: "Üstünde yaşadığımız bu kararmakta, dilsizleşmekte ve çılgınlığın önünde geriye çekilmekte olan yıldızda, yüreklerdeki ülkeler boşaltılırken, onca düşünce ve duyguya veda edilirken, insanoğlunun sesi bir kez daha yankılandığında, bizler için yankılandığında, bunun insanoğlunun sesi olduğunun bilincine varamayacak biri düşünülebilir mi?"
Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı yer neresidir?
Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde sıklıkla görüldüğü gibi acı, baskı, tahakküm ve sömürüyle doludur. Ama zamana karşı çıkarak, gözlemleri ve düşünceleriyle yaşadığımız dünyayı anlamamıza katkıda bulunan sayısız düşünürü de olmuştur bu yüzyılın... İşte Metis Seçkileri ile çağımıza yeni sezgiler getiren bu yazarlardan temsil edici örnekler sunmayı amaçladık.
Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçe'de tanıtırken, sözkonusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıklarının getirdiği güçlükler var. Türkiye'deki okuma ortamının kendine özgü koşullarını gözönünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçe'de tartışılabilir kılmak istiyoruz.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • İklim
  • indéfini
  • Haziran Senfonisi
  • Mihriban Karadağoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0