Buzdan Kılıçlar

8,0/10  (3 Oy) · 
18 okunma  · 
1 beğeni  · 
597 gösterim
"'Leri şarupdiende tisika cemi' deriz bizler eşyalarımıza. Yani 'Yoksullar ülkesinin sınırlarını gösteren harita'.

Karnımızı doyurmak için çırpındığımız her ânı eşyalarımızda dondurup saklamamız boşuna değildir. Soluk alıp verdiğimizi, geçmişte de var olduğumuzu kendimize kanıtlama ihtiyacı içindeyiz. Bedenlerimizi ve ruhlarımızı dünyanızın saldırılarından korumak için kurduğumuz şaşırtıcı, mucizevi savunma sistemimizin kıymetli bir parçasıdır dekorlarımız.

Bu kadar sır verdiğim yeter!"

Latife Tekin Buzdan Kılıçlar'da gecekondu mahallesinde yaşayan üç kardeşin öyküsü anlatıyor: Halilhan, Mesut ve Hazmi Sunteriler. Üç kardeş, yakın arkadaşları Gogi'nin de yardımıyla, iflas eden ortak şirketlerini canlandırmaya çalışırlar. Ancak Halilhan'ın şirket parasıyla aldığı araba, kardeşlerin arasında bir tümsek gibi durur ve her fırsatta içlerinden birinin tökezlemesine sebep olur. Latife Tekin yoksul bir mahalledeki "pılık pırtık adamların", kazandıkları parayla kente ucundan eklemlenen ama tekrar büyük şehrin gür sesinden ürküp dağılan insanların hayatlarını anlatıyor. Yoksulluğa acınacak bir durum gibi yaklaşmadan, tepeden bakmadan...

"Latife Tekin edebiyatımızın en önemli sürgün yazarlarından."
-Jale Parla-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789750512827
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Hüseyin Toker 
14 Mar 11:37 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

"Nerede görsem tanırım..." der insanlar bir objeye/kişiye karşı çokça bilgi sahibi olduklarında, o bilgiye hakim olduklarında. Ben de "Sevgili Arsız Ölüm" ve "Berci Kristin Çöp Masalları"ndan sonra okuduğum bu üçüncü Latife Tekin kitabı olan "Buzdan Kılıçlar"ı okuyunca artık nerede bir Latife Tekin kurgusu görsem tanırım diyebilirim herhalde. Ancak bu Latife Tekin edebiyatına hakim olduğum iddiasından değil Latife Tekin edebiyatının okuyucu üstünde kurduğu amansız hakimiyetten, kendi apayrılığından kaynaklanıyor.

Pılık pırtık adamların anlatılmamış hikayelerinin kenarında Volvo'suyla var olan, hayatı göğsünde yumuşatıp yoluna bakan Halilhan'la mazotumuz yettiğince ilerliyoruz en sapa, en mıcır yollarda. Ki bu yollar sisli, bu yollar güzergahsız, bu yollar rotasız. Başlangıçta diğer kitaplardaki gibi büyülü, masalsı bir kurguyla karşılacağımızı sanıyoruz ama Latife Tekin için oldukça gerçekçi bir hikaye olmuş Halilhan, yakınları ve Volvo'sunun başından geçenler. Enkazlarla dolu, yaklaşık 150 sayfalık bu roman. Her enkazın altında kendi sesinde çığlık atan insanlar var. Ve bu kitapta yaşanmışlıklardan ziyade yaşamın bekletildiği anlar var.

Bonus: Metis baskısındaki kapak resmini çizmesi sayesinde Deniz Bilgin isimli iyi bir ressamı da tanımış oldum.