Çakıcı'nın İlk Kurşunu

Sabahattin Ali

Çakıcı'nın İlk Kurşunu Gönderileri

Çakıcı'nın İlk Kurşunu kitaplarını, Çakıcı'nın İlk Kurşunu sözleri ve alıntılarını, Çakıcı'nın İlk Kurşunu yazarlarını, Çakıcı'nın İlk Kurşunu yorumları ve incelemelerini 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Onun için insanlara, insanlığa acımak lazımdı. Bir zengin bunu hiçbir zaman hissetmemişti. Bir çeşmeden sade bir yeri doldurmak için akan paralarda, ne kadar yetimin ahı, ne kadar fakirin gözyaşı vardı. İnsanlığı, fakirleri düşünemeyerek onları ezmek, onların sırtından, onları istismardan altınlar biriktirmek, ve sonra bu biriken paralarla yine onların mahvına çalışarak, onlar üstünde bir hakim, bir amir kesilmek, bir insanın insan olan kalbin işi olamazdı.
Sayfa 46
Reklam
148 syf.
·
Puan vermedi
Kitap Sabahattin Ali’nin sandığından çıkan yayımlanmamış hikayeleri, şiirleri, yazmayı planladığı hikaye ve romanlarına ait kısa notları, bazı çizimleri ve 1932-1948 yılları arasında gazetelerde yayımlanmış yazılarından oluşuyor. Beni en çok etkileyende bu yazıları oldu ve kitabın içeriğinden çok bu yazılarına değinmek için inceleme yazmaya karar
Çakıcı'nın İlk Kurşunu
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20197,8bin okunma
Hulâsa: Ben onun uzak bir işaretiyle derhal hayatımı veririm. Acaba o... Bana elini verecek mi?.. "Hayır..."
Sayfa 27
Onu kendi vücudumun bir parçası gibi ve her gün biraz artan bir muhabbetle seveceğimi biliyorum. Ve onu birçoklarının aklından bile geçiremeyeceği bir saadete götüreceğimi zannediyorum. Ona her şeyimi, her şeyimi vermek istiyorum. Onda kendi dimağımın izlerini, kendi eserimi görünceye kadar vermek... Ve bu benim tarafımdan yapılmış bir fedakârlık değildir. Vermek burada benim için bir saadet olacaktır.
Sayfa 27
Bu mahlûk, anlaşılmak, sevilmek ve bahtiyar edilmek için yaratılmıştır. Onu hiç kimsenin anlayamadığı bir şekilde anlayacağımdan, onun ruhunun kendisinin bile farkına varmadığı derinliklerine süzüleceğimden eminim. Ve o da benim ruhumda benim bile bilmediğim şeyler keşfedecektir.
Sayfa 26
Reklam
Şimdi, her geçen dakikanın onu benim dimağımda unutulmaz bir hâle getirdiğini hissediyor, onun bütün mevcudiyetime yerleşip sokulduğunu anlıyordum.
Sayfa 26
Ben onun bir dakikalık teessürünü görmemek için gözlerimin kör olmasına dua ederim. Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur ve onun korkmakta belki de hakkı vardı.
Sayfa 25
Fakat ben akşam bir kadeh içmiş olsaydım!.. Fazla değil bir tek kadeh... O zaman onu öpmekten kendimi men edemezdim. Ve bunu o kadar içten gelen mukavemet edilemez bir ihtiyaçla, o kadar zaruri bir şey olarak yapacaktım ki, kendisi bile belki hayret edecek, fakat buna mâni olmaya kalkışmayacaktı...
Sayfa 24
Boğuluyorum... Ah boğuluyorum. Allah aşkına bana yazmak imkânını ver. Güzel ve afacan gözlerinden öperim cicim.
Sayfa 20
Reklam
Vah vah
Sana yalvarıyorum yavrum... Ve açıkça, terbiyesizce söylüyorum... Ben senden vücutlarımızın değil kafalarımızın birleşmesini istiyorum... Ötekini arzu etmek münasebetsizdir. Çünkü ne sen bana sadık kalırsın, ne ben sana... Hayat... ki yegâne zevki değişikliktedir, bir kişiye bağlanmak ancak aptalların işidir ve ben, beni aldatmayacak kadar alelade bir kadına tahammül edemem. Aldatmasına da cemiyetin henüz kıramadığımız kayıtları ile hayvani insiyaklarımız müsaade etmez... Şu halde aşk, zamanımızda biraz kafasını işletmiş olanların yapamayacakları şeydir...
Sayfa 20
Yarım saat kadar beraber oturmak, içimi bütün coşkunluklarıyla sana dökmek için en büyük çılgınlıkları da yapabileceğim... İnsanlardan takarrüp ettiğim, insanların suratına tükürdüğüm zamanlarda, onların fevkine çıkan sana o kadar muhtacım ki!... Birbirlerine bu kadar yakın kimselerin buluşması enderdir. Biz tesadüfün bu lütfunu tekmelemeyecek kadar zekâ gösterelim... Ne dersin?
Sayfa 19
Sen orada zahirî arzularını tatmin edecek bir muhittesin, kendi nefsine de benim aleyhimde telakkilerde bulundun, onun için hissetmezsin. Lakin ben sensizliğin benim için ne berbat, ne gayrı kabil-i tahammül olduğunu feci surette hissediyorum...
Sayfa 19
Hayatta fikirler çok büyük, kafalar çok küçük... İnsanların kafaları sizin içinizi dolduran şeyleri istiap edemeyecek kadar mini mini... Ben seni derin, muğlak gördüm. Beni anlayacak kadar derin... Ama... Kendim o kadar basitleştim ki sen bile -bu belki benim hüsn-i zannımdır, belki sen bana ait en ufak hisle dahi musab olmamaşsındır- şaşırdın bana. Sen de herkes gibisin!... dedin. Değilim... Değilim yavrum...
Sayfa 18
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.