Çakıl TaşlarıSami Özbil

·
Okunma
·
Beğeni
·
196
Gösterim
Adı:
Çakıl Taşları
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
152
ISBN:
9786059038164
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ceylan Yayıncılık
Eli kendiliğinden televizyon kumandasına gitmişti. Ev sahibesinin sözleri aklına gelince sinirlenmişti yine. Gelişigüzel basıyordu tuşlara. Müzik kanalları, yemek programları derken bir haber kanalında zınk diye durdu. Sesini açtı televizyonun. Cezaevlerine operasyon yapıldığını anlatıyordu spiker. Bir an kabus gördüğünü sandı. Oğlunun bulunduğu hapishaneydi gösterilen yerlerden biri. İş makineleriyle duvarları yıkıyordu resmi kıyafetli birileri. Eli ayağı buz kesmişti. Buymuş demek içimdeki sıkıntı, derken günlerdir onu kıvrandıran derdin nedenini anlamıştı ama neye yarardı... Yavrum, Murat’ım, gelemedim yanına oğlum... Bütün gövdesi çözülür gibi olduysa da öfkesinin verdiği enerjiyle hemen toparlanmış, beklemediği bir kuvvetle dolmuştu. Bir an evvel oğluna gitmeliydi.

Kapıya koştu. Kabanını giyerken kapının koluna asıldı. Bir an sanki başından kaynar sular döküldü. Merve Hanım’a küfürler ederken kırarcasına tekrar tekrar asıldı kapının koluna. Yararı yoktu. Genç kadın gürültülere koşup gelmiş, bir ekranda akan görüntülere bir Hatice Hanım’a bakıyor ve korkulu bir şaşkınlıkla neler olduğunu soruyordu. 0 ise sadece “Oğlum, oğlum Murat’ım” diyebilmişti. İçerideki feryadı duyan bahçıvan elini cama siper etmiş içeridekilere sesleniyordu. Kendisini tutup yerden kaldırmaya çalışan genç kadına “Bırak beni, ben öldüm” diyordu, Hatice Hanım.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çakıl Taşları
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
152
ISBN:
9786059038164
Kitabın türü:
Yayınevi:
Ceylan Yayıncılık
Eli kendiliğinden televizyon kumandasına gitmişti. Ev sahibesinin sözleri aklına gelince sinirlenmişti yine. Gelişigüzel basıyordu tuşlara. Müzik kanalları, yemek programları derken bir haber kanalında zınk diye durdu. Sesini açtı televizyonun. Cezaevlerine operasyon yapıldığını anlatıyordu spiker. Bir an kabus gördüğünü sandı. Oğlunun bulunduğu hapishaneydi gösterilen yerlerden biri. İş makineleriyle duvarları yıkıyordu resmi kıyafetli birileri. Eli ayağı buz kesmişti. Buymuş demek içimdeki sıkıntı, derken günlerdir onu kıvrandıran derdin nedenini anlamıştı ama neye yarardı... Yavrum, Murat’ım, gelemedim yanına oğlum... Bütün gövdesi çözülür gibi olduysa da öfkesinin verdiği enerjiyle hemen toparlanmış, beklemediği bir kuvvetle dolmuştu. Bir an evvel oğluna gitmeliydi.

Kapıya koştu. Kabanını giyerken kapının koluna asıldı. Bir an sanki başından kaynar sular döküldü. Merve Hanım’a küfürler ederken kırarcasına tekrar tekrar asıldı kapının koluna. Yararı yoktu. Genç kadın gürültülere koşup gelmiş, bir ekranda akan görüntülere bir Hatice Hanım’a bakıyor ve korkulu bir şaşkınlıkla neler olduğunu soruyordu. 0 ise sadece “Oğlum, oğlum Murat’ım” diyebilmişti. İçerideki feryadı duyan bahçıvan elini cama siper etmiş içeridekilere sesleniyordu. Kendisini tutup yerden kaldırmaya çalışan genç kadına “Bırak beni, ben öldüm” diyordu, Hatice Hanım.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • mehmet pak

Kitap istatistikleri