Bütün Şiirleri 1

8,6/10  (66 Oy) · 
214 okunma  · 
89 beğeni  · 
2.353 gösterim
O çocuk oturmuş çarşılar ortasına
Bir güz kederiyle iplik iplik ağlıyor
Babam olsaydı
babam olsaydı
babam olsaydı...
Işıklı vitrinler önünde simsiyah bir leke
Çocuk ağlamıyor
Almış kanatlarına bütün özlemlerini
Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda
Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor...
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    194
  • ISBN:
    9786055340773
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Howl 
 04 Mar 19:30 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Bir kuytu yola girmiştim o akşam
Hep bir kuytu yerde rastlanır zaten
Onun gibi kuytu ceketli garibe
‘’ Seni yalnızlığından tanıdım’’ dedi
Sokak lambası korkusundan titrek,
Bense şaşkınlığımdan donup kaldım.

‘’ Alın kırışıklığımızda aynı suçun izi var.’’ Dedi.
Şimdi tanımıyor gibi yapma beni
Her gün aynı hayatı israf ediyoruz seninle.
‘’ Yaşamak meğer ne büyük bir kazançmış
Kavradım acılar içinde kaybede kaybede’’
İzin ver dökeyim içimi içine
‘’ Bir yerim olsun benim de bir dalım’’
Çarçur ettiğim hayatım bir anlam bulsun seninle
‘’ Ucuz etme anlamı.’’ Dedim benimle
Ben ki en nihayetinde ‘’Düşmemek için kendime tutunuyorum.’’
Tüm dalları kopmuş bir ağaç gövdesiyim ben
Ne arıyorsan bu karanlık gecede
Bende bulamayacağın kesin.

Biliyorum ‘’ İçimiz sevgilere kapalı nicedir’’
Ama bilmez misin sen? ‘’ El vermek nedir dosta dostluk nedir ki?’’
Dost mu? Apansız karanlık bir gecede
Ne idiği belirsiz bir herif dostum mu oldu birden bire?
Görüyorsun ya ‘’ Herkesin gerçeği kendine acı
Herkesin acısı kendine biricik.’’ Diye fısıldadı orada olmayan birine
Sonra dönüp yüzüme ‘’ Ben hep kendini yiyen
Bir garip deliyim.‘’ aldırma sözlerime. Var git istersen yoluna
‘’ Yaşamak bir uzun yolculuk ki Bitirmeden biteriz.’’
Hadi git. Sen de bit. Benim bittiğim gibi bit.
Vicdan ki bir nadir hastalığıdır insanın
Sızlattın işte yüreğimi, ulaştın emeline.
Oturur dinlerim seni ama benden bir medet, umut bekleme.
Zaten eve gidip uyumaktansa ki, ‘’ Uykular benim zehirli sularımdır.’’
Kâbuslarımdan sana sığınıyorum yabancı. Hadi sen anlat ben dinliyorum.

Bayram harçlığı gözüne bol gelen bir çocuk misali
Işıl ışıl gülümsedi gözleri ama silindi hemencecik ve
Başladı anlatmaya. Ben ‘’Uzun suskunlukların dilsiziydim’’
Ben ki ‘’ Susan bir türküyüm nicedir’’ ve kaç zamandır
‘’ Günüm kördüğüm oluyor. Geceyi çözemiyorum.’’
Hani ‘’ Kanıyor kendi rengine göre herkes’’ ya
Ben de ‘’ Herkes gibiyim kanı içine akan’’
Ama en sonunda ‘’Herkesin kendi rüzgârlarıyla üşüdüğü bu yerde
Yalnızlığa çarpa çarpa tarazlandı bedenim.’’
Hayat öyle bir şey ki dostum ‘’Biçim veremediğimiz şeylerin
Biçimini alıyoruz.’’ Ve tüm insanlar dostum ‘’ Yaşıyorlar
Başkalarının kendilerine biçtiği hayatı. ‘’ seslen benimle onlara
‘’ Ey ömürleri kendilerinin olmayanlar’’
‘’ İnsan kendini duymadığı bir günü Nereye kadar taşıyabilir?’’
Bana seslendi bir aralıktan sonra tekrar. Dostum dedi
Bilmem şu yarıladığım ömürde kaç kez böyle beyaz bir ses
-Dostum- diye seslenmiştir bana.
‘’ Sözcük sözcük dökülen ölü duygularım benim’’ incitmiyordur umarım seni.
‘’Duruşun bir ayrılık resmi çiziyor’’ gidecek misin yoksa?
‘’Gitmek hangi acıyı onarır ki’’ dostum. Biraz daha kulak ver bu garibana.

Sadakasız kalmış bir dilenci gibi gösterse de kendini
Bir ömür etkimemişti üzerime hiç kimse bu denli.
Belki bana acıyordur şimdi ilk söylediğim şeyler yüzünden.
‘’Acıma sevincime insan yanıma Kendime yabancılaştım.’’ Ben.
Hatta belki de ‘’ Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım.’’
Diye bile düşünmüştür. Öyleyse içimde ölür iyi kalmış son demim.
Zaten ‘’ Ağır bir demdir şimdi yaşamak yalnızlıklar katında’’
Yalnız bırakma beni bu kuytu gecede yabancı dostum anlat
Anlat ki ben dinlerim seni ‘’ Zamanın küllenen yüreğinde duracağım’’
Ve dinleyeceğim seni ama bil ki ‘’ Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz
Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor.’’ Zaten ben ne yaptıysam
‘’ Gövermedi gövermiyor bir türlü Yüreğimde ezilen yaşama tutkusu.’’
Ama sen bembeyaz sesinle parçalarken kuytu geceyi dostum diyerek
Bir aydınlıktır doluyor içime. Oysa kederin değil miydi bu sunduğun bana?

Dostum diye devam ediyor ‘’ Siz hiç sığ sularda Boğuldunuz mu? ‘’
Galiba ben boğuldum. ‘’ Yoksa niye kanasın değil mi?
Bunca yıldan sonra sesim Böyle durup dururken… ‘’
‘’ Dünyanın bütün suçlarını işlemiş Bütün yanlışlarını ben yapmışım gibi’’
‘’Bir acının izini sürdüm durmadan’’ oysa beyhude bir çabanın yorgunuyum şimdi
Bilmiyordum ‘’Ömrümü bir su gibi yollara dökeceğim’’
Bilmiyordum ‘’ Giden gümüş günler şimdi Bir mavide gökçe bulut’’
İnan bana dostum inan bilmiyordum. ‘’İncecik bir su gibi aktı ömrüm
Ellerimin arasından gözlerimin önünden’’ İnan dostum zamana set çekmeyi bilmiyordum.
‘’ Döne döne geçip gidiyor da mevsimler Kederinden başka bir şey düşmüyor payımıza.’’
Tüm bu keder yüzünden ‘’Şimdi bir küldür yüreğimiz, tutuşmaz’’
Nice sevgiler kaçırmıştır bu bozulmuş fırınlar işte bu küldür sebebi.
Oysa ben çocukken ‘’ Sevgi bir düş gülüydü bitişik avlularda’’
Şimdi herkes ardışık kapı numaralarının ardında

Evvelde ‘’Yüreğim duygu öğüten bir düş değirmeniydi.’’
Şimdi tüm bunlara ‘’ Katlansam kalbim, uysam aklım dayanmıyor.’’
Ama korkma ‘’ Soğuyor acılar bile’’ İnsan ölüme yürürken
Dostum ‘’Eğme kirpiklerini ayrılık yaklaşıyor’’
En sonunda ‘’ O bitmez bildiğimiz günler bitiyor’’
Ve en nihayetinde iyilikten nasibini almış iki insanız belki de değiliz
Ama içimizde hep bir ‘’ Gitsek kırarız korkusu Kalsak rahat değiliz.’’
Geldiğim gibi gidiyorum şimdi. Son anlarımda kurtarmak istedim seni
‘’ Yüzüm yaşadıklarımdan ipi kopmuş bir uçurtma’’ sende koparma ipini
‘’ Benim en güzel düşlerim İçimde kaldı.’’ Sen dışına taşır düşlerini
‘’ Kimseler gelişimi fark etmedi.’’ Ama sen bil dünyadan bu yabancı da geçti.

‘’Bir hazin hızla uzaklaşıyor her şey.’’
‘’Akıp gitmiş bir masal ırmağında rüzgârlı yıllar.’’
Yabancının tüm bu sohbeti ‘’Bir iç çekiş kadar sürdü, bir dalgınlık’’
Şimdi ‘’Ipıslak dönüyorum bir uzun dalgınlıktan’’
Ve yeniden ‘’ Yaralı, yalnız ve suskunum…’’
Ve biliyorum ki ‘’ Yanlış bir kapıyım ben
Önünde yanılmış bir çocuğun durduğu.’’
Seni dinlerim dediğimde gözleri ışıl ışıl gülen o çocuğun.
‘’Bir o gülüşü kaldı’’ geride. Kim bilir kendi şimdi nerede?

O Çocuk
‘’Almış kanatlarına bütün özlemlerini
Bir turna sürüsü gözlerinin burcunda
Akşamı parçalaya parçalaya uçuyor…’’




P.S: Tanıyanlar, bilenler bilir şiir kitaplarına inceleme yazamadığımı. Şiire şiirdir cevabım. Tırnak içindeki yerler kitaptan alıntılar, kalanı ise içimde biriktirdikleri.