Geri Bildirim

Buzul Çağının VirüsüVüs'at O. Bener

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.149
Gösterim
Adı:
Buzul Çağının Virüsü
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
226
ISBN:
9789750807992
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
'Buzul Çağının Virüsü'nde Bener'in ustalığının yeni bir aşamasına tanık oluyoruz. Yazar bu yapıtında alışılmış anlatım kalıplarını kırarak yaşamayı kısıtlayan bütün koşullara ve olgulara karşı dilin coşkunluğunu ve yoğunluğla meydan okumaktadır. Bener'in ince alaycılığı da anlatımın şiirselliğine ayrı bir boyut kazandırmaktadır. Buzul Çağının Virüsü'nün Türk edebiyatında seçkin bir yeri olacağına inanıyorum.'
- Cevat Çapan-

'Faulkner'ın söz kurpiyeliği çağrıştıran örtük bir kurgulama ile 'öykü'lerini dağıtıyor, topluyor Bener bu romanda. İmbikten geçirilmiş, eleyerek kayda geçirilmiş bozbulanık, bir o kadar da saydam bir panorama getiriyor Buzul Çağının Virüsü: Son 40 yılın Tükiyesi, taşra(lar), kırık umutlar, deccal, direniş, yayı gevşetilmiş tutkular, kırık yaylar, tam bir hüzün konçertosu. Bu zorlu romanın konfeksiyon tipi okuru terleteceği açıktır. Ama, yazınımızın en usta işi örneklerinden birini, hele bir de güzelim bir aşk romanıysa bu , geri dönene okumak da yabana atılacak bir keyif değildir.'
- Enis Batur-
GEREKÇE VE KARAR

1K adına karar vermeye yetkili incelememiz romandaki mevcut delilleri inceledikten sonra takipçilerin beğeni ve yorumlarına arz edilmiş, kamu davası olmasına gerek duyulmayarak ............
Sanığa soruldu: Harp ve Sulh
okuyor musun?
-O halde komünistsin.

YOLDAŞLAR , ARŞ İLERİ!
1980’li yıllar, mekân Ankara. Annem yine tüm gece uyumamış ve cam kenarında bekliyor oğlunu, ağlayarak.
Çünkü abim yine nezarette, bu demek ki dün gece yine arkadaşlarıyla tüm duvarlara ............. yazmışlar. :))
O zamanlar sprey boya da yok, bunlar bildiğin kova ve fırçalarla badana yapar gibi duvarlara slogan yazıyorlar...
Manifestocular... :))
Babam küfrediyor anarşist oğluna, annem coplanan yerlere krem sürerken parkalardaki boyaları nasıl çıkaracağını düşünüyor. Abim birkaç gün sonra hangi duvara slogan yazacaklarının derdinde... :))

Romanın esas oğlanları da aynı yollardan geçmiş ve yıllar sonra flash back yöntemi ile can bulmuş; kendilerini, memleketi, aşklarını, arkadaşlıklarını sorgulayan karakterler.

YİNE POSTMODERN
Ve postmodernin olmazsa olmaz neyi varsa fazlasıyla var kitapta, hatta arka kapak okumadan önce KAPAK OLDU bana da:
“ Bu zorlu romanın konfeksiyon tipi okuru terleteceği açıktır.”
Bu aşağılamayı hak etmediğimi ispatlamak için özel dikime karar vererek gardımı almıştım zaten.
Bir postmodern okuyucunun başına gelmesi muhtemel her şey geldi başıma:
Belirsizliklerle dolu kurmacanın içine sürüklendim mi , evet. Yazar akışa ve kurmacaya dahil ederken metne yabancı kalmam için ben gariban okuyucuyu zorlayıpnve bana sürekli müdahale etti mi, hem de hiç acımadan.Gerçek hayatla aramdaki bağı koparmam için mantığımı devre dışı bırakmam için uğraştı mı, gözümün yaşına bakmadı. Yazık değil mi bu okuyucuya :)
Fakat ben zinhar pes etmedim, sadece zaman uzadı o kadar. :)

O lâ lâ! Comme-ci, Comme-çâ
Ve DİL...
TDK ( ka değil ke diye okunur) ‘nin görevlerinden biri dilimize türetme , birleştirme yoluyla yeni sözcükler kazandırmaktır. Bu sözcüklerden kimi beğenilir ve kullanılır kimi beğenilmez ve kullanılmaz. Ben ikinci gruba biraz örnek vereyim.
Hostes yerine : Gökkonuksal avrat
Otobüs: Çok oturgaçlı götürgeç
Restoran: Otlangaç
Milli Marş: Ulusal Düttürü
Duayen: Aksakal
Petrol: Yer yağı
Bunları neden hatırlattım? Vüs’at O. Bener de TDK’ ye rakip olabilir. ( Postmodernin bir özelliği de dili bilinen kalıpların dışında kullanmaktır.) Yazar yeni sözcük konusunda hayli cömert...
Zanzalak, uyargan, büklüntü, üzünç, kımılgın, bağışçıl, apaşılan, küsküçül, değgin...
Duymadık demeyin :)

GEREKÇELİ VE SON KARAR
Yargıtay yolu açık olmak üzere, 1947 yılının bilmem ne ayı, falanca gününde verilen karar okuyucuların, okuyacakların, okumayı düşünenlerin hazır bulunduğu son oturumda , konfeksiyon tipi okuyucular hariç legal ya da illegal herhangi bir örgüte üye olan ya da olmayan tüm üyelere okuma izni verildiği açıkça belirtilmiştir.

Yargıç - İmza
Konfeksiyon tipi okuyucu olmadığını ispatlamaya çalışan okuyucu. :)
"Seni seviyorum. Yanlış anlama :çok fazlanı değil, sen eksiğini.."

Oğuz Atay anısına hediye edilmiş karışık, zor, dopdolu ve yaralı bir siyaset ve aşk romanı.
Bir virüs gibi yaşamak, başkalarına tutunarak..
Yakın tarihimizde yaşanan, Demokrat Parti 'nin kurulması ve kapatılması, tek parti döneminin sancılı kapanışına dair yaşanmışlıkları içeriyor.
"Yeter, söz milletin!"
"Sabah ezanı okuyan müezzinin bet çağrısına uyandım. Makam hak getire.' Tanrı uludur! 'diyor. Gelmedi hoparlörlü' Allah - u Ekber! 'daha gündeme."
.....
Eski heyecanını yitiren bir aşkın romanını okuyor gibi hissettiğiniz an cinsiyet tarihi üzerine anekdotlar düşüyor sayfalara.
" Çalıştırılacak karı, bunların kocaları boynuzludur, demek. "
" Sen bile kalkmış Viola diye bir ad takmışsın. Menekşe desen adi kaçardı, değil mi?"
......
Tamamen boş bir zihinle okumak lazım. Çünkü her satırda inanılmaz doluyorsunuz.
Beni en çok cezbeden, yazarın birbiri ardına devirdiği o 'devrik cümleleri'.
Yalınlığı ve derinliği yutuvermiş gibiler. Arkalarından kendilerini açıklayan satırlar gelmemesi daha güzel. Bu ve nokta kıvamında..
Tekrar okumayı düşündüğüm nadir eserlerden biri oldu.
"Dipnot :Öpmek de yazılamıyor ki, bağışla.."
Oooovvvvv bu nasıl bir kitaptı böyle. Yandı yandı bir şey kalmadı geriye

Vus'at O. BENER – Buzul Çağının Virüsü

Buzul Çağının Virüsü... Demokrat Parti'nin kurulmasından kapatılmasına kadar geçen dönemi, bu süreçte yaşanan olayları, kadını erkeği, gencinin yaşlısının gözünden birkaç sayfalık hikâyeler halinde anlatıyor ve kesinlikle tek okumayla kavranabilecek bir kitap değil bence. İlk okumanın ardından akılda kırgın bir aşk öyküsü kalırken, en az, ki dikkat edin en az diyorum, ikinci okumadan sonra metin gitgide açılıyor ve bir dönem yaşanmışlıkları ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Şunu gördüm ki şu yaşımda okumam gereken bir eser değilmiş. Eser inanılmaz derece harika ama anlamak için yine okumak durumundayım. Yeniden okunmasının nedeni eseri anlamamaktan ziyade sadece hakettiği değeri verebilmek adına. Yeniden okunacaklar rafındaki yerini aldı.

Benim gibi bu kitabı ilk okuyana aşk romanı gibi gelir fakat değildir aslında. İçinde aşk, tarih, dostluk, siyasi nedenlerle yaşanan tutuklanma süreçleri... Hemen hemen her duygu ve yaşanmışlık mevcuttur.

Bu eser üzerine tezler yazılmış, makaleler yayınlanmıştır. Gerçekten edebi bir o kadar da bilinçakışı tekniği ile yazılmış efsane bir yaratımdır.

Beynim mi? Evet beynim okurken yandı Ama yanmasından büyük bir keyif aldım. Beni bu denli bu anlamda zorlayan “Ses ve Öfke” kitabından sonra “Buzul Çağının Virüsü” de o sekmede yer aldı. İğne ile kuyu kazmak gibi bir his bıraktı üstümde. Çok mesudum

Fakat kesinlikle üzerinde itina ile durulması gereken bir eser. Vus'at O. Bener çok ustaca bir eser ile biz okuyucularına sesleniyor, bizleri yoracak bir eser fakat kesinlikle okunması gereken bir eser.

Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar ve devrelerinizin yanışı şimdiden hayırlı olsun.
Serim, düğüm, çözüm şeklinde ilerleyen bir romandan ziyade aforizmalardan müteşekkil bir kitap. Oğuz Atay'dakine benzer bilinç akışı yazıları görülmekte. Postmodern edebiyatın öncülerinden sayılabilir kanaatimce. Genel olayı yakalamaktan ziyade kurulan cümlelerin derinliğine bakarak okunduğunda oldukça keyifli.
'Bilinç akışı' tekniğiyle yazılmış. Kitap kendini kolayca açmıyor size. Çünkü olaylar düzenli bir şekilde anlatılmıyor. Kahraman o an kafasının içine dolan düne, bugüne ait düşünceleri ardı arkası kesilmemecesine aktarıyor size.
Roman 1945 ile 1982 arasında geçiyor. Demokrat Parti'nin kurulma aşaması ve sonrasında yaşananları anlatmaya çalışıyor. O günlerin köylüsü, kentlisi, kadını, erkeği. Tabi bir de aşk hikayesi var.
Ben zorlandım okumakta. Ama bir kazanımım oldu. O da yanlış bildiğimiz 'hile hurda' sözcük grubu. Doğrusu 'hile hud'a' imiş. Arapçada hud'a 'dalavere' anlamına geliyor.
"Seni seviyorum. Yanlış anlama: Çok fazlanı değil, sen eksiğini."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Buzul Çağının Virüsü
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
226
ISBN:
9789750807992
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
'Buzul Çağının Virüsü'nde Bener'in ustalığının yeni bir aşamasına tanık oluyoruz. Yazar bu yapıtında alışılmış anlatım kalıplarını kırarak yaşamayı kısıtlayan bütün koşullara ve olgulara karşı dilin coşkunluğunu ve yoğunluğla meydan okumaktadır. Bener'in ince alaycılığı da anlatımın şiirselliğine ayrı bir boyut kazandırmaktadır. Buzul Çağının Virüsü'nün Türk edebiyatında seçkin bir yeri olacağına inanıyorum.'
- Cevat Çapan-

'Faulkner'ın söz kurpiyeliği çağrıştıran örtük bir kurgulama ile 'öykü'lerini dağıtıyor, topluyor Bener bu romanda. İmbikten geçirilmiş, eleyerek kayda geçirilmiş bozbulanık, bir o kadar da saydam bir panorama getiriyor Buzul Çağının Virüsü: Son 40 yılın Tükiyesi, taşra(lar), kırık umutlar, deccal, direniş, yayı gevşetilmiş tutkular, kırık yaylar, tam bir hüzün konçertosu. Bu zorlu romanın konfeksiyon tipi okuru terleteceği açıktır. Ama, yazınımızın en usta işi örneklerinden birini, hele bir de güzelim bir aşk romanıysa bu , geri dönene okumak da yabana atılacak bir keyif değildir.'
- Enis Batur-

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Nephren Ka
  • Liliyar
  • Başak Yılmaz
  • aussteiger
  • Erkan
  • cnzs
  • Serdar Baday
  • Biri
  • Cem Eren
  • Hüseyin Toker

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%33.3 (2)
8
%33.3 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0