Bülbülün Kırk Şarkısı (Hz. Muhammed (Sav) İçin)

·
Okunma
·
Beğeni
·
29017
Gösterim
Adı:
Bülbülün Kırk Şarkısı
Alt başlık:
Hz. Muhammed (Sav) İçin
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
590
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147945
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Bülbülün Kırk Şarkısı
Bülbülün Kırk Şarkısı
Selamlar ki, şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki, âşıkların avazı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki, özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep ona, hep onadır. O ki güldür, o ki sevgilidir, bütün mecburiyetler onadır. Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler, bir melek adını andı onun. Sözcükler henüz yetim, sev­giler hançer sokumlarına mahkûmdu. Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böcekleri­nin rüya aralığında cinayetler işleniyor; babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu. Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kele­bekler çarmıha geriliyordu, yalnızca masum oldukları için... Zaman öyle bir zaman, mekân öyle bir mekândı… Ebabiller kara yere kararken Ebrehe'nin fil­lerini, gonca ana rahminde yetim kalıverdi. Kâbe'nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa, çığlık çığlığa… Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı: "Yaklaşıyor yaklaş­makta olan!.. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaş…"
Avizesi cevzâ, ışığı dolunay idi gecenin... Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı. Anlatıyordu:Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi… İskender Pala'nın güçlü kaleminden…
(Tanıtım Bülteninden)
590 syf.
·10/10
Yazan güzel, yazılan güzel, yazdıran güzel. 99.999 kelimeden oluşan şahane bir siyer kitabı. Peygamber efendimizin hayatı ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Kitabı olurken burnunuza hep gül kokusu gelecek.
590 syf.
·36 günde·Puan vermedi
İbrahim peygamberin ateşe atılırken Cebrail'in
"-Beni Rabbin gönderdi, benden bir isteğin var mı derhal yapayım. Dilersen şu tepeleri birbirine kapativereyim; istersen şu kalabalığı taşa çevireyim." dediği.
İbrahim Aleyhisselamın;
"-Ben senden bişey istemiyorum. Ben Allah'a tevekkül edenlerdenim. O bana dost olarak yeter." teslimiyetine şahit melekler ve koca kainat...
Biz hep karıncanın hikayesini biliriz, hani ateşi söndürmeye niyet eden karınca. Kendisine bu kadarcık suyla mı söndüreceksin o göklere ulaşan alevleri denilince;
-Bende söndüremeyeceğimi biliyorum ama tarafım belli olsun der."
Hıh işte tıpkı bu karınca gibi bir canlı daha vardır.
Bakın hele bu uçan da kim kanatları bedeninden neredeyse kopacak, öyle hızlı uçuyor ki neredeyse çatlayacak.
Kim mi?
Kendisine bülbül derler minicik bir kuş. Minicik dediğime bakmayın bedeni küçük gönlü kocaman bir bülbül...

O bülbül ki İbrahim'in teslimiyetine vurulur.
Bülbül ve İbrahim için gül bahçesine dönüşen alevler...
Allah o gün İbrahim'e dostluğunu, bülbüle o gül bahçesini verdi.
Gül bahçesinin kendisine verildiğini duyan Bülbül gururlanmaya başlayınca İbrahim'in henüz gerçek Gül'ün Muhammed'in (sallahu aleyhi vesselam) açmadığını söylemesi ve bülbül için hasretin başlaması...
Bülbül dostu İbrahim'e yalvarmaya başlar ne olur benim için dua et Gül Muhammedi göreyim.
40 şarkı söylemesi karşılığında İbrahim Aleyhisselam bülbül için dua eder ve duası kabul olur.

Sonrası mı, sonrası bildiğiniz gibi uzun bir bekleyiş başlar bülbül için. İbrahim'i can dostu ve daha nice peygamberin dünya hayatından göçmesine şahit olur.
Cehaletin hat safada olduğu, insanlığın tabiri caizse mumla arandığı karanlık yıllar başlar...
Bülbül gün be gün dünyanın cehaletten arınacagi insanlığın nurla yikanacagi anı bekler. Kutlu nebiyi "Gülünü" bekler...
Kitap her ne kadar siyer kitabı olsa da minik bir bülbülün ağzından anlatılması kitabı farklı kılıyor.
Gerçi anlatılan peygamberimiz olunca kimin ağzından anlatıldığınin bir önemi kalmıyor. Ne kadar bildiğimiz bir hayat bile olsa bile her okunduğunda damakta ayrı bir lezzet bırakıyor.
Okuyun zira insan tanıyarak sever.
Peygamberimizi görmeden iman eden bir ümmetiz elhamdülillah.
Ama sevgi tanımakla mümkündür, peygamberimizi tanıyarak sevebiliriz ancak. Kendisinin bizi ne kadar sevdiğine kendisinin sözleriyle bakalım:

"Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kaselerle onları karşılasam. Cennet’e girmeden önce, onlara (Kevser) havuzumdan içirsem.”

Bu sözleri üzerine ona denildi ki:”Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?”

O şöyle cevap verdi:”Sizler benim ashabımsınız (arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır. Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim.”(1)

Kendisi öyle bir peygamber ki,
'Sevgilisinin kapısına erişince geri dönmüştür.'
Peki ama neden ?
Kim Allah'ın huzuruna gider de geri dönmeyi düşünür?
Gaye, Sevgiliye varmak ise, vuslattan sonra hasreti kim isterdi? Peygamberimiz istemişti.
Bütün salih kardeşlerini, Cebrail'i, kendi hamuru Okan nuru, kısacası öz vatanını bırakıp yeniden gurbete gelmişti.
O, bütün insanlardan ve nebilerden üstündü.
O, garipler garibi arkadaşları için, Sevgili'den ayrılmıştı.
O, inananlarını ateşten korumak için kendini yeniden Kureyş ateslerinin içine atmıştı.
O vahyi tamamlamak, sözü mühürlemek üzere ulvi alemden sulfi aleme tenezzül buyurmuş, ümmeti için yapabileceği en büyük fedakarlığı yapmıştı. Üstelik paha biçilmez bir hediye getirerek.
Öyle bir hediye ki hakiki Sevgili'nin aşkıyla bütün arkadaşlarına tek tek yanma fırsatı tanıyor, o aşkın alınlarında nur olarak parlamasına zemin hazırlıyor, günde beş kez Sevgili'yle buluşma imkanı tanıyordu....
İncelemeyi bitirirken Peygamberimizin Veda Hutbesinde müminlere söylediği şu sözleri söylemeden bitirmek istemiyorum. Bu emanetler hepimizedir.

"Müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve peygamberin sünnetidir."

Güle Peygambere layık bir ümmet olma duasıyla.....
Bana bu kitabı hediye eden güzel insan Derya cıma teşekkürü bir borç bilirim.
590 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Peygamber efendimizin hayatının İskender PALA'dan anlatımı... Gül Muhammed(sav)... Okurken ve okuduktan sonra fazlasıyla etkilendiğim o zamana beni götüren bir kitap... Siyer tadında efendim. Mutlaka okuyun derim.İyi okumalar.
590 syf.
·Beğendi·10/10
Ne İskender Pala`nın sanatını (evet bana göre Pala`nın yaptığı başlı başına bir sanat) anlatmak haddime ne de nebiler nebisi gül kokulu Hz. MuhammedMustafa(s.a.v)`yı. Ben sadece yerimi bilerek okuduğum kitabın neyi içerdiğini yazabilir ve bana hissettirdiği o manevi güçten söz edebilirim.

Aşka aşık bir bülbülün bir parça nur peşinde çağlar boyunca kanat çırpışını, o nurun nesilden nesile asıl sahibine erişmesini muazzam bir anlatımla okudum. Düşünün ki anlatıcı bir bülbül. Hem de güllerin en güzeline bir gün kavuşacağını bekleyen, azimkâr ve kadirşinas bir bülbül. Aslında kitapta tanrısal anlatım var fakat Pala`nın bunu bülbüle yakıştırmasının yarattığı etki inanılmaz.

Kitap Peygamber Efendimizin atası, Nemrut`un dağ gibi korladığı ateşin yakmadığı Hz. İbrahim (a.s)`in onu kurtarmaya gelen bülbül ile sohbeti ile başlıyor. Ve güllere aşık olan bülbülün yeryüzüne gelmiş gelecek en güzel güle, Hz. Muhammed(s.a.v)`e ulaşıncaya ve onun gül cemaline aşık olup yolunda pervaneye dönünceye dek yıllar yıllar boyu gösterdiği çabasına yer veriyor.

Cahiliye devrinde putlara tapan müşriklerin sağlam bir inanca ne kadar aç olduklarını ve birkaç ayeti kerime ile imana gelişlerine İskender Pala`nın anlatımıyla şahit olmak bana tekrar tekrar şükür kapılarını açtı. Göğe yapılan kutsal yükseliş Miraç`tan tutun, La Tehzen! (Korkma! Allah bizimledir) diyerek Sevr Dağı`nda peygamberimizi koruyamama korkusuyla Ebu Bekir`e inen ayete kadar, Bedir`de kazanılan zaferin ardından Uhud`da verilen büyük kayba kadar bir çok bilgiyi muazzam bir anlatımla bize sunmuş Pala.
Yazılabilecek en değerli siyerlerden biridir bence Pala`nın yazdığı. Bülbülün Kırk Şarkısı için “ömrümün en değerli çabası” tanımı, içindeki itikat ve imanı ve hatta Hz. Muhammed(s.a.v) `e duyduğu derin saygıyı ve hürmeti gözler önüne seriyor bana göre. Girişteki kitabın yazılış amacında verilen kıssa ile Pala; “ben bu yolun yolcusuyum, vuslata varamasam da yolum belli” diyor adeta.

Eğer Peygamber Efendimizin hayat hikayesi okunmak isteniyorsa en değerli eserlerden biri olarak Bülbülün Kırk Şarkısı seçilmeli kuşkusuz. İskender Pala`nın eşsiz Türkçesi ve deniz derya bilgisiyle okuduğunuz her cümle sizi kendisine hayran bırakıyor.

Birçok din aliminden, konuyla ilgili birçok profesörden ve Diyanet İşleri Başkanı`ndan yardım alınarak yazılan bu kitap, altı çizilip dimağımıza yazılacak ve kendimize rehber ettiğimiz ayetler ile sünnetlere çokça yer vermiş. Vahiy yoluyla Cebrail (a.s) tarafından Efendimize indirilen surelerin ve ayetlerin ne zaman ne durum için indiği bir roman tadında verilmiş.
Hakkın gelip batılın yok olduğu, İslam’ın yalnız din olmak dışında devlet olduğunu ve bu faziletli davada ne bedeller verildiğini, Allah`tan başka ilah olmayıp Hz. Muhammed(s.a.v) `in O`nun elçisi olduğunu tam teslimiyetle okuyup hissetmek; belki de Pala`nın “en büyük çabası ”na ortak olmaktır. O halde herkes bu çabaya ortak olmalı , âşıkın mâşukun peşinden teslimiyetle gidişine şahit olmalı.

Ana hatlarıyla başını, ortasını, sonunu bildiğiniz bir dünya geçidinin yolcusu kim olursa bu kadar merakla ya da hasretle okursunuz? Cevabım elbette Hz. Muhammed(s.a.v)!
Selamların en güzeli sanadır Ya Rasûlallah!
Gül kokusunun en naifi senindir Ya Habiballah!
Salât selam olsun sana Ya Nebiallah!
590 syf.
·10/10
Bir bülbül un ağzından dinlemek ne guzel seni ey Sevgili,bülbül un gözleri oldum,kalbi oldum okurken ve bitirdim kitabı göz yaslarimla.. Heyecanla okuyup bitirdiğim iskender pala kitaplarından biri..
590 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Merhaba
Benim için uzun bir dönemin sonucunda kitabı bitirdim.Muazzam bir dille yazılmış bir roman içtenlikle belirtmek isterim. Fakat bu eleştirdiğim noktalar olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Eleştirdiğim 2-3 noktayı belirtip incelemeyi sonlandırıcağım. Çünkü diğer herşeyi ile kitap mükemmeldi şöyleydi iyidi demenin yararı yok okuyan zaten kitabın çok çok iyi yazılmış ve güzel olduğunu anlayacaktır.
1-Belli noktalara hiç değinilmemiş olması biraz can sıkıcıydı.Mesela Mute Savaşı olsun Tebük Seferi olsun bunlar hiç işlenmemiş olması kitabı özgünlüğünü bozmadan bir miktar eksik bırakmış.
2-Bazı önemli durumların üzerinden 1-2 cümle ile geçmiş yazar.İlk vahiy nin gelmesi 2-3 cümleyle geçiştirilmiş üzerinde durulmamış. Hemen arka sayfaya geçince de;üzerinden 3-5 yıl sonra şöyle şöyle diye devam edilmesi dediğim gibi kitabı bıraz eksik bıraktı benım ıcın.
3-Kitabın içinde ve donemde cok fazla insan oldugu için isimler bir sure sonra karısıyor.Bu karısıklıgı engellemek adına kitabın arkasına kişiler üzerinden 1-2 cumlelık notlar olan bir sayfa eklenebilrdi.
4- gene aynı şekilde bulunulan cografyanın bir haritası fena olmazdı sık sık telefondan haritaya baktım.

Bunun haricinde kitap gayet güzel ve akıcıydı.Herkese tavsiye ediyorum.İslam Tarihi hakkında gerçekten bilmediğim cok fazla sey öğrendim.

Şimdilik ESEN KALIN... :)
590 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Sıradışı bir anlatım tarzıyla yaşanan olaylarda kendinizi orada hissediyorsunuz. Kitabı bir bülbülün dilinden anlatması ve bülbülün peygamber efendimize her gülüm diye hitap etmesi beni benden aldı. Peygamber Efendimiz (sav.)in hayatı muazzam Güzelliklerle dolu. Peygambere ne kadar büyük bir hasret içinde olduğunuzu tüm benliginizle hissediyor gozyaslarina boğuluyorsunuz. Kalemine sağlık sayın İskender Pala...

İskender Pala o kadar güzel bir anlatım sunmuş ki sanki o günleri birlikte yaşayacak görecek ve Efendimize daha bir gönülden bağlanacağınız bir baş yapıt Bülbül'ün bakış açısıyla yazılması çok hoş. Şu hayatta okunabilecek en güzel roman tadında bir siyer.
590 syf.
·Beğendi·10/10
İskender Hoca'yı kutluyorum. Bu eser birçok insana (Müslüman'a değil insana) ışık tutacak yol gösterecek. Çok çarpıcı ifadeler var:
- Müslüman'ın Müslüman'dan başka düşmanı olmadığı gibi...
- Kur'an ve sünneti bırakmayın gibi...
- Dininizi bölük bölük bölmeyin gibi...
- İnsanı insan olduğu için sevmek gibi.
Bu eseri sıradan, okuma diliyle yazdığı, abartmadığı ve herkese kazandırdığı için tebrik ediyorum.
590 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap 99.999 kelimeden oluşan şahane bir kitap..Efendimiz (sav)'in hayatının İskender Pala'dan okumak ayrı güzel oldu.
Siyer tadında bir roman efendim.
Okumanızı tavsiye ederim.Zira okurken burnunuza gül kokusu gelecek..O döneme gideceksiniz..
Iyi okumalar.
590 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap, bir bülbülün ağzından anlatılarak okuyucularına farklı bir pencere sunuyor.

Hz. İbrahim’in ateşe atılma olayına tanıklık eden bir bülbülün Hz. Muhammed’i yüzyıllar boyu bekleyişinin ve ömrünün her anına tanıklık edişinin bir hikayesi.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/bulbulun-kirk-sarkisi/
İnsanlar ! Diyerek başladı sözlerine. Değerli, kıymetli, sayın,muhterem,aziz gibi iltifatların gerek duymadan “insanlar!” ... dedi . Gerçek insan olmak , bütün bu sıfatların da Sahibi olmak ; İnsanlığın hakikatine ermek demekti çünkü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bülbülün Kırk Şarkısı
Alt başlık:
Hz. Muhammed (Sav) İçin
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
590
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147945
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Bülbülün Kırk Şarkısı
Bülbülün Kırk Şarkısı
Selamlar ki, şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki, âşıkların avazı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki, özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep ona, hep onadır. O ki güldür, o ki sevgilidir, bütün mecburiyetler onadır. Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler, bir melek adını andı onun. Sözcükler henüz yetim, sev­giler hançer sokumlarına mahkûmdu. Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böcekleri­nin rüya aralığında cinayetler işleniyor; babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu. Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kele­bekler çarmıha geriliyordu, yalnızca masum oldukları için... Zaman öyle bir zaman, mekân öyle bir mekândı… Ebabiller kara yere kararken Ebrehe'nin fil­lerini, gonca ana rahminde yetim kalıverdi. Kâbe'nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa, çığlık çığlığa… Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı: "Yaklaşıyor yaklaş­makta olan!.. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaş…"
Avizesi cevzâ, ışığı dolunay idi gecenin... Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı. Anlatıyordu:Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi… İskender Pala'nın güçlü kaleminden…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.913 okur

  • Derya Parsak
  • Burcu Korkmaz
  • Begüm
  • Refika
  • SUZAN SUZİ
  • Melike dns
  • Ahsen
  • Talha kurtaran
  • Dilek Gülşen
  • ~Layetezelzel~

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.9
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%18.9
25-34 Yaş
%33.8
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.4
Erkek
%29.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.5 (744)
9
%15.8 (216)
8
%8.3 (113)
7
%3 (41)
6
%0.7 (10)
5
%0.5 (7)
4
%0.1 (2)
3
%0
2
%0.1 (2)
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları