Bütün Şiirlerinden Seçmeler (Kavram Yeryüzü Şairleri 4)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,3bin
Gösterim
Adı:
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
Alt başlık:
Kavram Yeryüzü Şairleri 4
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
ISBN:
975 366 05 29
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kavram Yayınları
Baskılar:
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
”Ey zaman, uzaklaşmaktasın benden şimdi.
Yaralanıyorum her kanat çırpışınla.
Ama kalınca yalnız, söyle, neye yarar ki
dudaklarım, gecem ve gündüzüm tek başına.
Yok bir sevgilim, bir dört duvar
ne de bir ikim, gönlümce.
Bütün kendimi adadıklarım, ömrümce
ansızın zenginleşip beni harcamaktalar…”
128 syf.
·10/10 puan
Şiirler ilkin bana biraz fazla ağır geldi. Çeviri şiir olduğundan mı yoksa şairin tarzı böyle olduğundan mı anlayamadım.

Mısraların hangi ucundan tutacağımı çoğu kez bilemedim. Şair burada ne demek istemiş diye sordum. Bazı şiirleri iki üç kez okuyunca anca anlayabildim. Bir kısmını anlayamadım zorlandım sordum ama Rainer Maria Rilke sert sert baktı kapaktan cevap vermedi.

Güzel, anlamlı bir şeyler var ama o anlamı yakalayabilmek için çok derinlere inmek gerekiyor. Etraf sessiz, beyin durgun ve düşüncesiz olmalı ki mana anlaşılsın. Çünkü şiirlere adapte olmak zor oluyor. Düşündürmeye zorluyor.

Gittikçe alıştım. Bu tarzı az da olsa benimsedim. Resimler kitabı bölümüne bayıldım. Tekrar okumak üzere kaldırıyorum. Epeyce şiir ve felsefe kitabı okumuş olanlara tavsiye ediyorum. Geri kalanlar biraz zorlanabilir.
128 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Rilke ile tanışma kitabı oldu. Döneminin önemli yazar ve şairi zaten. Haliyle şiirlerinde de bunu yansıtmış ve günümüze kadar gelmiş. Bazı anlamlandıramadığım şiirler oldu ama yazarın tarzını sevdim. Yani dil olarak anladım ama bende duygu olarak bir şeyler uyandırmadı. Kimi şiirinde ise duygu yoğunluğu vardı. Çevirisi başarılıydı, çevirmeni Ahmet Cemal olunca kötü olması olanaksız. Genel olarak kitabı sevdim. Şiir sevenlerin okumasını tavsiye ediyorum.

Keyifli okumalar dilerim. :)
128 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Şiir'e #spoiler# olurmu ?
Ben bilmem

Thomas Berndhard "sarsıntı " okurken aklıma takılan bir soru vardı ...

"Kusursuz tutarlılığımın bozulmasından, dehşet verici bir tedirginlik mi duyuyorum?"

Bu aralar anladım ki "evet"düzenimin bozulmaya başladığı, taşlarımın yerlerinden oynandığı "günler "yaşarken
"Dehşetli ve tedirgin " oluyorum. .

Ve bu duygudan kaçmak için şiire sığınıyorum .. en derin denizlerde boğsam kendimi desem ..ne okusamda bana en yabancı kelimeler dehlizinde kaybolsam derken ..camekandan kayıp bir çift gözle bana baktığını görüyorum ..
Rainer Maria RILKE ..
1899 _1900 yılında Rusya ya gitti diyor arka kapak ...Tolstoyla da tanışır RILKE arayışına yeni duraklar eklemek için ..

Prag doğumlu RILKE .... doğulması/dogru olan en favori sehirlerimin icinde .. (bunu bir tek
amimad/Duvar/
bilir ..

"Şiir de şiir aramak " niyetindeyim ..benim söylemediğim ..bana söylen_memiş kelimelerin peşindeyim ..

" Soluğu üstümden geçen
engin ciddiyetlere yayılmış gülüşler " cümlesini kurabilen "zeka" ya sahip "güzel adamlar" okumak niyetindeyim .


Baharla kalın ..
Herşey geçecek.. biraz sakin olun
ve
Dip not:
"Lütfen ..bana Siir yazdirmayın"
128 syf.
·2 günde·10/10 puan
“Ellerine bir şairin kitabını alanlara oturup o şairin şiirlerini uzun uzun anlatmayı, güzel bir konserden önceki uzun konuşmalar kadar sıkıcı bulurum.” der Ahmet Cemal ve ekler:
“Üstelik bu şair eğer Rilke gibi hep evrenin doruklarında kanat çırpanlardan ise sözü uzatmak daha da abes kaçar.”

Yirminci yüzyıl Batı şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir Rilke. Orta Avrupa kozmopolit kültürünün doruk noktasına varılan bir tarihte, çöküş atmosferini en derin hissedip yansıtan büyük isimlerle paylaşır dönemini. Zweig, Musil, Kraus, Kafka, Freud, Adler ve Salome. Yıkılışın izlerini yansıtırlar. Ucu görünmeyen karanlık, ruhlarının ilham kaynağı olmuştur her birinin. İlhamın getirdiği o kuvvet, duyguları ve hisleri depreştirip doruk noktasına çıkarır -ki bunu eserlerden anlayabiliyoruz. Bazen, ‘gerçek’ten kopuk yazanlar-Schopenhauer gibi- yanıltır bizi ama Rilke’nin sırf Malte Laudris Brigge adlı eseri için beş yıl boyunca şehri ve insanları sevmemesine karşın Paris’te yaşaması, kaleminin gücünü acılardan, karanlıktan ve sıkıntıdan aldığının kanıtıdır.

Orhan Veli, Didem Madak, Nilgün Marmara geldi aklıma ilk olarak. Kimi huzursuz, kimi beş parasız, kimi yasak aşkların peşinde binbir türlü heba olarak kötü bir sonla yaşamışlar yazgılarını. Böyle bir yaşamın içinde nasıl bulmuşlar kendilerini bilinmez ama bir gerçek var ki, yazınsal realistliği hayatlarının ta kendisinden almışlardır. Damarlarında kaynayan kanı yazarak durdurmayı tercih ettiler belki. Evrendeki acıları, hüzünleri, umutları, ayrılıkları, sevinçleri bütün şiddetiyle döktüler kağıda. Çocukluğun bütün saflığı anılarını süsleyip hatırlarına gelince büyük öfke duydular geleceğe. Kendini kurtarmak için yazdılar. Goethe de yazdı kendini kurtarmak için. Werther onun sancısını söktü aldı ipin ucundayken. Ama çok kişi kaldı o ipte. Kötü sondan arınmış olarak kendisiyle barışamayan, dünyayı affedemeyen milyarlarca insan topluluğu içinden sadece birileri. Yazarak aydınlattılar bir şeyleri, güdümlülüğe baş eğmediler ve kendi yoksunluğuna ‘evet’ diyebildiler. Kendilerini kurtarmak için kalkan kalemler, bizleri aydınlattı, kimilerini ise karanlığa gömdü, geride hiçbir şey bırakmadan.

“Duyguların deryası gerçek evren, işte bütün acılar, işte çocukluğun saf dünyası, işte bütün ayrılıklar, işte gerçek yaşam...”

Bazı güzel şarkıları dinlerken şiir gibi derim kendi kendime. Şarkı gibi dedim bu sefer okudukça. Ölüm ve korku ancak yaşanılırsa böylesine derin anlamı olabilirdi diye düşündüm.

Evet... Kendini toplumdan soyutlamış bir şair. Gelişen dünyaya ayak uyduramayan, yalnızlaşan, yalnızlaştıkça kendini özgür hisseden, içindeki hezeyanların meyvesini buradan alan bir şair.
Zweig şöyle der Rilke için:

“Rilke, şiirindeki ödünsü tutumunu büyük ölçüde kendi özgürlüğüne ilişkin ödün tanımazlığı sayesinde gerçekleştirebilmiştir.”

Gittiği şehirlerde duramaması, kendini hiçbir yere ait hissedemeyişinden ileri gelir. Döneminin büyük yazarları gibi o da vatansızdır. “Muhammed’in Yakarışı” adlı şiiriyle, Hz. Peygamber’den övgüyle bahseden birkaç batılı şairden biridir de Rilke. Bilge Kral Aliya’nın hapis günlerinde Rilke’nin şiirlerini istemesi, içinde anlatılamayanların telaffuzunu Rilke’de görmesidir belki de. Kendi ruhu içinde tutuklu olan şairi yakın hissetmesi, kendini anlayan birinden teselli umması gibidir kim bilir...
128 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap bütün eserlerinin toplamı şeklinde oluşturulmuş, başta yazarın hayatından kısaca bahsediyor. Yazarımız eserlerinde ölüm konusuna ağırlık veriyor. Aile ilişkilerinin kötü olması da eserlerine hep yansımıştır. Ben açıkçası bu şiir kitabını çok sevemedim, bana hitap etmedi ama diğer eserlerini merak ediyorum. En sevdiğim bölümüde buraya bırakıyorum.
Gözlerin dinlendiğinde,
İstedikleri kadar yorgun olsunlar,
açılabilirler yeni bir zamana.
Benimkiler ise yargılı susmaya.
Renklerini yitirecek benim çiçeklerim. Aynalarım donup kalacak.
Kitaplarımda satırlar silinecek.
Kuşlarım kanat çırparken sokaklarda,
yabancı pencerelere çarpıp yararlanacak.
Artık hiçbir şey kalmadı benimle ilintili. Bütünüyle bırakıldım.
-Ben bir adayım.
128 syf.
·6/10 puan
Kitap, Rainer Maria Rilke'nin şiirlerinin seçmesi. Benim de yazarla ilk tanışma kitabım oldu. Çeviri şiirlerin birçoğunda kopukluk ve duyguda eksiklik olabiliyor. Ben de kitabı okurken bazı şiirleri anlamakta zorluk çektim. Kitabın başında kısa bir biyografi bulunuyor. Yazarımız Stefan Zwieg ile de dostluk kurmuştur. Hatta Zweig, 1936 yılında Londra’da, Rilke üzerine verdiği bir konferansta şairi şöyle betimler: “Zamanımızın zengin ve başarılı şairlerinden hiçbiri, kendini hiçbir yere bağlamayan Rilke kadar özgür değildi. Onun ne alışkanlıkları, ne adresi ve aslında ne de bir vatanı vardı; İtalya’da, Fransa’da ya da Avusturya’da aynı rahatlıkla yaşayabilirdi ve nerede olduğu hiçbir zaman bilinmezdi. Onunla karşılaşmak, hemen her zaman bir rastlantıya bağlıydı...”
128 syf.
Kitabı incelemeden önce Rilkenin yaşadığı dönemden bahsetmek istiyorum
Hitler dönemi ve 2.Dünya savaşlarının Avrupayı çöküşe götürdüğü bir dönemde yaşamıştır ve bu dönemde yaşayan Zweig,Musil,Kafka,Wittgenstein,Freud gibi
dönüm noktası yaratmış şahsiyetlerden ister istemez etkilenmiştir.Wittgenstein'in
"Salt felsefe" anlayışından etkilenip bunu "Salt şiir" adı altında şiire uygulamıştır.
Felsefeyi şiirde kullanıpta başarılı olan nadir şairlerdendir.Bütün yaşamını "şiirde
şiiri aramak" ile geçirmiştir.Bu kitaptada Rilkenin duino ağıtları saatler kitabı ve resimler kitabı gibi bir çok şiir kitabından seçme şiirler yer alıyor.Rilkenin şiirlerini
okumak genel anlamda hiçte kolay olmadı benim için.Çünkü şiirleri oldukça derin ve felsefikti(özelliklede ağıtları),onun için yavaş yavaş sindirerek okumanızı tavsiye ediyorum.
128 syf.
·1 günde·7/10 puan
Döneminin ve sonrasının birçok eserinde karşılaşacağınız bir isim Rilke.. Kitap Rilke'nin dokuz kitabından Ahmet Cemal tarafından yapılan bir derleme.. Yer yer güzel şiirleri var, bazı satırlar güzeldi.. Duino Ağıtları’ndan gibi gerçekten başarılı şiirleri de var.. Fakat şiir de yapı itibariyle bizim alışık olduğumuz klasik formun dışına çıktığı şiirlerini ben pek sevemedim..

Yalnızca geceleri insan, kimi zaman gittiği yolu tanır gibi oluyor..
128 syf.
·8/10 puan
Ahmet Cemal'in oldukça açıklayıcı özsözüyle başlıyor eser. Öncelikle mükemmel bir çeviri olduğunu söylemeliyim. Zaten şiirleri çok duru bir dille yazmış Rilke. Ancak bu duru dile rağmen başta okumakta çok zorlandım. Bazı şiirleri anlayabilmek için birkaç kere okumak zorunda kaldım. Ama zamanla alıştım bu tarza.
1875'te Prag'da doğan Rilke; Hitler dönemi ve İkinci Dünya Savaşı dönemine tanık olmuş ve bu dönemi Zweig, Kafka, Freud gibi önemli yazarlarla paylaşmıştır. Hatta Stefan Zweig, 1936 yılında Londra'da Rilke üzerine bir konferans vermiş ve ondan "katıksız şair" diyerek bahsetmiş.
Şiirlerinde felsefeyi yoğun olarak kullanmış bu nedenle çok düşündürdü. "Kör Kadının Söyleşisi" en sevdiğim bölüm oldu.
Şiir okumaya alışkın olanlar için tavsiye edebilirim.
128 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Rilke ilk kez okuyorum ve okumamı sağlayan en büyük etken bir önceki okuduğum kitaptı. Salome'nin 'Arayışlar' kitabını okuyup sevmiştim ve yazar hakkında biraz araştırma yaptığımda yazara hayran olan insanları da bu vesileyle öğrenmiş oldum. Bunlardan biri de var olduğu üzere Rilke'dir.

Rilke okumamın bir diğer sebebi de çok sevdiğim yazar olan Zweig'in Rilke'yi övmesidir. " Zamanımızın zengin ve başarılı şairlerinden hiçbiri, kendini hiçbir yere bağlamayan Rilke kadar özgür değildi"...

Yazarın şiirlerinden oluşan bu kitabı, çok şiir okuyamayan biri olarak yorumluyorum. Bazı şiirleri bende hiçbir etki yaratmazken bazılarını ise çok sevdim. Bu güzelliklerde muhakkak ki Salome'nin etkisi oldukça fazladır. Genel itibariyle kitabı elime aldığımda çoğu yeri altı çizili görüyorum: ) Sevdim, siz de sevin. İyi okumalar iyi şiirli günler :)
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Şiir severlerin yine mutlaka okuması gereken çok değerli bir eserdir. Ağıtlar biraz ağır olsa da oldukça gizemliydi. Özellikle resimler kitabı'ndan alınan şiirlerini daha çok sevdim. Rilke'nin şiirdeki derinliği ve gizemi üst seviyelerde olduğu için bazı şiirleri dikkatle okunması gerekiyor. Sonuç olarak ben çok beğendim.
128 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Muazzam bir şiir kitabı. Her şiire binlerce duygu gizlenmiş gibi. Bir ressamın tablolarına gizlediği haykırışları, Rilke, şiirlerindeki gizli mahzenlere saklamış sanki. Okumanın keyifli yanı ise bu mahzenleri görebilmek.

Yıllar önce Ülke TV'deki Meksika Sınırı programıyla tanımıştım Rilke'yi. O günden beri Rilke'ye karşı bende gizli bir hayranlık oluşmuştu, lakin herhangi bir şiirini okuma fırsatı yaratmamıştım kendimce.

Geçmiş yıllarda Rilke okusaydım acaba aynı hazzı alır mıydım?
Sanırım bu sorunun cevabı "hayır" olur. Çünkü aynı kitabın farklı zamanlarda okunması muhakkak ki farklı tatlar, farklı edimler bırakır geride.
Yok bir sevgilim, bir dört duvar,
ne de bir iklim, gönlümce.
Bütün kendimi adadıklarım, ömrümce,
ansızın zenginleşip beni harcamaktalar.
Biliyorum hayatın iyi olduğunu,
dünyanın dolu bir tencere olduğunu biliyorum,
ne var ki karışmıyor bir türlü kanıma,
bana gelince, yalnız başıma vurmakta.
Çok insan yaşamakta hiçbir şey istemeyen,
hepsi de yetinmekteler sığ duygularının,
perhiz sofralarıyla.
Rainer Maria Rilke
Sayfa 95 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Işığın kanatları yok. Yüzler karanlık. Yine de küçük Fransız'ın gözleri bir süre kaynağını kendinde bulan bir ışıkta parlıyor. Küçük Fransız, küçük bir gülü öpmüştür; şimdi bu gülün göğsünde solmasına izin var. Langenau Şövalesi, uyku tutmadığı için bunu görüyor. Benim ise gülüm yok, diye düşünüyor, tek bir gülüm bile yok. Sonra şarkı söylüyor. Bu, yurdunda, sonbaharda, hasat sonuna yaklaşıldığında genç kızların tarlalarda söyledikleri, eski ve hüzünlü bir şarkıdır.
En yakınımdaki nesneler bile çabalamıyordu anlaşılır olmak uğruna. Yol, sokak lambasını itip geçiyordu, yabancıydı.
Rainer Maria Rilke
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
Alt başlık:
Kavram Yeryüzü Şairleri 4
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
127
Format:
Karton kapak
ISBN:
975 366 05 29
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kavram Yayınları
Baskılar:
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
”Ey zaman, uzaklaşmaktasın benden şimdi.
Yaralanıyorum her kanat çırpışınla.
Ama kalınca yalnız, söyle, neye yarar ki
dudaklarım, gecem ve gündüzüm tek başına.
Yok bir sevgilim, bir dört duvar
ne de bir ikim, gönlümce.
Bütün kendimi adadıklarım, ömrümce
ansızın zenginleşip beni harcamaktalar…”

Kitabı okuyanlar 647 okur

  • ruth
  • Delal Emen
  • Eylül Türk
  • Yahya
  • Yusuf Aras
  • Buket ata
  • meursault •●
  • •Eda•
  • Saime⁷⁴

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%1.6 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0