Beklentilerimi karşılamasa da güzel bir romandı, gerçi zaman zaman sayfaları ileri almadım değil, sürükleyici de olsa durağan bir sürükleyiciliği vardı, kolay değil tabi kızımız 250 sayfa boyunca hastane yatağındaydı. İnsan, ister istemez sıkılıyor, okurken biraz da olsa aksiyon bekliyor. Sanırım roman Thibault bakış açısıyla da anlatılmamış olsaydı beni sıkardı.
Kitabın en sevmediğim kısmı olaylar şimdiki zaman ile anlatılıyor olmasıydı, ayrıca tam her şey yeni başlıyor derken kitap bitiverdi, o nedenle kurgusundan hiç bir şey anlayamadım. En azından bir kaç sayfa daha yazarak okuyucuyu biraz tatmin etseydi yazar. Umarım Buradayım'ın bir devam kitabı vardır.
Kitabımız iki karakterin ağzından anlatılmaktadır. Elsa ve Thibault.. Dağcı olan kızımız Elsa bir tırmanış esnasında geçirdiği kaza yüzünden beş aydır komadadır ve doktorları ailesine yaşama şansının olmadığını, bu yüzden yaşam destek ünitesinin fişini çekmenin zamanının geldiğini söyler. Ancak Elsa bilincini geri kazanıp, etrafında ki sesleri duymaya başlar ve kimseye bunu duyuramaz.. Thibault’nun kardeşi ise alkollü araç kullandığı için kaza yapıp iki kişinin ölümüne sebeb olur bu yüzden Thibault kardeşi ile görüşmek istemez. Annesini hastaneye kardeşinin yanında getirdiğinde Elsa’nın odasına sığınır ve düzenli bir şekilde Elsa’yı ziyaret etmeye başlar.. Thibault’nun ziyaretleri Elsa için yeni bir başlangıçtır artık. Onunla konuşur, güldürür, hayata tutunması için en büyük sebep olur...
Kitabın edebi açıdan pek bir değeri yok. Dolu dolu bir kitap değil ama kafa dinlendirmek, hoşça vakit geçirmek için çok iyi bir seçim. Sade cümlelerle konu hızlı bir şekilde ilerliyor. Kitapla beni rahatsız eden kısmı sonunun aceleye getirilmiş gibi olması. Yine de kitaptan memnun kaldım. Kitabın edebi değeri yok demiştim ama mutlu bir şekilde kapattığımız her kitap bize bir şeyler katıyor aslında..
.
.
.
Keyifli okumalar
Cok cok okumak istedigim bir kitapti. Gercekten merak ettigime degdi ya. Tek kelime ile bayildim. Elsa bir tirmanis sirasinda gecrdigi kazadan dolayi komada. Ama herkesi duyabiliyor, tepki veremiyor. Thibault ise yani sanirim okudugum erkek karakterlerden en farklisi. Agliyor ya. O kadar hasin karakterlerden sonra cok degisk geliyor :)
Elsa'nin oldugu hastaneye kardesi yuzunden geliyor. Kardesinin sebep oldugu kaza yuzunden onunla yuzlesemeyip kacis olarak Elsa'nin odasina tesadufen giriyor. Ve annesini hep getirdigi icin de her gelmesinde Elsa'nin odasina kaciyor. Bu duzenli bi hal almaya basliyor ve Artik onunla konusmaya, uyumaya basliyor. Bu Elsa'ya da iyi geliyor.
Gercektn cok iyiydi. Istedigim sey umarim 2.kitabi olur ;)
Çok akıcı ve sürükleyici. Gerçek hayatta olabilir mi diye düşünüyor insan. Saatin farkına bile varamadığım bir kitap oldu. Hep sonunu merak ettim ve kitap bittiğinde nefes nefese kalmıştım. Abartının olmadığı, kelimelerin bile kaliteli olduğu bir kitap. Çok uzun olmaması isabet olmuş. Hani kalp dayanmazdı artık. Kitabı bitirdikten sonra yaptığım ilk iş arkadaşıma mesaj atıp bunu hemen okumalısın demekti. O da bana cevap yazdı. Sabahın dördünde.!!
Ben bu tür konularda yazılan kitapları seviyorum.Çünkü gerçek hayatta yaşanması muhtemel şeyler.O yüzden ilgimi konusuyla çekti.Sonra da aldım.
Kitabı sevdim ama bayılmadım.Şöyle ki yazarımız bu konuyu güzel ele almış ve bunu basit cümlelerle yapmış.Bu,biraz daha derinleştirilebilirdi fakat çok da kötü değildi.Orta seviye diyelim.
Karakterler güzeldi.Derine inilmeden de yazarımız bizlere açıklayabilmiş karakterlerimizin içindeki dünyaları.Kimilerine sinir olsam da çoğunluğunu sevebildim.
Aslında bu bir pes etmeme öyküsü.Ne olursa olsun inancından vazgeçmeme öyküsü.Çabalayıp çabalayıp zafere oluşma öyküsü.Ara sıra böyle öyküleri okumak insanı cesaretlendiriyor,kötü olduğu zamanda umutlandırıyor.Her zaman umut vardır felsefesi ortaya çıkıyor.
Elsa'nın ve Thibault'un hikayelerini,maceralarını,gerçekte de yaşanabilecek durumları,pes etmemelerini ve daha nicelerini okumak beni biraz da olsun heyecanlandırdı,şevklendirdi.
Tavsiye ederim.Basit yazıldığı için hemencecik bitebilen bir kitap.Yazarımızın ilk kitabı olduğu halde ''cidden olmuş'' dediğim kitaplardan oldu.Sonu biraz beni tatmin etmese de çerezlik,kısacık,bir oturuşta biten kitaplardan.
Okuyup bitirdikten sonra ben bu kitabı sevdim sanırım diye düşündüm ama sonra üstüne detaylı düşününce azıcık soğudum. Neden mi? Çünkü birincisi komada olan birinin aile fertlerinin bu derece
En büyük tutkusu olan tırmanış sırasında kaza geçiren Elsa, 5 aydır komada ve doktorlar, ailesiyle fişini çekmelerinin daha doğru olduğu fikrini paylaşarak onlara karar vermeleri için zaman tanıyorlar. Tabii bunlar olurken Elsa'nın birkaç haftadır tek bir duyusu çalışıyor; İşitme. Elsa etrafındaki her şeyi duyuyor.
Thibault ise kardeşinin kaza yapması sonucu hastaneye gelir. Öğrendiklerinden kaçmak için sessiz bir yer ararken kendini Elsa'nın odasında bulur. Annesini, kardeşini ziyarete her getirişinde kendisi de Elsa'ya uğramadan edemez. Onunla konuşur, onunla uyur, her şeyini anlatır... Elsa'nın onu duyduğuna inanan tek kişidir.
Kitap hem Elsa hem de Thibault'ın ağzından yazılmış. İkisinin de duygularını okuyoruz kitapta. Kitap o kadar akıcı ki 260 sayfalık kitabı 1 günde bitirdim. Bu ikilinin arasındaki duygusal bağ beni çok etkiledi. O son sayfaları nasıl okuduğumu hiç bilmiyorum. Keşke kitap daha uzun olsaydı... Ben çok sevdim
Komadaki bir kızın yaşamını anlatıyor. Etrafındaki olayları nasıl anlamlandırdığını, duyduklarını, hislerini ve bakış açısını en ince ayrıntısıyla hissediyorum.
Olaylar daha gelişecek diye beklerken kitap bitti. İkinci kitap varsa okurum ama yoksa çok havada kalan bir durum olur.
Slmlar yeni bir gune yeni bitidiğim kitakitabila merhaba hepinize
Başımı çevirmek ve gözlerimi açmak istiyorum
Elsa bir tırmanış esnasında geçirdiği kaza yüzünden beş aydır komadadır. Uyanacağına dair tüm ümitlerini yitiren ailesi ve doktorları yaşam destek ünitesinin fişini çekmenin zamanının geldiğini düşünür. Ama bilmedikleri bir şey vardır: Bilincini kısmen geri kazanan Elsa etrafındaki sesleri duyabilmektedir. Ne var ki onlara hâlâ orada olduğunu söylemesinin bir yolu yoktur.
Thibault da aynı hastaneye kardeşi için gelir. Alkollü araç kullanıp iki küçük kızın ölümüne sebep olan kardeşiyle konuşmayı reddeden Thibault bir gün Elsa'nın odasına sığınır. O günden sonra da Elsa'yı düzenli olarak ziyaret etmeye başlar. Onunla birlikte uyur. Onunla konuşur. Ve Elsa'nın, söylediği her şeyi duyduğunu hisseder.
Thibault'nun bu ziyaretleri Elsa için yeniden nefes almak gibidir. Nihayet biri onunla konuşur, onu güldürür, ona uğruna mücadele edeceği bir şey verir. Thibault artık Elsa'nın gökkuşağıdır. Elsa hiçbir şey için olmasa da onun için uyanmak ister. Ama zamanı gittikçe daralmaktadır. Acaba Thibault çok geç olmadan ona ulaşmayı başarabilecek midir?
Neden bu kadar kısa? Tanrım gerçekten güzel bir kitaptı. Anlatımı olay akışı karakterler gayet güzeldi. Resmen umudunuzu kaybetmeyin diyen bir kitap. Ben hala burdayım diyor buradayım.... okuyun
Clélie Avit 1986 doğumludur ve Auvergne'de büyümüştür. Fizik ve kimya öğretmeni olmadan öne Lyon'da eğitim görümüştür. Aynı zamanda dans eğitimi vermektedir.
Clélie Avit, Bouygues Telecom Vakfı'nın 2015 Yeni Yetenek Ödülü'nü kazanmıştır.