Bütün Şiirleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
41,9bin
Gösterim
Adı:
Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
161
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753639015
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Aşkını candan duymuşum
Canım yoluna koymuşum
Tam dokuz yaşındaymışım
Dünyaya geldiğin zaman.

Kimbilir nasıl güzeldin,
Göklerden yere süzüldün
Benim alnıma yazıldın
Dünyaya geldiğin zaman."

Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın Serenadı ve öteki şiirler...
152 syf.
·10/10 puan
Kaleminden hüzün akan acıların adamı Sabahattin Ali. Kamyonuna aldığı Ali Ertekin tarafından genç yaşında, diğer arkadaşlarının isimlerini vermediği için vahşice öldürüldüğü söylenen Sabahattin Ali.

Beraber gittikleri sırada dinlenmek için, mola verip bir yere oturmuşlar. Sabahattin kitap okumaya başlamış. O da kafasına vura vura öldürmüş.

Şiirler Faruk Nafiz Çamlıbel şiirleri gibi acıyla yoğurulmuş, özlemle pişirilmiş şiirler. Hüzün, isyan, çaresizlik hiç bir kitapta böyle güzel anlatılamadı belkide

Kitapta özellikle bir şiir dikkatimi çekti.

Hapishane Şarkısı 3

Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp içmiyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor.

Ezbere bilmeme şaşırdım. Nasıl olur dedim. Sabahattin Ali'nin bazı kitaplarını çok önceden okumuştum ancak şiir kitabı yoktu aralarında. Ezbere bilecek kadar ne olmuş olabilir. Araştırdığımda çocukluğumu beraber geçirdiğim dayımın hayran olduğu Ahmet Kaya, şarkı olarak seslendirmiş. Daha bir sürü bestelenen şiir var kitapta. Tekrar tekrar tekrar okunası
161 syf.
·10 günde·9/10 puan
Aradığımız yerlere benzeyiş bulduk sende, Sabahattin Ali. Seni belki de bu yüzden diğer yazarlardan daha çok sevdik. Senin eserlerinde bahsettiğin, o acılar, o eksiklikler, o yalnızlıklar, o anlaşılamamalar, o insanlardan kaçma isteği bizim de en derinlerimizde hissettiğimiz duygulardı. Fakat hiçbir zaman kendimizi senin gibi güzel ifade edemedik. Hele senin eserlerindeki gibi, kelimeleri dans ettirip ahenkle bir cümlenin içerisine yerleştiremedik...

Sabahattin Ali, kendisine en çok hayranlık beslediğim Türk yazardır. O, içimizdeki kimsenin görmesini istemediğimiz ve sadece bize özel olduğunu hissettiğimiz en hassas duygulara, bizden daha nazik bir şekilde dokunup önümüze servis etmiş bir yazardır. Bundan sebeptir ki, çok uzun süre sitedeki "Beğendiği Yazarlar" kısmımda ondan başkasına yer vermedim. Tabii daha sonra yine kendisine hayranlık beslediğimi fark ettiğim bir başka yazarla daha tanışınca listem iki kişiye çıkmak zorunda kaldı.

Sabahattin Ali, Türk Edebiyatı'nda öyküleri ve romanlarıyla tanınan ve sevilen bir yazardır. Fakat sanılanın aksine, Sabahattin Ali edebiyata öykü veya romanla değil, şiirle girmiştir. Hatta yazdığı bir şiir yüzünden hapse dahi girmiştir. Görüleceği üzere, -mizahi olarak söylüyorum- Sabahattin Ali, büyük yazarlarda olması gereken en önemli özelliklerden biri olan, "yazdıkları yüzünden hapse girmek" özelliğini de haizdir.

Sabahattin Ali her ne kadar edebi hayatına şiir yazarak başlamışsa da daha sonra ona asıl ününü kazandıran öykü ve roman yazımına yönelmiştir. Tabii Sabahattin Ali'nin şiirlerinden oluşan bu kitabın incelemesinde onun öykü ve romanlarından bahsetmek doğru olmaz. O yüzden konuyu dağıtmadan şiirlerinden bahsetmek gerek.

Sabahattin Ali'nin şiirlerini değerlendirirken, yaşadığı dönemin edebi özelliklerini göz ardı etmemek gerekir. O dönemde şairler genellikle "hececi şiir" biçimini kullanmaktadırlar. Sabahattin Ali de hececi şiirin içerisinde yer alarak ilk dönem eserlerini bu şekilde vermiştir. Şiirlerinde 5'li, 7'li, 8'li, 11'li, 13'lü, 14'lü hece kalıplarını kullanmıştır. En meşhur şiirlerinden biri olan "Hapishane Şarkısı" şiiri de -bilinen ismiyle Aldırma Gönül şiiri- 8'li hece kalıbı kullanılarak yazılmıştır.

Terkib-i Bend tarzında şiirleri de bulunmaktadır. Fakat bu şiirleri daha çok arkadaşlarıyla şakalaşmak veya eğlenmek amacıyla yazmıştır. Bu şiirlerinde hep arkadaşlarının ismini geçirmiş veya onlara ithaf etmiştir. Sabahattin Ali'nin Terkib-i Bend tarzında şiirler yazması, onun halk şiiri dışında Divan Edebiyatı'na da ne kadar hakim olduğunu göstermektedir.

Şiirlerinde kullandığı temalar, daha çok insanın bizzat kendisiyle ilgili temalardır. Aşk, yalnızlık, umutsuzluk, karamsarlık, insanlardan kaçma isteği, ölüm gibi temalar onun şiirlerinde sıklıkla tercih ettiği temalardır. Şehir hayatından bunalan, insanların ikiyüzlülüğüne dayanamayan, kaçmak isteyen ve çareyi içine kapanmakta bulan Sabahattin Ali, şiirlerinde de bu temaları sıkça işlemiştir.

Yine şiirlerinde sıkça "rüzgar", "dağ" ve "deniz" kelimelerini kullanmıştır. Bu kelimeler onun içindeki özgürlüğün, insanı sınırlayan bağlardan kurtulma isteğinin, kabına sığamamanın simgeleridir... Düşündünüz mü hiç, bunca yoğun şehir hayatı içinde neden dağlara, denizlere, rüzgarlara, doğaya özlem duyuyoruz?

Görüleceği üzere, şiirleri onun duygularının dışa vurumudur. Belki de bu yüzden kendi yazdığı şiirleri beğenmez, hor görür ve genellikle yayımlamaz. Hayattayken yayımladığı tek şiir kitabı "Dağlar ve Rüzgar"dır. Onu da yayımladıktan sonra "Dünya'da yaptığı en büyük hatalardan biri" olarak nitelemiştir. Dediğim gibi, belki de içindeki en hassas duyguları bilmemizi istememiştir. Sırf bu yüzden, en beğendiğim dizelerin altını çizsem de onun duygularını yansıtan şiirleri alıntı olarak paylaşmamayı tercih ettim. Bu da benim Sabahattin Ali'ye karşı olan naçizane tek kişilik saygı gösterimdir...

Koş şimdi koşabildiğin kadar Sabahattin Ali. Düşünme bizi artık. Deli rüzgarları arkana al. Hiç bakma ardına. Önce dağlara, sonra da denizlere koş.
  • Henüz Vakit Varken Gülüm
    9.0/10 (3.076 Oy)3.337 beğeni12,4bin okunma28,5bin alıntı50,2bin gösterim
  • Üstü Kalsın
    8.3/10 (1.752 Oy)1.853 beğeni7,9bin okunma24,8bin alıntı27,5bin gösterim
  • Yeni Dünya
    8.2/10 (3.360 Oy)3.194 beğeni13bin okunma15bin alıntı58,8bin gösterim
  • Dörtlükler
    8.6/10 (3.395 Oy)3.393 beğeni12,2bin okunma38,6bin alıntı68,8bin gösterim
  • Üvercinka
    7.7/10 (2.344 Oy)2.382 beğeni10,4bin okunma15,9bin alıntı47bin gösterim
  • Bütün Şiirleri
    8.7/10 (2.632 Oy)2.689 beğeni10,9bin okunma27,4bin alıntı39,9bin gösterim
  • Grapon Kağıtları
    8.7/10 (1.978 Oy)2.123 beğeni7,5bin okunma28bin alıntı38,6bin gösterim
  • Canım Aliye, Ruhum Filiz
    8.8/10 (3.322 Oy)3.208 beğeni11,4bin okunma23,7bin alıntı43,8bin gösterim
  • Otuz Beş Yaş
    8.6/10 (1.515 Oy)1.567 beğeni6,5bin okunma21,5bin alıntı29,3bin gösterim
  • Lavinia
    8.8/10 (2.665 Oy)2.907 beğeni10,5bin okunma23,3bin alıntı67,8bin gösterim
161 syf.
·2 günde
Sabahattin Ali denilince birçoğumuzun aklına ilk onun hikâye ve romanları gelir. Bu algıda biraz da yayınevlerinin katkısının olduğunu söyleyebiliriz. Pek çok yayınevi Sabahattin Ali’nin ölümünün üzerinden yetmiş beş yıl geçtikte sonra, eserlerinden telif ücretinin kalkmasıyla özellikle hikâye ve romanlarını yayımladı. Öyle ki yazarın hikâye ve romanları artık yalnızca yayınevlerinde ve kitapevlerinde satılmıyor, mahalle aralarına kadar yaygınlaşan market zincirlerinin reyonlarında da satılıyor. O nedenle şiirleri ister istemez hikâye ve romanlarının gölgesinde kaldı.
 • • •
Hâlbuki Sabahattin Ali edebiyata ilk şiir yazarak başlıyor. İlk yazdığı şiirlerinden biri nedeniyle hapis hayatıyla tanışıyor ve işinden oluyor. O günden sonra sıkıntılar, baskılar, tecritler ve takipler bir türlü peşini bırakmıyor. Alman şair Rilke, “Mısralar sanıldığı gibi duyguların değil, yaşamış olmanın verimidir” diyor. Sabahattin Ali’nin şiirlerini okurken bu yaşanmışlığı şiirlerinin her bir kelime ve mısrasında iliklerine kadar hissediyor insan. Şiirlerinin her bir kelime ve mısrasında onun acıları, hasretleri, hüzünleri, kederleri, sevdaları, sitemleri ve umutları yankılanıyor insanın kulaklarında.
• • •
Gerçekten de Sabahattin Ali’nin şiirleri kimi zaman en koyu yalnızlıklar, kimi zaman incecik bir ağıt, kimi zaman güçlüklere bir başkaldırı, kimi zaman en ulaşılmaz sevdalar, kimi zaman destansı bir umut olarak çağlıyor kelimelerde. Onun şiirlerini okurken bir kez daha anladım ki insanın acısını yalnızca insan almıyormuş. İnsanın acısını önce mısralara, sonra da kıtalara dönüşen kelimeler de alabiliyormuş. Yoksa Sabahattin Ali gibi ömürlerinin sonuna kadar yakasını sıkıntı ve dertten kurtaramamış pek çok yazar ve şairin ayakta kalabilmesi öyle pek de kolay olmazdı diye düşünüyorum.  
• • •
Onun şiirlerini okurken insanın içini bir hüzün kaplıyor. Tarih boyunca pek çok düşünürün, yazarın ve şairin başına gelenlerin onun başına da geldiğini görmek insana acı veriyor. Özellikle de bugünleri görmüşçesine “Bir gün kadrim bilinirse/ İsmim ağza alınırsa/ Yerim soran bulunursa” diye yazdığı mısraları insanın içini burkuyor. İnsan elinde olmadan hikâyeleri ve romanlarının elden ele dolaştığını, şiirlerinin bestelenip dünyanın dört bir yanında yankılandığını ve isminin dilden dile anıldığını görseydi Sabahattin Ali ne düşünürdü acaba? diye sormaktan kendini alamıyor. 
• • •
Sabahattin Ali’nin şiirleri onun kişiliğinin, kimliğinin ve yaşamının bir aynası. Ben sadece bu aynada onu seyretmekle yetinmedim. Aynı zamanda şiirlerini okuyanlardan ve şarkı olarak söyleyen sanatçılarımızdan sürekli dinleyerek onu ve duygularını anlamaya çalıştım. Tüm okurlara hem şiirlerini okumayı, hem de şiirlerini okuyanlardan ve şarkı olarak seslendirenlerden dinlemeyi mutlaka tavsiye ederim.
 
Dışarıda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış…
Geçmiyor günler, geçmiyor.
 
Korona günlerinin bir an önce geride kalması dileğiyle…
Keyifli okumalar dilerim! 
152 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
İlk olarak, bana bu kalbi kadar güzel kitabı hediye ettiği için, sevgili DUA 'ya çok teşekkür ederim. Yaptığım psikolojik baskılardan bahsetmek istemiyorum. :)

Sabahattin Ali ile ilgili yazılabilecek ne kaldı bilmiyorum ama kendi adıma birkaç şey söylemek istiyorum. Sabahattin Ali bende hep üvey evlat izlenimi uyandırmıştır. En başta kendi hayatının daha sonra da Türk Edebiyatının üvey evladı... Nitekim, bugüne dek kendisine hiçbir dönemde edebiyat derslerinde hakkını teslim eder nitelikte bir yer verildiğini görmedim, duymadım. Sabahattin Ali ile ilgili sıkça yazılan bir konu da; yazdığı bir şiirden dolayı Atatürk'e hakaret ettiği gerekçesiyle hüküm giymesi ki, bu gerekçeyle hüküm giymiş olsa da, kendisi o şiirin aslında Sivas'ta yaşanan bektaşi ayaklanması üzerine bir taşlama olduğunu hep savunmuştur.

Sabahattin Ali şiiri denilince akla ilk olarak halk edebiyatı gelir. Hece ölçüsünü ve kafiyeyi öyle ustaca kullanır ki, hemen her şiirinde muazzam bir ritm yakalar. Sanırım bu ritm de o dizelerin bestelenmesi noktasında ilham kaynağı olmuş ve birçok şiiri günümüzde dahi herkesin ezbere söylediği muhteşem eserlere dönüşmüştür. Bunların başında gelenler:
Hapishane Şarkısı 5 (Aldırma Gönül)
Hapishane Şarkısı 3 (Geçmiyor Günler)
Göklerde Kartal Gibiydim
Kara Yazı
Kızkaçıran
Benim Meskenim Dağlardır
ve bir de Leylim Ley var ki, kitapla ilgili eleştirilecek önemli bir nokta bana göre. Bu şiirin kitapta yer almamasının nedeni şiirin aslında Sabahattin Ali'nin "Ses" öyküsünün bir parçası olması gibi düşünülebilir ama yine de bu kitapta yer verilmesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Sabahattin Ali, şiirlerinde genel olarak yalnız ve fazlaca umutsuzdur. Öyle ki, yer yer intiharı bile düşündüğü görülür.
"Öyle günler gördüm ki, tabanca şakağımda
Tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı
...
Tabancanın namlusu ısındı yanağımda,
Parmağım istemedi tetiğini çekmeyi..." s.(61)

Fakat hapishane döneminde yazmış olduğu şiirler nispeten daha umutludur.
"Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma..." s.(40)

"Gönül her derde katlanır
Gurbet hapishanesinde." s.(41)

Tüm bunlara rağmen Sabahattin Ali yine de "Böyle kepaze hayatı sürüklemekten yorulmuştur."


Döneminin edebiyat anlayışını özümsemesinin yanında, "Sanat, olan ve olmuş her şeyden faydalanır." diyen Sabahattin Ali'nin divan edebiyatı bilgisi de tesadüf değildir elbette. Okuması biraz zor da olsa, divan edebiyatına hakimiyetini kanıtlar nitelikteki Terkib-i Bend'inin okunmasını özellike tavsiye ederim.

İyi kitaplar...
161 syf.
·Puan vermedi
Sabahattin Ali'nin hikaye ve roman yazmaya başlamadan önceki döneminde yazdığı şiirlerden oluşan bir kitap. Diğer eserleri gibi bunlarda mükemmel,şiirlerinin çoğu bestelenmiş, bir yerlerde dinlediğinizi hatırlayacaksınız. Bunlardan bazılarına örnek vermek gerekirse;
Edip Akbayram - Aldırma Gönül
Nükhet Duru - Ben Sana Vurgunum
Sezen Aksu - Çocuklar Gibi
Zülfü Livaneli - Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz
Ahmet Kaya - Geçmiyor Günler
Volkan Konak - Göklerde Kartal Gibiydim
Kısacası Sebahattin Ali'ye dair her şey mükemmeldir.
Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.
152 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Sabahattin Ali’yi genelde roman ve öykü türünde tanırız ancak şiirlerini okuduktan sonra şiirlerininde roman-öykü kadar iyi olduğunu ve diğer türlerde yaptığı gibi yaşadığı hayatın renkleriyle dönemiyle kelimelerine dökmüş.Keyifli okumalar
120 syf.
·1 günde·9/10 puan
Sabahattin Ali'yi genelde roman ve öykü türünde tanırız ancak şiirlerini okuduktan sonra şiirlerininde roman-öykü kadar iyi olduğunu göreceksiniz. Şiirlerde; yalnızlık, umutsuzluk, insanlardan kaçış, aşk ve doğa temalarını sıklıkla ele almış.
İnsanların ortak dertlerini, ortak duygularına da hitap etmeyi de başarmış. Her şiirinde yaşadıklarını hissediyorsunuz.
Ayrıca, şarkı olarak dinlediğimiz bir çok şiiri bu kitapta okuyoruz. Güzel bir şiir kitabı. Tavsiye ederim.
161 syf.
·7 günde·9/10 puan
Sabahattin Ali, çoğu yazarımız gibi kıymeti sonradan bilinen şairimiz.. Ali Ertekin tarafından kırklı yaşlarında ormanda öldürülmüş.  Cesedi iki buçuk ay sonra bulunmuş.

Aslında ezbere bildiğimiz çoğu şarkının Sabahattin Ali'nin kaleminden olduğunu bilmiyordum açıkçası bu toplu şiirlerin olduğu kitabı okuyana kadar.

Sabahattin Ali'nin kaleminden dökülüp Ahmet Kaya'nın sesinden süzülüp yıllarca bıkmadan dinlediğimiz bir türkü haline geldi 'hapishane şarkısı 3' şiiri..

Dışarda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor

İyi okumalar...
161 syf.
·8/10 puan
Sabahattin Ali'nin şiirleri, bulunduğu dönem edebiyatının tipik özelliklerini taşıyor. (Genellikle bütün etkilere açık, egemen edebiyat anlayışının örnek alındığı bir dönem.) Ama tek bir türe saplanıp kalmamış, farklı şiir biçimlerini de denemiş. "Şiirleri biçim açısından değerlendirildiğinde, gerek Divan şiirini ve Tanzimat sonrası gelişen yeni şiiri, gerekse halk şiirini, bilmenin de ötesinde özümsemiş olduğu görülmektedir."

Şiirlerinde özgürlük, insandan kaçıp doğaya sığınma arzusu gördüm. Konya ve Sinop hapishanelerinde yattığı süre boyunca yazmaya devam etmiş. Kitapta da bu şiirlerine yer verilmiş.
Hapishane Şarkısı 3
" Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor."

"Sabahattin Ali'nin şiirlerinin temaları genel olarak aşk, yalnızlık, umutsuzluk, özgürlük gibi konulardır."

Okurken kendinizi insanlardan uzaklaşırken bulabilirsiniz. Yapmacıklığı, yalanı dolanı öyle güzel anlatır ki soğumamak elde değil.
Kitapta, Sabahattin Ali'nin daha önce yayınlanmamış şiirleri de mevcuttur. (Daha doğrusu beğenmeyip yayınlamadığı şiirleri.)
Çok beğendim. Tabi ki bir şiir kitabını incelemek benim boyumu aşar ama alıntılar da yaparak size kısaca bilgi vermek istedim kendi çapımda. Alıp okumanızı tavsiye ederim.
Ayşenur Aksay
161 syf.
·10/10 puan
Benim en sevdiğim bölüm ; “ Dağlar ve Rüzgar “ kısmı oldu. İnsanlardan uzaklaşıp dağlara aşık olmakta , dağları kendine mesken seçmekte ne kadar da haklıymış Sabahattin Ali.
152 syf.
·2 günde·Puan vermedi
https://www.youtube.com/watch?v=IOd4Bhd-bWA

Kelimeleriyle yaşayan, içinde ne varsa onu dışarıya kelimeleriyle sızdıran bir hayatın bütününe matuf renkleri, demleri, dönemleri ve o dört mevsimi içeren seyri yaşamak için dolu bir yolculuk.

Bu kitabı Sabahattin Ali okumalarımda en sona bıraktım, bitirdikten sonra doğru bir karar olduğunu görüyorum. Çünkü öykülerde gördüğüm, topladığım parçalar, mektuplarla birleşince büyük bir yekûn meydana gelmişti. Meğer o yekunun mütemmim cüzü bu kitapmış. Çünkü bütün o kitaplardan topladığım parçalar, bütün ömür serüvenini manzum biçimde anlatan bu eserle daha çok anlamlı oldu. Bu sayede bayağa tanımış oldum yazarı. Şiirleri üzerinden hayatının genel bir incelemesini ortaya koymaya çalışacağım eğer başarılı olursam bu yazar ve kitabın aynı anda tanıtılması açısından nitelikli bir iş olacak.

Bir hayat düşünün ki sürekli arama, bocalama, haksızlığa gelememe, dalgasına bakmak varken başka dertlerle dertlenme ve isyanla geçsin, erken, hazin ve şaibeli bir sonla da nihayete ersin. Evet fırtınalı bir yaşam, bu şiirlerinde de görülüyor. Kısa dönem içerisinde yazılmış şiirler, farklı tarz, tema ve ruh hallerini içinde barındırıyor. Arkadaşları tarafından muhtemelen kırılgan yapısı ve düşkünlüğünden dolayı küçük bir çocuk muamelesi gördüğünü şiirlerinden öğrendiğimiz S. Ali, aynı zamanda erken yaşta kocamaktan da muzdarip. Daha yirmi yaşında saçına ak düşmeye başlayan ve yüzünde buruşukluklar oluşmaya başlayan yazar, şiirlerinde bundan dert yanıyor. Mektuplarında da Aliye’sine gençliğini kıskandığını, yirmilerinde olmasına rağmen kocamış hissettiğini, saçlarının da iyice beyazladığını söylüyordu. Ama o hep arada bir gelen dirençli yanı ve muzip tarafıyla da başka bir zaman “olsun ben hep genç kalacağım” diyordu. Bu onun karakteristik yanını göstermek açısından iyi bir örnek. Zorluklara karşı zayıf, huzursuz ve yılgın hisseden, çöken ama daha sonra ayağa kalkıp kendince isyan edip, direnen ve o çocuksu muzip yanını da kaybetmeyen bir karakter… Yalnızlık çeken, anlaşılamadığı ve kimi durumları kaldıramadığı için insanlardan kaçan, aşka sığınan orada da karşılık bulamayınca ayakta kalmak için doğaya sinesini açan bir ruh… Sıkıntılara direnmek için destek aldığı güç noktası, şiirlerinde de sürekli işlediği tabiat.

“Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgarlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır.”

Meskenini dağlar olarak belirlemiş, hür ve kimseyi tanımaz olduğu için de rüzgârı rehber edinmiştir. Göklerde gezen kartala öykünmüş, gönlünü kafeslere sığmayan kuşa benzetmiştir.

Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.
Zaman zaman mağlûp olsam bile etime,
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,
İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum!

Doğaya sığınması mevzusunda Mustafa Kutlu “Çevresindekilerle çatışması sevgi noksanlığı veya topluma karşı duymuş olduğu kinden değil, haksızlıklara tahammül edemeyişinden, karşı koyma, isyan etme arzusundandır” diyor. Bilakis aşka, sevgiye de istidadı vardır. Ömrünün ilk yarısı platonik aşk ve reddedilişle geçmiş bu O’nu, şiirlerinde kimi zaman “Ben gene sana vurgunum” diyen ısrarcı bir aşık, kimi zamansa meyus olmuş, hırçın bir kaybeden olarak ele veriyor.

“Kimi aşık dilediğine ulaşır,
Sevdiğiyle cümbüş eder, gülüşür,
Kimi benim gibi garip dolaşır,
Asıl âşık kâm almayan kişidir.”

Ömrünün ikinci yarısında ise sonunda karşılığı olan aşkı bulmuş ve bu aşka bir de meyve kondurmuş (Canım Aliye Ruhum Filiz’ de bu muhabbeti görüyoruz.) Şiirleri tabii ki aşkına karşılık bulamadığı dönemlere denk geliyor. İlginçtir karşılıklı aşkı bulduğu dönemde şiiri yok. Şiirden vazgeçtiği döneme denk geliyor Aliye Hanım. Acaba o dönem yazsaydı nasıl şiirler meydana çıkardı? Hiçbir zaman cevabını bilemeyeceğimiz güzel bir soru. Reddedildiği ama aşkını tekrar tekrar dile getirdiği ümitsiz aşkı Nahid Hanım, şiirlerinden anladığımız kadarıyla net bir biçimde kendisini reddetmiş. Bu da onu hayattan ve her şeyden vazgeçen adam durumuna getirmiştir. En son dayanamamış “Bütün İnsanlara” diyerek:

“Korkutmaz beni ölüm,
Bir şeytan kadar hürüm.
Süremez bende hüküm
Ne Allah, ne de Nahit!...

Sert dizelerini bile yazdırmıştır. Sevmiş defaatle reddedilmiş şaire, zaman zaman gururu yukarıdaki gibi ve “Aşka yuf olsun dedim eğer yalvaracaksam” gibi dizeleri yazdırmıştır. Yine Kürk Mantolu Madonna’daki Maria Puder’ in gerçek hayatta bir karşılığı olduğunu da hesaba katarsak aşka ve hayata küsen Sabahattin Ali’yi daha iyi anlarız.

“Kimsede bulamadım menfaatsiz bir yürek;
Kadınlar bana yalnız soğuk bir deri verdi.
Bir kardeş sevgisini uzattığım her erkek,
Çamurladıktan sonra kalbimi geri verdi…
Anladım insanlardan geldiğini kederin;
Uzak, herkesten uzak bir hayat süreceğim.
Benim bu inzivama taarruz edenlerin,
Yüzüne hakaretle kinle tüküreceğim!...”

Ne kadar incinmişlikle hırçın dizeleri olsa da aşktan da insanlardan da inançtan da vazgeçmez. Küser ama çocuk küsmesi gibi yine geri gelir. Yine sever, reddedilse de yine sever, en sonunda doğru adresi bulur. Arkadaşlıklar, dostluklar edinir, çokça menfaat üzere kazık yese de. Kimi Allah’a sitem eder kimi de sevgiliye yine;

“Gel ey günahkâr güzel
Sen de sarıl Allah’a
Dünya’da yalnız o el
Hitâm verir her âha”

demekten kendini alamaz. Dediğimiz gibi o bocalayışları, arayışları ve sürtüşleri hep yaşar. Şiirinde de direk o hayatı görüyorsunuz. Bütün şiirleri okuduğunuzda nasıl yerlerden geçtiğine dönem dönem tanıklık ediyorsunuz. Arkadaşlarıyla girdiği bir iddialaşma sonrası divan şiirine ne kadar vakıf olduğunu da gösteriyor. Daha fazla halka temas etmek için halk şiirini tercih ettiğini söylese de divan şiirindeki mahareti takdire şayan.

“Mâdem ki mey-i aşkı kabûl etmeyecekdin
Niçün kadeh-i kalbi şikest eyledin ey yâr”

Şiiriyle seven şiiriyle sitem eden, şiiriyle işinden olup hapse düşen ve yine şiiriyle affedilen, hayatını ve kavgasını şiirle güzel bir biçimde ifade eden bir yazarın, şiirden vazgeçmesi şaşırtıcı. 1930’lu yıllardan sonra şiiri yok. Roman ve öykülerine göre şiirlerini zayıf bulduğunu söylüyor. Ancak bence en az roman ve öyküleri kadar iyi seviyedeymiş şiiri ve fark ettiğim bir diğer nokta 30’lu yıllarda daha oturmuş bir şiir üslubu var. Eğer bırakmayıp devam etse bugün şarkıları yapılmış, defalarca yorumlanmış şiirlerinin daha da güzellerini fazlasıyla duymak mümkündü.

Başta, bir şiirinin sevdiğim bir yorumunu verdim, bitirirken de yine başka bir şiirinin güzel yorumunu verelim.

https://www.youtube.com/watch?v=GSpnNf2deQk
161 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Sabahattin Ali..
Şuan ne düşünüyorsam onun zihninde adım atıyormuş gibi hissediyorum. Bir insan hem yaşamayıp hem size nasıl eşlik edebilir? Nasıl aklınızın sokaklarındaki yürüyüşlerinizde yanınızda hazır bulunabilir? İşte O, böyle bir insan benim için.. Hisdaşıyım bir sürü insan gibi. Mesela o kadar yaşama sevinci olmasına rağmen ölmeyi isteyecek kadar sıktı mı dev eller minicik boğazınızı? Onun sıktılar hem de yıllarca.. Çırpındı o eller arasında ve ufak bir delikten nefes almak istedi ama onu da çok gördüler, kahrolası, cehennem odunu olası eller! Bizim de sıkıyorlar boğazımızı bir nesli kendi midelerini doldurmak için mahvedenler.. Neyse konu bu değil şimdilik bu kadar yeter.

Melankoli gemisinin odalarında dolaşmış hep şiirlerinde ve bu şiirlere neden olan hislerinde. Hapis hayatı, karşılıksız kalan aşkları, küçüklükten gelen iç çöküntüsü, bunalımlar sarıp sarmalıyor cümlelerini. Ve iki tarafından çekilen bir ip ortasında kalan kalbinizden parçalar götürüyor..
Son olarak bu kitabı şuan okuma sebebim kısa bir süre sonra onun vahşice öldürüldüğü yere asker olarak gidecek olmamdır kısa süreli olsa da.. Kim bilir belki de onun ayak bastığı, havasını o son kez içine çektiği yaşam kaynağını, ben de içime çekeceğim.. Seni çok özlüyorum Sabahattin Ali...
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigâr gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bütün Şiirleri
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
161
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753639015
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Aşkını candan duymuşum
Canım yoluna koymuşum
Tam dokuz yaşındaymışım
Dünyaya geldiğin zaman.

Kimbilir nasıl güzeldin,
Göklerden yere süzüldün
Benim alnıma yazıldın
Dünyaya geldiğin zaman."

Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın Serenadı ve öteki şiirler...

Kitabı okuyanlar 9,2bin okur

  • Hakan Akın
  • Müjgan
  • Fatih Akdoğan
  • Murat Soyunov
  • Şeyma Çakır
  • N.
  • Ebru DEMİRCİ
  • Erkan
  • αlínín αчѕ̧єѕí
  • Zeynep

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.1
13-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%36.1
35-44 Yaş
%18.5
45-54 Yaş
%5.1
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.4
Erkek
%43.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.9 (801)
9
%20.4 (483)
8
%22.4 (531)
7
%11.4 (270)
6
%4.3 (101)
5
%3 (70)
4
%1 (23)
3
%0.3 (6)
2
%0.2 (4)
1
%0.2 (4)

Kitabın sıralamaları