Adı:
Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257737173
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Yılmaz Güney ve Fatoş Güney aşkı farklı bağlamlarda pek çok tartışmanın konusu oldu. Nice zorluklara göğüs gererek serpilen, cezaevi, sürgün, ayrılık gibi çetin süreçlerle daha da güçlenip büyüyen bu destansı sevgi ilk kez tüm detayları, tüm çıplaklığıyla kâğıda döküldü, bizzat Fatoş Güney tarafından.

Moda’da doğup büyümüş, burjuva kültürüyle yetişmiş ve kendi kozasından çıkmamış bir genç kızın hayatının altüst oluş hikâyesiyle başlıyor Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun. Bu bireysel değişim ülkenin siyasi tarihi ve politik sarsıntılarla, Yılmaz Güney’in kendi yolunu bulma serüveniyle harmanlanarak eşsiz bir anlatı oluşturuyor. Fatoş Güney bu kitapta bizlere birlikte mücadele etmenin, birlikte olgunlaşmanın, birlikte direnmenin hikâyesini sunuyor.

Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun Yılmaz Güney ve Fatoş Güney’in dillere pelesenk olan büyük aşkına, Türkiye politik sinemasına ve onun en özgün, öncü figürü olan Yılmaz Güney’in hayatına, darbeler tarihine; direnmeye, değiştirmeye inanmış bir kuşağın anlam dünyasına ışık tutuyor.

“…Fakat yılmamalıydım, sürdürmeliydim yazmayı çünkü biliyordum, hiçbir şey sonsuzlukta yok olup gitmek kadar acı olamazdı. Yazmak, ölümden bir şey koparmaktı!

(…) Geçmişin tüm birikimi, şimdiki zamanın gerçekliğiyle birleşecekti nihayet. Bu kez yeniden hatırlamanın, yeniden değerlendirmenin süzgecinden geçerek…”
339 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yine kendisine ait olan:
"Halkın sanatçısı, halkın savaşçısıdır." sözünün hakkını veren Yılmaz Güney'in, Fatoş Güney ile tanışmasından sonraki hayatını (yeri geldikçe önceki yıllara da değiniliyor) merak edenlere güzel bir kaynak olacağı düşüncesindeyim.
Daha önceden Hücrem, Boynu Bükük Öldüler, Selimiye Mektupları ile Soba Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz'u okumuş biri olarak bu kitapla da oradaki anlatılanlarda bütünleşince;
"Hak yolunda halk için ölüm, en şerefli ölümdür." diyen Yılmaz Güney'in, vefatına kadar bu sözlerinin arkasında durduğuna bir kez daha şahit oldum.
Bu arada, istese bambaşka bir hayat sürebilecek olan ve anne-babasını bile sevdası uğruna terk edebilen (daha sonra barışıyorlar) Fatoş Hanım'a da hayran olmamak elde değil.
Fatoş Güney'in yüreğine ve kalemine sağlık derken, Yılmaz Güney'in güzel günlere olan inancıyla keyifli okumalar dilerim.
Ananem koskocaman rengarenk bir alem demekti benim için hayvanlar alemi demekti kediler,kuşlar, balıklar,tepesinde açan kırmızı şapkasıyla ilk kaktüs çiçeği,ilk fen ve tabiat ansiklopedisi,ilk pul koleksiyonu ,başucumda duran kırmızı küçük radyo ilk fotoğraf makinesi,Mavi Bisiklet,uçurduğumuz rengarenk uçurtma demekti .
"Bana kareli kâğıtlardan, renkli kalemlerden getir, kokulu silgilerden de, olur mu ciğerim? Yazmak istiyorum, hayatımı yazmak istiyorum... Kan kardeşim İsmail'i... At yapıyorlar, yarıştırıyorlardı bizi, sonra kaybedince dövüyorlardı büyük çocuklar. Ben, evlerden verilenleri yemeyip cebimde saklardım onun için, fındık, fıstık verirdim sevinsin diye... "
Yılmaz'ın duruşu yine bozulmuştu, düzeltmeye çalıştım.
"Ben diyorum, İsmail için, onun gibiler için, onlar kurtulsun diye istedim... Anlıyor musun beni? Onlar için mücadele ettim... Dokuz yaşındaydı öldüğünde benim kan kardeşim, dokuz... anası çok ağladı... Ah, ah benim anam, ah güzel anam, çok çekti benim anam... Gelemiyor değil mi anam? Tabii gelemiyor, ana baba düşmanları bırakmazlar, vicdansızlar! "
Fatoş Güney
Sayfa 329 - İthaki Yayınları 1. Baskı Kasım 2020
"Yılmaz gündoğumuyla yola çıkıyor, güneş batana dek ırgatlarla zaman geçiriyordu. Daha önceden tasarladığı bir sürü şey şekil değiştiriyor, yeniden can bulan kahramanlar, yeni gelişen olaylar ortaya çıkıyor, yepyeni fikirler yeşeriyordu. Ancak sinirli ve gergindi Yılmaz. Ömrünü adadığı o kutsal toprağın insanları önüne türlü zorluklar, türlü engeller çıkarıyordu. Çekimler için, çekim için gerekli akla gelebilecek her şey için inanılmaz bedeller talep ediyor, çıkarcılığın, fırsatçılığın, akıl almaz kurnazlıkların örneklerini sergiliyorlardı. Çıldıracak gibiydi Yılmaz. Aklı ermiyor, mantığı çözmüyordu bu durumu. Onların sesini yedi düvele duyurmak için böyle çırpınırken, bazı insanların böylesi kolaycı, çıkarcı yöntemlere başvurması içine sinmiyordu."

Böyle anlatıyor Fatoş Ablamız, Endişe filminin çekimlerindeki "halkımızın" yaşattıklarını.

Ve bunları okurken aklıma Uğur Mumcu'nun deyimiyle;
"diplomalarını mor binlikler getiren bir senet gibi kullanmak" yerine, yine kendini o yoksul "halk"a adayan Muzaffer Oruçoğlu'nun, yaşadığı işkenceleri anlattığı Mengene adlı kitabındaki, "egemen güç" tarafından tarifi yapılan "halkımız" geldi:

"Ben bu halkın, başkaları tarafından kurtarılmayı istediğine inanmıyorum. Git sokaktan çevir birisine sor. “Anarşistler seni kurtarmak istiyorlar, ne diyorsun?” de. “Benim kurtarılacak bir durumum yok, onlar kendilerini kurtarsınlar,” der. Halk budur. Hayatında yapmadığı bir şeydir, başkalarını kurtarmak. Git çevir, sor. “Anarşistlere ne ceza verelim?” de. “Asın!” der. Halk, kesinlikle budur. Asılışınızı zevkle seyreder. Cellatın karşısında iki büklüm eğilir, şapkasıyla selamlar onu. Halkı benim kadar tanıyamazsınız. Kıt kanaat geçinmeye alışmıştır. Küçük bir lokma atar ağzına, dikkatlice çiğner ve usul usul yutar, geğirince şükür çeker, öksürünce korkar, çevresine bakınır, acaba bir şey mi oldu diye. Ayrıntıdaki güzelliklere bakmaz halk; onun için, hiçbir şeyin değişmediğini, her şeyin birbirine benzediğini sanır. Halk budur."
Fatoş Güney
Sayfa 185 - İthaki Yayınları 1. Baskı Kasım 2020
Oda kapısını kilitledim. Dolaptan Yılmaz'ın bana alds koyun postu paltoyu çıkardım. Yılmaz'a sarılır gibi sarildim Burnumu tüylerin arasına soktum, kokusunu içime çektim. Sıcacık, yumuşacık koyun postunu bedenimden ayırmadan yatağa uzandım.

"Ancak bir yıl yaşar."
"Demek beni vatandaşlıktan çıkarmışlar, öyle mi?" diye sordu gözleri uzaklara dalarak.
"Evet ama ne önemi var ki," diye teselli etmeye çalıştım.
"Ben ülkemi bu kadar severken, o kadar çilesini çekmişken, hapishanelerine, hücrelerine, sürgünlerine katlanmışken beni vatandaşlıktan çıkarmışlar öyle mi," diye devam etti Yılmaz.
"Ama sıra bir gün onlara da gelecek! Ömürleri boyunca bir halk düşmanı olarak, sürgünde yaşamak zorunda kalacaklar ve asla ülkelerine dönemeyecekler, asla! Ama biz bir gün mutlaka döneceğiz."
Fatoş Güney
Sayfa 288 - İthaki Yayınları 1. Baskı Kasım 2020
(…) Geçmişin tüm birikimi, şimdiki zamanın gerçekliğiyle birleşecekti nihayet. Bu kez yeniden hatırlamanın, yeniden değerlendirmenin süzgecinden geçerek…”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257737173
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Yılmaz Güney ve Fatoş Güney aşkı farklı bağlamlarda pek çok tartışmanın konusu oldu. Nice zorluklara göğüs gererek serpilen, cezaevi, sürgün, ayrılık gibi çetin süreçlerle daha da güçlenip büyüyen bu destansı sevgi ilk kez tüm detayları, tüm çıplaklığıyla kâğıda döküldü, bizzat Fatoş Güney tarafından.

Moda’da doğup büyümüş, burjuva kültürüyle yetişmiş ve kendi kozasından çıkmamış bir genç kızın hayatının altüst oluş hikâyesiyle başlıyor Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun. Bu bireysel değişim ülkenin siyasi tarihi ve politik sarsıntılarla, Yılmaz Güney’in kendi yolunu bulma serüveniyle harmanlanarak eşsiz bir anlatı oluşturuyor. Fatoş Güney bu kitapta bizlere birlikte mücadele etmenin, birlikte olgunlaşmanın, birlikte direnmenin hikâyesini sunuyor.

Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun Yılmaz Güney ve Fatoş Güney’in dillere pelesenk olan büyük aşkına, Türkiye politik sinemasına ve onun en özgün, öncü figürü olan Yılmaz Güney’in hayatına, darbeler tarihine; direnmeye, değiştirmeye inanmış bir kuşağın anlam dünyasına ışık tutuyor.

“…Fakat yılmamalıydım, sürdürmeliydim yazmayı çünkü biliyordum, hiçbir şey sonsuzlukta yok olup gitmek kadar acı olamazdı. Yazmak, ölümden bir şey koparmaktı!

(…) Geçmişin tüm birikimi, şimdiki zamanın gerçekliğiyle birleşecekti nihayet. Bu kez yeniden hatırlamanın, yeniden değerlendirmenin süzgecinden geçerek…”

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Ayhan keskin
  • Ali Güler
  • Nazlı eren
  • Suat  AYDIN
  • Bülent Yüney

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0