Adı:
Büyük Erdemler Risalesi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750510946
Orijinal adı:
Petit Traité Des Grandes Vertus
Çeviri:
İşık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Daha önce İletişim Yayınları’ndan Kapitalizm Ahlaki midir? Adlı kitabı çıkan André Comte-Sponville Fransa’da çok satanlarrnlistesine giren bu kitabında erdem konusunu ele alıyor: “Erdem nedir? Harekete geçen ya da geçebilen bir güçtür. Örneğin, bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmektir, bıçağınki kesmek, insanınki insanca istemek ya da davranmaktır. Çöplemenin erdemi baldıranınkinden farklıdır, bıçağınki çapanınkinden farklıdır, insanın erdemi kaplanın ya da yılanınkinden farklıdır. Bir varlığın erdemi onun değerini oluşturan şeydir, başka deyişle kendine özgü yetkinliğidir: İyi bıçak en iyi kesebilendir, iyi reçete tedavide çok başarılı olandır, iyi zehir öldürmede çok başarılı olandır... Erdemlerin, bu ilk ve en genel anlamda, nasıl kullanıldıklarından, hedefledikleri ya da hizmet ettikleri amaçlardan bağımsız oldukları görülecektir. Katilin elindeki bıçak aşçının elindekinden daha az erdemli olamaz, hayat kurtaran bitki zehirleyen bitkiden daha erdemli değildir. Bu, kuşkusuz, bu adamın hiçbir normatif (kural koyucu) boyutu olmadığı anlamına gelmez: Kimin elinde olursa olsun ve kullanılışlarının çoğunda, en iyi bıçak en iyi kesen bıçakrnolacaktır. Onun özgül gücü kendine özgü yetkinliğini de yönetir. Ama bu normatiflik nesnel kalır ya da ahlâki olarak duyarsız,rnilgisizdir. Bıçağın işini yapması yeterlidir, o bu işi yargılamaz, değerlendirmez ve bu nedenle de onun erdemi bizim erdemimizrndeğildir. Mükemmel bir bıçak, kötü bir adamın eline düştü diye mükemmelliğinden bir şey yitirmez. Erdem güçtür ve güç dernerdeme yeter. Ama insana yetmez. Ama ahlâka yetmez.”rnrn“Bir erdemler risalesi ne işe yarar? Belki şuna: Ne yapmamız ya da ne olmamız gerektiğini, ne yaşamamız gerektiğini anlamaya çalışmak ve bu çabadan yola çıkarak, yapmamız ya da olmamız gereken şeyden bizi ayıran yolu, en azından entelektüel olarak ölçebilmek. Mütevazı bir amaç, yetersiz bir amaç, ama gerekli bir amaç.”
Sponville bu eserinde; erdem, ahlak gibi temel insani konuları felsefi açıdan oldukça detaylı bir şekilde incelemiştir. Eser, henüz başlangıç safhasında, erdem'in kitaplardan ziyade örneklerden öğrenilebileceğini belirtmiştir ki bence ilginçtir. Kitap, erdemler üzerine yazarın kendi derin birikiminin yansıtıldığı bir kaynaktır. Üzerine sayısız eser yazılmış bu konuda, Yunan felsefecilerinden günümüze kadar değişik fikir insanlarının görüşleri kıyaslamalı veya paralel olarak ifade edilmiştir. Buna rağmen, genel olarak yazarın kişisel tezleri ağır basmaktadır. Erdemler izah edilirken, hangi ahlaki unsurların erdem olup olmayacağı da belirtilerek, yazar kendisini bazı diğer filozoflardan ayrı bir yerde tutmakta fakat bunu yaparken de objektif bakış açısını korumaktadır.

Genel olarak bahsi geçen erdemleri konu başlıklarına göre şu şekilde sıralayabiliriz: Nezaket, Sadakat, Basiret, Ilımlılık (itidal), Yiğitlik (cesaret), Adalet, Cömertlik, Merhamet, Bağışlama, Minnet, Alçakgönüllülük, Sadelik, Hoşgörü, Saflık, Yumuşak Huyluluk, İyi Niyet, Mizah, Aşk / Sevgi.

Konular arasında 12. kısımda oldukça başarılı ve özgün bir biçimde incelenmiş olan "sadelik" bölümünü oldukça beğendiğimi belirtmeliyim. Aslen benim de hayat felsefemle paralellik göstermesi bir yana, "ideal insan mizacı" olarak nitelendirdiğim sade insan yapısı, kanaatimce okuyucuya çok şeyler katacaktır. Hatta bu bölümün biraz daha hacimlendirilerek ayrı bir eser olarak neşredilmesi de bence gayet yerinde olacaktır. Oldukça kıymetli ve öğretici olan bu eseri, konuya ilgi duyan herkesin okumasını ümit ederim.
Ahlak ve erdem kavramlarının felsefi bir bakış açısından derinlemesine sorgulayan bir kitap. Sunuş kısmında çevirmen kitabın Fransa'da çok satanlar listesine girmesini yakın zamanda ahlaka duyulan ilgideki artışa bağlıyor.Ve yazarın bu ilgiyi ve ahlakın büyüsünü yitiren politikanın yerine geçmeye aday oluşunu da sorgulayan bir felsefeci olduğunu belirtiyor.
Yazar kendini dışarıdan fundamentalizmin içeriden ise nihilizmin kemirdiği bir Avrupa'nın tanrıtanımaz, materyalist bir düşünürü olarak tanınlıyor ve değerler ve erdemler üzerine yazarak ne kadar zor bir işi üstlendiğinin farkında.
Eserde öncelikle değer, erdem, ahlak ve politika kavramları ve bu kavramların birbirleriyle ilişkilerine değiniliyor. Sonra yazar erdemleri nezaketten başlayıp sevgi/aşk ile bitirecek şekilde - ki bu sıralama kasıtlı - 18 başlık halinde açıklıyor. Her bir erdemi açıklarken Yunan'dan günümüze kadar pek çok filozof, bilge, erm,ş ve azizin görüşlerine ayrıntılı bir biçimde yer veriyor ama sonuçta mutlaka kendi görüşlerini ön plana çıkarıyor. Bilinçli olarak sıralamaya nezaketle başlamış ve nezaketin aslında bir erdem olmadığını ama erdemli olmanın bir ön koşulu olduğunu belirtmiştir. Aslında sırayla takip ettiği tüm erdemler birbirinin koşuludur ve son olarak hakikat diye nitelediği ve tüm erdemleri kapsayan sevgi/aşk ile bitirmiştir ki bu bölüm bence en güzeliydi.
Ayrıca her erdemi sorgularken yazarın okurun karşısına çaşitli paradokslar çıkararak, öne sürdüğü tezleri çürüterek ve hangi davranışın erdemli sayılabileceğini ya da hangi koşullarda erdemli sayılabileceğini uzun uzun tartışıyor. Bu da okurun zihnini sürekli canlı tutyor ve düşünmeye zorluyor.
Yazarın fikirlerine en çok katıldığı filozoflar Spinoza ve Aristotales. dolayısıyla bu iki filozofun görüşlrine çokça yer veriyor. Ayrıca Tanrıtanımaz olduğunu pek çok yerde vurguluyor ve bazı çıkarımlarıyla da bunu destekliyor. Benim inançalarımla çelişen bazı bölümlerde zihnimde kendi teorimi geliştirmem gerekti belki de okumam bu yüzden uzun sürdü. Ek olarak olumsuz olarak aktarması gereken her durumda Hitler ve Nazileri örnek vermesi rahatsız ediciydi bence. Dünya'da geçmişte günümüzde acıya, işkenceye, zulme, katliama maruz kalan bunca topluluk varken sadece bir yerde kısaca Avrupa'nın sömürgelerine yüzeysel olarak değinmiş.
Davranışlarının sebeplerini, doğruluğu ve yanlışlığını sorgulayan herkesin okuması gereken bir kitap ama sadece bir başangıç. Umarım bizim ülkemizde de günün birinde böyle değerli konuları işleyen kitaplar çok satanlar listesine girer.
Kitabı bir arkadaşım yaş günüm de hediye etti uzun süre o bana baktı ben ona baktım. Daha sonra sayfalarını karıştırırken aşağıdaki bölüm ilgimi çekti.

Bıçağın erdemi ! Daha sonra yavaş yavaş sayfalar akmaya başladı .

Erdem, Yunanca “arete” yani iyi nitelikler demektir Latinler ise mükemmellik
DE VİRTUS derler.

Harekete geçen ya da geçebilen bir güçtür.
Örneğin, bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmektir.
Bıçağın ki kesmek, insanın ki insanca istemek ya da davranmaktır.

İyi bıçak iyi kesebilendir, iyi reçete tedavide başarılı olabilendir.
İyi zehir öldürmede başarılı olanadır.
Katilin elindeki bıçak aşçının elindeki bıçaktan daha az erdemli olmaz. Mükemmel bıçak kötü adamın eline düştü diye mükemmelliğinden yitirmez.

Bundan sonrasını paylaştığım alıntılarda göreceksiniz. Şaşırtıcı öğretici .....
Kendini yargılamak, kendini ciddiye almaktır elbette. Sade kişi, kendi hakkında bunca soru sormaz. Kendini olduğu gibi kabul ettiği için mi? Bu bile çok şey söylemektir. Kendini ne kabul eder ne de reddeder. Kendini sorgulamaz, kendi üzerine düşünmez, kendini ele almaz. Kendini ne över ne küçümser.
Peki nedir o halde bağış­lamak? Kin beslemeye son vermektir ve gerçekten de, bağışlamanın tarifi budur: Haklı görülen hıncın, kinin, kızgınlığın, intikam ya da cezalandırma arzusunun üzerinde zafer kazanan erdemdir.
Bizler birbirimize karşı çok fazla hata işliyoruz, bir erdeme ihtiyaç duyacak kadar sefil, güçsüz ve değersiziz.
Hiç­ bir şeyi yapmacık olarak yapmamak, taklit etmemektir önemli olan; sadeliği bile. Cömertmiş gibi yapmaktansa gerçekten bencil olmak yeğdir. Sadakat rolü oynamaktansa gerçekten uçarı olmak yeğdir. Bir kez daha belirtelim: sadelik içtenliğe, riyakarsız ya da yalansız olmaya indirgenemez. Hesaplı bir içtenliktense basit bir yalan tercih edilir.
Sade kişi, soluk alır gibi yaşar, ne daha fazla çaba ne daha fazla şan şeref, ne daha fazla etki ne de daha fazla utanç... Sadelik, varoluşa eklenecek bir erdem değildir. Hiçbir şey eklenmemiş haliyle varoluşun kendisidir.
Kendi basit yolunu izler; yüreği hafif, ruhu huzur içinde, hedefsiz, özlemsiz, sabırsızlıktan uzak. Dünya onun krallığıdır, bu da ona yeter. Şimdiki zaman onun ezeliyetidir; bu onu doldurur. Kanıtlayacağı hiçbir şey yoktur, çünkü kendini göstermek istediği bir şey, “gibi olmak” istediği bir şey yoktur. Arayacağı bir şey de yoktur, çünkü her şey buradadır zaten. Sadelikten daha sade ne olabilir? Daha hafif ne olabilir? Bilgelerin erdemidir bu ve ermişlerin bilgeliği.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyük Erdemler Risalesi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750510946
Orijinal adı:
Petit Traité Des Grandes Vertus
Çeviri:
İşık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Daha önce İletişim Yayınları’ndan Kapitalizm Ahlaki midir? Adlı kitabı çıkan André Comte-Sponville Fransa’da çok satanlarrnlistesine giren bu kitabında erdem konusunu ele alıyor: “Erdem nedir? Harekete geçen ya da geçebilen bir güçtür. Örneğin, bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmektir, bıçağınki kesmek, insanınki insanca istemek ya da davranmaktır. Çöplemenin erdemi baldıranınkinden farklıdır, bıçağınki çapanınkinden farklıdır, insanın erdemi kaplanın ya da yılanınkinden farklıdır. Bir varlığın erdemi onun değerini oluşturan şeydir, başka deyişle kendine özgü yetkinliğidir: İyi bıçak en iyi kesebilendir, iyi reçete tedavide çok başarılı olandır, iyi zehir öldürmede çok başarılı olandır... Erdemlerin, bu ilk ve en genel anlamda, nasıl kullanıldıklarından, hedefledikleri ya da hizmet ettikleri amaçlardan bağımsız oldukları görülecektir. Katilin elindeki bıçak aşçının elindekinden daha az erdemli olamaz, hayat kurtaran bitki zehirleyen bitkiden daha erdemli değildir. Bu, kuşkusuz, bu adamın hiçbir normatif (kural koyucu) boyutu olmadığı anlamına gelmez: Kimin elinde olursa olsun ve kullanılışlarının çoğunda, en iyi bıçak en iyi kesen bıçakrnolacaktır. Onun özgül gücü kendine özgü yetkinliğini de yönetir. Ama bu normatiflik nesnel kalır ya da ahlâki olarak duyarsız,rnilgisizdir. Bıçağın işini yapması yeterlidir, o bu işi yargılamaz, değerlendirmez ve bu nedenle de onun erdemi bizim erdemimizrndeğildir. Mükemmel bir bıçak, kötü bir adamın eline düştü diye mükemmelliğinden bir şey yitirmez. Erdem güçtür ve güç dernerdeme yeter. Ama insana yetmez. Ama ahlâka yetmez.”rnrn“Bir erdemler risalesi ne işe yarar? Belki şuna: Ne yapmamız ya da ne olmamız gerektiğini, ne yaşamamız gerektiğini anlamaya çalışmak ve bu çabadan yola çıkarak, yapmamız ya da olmamız gereken şeyden bizi ayıran yolu, en azından entelektüel olarak ölçebilmek. Mütevazı bir amaç, yetersiz bir amaç, ama gerekli bir amaç.”

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Eren Yaşar
  • Mert
  • CEM AKDAG
  • TUĞBA ÖZTÜRK
  • Gökhan Aktaş
  • Özgür Eren
  • Furkan kaya
  • Mehmet Abdullah Songül
  • mesut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%66.7 (4)
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0