Adı:
Büyük Umutlar
Baskı tarihi:
2021
Sayfa sayısı:
712
ISBN:
9786254053962
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Great Expectations
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Charles Dickens (1812-1870): Viktorya Dönemi İngilteresi’nin en önemli romancısı kabul edilen Dickens orta sınıf bir ailenin çocuğuydu. On iki yaşındayken ailesinin dara düşmesi sonucu bir fabrikada çalışmaya başladı ve romanlarında büyük bir isabetle aktardığı işçi sınıfının hayatını gözlemleme fırsatını elde etti. Yazarın en sevilen romanlarından Büyük Umutlar, yoksulluk içinde büyüyen öksüz yetim bir çocuğun erişkinliğe geçişini anlatır. 1861 yılında yayımlanmış, atmosferi, sürükleyici olay örgüsü, unutulmaz karakterleri, komik ve trajik öğelerinin dengesiyle hem eleştirmenlerin hem de okurların beğenisini kazanmıştır. Pek çok defa televizyona ve sinemaya da uyarlanan Büyük Umutlar, Dickens’ın sonradan değiştirdiği orijinal sonuyla birlikte Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde okurlarıyla buluşuyor.
656 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Masum, saf bir kasaba çocuğunun gelişip,buyumesini konu alan bir eser. Farklı yaşanmışlıklar bir yerlerde kesişip bu saf çocuğu etkiliyorlar.
656 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Yoksul küçük bir çocuğun bir mirasa konduktan sonra basından geçenleri anlatıyor. Kitabın anlatımı ve kurgusu çok güzel.Kitabın sonlarına doğru bitmesini istemdedim.Son 30 sayfayı okumayı kitap bitmesin diye kasıtlı olarak uzattım.
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.715 Oy)3.646 beğeni14,5bin okunma17,8bin alıntı106,5bin gösterim
  • Goriot Baba
    8.1/10 (2.027 Oy)1.818 beğeni7,9bin okunma13,5bin alıntı55,6bin gösterim
  • Ezilenler
    8.8/10 (2.675 Oy)2.832 beğeni9,2bin okunma22,2bin alıntı69,7bin gösterim
  • Diriliş
    8.6/10 (2.469 Oy)2.658 beğeni9,1bin okunma11,6bin alıntı74,3bin gösterim
  • Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)
    8.7/10 (2.911 Oy)3.542 beğeni12,1bin okunma26,6bin alıntı133,9bin gösterim
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor
    8.3/10 (1.903 Oy)2.038 beğeni7,6bin okunma8,5bin alıntı52,7bin gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.0/10 (3.635 Oy)3.240 beğeni14,5bin okunma6,9bin alıntı78,2bin gösterim
  • Faust
    8.1/10 (1.830 Oy)1.834 beğeni7,8bin okunma16,7bin alıntı86,4bin gösterim
  • Budala
    8.5/10 (3.330 Oy)3.866 beğeni12,8bin okunma40,7bin alıntı137,7bin gösterim
  • Madame Bovary
    7.6/10 (4.141 Oy)3.548 beğeni18,2bin okunma16,2bin alıntı115,8bin gösterim
656 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Gayet sürükleyici bir kitap.Okurken hiç sıkılmadım.Bunu çoğu kitapta yapamam.Macera ve duygu bir arada.Tavsiye ederim.
656 syf.
·9/10 puan
yine eskilerden okuduğum bi kitap 2-3 kere okumuşumdur herhalde kesinlikle tavsiye edilebilecek bir eser ...olay örgüsünü tam olarak hatırlamasamda güzel olduğu için arada sırada kitap olmayınca bunu açıp okuduğumu hatırlıyorum .. aslında yine okumayı da düşünmüyor değilim...
656 syf.
·Puan vermedi
Eger bir insana kitap hediye edecekseniz,bu onun degil sizin sevdiginiz bir kitap olmali bence ki yeni bakis acilari edinebilsin. Bana bu kitapla yeni bir bakis acisi kazandiran arkadasa sevgiler
656 syf.
·Puan vermedi
Büyük Umutlar.. Estella ve Pip..
Aradan kaç yıl geçti ama bu kitabı bir türlü unutamıyorum. Çok etkilenmiştim. Klasiklerin en önemli eserlerinden. Tek solukta okuyacağınızdan eminim. Hala okumadıysanız mutlaka okumalısınız.
656 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Film uyarlamasını izlediğim ancak okumadığım klasiklerden biri idi “Büyük Umutlar”. Tesadüfen elime geçince bu çok bilinen romanı okumak ve Dickens’ı daha iyi tanımak fırsatını değerlendirmek istedim. İyi ki de öyle yapmışım; zira bir kez daha kimi film uyarlamalarının bizi klasiklerin o özgün ruhundan nasıl uzaklaştırdığını, hikayeyi nasıl da kısırlaştırdığını hissettim.

Dickens’ın ustalık dönemi romanlarından “Büyük Umutlar”. Yazarın on üçüncü romanı. İlk kez 1860 yılında, yine Dickens’ın sahip olduğu “Tüm Yıl Boyunca -All the Year Round” adlı dergide tefrika edilmiş.

Bir İngiliz masalı şeklinde ilerliyor hikaye, çağının temsili bir masalı. Mekan 1850lerin İngiliz kırsalı ve Londra’sı. Henüz ulaşımın at arabaları ile sağlandığı; şık hanımların kabarık etekleri, eldivenleri ve şemsiyeleri; şık erkeklerin frak kesimli ceketleri, kalkık yakaları ve şapkaları ile Londra caddelerinde salındığı dönemdeyiz -kimi erkekler saçlarını kıvırıp pudralıyorlar hatta-. Kırsalda ise yoksulluk ve cehalet içinde süregiden ama mutlu bir hayat var. Sınıflar arası sınırlar çok belirgin ve çok olağanüstü bir durum yaşanmadığı müddetçe alt sınıftan birinin seçkin hanımefendiler / beyefendiler sınıfına atlayabilmesi mümkün değil.

Dickens’ın bu romandaki kahramanı Pip, olağanüstü gelişmeler sonucu hiç beklemediği bir anda işte bu seçkin sınıfa dahil olma şansını elde ediyor ve Dickens tüm romanı boyunca bu gelişmeleri Pip’in ağzından okuyucuları ile paylaşıyor. Anne-babasını hiç tanımamış, ablası ve eniştesi Demirci Joe’nun yanında büyüyen Pip, kırsalda yaşayan İngiliz halkının bir prototipi; eğitim almamıştır zira eğitim şansı son derece kısıtlıdır; parası olmadığından bir yere çırak olarak girme şansı yoktur. Hayal edebildiği tek gelecek eniştesinin yanında demirci olarak yetişmektir. Tüm bu yoksunluklarına ve ablasının hiddetine rağmen başıboş, beklentisi az, mutlu bir çocukluktur yaşadığı. Tesadüfen yemek verdiği bir hapishane kaçkını ile gençliğindeki hayal kırıklıklarını aşamayıp inzivaya kapanmış soylu, zengin ve çatlak bir yaşlı kadın, Pip’in bu sıradan hayatının akışını değiştirirler. Biraz daha detay verirsem hikayenin tüm keyfini kaçırmış olurum, o yüzden incelemede bu aşamada durmakta fayda var; Dickens bu uzun romanında Pin’in bu peri masalını, çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinin içine sarmalayıp anlatır.

“Büyük Umutlar” tam bir masal gibi, olağanüstü ve aşırı görüntülerle doludur; çarpıcı yoksulluk, şiddet, aşağılama, kürek mahkumları, prangalar, göz kamaştırıcı zenginlikler, onlarca yıl önce aynı anda durdurulmuş saatler, hiç açılmayan pencereler, çevresindeki eşyalarla birlikte çürüyen bir kadın, burnu havalarda bir genç kız, çok başarısız bir tiyatro oyuncusu, her yaştan yalakalar, inanılmaz tesadüfler, vs… Kahramanımız Pip'in zengin olduktan sonra kendini züppelikle değil, Viktorya döneminin eğitim, sosyal incelik ve materyalizm inancıyla geliştirmeyi arzulaması, yazarımıza göre asil ve değerli bir duruştur. Buna rağmen parayı bulunca köklerine uzaklaşan ve Joe’yu ihmal eden -hatta ondan utanan- Pip, dönemin seçkin sınıfı ile sıradan halk arasındaki çelişkiyi yansıtır.

Bir küçük noktayı belirtmeden geçmeyeyim, eleştirilerde okudum ve romanı derinlemesine anlayabilmek için önemli olduğunu düşünüyorum. Romanda çizilen son derece sevimsiz karakter, demirci Joe’nun kalfası Orlick bir nevi Pip’in yansımasıdır, ama onun kötü yüzüdür. Pip Ms. Havisham’ın evinde iş bulurken Orlick kapı dışarı edilir, Pip eski mahkum kader kurbanı Magwick’e bağlı iken Orlick Magwick’in düşmanı Compeyson ile işbirliği içindedir, Pip’in kızkardeş olarak gördüğü Biddy sürekli Orlick’in tacizlerinden kaçar, onca eziyete rağmen Pip ablasına el kaldırmazken Orlick şiddete dünden meyillidir. Kahramanımız şu hayatta doğruluktan uzaklaşıp yanlış bir adım atsa neye dönüşürdü; belki de Orlick ile göstermek ister bize Dickens.

Dickens eserini dergide tefrika ettiğinden romanın akışı da buna uygun tutulmuş; her biri 8-10 sayfalık kısa bölümlerle, her seferinde Pip’in hayatında bir başka sahneyi görürüz. İyi yönleri ve kusurları ile birlikte önümüzdedir Pip; Dickens kahramanını mükemmellikten uzak tutmaya çalışır. Yine de romanın akışı, o inanılmaz tesadüflerle ilerleyen kurgusu nedeniyle akıcı, ancak pembe dizi tadındadır. Nitekim bu “pembe” beklentiler nedeniyledir ki, Dickens’ın hüzünlü sonu tefrika edildikten sonra okuyuculardan çok tepki aldığından kitap baskılarında değiştirilmiş ve hikayenin sonu okuyucunun hayal gücüne bırakılmış.

Bir dönem romanı olduğunu unutmamak gerek okurken. Dönem için önemli bir çok kavramı; zenginlik, sosyal sınıflar arası eşitsizlik, kibarlık, emperyalizm, dönemin adalet anlayışı, hapishanelerin ve kürek mahkumluğunun neye hizmet ettiği gibi; tartışır Dickens romanında. Bu kavramların çoğu günümüzde önemini yitirdiğinden artık naif kaçsa da, Dickens’ın etkileyici ve sürükleyici kaleminden, sıkılmadan okuyacağınız bir roman olduğunu düşünüyorum.
712 syf.
·5 günde
Hani bitmesini istemediğiniz güzel şeyler vardır.
Doya doya vakit geçirmek istersiniz ya.
Hani bitmesin diye çabalarsınız...
Bu eseri ben de bu hislerle bitirdim.
Tabi bir yandan büyük merak içerisinde, diğer yandan da keşke bitmese diye diye okudum.
Bu ikilemi yaşarken bir de baktım ki kitap bitivermiş.,
Bu kısımdan sonrası spoiler içerebilir, zaten uzun yazılar okumayı da pek sevmiyoruz. Artık ayrıntı tıklamaları görülebiliyor değil mi?

Her klasik esere harika diyenlerden değilim.
Herkes beğendi diye kendimi beğenmek zorunda da hissetmem, tam tersi de geçerlidir.
Ancak bu eser övgüyü hak ediyor.

Eserin ilk baskısının yayımlanma tarihi Ağustos 1861.
İşte hayrete düştüğüm nokta burası. 1861 yılında yazılıp tamamlanmış bir eser.
Bugün belki bu eserden esinlenen veya özgün olsa da benzer konular işleyen bir çok öykü bulunabilir belki ama 1861 yılı için mükemmel bir eser çıkmış ortaya.

Eserin dili sade, akıcı ve kendince samimi bir üsluba sahip. Bazen alaycı, şakacı dili, bazen hüznün aktarım dili tam anlamıyla mükemmel.

Bu konuda Didar Zeynep Batumlu' nun hakkını da yememek lazım. Gerçekten çevirmenin etkisi çok büyük. Özellikle dipnotları tam yerinde kullanarak, gerekli bilgilendirmeleri de zamanında yapmış. Teşekkürler.

Bir de kurguya gelelim. Yazıldığı dönemi bırakıp bugünle karşılaştırma yapsak bile oldukça etkili.
Bu kadar karakter, olay, duygu, coşku, sevgi, özlem bir kitaba nasıl sığdırılabilirin cevabı olsa gerek.

Kitabin tamamı kahramanımız Philip yada küçükken kendisine taktığı ismi ile Pip' in gözünden aktarılıyor.

Yazar dönemin İngiltere' sinde sosyo - ekonomik etkinin sınıflaşma üzerine etkisini, bunun en uç noktalarda olduğunu, fakirin çok fakir, zenginin ise çok zengin olduğunu, buna doğrudan etki eden eğitim seviyesi farkını mükemmel anlatmış. Bir de beyefendi ve hanımefendilerin nasıl kibir ve kaprislere sahip olduğunu harika betimlemiş.

Sevgili küçük dostumuz Pip, annesi ve babası vefat etmiş, ablasının onu elleriyle büyüttüğü bir çocuktur.
Yine ablası, ablasının eşi -bizde eniştesi- demirci Joe ile birlikte bir köyde maddi imkansızlıklar içinde yaşamaktadır.

Bir gün Pip, köyün ilerisinde bulunan kilisenin mezarlığında, ailesinin mezarlarını incelerken -çoğunlukla olduğu gibi- kaçak bir mahkumla karşılaşır.
Bu kötü ruhlu mahkum onu tehdit ederek kendisinden azık ve eğe ister.
Küçücük bir çocuk olan Pip bu tehtitten çok korkar ve istenenleri -gıdıklama sopasına rağmen- kilerden 'ç'alıp getirir.
Bu olay, Pip' in hayatında çok uzun yıllar etkisini göreceği yaşantısının ilk kıvılcımıdır.

Tabi yörenin kendi halinde öksüz bir çocuğu olan Pip' in ilk başta eniştesi Joe' nun yanında demirci çırağı olma hayali vardır.
Çünkü Pip' e gercek manada sevgi ve şefkati -sadece- Joe göstermektedir.

Ablasının en önemli ilgisi ise zaman zaman -çoğu zaman- gıdıklama sopasıdır.

Burada hikayemize Mr. Pumblechook dahil olur. O, Pip' in gözünde düzenbaz, sinsi ve işe yaramaz bir adamdır.
Pip, Bay Pumblechook' un vasıtası ile Mis Havisham ile tanışır.
Olayın aslı ise Mis Havisham yanında oyun oynayan bir çocuk ister, bunu işiten Mr. Pumblechook ise şamar oğlanı Pip' i Mis Havisham' ın yanına götürür. Tabi aslında beklentisi kendi adınadır.

İşte bu ana kadar demirci çıraklığı hayali olan Pip, bu ziyaretten sonra, özellikle Estella' yı gördükten, onun kötü muamelesine rağmen ona hayran kaldıktan sonra bu hayalini büyük umutlara bırakır. Oysa Estalla, hamisi Mis Havisham tarafından hassas kalpler için bir tetikçi niyetiyle yetiştirilmektedir.

Bu ziyaret'ler'den sonra çırak olamaz artık.
Bu hayalin bir cazibesi kalmamıştır çünkü. Zamanında Martin Eden' da bir ziyaretinin ardından bu büyülü beyefendiler, hanımefendiler dünyasına kapılmıştı. Ama Pip onunkine nazaran çok daha kolay yollardan beyefendi olmayı başarır.

Nasıl mı?

Geleceğini imkansız görünen Büyük Umutlarına bağlayan Pip, istemeyerek de olsa Joe' nun yanında görevini sürdürmektedir. Bir gün Mr. Jaggers' in -Mis Havisham' ın avukatı da aynı zamanda- büyük bir haber getirmesiyle bu imkansızlığın ortadan kalktığını görür.
Pip' e iletilene göre kendisinin asla bilinmesinin istemeyen, kimliğini araştırmasını dahi yasaklayan bir hamisi çıkmış, Pip' in iyi bir gelirle, hatta büyük bir servetle mükemmel bir beyefendi olarak yetiştirilmesini ve bu servetin vakti geldiğinde sahibi olmasını ister.

Kim acaba?

Bunun için bir hafta sonra Londra' ya gidilecek ve vasi olarak avukat Mr. Jaggers, Pip' e göz kulak olacaktır.
Tabi Büyük Umutları için yanıp tutuşan Pip bu teklifi hemen kabul eder. Vakti geldiğinde bir sabah vakti sisin içinde yürüyerek evinden ayrılır.

Londra' da hayatına daha önce bambaşka ortamda, bambaşka olayla karşılaştığı Herbert dahil olur. Onların dostlukları, beraber beyefendi olmaları, başlarından geçenler bu şekilde anlatılıp devam etmektedir.

Ancak ben hep Pip desem de bu hikayenin gerçek kahramanı bana göre Demirci Ustası Joe' dan başkası değildir. Çoğu zaman Mrs. Joe' nun davranışlarına katlanan -gıdıklama sopası da dahil-, Pip' i koşulsuz şartsız seven, doğasında zarar verme niyeti olmayan Joe gerçekten bu hikayenin en önemli kahramanı. Aptal duruşunun ardında aslında gururu, onuru ve bilgeliği okuyucunun kalbini fethediyor. Gerçekten. Ah Pip, onu ne kadar da ihmal ettin, büyük umutların akımına neden bu kadar kapıldın ki? Gerçi haklısın, küçücüktün.

Eserimiz bu olayların sarmalında şaşırtıcı vurgularla devam edip gidiyor.

Yazar orijinal olarak hüzünlü bir son yazsa da gelen eleştiriler nedeniyle bir de umut vaat eden, mutlu bir son yazmayı da başarmış.

Tabi hakkını vererek bir özet yapmak istesem çok uzun zaman ayırmam gerek. Malesef böyle bir özet için zaman tek ihtiyaç değil. İste hayranlığım en çok buraya, bu kurgu bu kadar karakter bu esere dahice yerleştirilmiş.

Yazar dahasını ispatlamış.
Kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
656 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Bence Charles Dickens'in en iyi eseri. Yazarın şu ana kadar okuduğum kitapları içerisinde, gerek konu olarak, gerekse karakterler olarak en kapsamlı, en zengin , en uyumlu ve muhteşem denecek derecede özellikler yüklenmiş karakterlere sahip kitabı.

İyiyle kötünün, zenginlikle yoksulluğun, emekle beleşçiliğin, çalışmayla tembelliğin, fedakarlıkla vefasızlığın, haksızlıkla adaletin, sevgiyle nefretin, aşk ile duygusuzluğun, yardımseverlikle nankörlüğün, en önemlisi de toplumdaki statü farklılığının ve daha sayamadığım o kadar çelişkili durumların çatışmasını muhteşem bir şekilde anlatıyor yazar. Bütün bunları kitapta, o kadar güzel işliyor ki , size adeta bir edebiyat şöleni sunuyor.

Kitapta, anne ve babası olmayan dolayısıyla ablası ve eniştesi tarafından büyütülen Pip adlı çocuğun, çocukluk günleri ve sonrasındaki başına konan talih kuşuyla değişen hayatı anlatılmaktadır. Kitabın ilk üçte ikilik bölümü akıcı olmasına rağmen durağan bir şekilde seyretmektedir. Fakat buna rağmen keyifle ve garip bir duygusallık içerisinde okunmaktadır. Son iki yüz sayfalık kısımda ise kitap tamamen şekil değiştirmekte olup hem akıcılık ve sürükleyicilik müthiş derecede artmakta, hem de duygusallık daha da yoğunlaşmaktadır.

Bende çok büyük duygusal etki bırakan birkaç kitaptan biri olan bu eser, çok büyük keyif alarak okuduğum ve bitmesini hiç istemedeğim nadir kitaplardan biri olarak hafızamdaki yerini aldı.

Aslında hakkında sayfalarca analiz yapılıp, övgü dolu sözler yazılmayı hak eden ve bir edebiyat şaheseri olan bu kitabı, mutlaka ama mutlaka okunması gereken klasiklerden biri olarak değerlendiriyorum. Ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum.
656 syf.
·3 günde·Beğendi
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Okumaktan büyük bir zevk aldığımı söyleyebilirim. Roman kahramanı "Pip" tesadüfen kaçak bir mahkuma rastlar ve yaşamı beklemediği bir şekilde değişir. "Pip" sonunda hayatta istenen şeyleri elde etmenin; başkalarına umut bağlayarak değil kendi azim, kararlılığı ve çalışkanlığıyla mümkün olabileceğini öğreniyor. Yazar bu kurgu üzerinden dönemin İngiliz toplumunun yaşantısını okuyucusuna etkileyici bir anlatımla aktarıyor. Kesinlikle tüm okurların kitaplığında bulunması gereken bir klasik olduğunu düşünüyorum.
656 syf.
·9/10 puan
Gerçek Sevgi Anlatılabilir Mi ?
Yaşamınızdaki sayılı günlerden birisini silinse yazgımızda ne gibi değişiklikler olurdu ? Unutulmaz bir gün oldu benim için dediğimiz günlerden birisi halkada eksik kalsaydı o yaşantıyı hiç yaşamamış gibi olacaktır.Charles Dickens Büyük Umutlar isimli eseri Oliver Twist ‘ten sonra okuduğum ikinci eseridir.Okurken farklı insanlarla karşılaşıyorsunuz, yaşanan olayları hissedecek,duyacak ve insanların kendi kafalarındaki olumsuz yorumlarının nasıl sonuçlara neden olduğuna şahit olacaksınız.Yazar ayrıca Pip’in hayatı üzerinde yaptığı tespitlerde yer yer gülümseyeceksiniz.Kitabın üslubu başlarda esprili ve eğlenceliydi sonralara doğru ise heyecanlıydı.Konu olarak 19.yüzyıl Avrupa’sının sınıf ayrımını,bireylerin zaaflarını ve başarısızlıklarını gayet başarılı bir şekilde kaleme almıştır. Başkahramanımız Pip köyde ablası ve eniştesiyle birlikte yaşamaktadır.Ablası kötü bir karaktere sahipken eniştesi iyi kalpli birisidir.Yazar Kahramanımız Pip’in çocukluk yıllarındaki yoksulluklardan başlayarak yetişkinliğe ilk adımlarını atarken tesadüfler sayesinde hayatının değişmesiyle yaşananları okumaktayız.Pip’e büyük bir miras kalmasıyla Londra’ya gitmesiyle yaşamındaki değişikliklerle hayatı yeniden keşfetmesine tanık oluyorsunuz.Yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de iyi kötü karakterlerin karşılaştırmasına,dostluk,düşmanlık,pişmanlık ve vefa gibi duyguların harmanlandığı bir kitaptır.Severek okuyup bitirdiğim tekrardan okuyacağım klasiklerden birisidir.
Keyifli Okumalar Dilerim
656 syf.
·7 günde·9/10 puan
1- Koca yüreklilik nedir, ''gerçek insan'' nedir?
Dickens bu romanda bizlere Joe ile, Abel Magwitch ile, Biddy ile, Herbert ile koca yürekliliğin ne olduğunu açıklıyor.

Kişiler üzerinden gideceğim:

a- Joe: ''Ağlamaya başlayıp özürler dileyerek Joe’nun boynuna
sarıldım; o da maşayı elinden atıp boynuma sarılarak,
'Canciğer dostuz değil mi Pip, ölünceye dek?' dedi.

Bir çocuğa çocuk gibi davranmamak çok önemlidir. Yeri geldiğinde davranılır tabii ama ona kendini güvende hisettirir ''Canciğer dost olmak.'' Hem onun sevgisini kazanırsın sonsuza dek, hem de büyüyünce, ne olursa olsun, aklında kalırsın. Bu, insanlık belirtisi, sevgi belirtisidir.

“Ben kendi malımı kimseden esirgemem,” diyerek
durumu düzeltti. “İşlediğin suç neymiş bilmiyorum. Ama ne
olursa olsun açlıktan ölmeni istemezdik, zavallı, sefil
kardeşçik... istemezdik değil mi, Pip?''

Bunu herkes yapmaz. Genelde herkes ''bir mahkûm o,'' diyerek başından savar onları. Ölüme sürükler. Joe'nun bu davranışı da ''insanlık'' belirtisidir.

''Pip, iki gözüm dostum benim, yaşamak dediğin nedir ki? Kaynakla birbirine tutturulmuş ayrılık halkalarından bir zincirdir, söz gelişi. İnsan dediğin de kimi demircidir, kimi bakırcıdır, kimisi de kuyumcu. Bu tür ayrımlar eninde sonunda kaçınılmaz olur; karşılaştıkça katlanmaktan başka çıkar yol yoktur.'' Filozoftur da ayrıca Joe, her ne kadar cahil olsa da onu ''insan'' olması yüceltiyor. Yüz tane, bin tane kitap okusak ve egomuz tavan yapsa, herkesi hor görsek o kitaplar neye yarar ki? Önemli olan kitaplarla ''insan'' olmayı öğrenmek.

Ayrıca Pip'in kendisi de ne kadar muhteşem olduğunu söylüyor Joe'nun: ''Her şeye katlanan, beni her zaman seven Joe, yakınmak nedir bilmezsin sen.''

''Joe'da hiçbir değişiklik yoktu; gene öyle katıksız, yalın bir sevgiyle bana sımsıkı bağlı, öylesine tam benim gönlümce.''

Böyle ''insan''lar hiçbir zaman kabuk değiştirmezler, adamına göre yağ çekmezler. Onlar herkese aynı, sevecen, temiz yüreklidirler.

Ayrıca Joe'ya muhteşem bir şey söylüyor: ''Tanrı razı olsun ondan!'' deyip duruyordum. ''Bu gerçek insandan Tanrı razı olsun. ''

Burada ''gerçek insan'' tabirine dikkat çekmek istiyorum. Hepimiz Joe'dan ders çıkarmalı, onun bu muhteşem özelliklerinden ibret almalıyız. Hepimiz ''gerçek insan'' olmalıyız.

b- Biddy: Biddy çocuk yaşına rağmen olgunluğuyla, her şeye sevecen, canlı, yardımsever davranması ile, sakinliği ile, insanı anlaması, ona göre yorum yapması ile ''gerçek insan''.

c- Herbert: Herbert de canlılığı ile, her ne olursa olsun güler yüzü ile, arkadaşına karşı yardımseverliği, dostluğu, desteği ile ''gerçek insan''.

d- Abel Magwitch -Provis- : ''Bana yapmadıkları şey kalmadı diyebilirim; ipe çekmekten gayri... Değerli gümüş çaydanlık filanmışım gibi üstüme kilitler vurup durdular, oradan alıp oraya taşıdılar, o kentten kovdular, öbüründen dışarı attılar, işkence sehpalarına gerip kırbaçtan geçirdiler, dayak attılar, hırpaladılar, canımdan bezdirdiler. ''

Bunları okuyunca aklıma hemen Dostoyevski'nin şu sözü geldi: ''Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman gereklidir.'' Gerçekten de öyle, ne güzel demiş!

''Sen çalışmak zorunda kalmayasın diye ben eşekler gibi çalıştım,'' der Provis. Küçücük bir çocuk ona yardım etti ve o da eşekler gibi çalıştı. Hiç ''Belki şimdi olsa yarım etmezdi,'' diye düşünmeden Pip'e yardım etti, onun bir beyefendi olmasını sağladı ve Pip'in isteğini gizliden gizliye yerine getirdi. Bu, koca yürekliliktir!

''Sevgili oğlum benim,'' dedi. ''Bunu göze almışım ben; başıma gelecekleri çekerim. Oğlumu gördüm ya, bu yeter bana. Bensiz de beyefendi olarak yaşayabilir o.''

Sırf bir başkasının yaşaması için hayatını feda etmek kolay bir şey değildir, insana acı gelir. Abel da o kadar muhteşem bir insandı ki sırf Pip için çalıştı, didindi. Hayatına mal oldu bu!

''Gücünün sonuna gelmiş insanların uysallığıyla yazgısına boyun eğmişti. Kimi davranış ve sözlerinden anlıyordum ki çok zaman geçmişi düşünüyor, 'Daha iyi koşullar altında acaba daha iyi bir insan olur muydum?' diye kendi kendine soruyordu. Gelgelelim hiçbir zaman böyle bir olasılığa değinerek kendini temize çıkarmaya, geçmişin o değişmez kalıbını kırıp olayları başka biçimde göstermeye kalkışmıyordu.''

Gerçeklerden kaçmak çok olağan bir şeydir. Gerçeklerden kaçmamak ise çok zor bir şeydir. Abel Magwitch gerçeklerden kaçmayarak, günahlarını kabul ederek ve iyilik için çabalayarak koca yürekli insan, ''gerçek insan'', oldu.

Bu soruyu kapatmadan önce başka bir söz söylemek istiyorum: -yine Büyük Umutlar'dan- ''İnsancıl, temiz yürekli, çalışkan birinin dünya üzerindeki etkisinin kapsamı ne denli geniş olsun bunu kestirmek olanaksızdır. ''


2- Gerçek sevgi nedir?
Bu sorunun cevabını Miss Havisham'dan öğrenelim: ''Gerçek sevginin ne olduğunu anlatayım sana,'' dedi. ''Körü körüne bağlanmak, kendini hiç sorgusuz aşağılatmaktır. Karşısındakine yüzde yüz boyun eğmek; kendi aklına tüm dünyanın uyarılarına karşın ona güvenmek, benliğini cellatının eline hiç esirgemeden vermektir. ''

3-Umutsuzluğa rağmen sevmek olur mu?
''Her zaman değilse de çoğu zaman biliyordum ki onu sevmem delilikti, umutsuzluktu, mutsuzluktu, aklın, mantığın, iç rahatının, dirliğin tümüyle dışında bir şeydi. Onu sevmemin yıkım olduğunu biliyordum., gene de baştan söyleyeyim, bunu bilmek sevgimi zerrece azaltmıyordu. Onun kusursuz bir melek olduğuna yürekten inansam, duygularımı ancak bu kadar başıboş bırakabilirdim...''

''Güvensizliğime, umutsuzluğuma karşın seviyordum onu, vazgeçemiyordum sevmekten. Ama bunu bin kez yinelemenin ne gereği var? Hep böyle olagelmiş değil miydi? ''

4- Aşkta yanlış seçim yaparsan, daha iyi birine âşık olabilir misin tekrardan?
''Biddy'nin her söylediği doğruydu, yerindeydi. Biddy insanı kırmıyordu, naz yapmıyordu, esen rüzgâra göre değişmiyordu. Beni üzmek Biddy için kıvanç değil acı idi; benim yüreğimi yaralamaktansa kendi yüreğini yaralamak yeğ gelirdi ona. Öyleyse nasıl oluyordu da onu ötekisinden daha çok sevmiyorum.''

5- Âşık aşkını unutabilir mi?
Pip'ten öğrenelim bu soruyu da:
''Unutup gitmek mi? Ah, Estella, benim varlığımın, öz benliğimin parçasısın sen.''

''Estella, 'Seni çok düşündüm,' dedi.''
''Öyle mi''
''Hele son zamanlarda, pek çok. Uzun, çetin yıllar boyunca birçok anıları kendimden uzak tuttun. Toyluğum yüzünden değerini bilmeyip yitirdiğim şeylerin anıları... Ne var ki beni engelleyen görevler ortadan kalktıktan sonra bu anılara da gönlümde yer vermeye başladım.'''
''Bense seni gönlümden hiçbir zaman çıkarmadım.''

6- Zenginlik her zaman mutluluk getirir mi?
Pip için savurganlık güzel, hoş da her zaman değil tabii. Çalışmak gerek, her zaman hazıra konamıyorsun. Ayrıca değerli insanları da kaybetmemek gerek -Joe, Biddy, Abel, Herbert gibi insanları-. O da bunların bazılarından utanınca, uzaklaşınca zenginlik de mutluluk vermiyor tabii, boşluğa düşüyor insan, yaşayamıyor, zevk alamıyor. Shakespeare'in Atinalı Timon'da dediği gibi:

''Gönül rızasıyla fakirlik, kararsız zenginlikten
Hem daha uzun ömürlüdür,
Hem daha tez varır mutluluğa.''

7- Her anımız önemli midir ?
Bu pasaj ''Kader Zinciri''ni güzel açıklamış.

''Unutulmaz bir gün oldu benim için, çünkü bende büyük değişimler yarattı. Zaten herkesin yaşamında böyle olmaz mı? Yaşamınızdaki sayılı günlerden bir tekini silin... yazgınızın yönü kim bilir nasıl değişik olurdu! Bunu okurken bir dakika durun, sizi çekip götüren zinciri düşünün; ister demirden olsun ister altından, ister çiçeklerden ister dikenlerden örülü olsun... o unutulmaz günlerin birinde ilk halkası yaratılmasaydı, bu zincir belki de size, yaşantınıza hiç dolanmayacaktı.''

8-Çıkarcılık ve insanlar:
''Varlığa kavuştuğum sıralarda gözüme girmek için beni sıcacık ilgiyle bağrına basan Blur Boar'ın, varlıktan düştüğüm şu günümde buz gibi bir ilgisizlikle bana sır çevirdiğini gördüm.''

9- Nankörlük nedir ?
Bunu Pip ile çok güzel anlıyoruz. O ''gerçek insanlar''dan utanması, onlardan ayrılması ve yanlarına gitmek istememesi, yanlış insanlarla, çıkarcı insanlarla takılması, o insanların ne kadar değerli varlıklar olduğunu anlamaması nankörlüğün büyük bir kanıtı.

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.
"Beyefendi olmak isteyişin ona, 'oh olsun' diyebilmek için mi, yoksa onu elde edebilmek için mi?"
Somurtarak, "Bilmem," diye yanıtladım.
Charles Dickens
Sayfa 178 - Can Yayınları
"Biddy, bir zamanlar beni severdin. Benim gönlüm başka yerlere kayıp gittiği zaman bile, ancak senin yanında huzura kavuşurdum. Suçumu anlamış, cezasını çekmiş, bağışlanmış bir çocuk gibi kabul et beni..."
Şu suların dibini görmemiz nasıl mümkün değilse, önümüzdeki saatlerin dibini görmemiz de o kadar imkansız.  Şu suyun akışını durdurmamız ne kadar imkansızsa, bu saatlerin gidişini değiştirmemiz de öyle. İkisi de parmaklarımın arasından kayıp gidiyorlar.
İnsanın kendi evinden utanması ne acıdır. Kim bilir, ortada kapkara bir nankörlük söz konusudur belki de. O zaman bu acı duygular, nankörlüğün hak ettiği hak ettiği ceza sayılabilir. Gene de utanç duygusunun zehir gibi apacı olduğunu ben çok iyi bilirim.
Charles Dickens
Sayfa 147 - Can Yayınları
Duygularım öylesine acı, içimdeki adsız yara öylesine derindi ki şiddete başvurmam gerekiyordu.
Ablamın verdiği terbiye beni çekingen, içli bir çocuk yapmıştı. Kimin tarafından yetiştirilirse yetiştirilsin, bir çocuğun küçücük evreninde en derinden sezilen şey, haksızlıktır.
Charles Dickens
Sayfa 90 - Can Yayınları
Şimdi, Pip, kulağını dört aç da seni gönülden seven bir dostunun öğüdünü dinle. Dostunun sana söyleyeceği şudur, Pip: Yontulup incelmeyi doğru yoldan beceremezsen eğri yoldan hiç beceremezsin. Onun için, bir daha o şeylerden sakın söyleme, iki gözüm; doğru yaşa, için rahat ölürsün.
Charles Dickens
Sayfa 101 - Can Yayınları
En içime işleyen, kafamı en kurcalayan düşünce yontulmamış bir işçi çocuğu oluşum, ellerimle kundurularımın hantallığı, vale yerine oğlan dememin görgüsüzlüğüydü. Dün gece kendimi biraz bir şey sanırkern şimdi bilgisiz, görgüsüz, kaba saba bir köylü parçası olduğumu anlıyordum
Charles Dickens
Sayfa 93 - Can Yayınları
Din dersinin bana yüklediği inançsal sorumluluklar konusundaki düşüncelerim de açıklığa kavuşmuş değildi. Bugün gibi aklımdadır: "Doğru yoldan yaşam boyu ayrılmayacağım," diye ettiğim yeminin beni, köyün hep aynı yolundan geçmeye bağladığına, tekerlekçi ustasının ya da değirmenin oradan saparak yolumu değiştirmemin yasak olduğuna inanırdım.
Charles Dickens
Sayfa 63 - Can Yayınları
O çocukluk günlerinde Joe'yu sevmemin başlıca nedeni sevmeme izin vermesiydi belki de, sevgili Joe...
Charles Dickens
Sayfa 61 - Can Yayınları
Tek başıma kaçtım hapishaneden. Bir deneyeyim, dedim; oldu. Kaçtığım gibi bu bataklıktan da uzaklaşabilirdim; bacağıma baksana, bu kadarcık demirle kolayca sıvışabilirdim bu mezar gibi dondurucu bataklıklardan... eğer "onun" da buralarda olduğunu öğrenmemiş olsaydım. "Onun" da özgürlüğe kavuşmasına göz yumacaktım ha? Benim keşfettiğim yoldan "onun" da yararlanmasına izin verecektim ha? Bir kez daha mı? Yooook, efendim, öyle yağma yok!
Charles Dickens
Sayfa 56 - Can Yayınları
Zaten tüm yaşantımız boyunca böyle en kötü zayıflıklarımız ile hainliklerimizi en tiksindiğimiz kimseler uğruna yaparız...
"Şu elimi daldırdığım ırmağın dibini nasıl göremiyorsak, önümüzde uzanan saatlerin ardını görebilmemiz de öylesi olanaksız, evlat. Şu suyun akışını durdurmak nasıl elimizde değilse, bu saatlerin akışını durdurmak da elimizde değil."
Charles Dickens
Sayfa 588 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyük Umutlar
Baskı tarihi:
2021
Sayfa sayısı:
712
ISBN:
9786254053962
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Great Expectations
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Charles Dickens (1812-1870): Viktorya Dönemi İngilteresi’nin en önemli romancısı kabul edilen Dickens orta sınıf bir ailenin çocuğuydu. On iki yaşındayken ailesinin dara düşmesi sonucu bir fabrikada çalışmaya başladı ve romanlarında büyük bir isabetle aktardığı işçi sınıfının hayatını gözlemleme fırsatını elde etti. Yazarın en sevilen romanlarından Büyük Umutlar, yoksulluk içinde büyüyen öksüz yetim bir çocuğun erişkinliğe geçişini anlatır. 1861 yılında yayımlanmış, atmosferi, sürükleyici olay örgüsü, unutulmaz karakterleri, komik ve trajik öğelerinin dengesiyle hem eleştirmenlerin hem de okurların beğenisini kazanmıştır. Pek çok defa televizyona ve sinemaya da uyarlanan Büyük Umutlar, Dickens’ın sonradan değiştirdiği orijinal sonuyla birlikte Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde okurlarıyla buluşuyor.

Kitabı okuyanlar 7,2bin okur

  • Kadriye Dağlı
  • Mehmet Çelik
  • Göknur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları