·
Okunma
·
Beğeni
·
7,2bin
Gösterim
Adı:
Canavarın Çağrısı
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055060718
Orijinal adı:
A Monster Calls
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Delidolu Yayınları
Baskılar:
Canavarın Çağrısı
Canavarın Çağrısı
A Monster Calls
Eleştirmenler tarafından büyük övgüyle karşılanan ve pek çok ülkenin çoksatanlar listesine girmeyi başaran "Kaos Yürüyüşü" üçlemesinin iki Carnegie Madalyalı İngiliz yazarı Patrick Ness'ten okurların ruhunda fırtınalar koparacak sarsıcı bir roman!

Conor, on üç yıllık hayatı boyunca karşısına çıkan en korkutucu gerçeğin üstesinden gelebilmek için cesaretini toplamak zorunda. Talihli ki, Canavar, Conor için geldi; ve ondan istediği tek şeyse, belki de bir insandan istenebilecek en tehlikeli şey: Gerçeğin ta kendisi. Oysa Conor gerçekle baş edemeyecek kadar çaresiz. O zaman birileri Conor'ı bir türlü kabullenmek istemediği duygularla yüzleştirmeli...

Patrick Ness'in efsane yazar Siobhan Dowd'un özgün fikrinden esinlenerek kaleme aldığı Canavarın Çağrısı, yalnız bir çocuğun, onun hasta annesinin ve hiç beklenmedik ziyaretçisi Canavarın cesur, karanlık ama gülümseten hikâyesi…

Birçok edebiyat otoritesine göre yayımlandığı yılın en iyi kitaplarından biri olarak gösterilen Canavarın Çağrısı, Yetimhane, Kıyamet Günü gibi beğeniyle izlenen filmlerin İspanyol yönetmeni Juan Antonio Bayona tarafından beyaz perdeye uyarlanarak göz alıcı bir sineme filmine dönüştürüldü. Başrollerini Liam Neeson, Felicity Jones, Sigourney Weaver gibi Hollywood'un ünlü yıldızlarının paylaştığı bu sıradışı film son yılların en başarılı edebiyat uyarlamalarından biri olarak anılıyor.

Öykü içinde öykü anlatarak, okurlarına aynı Canavarın Conor'a yaptığı gibi sağ gösterip sol vuran Patrick Ness'in bu ödüllü romanı; yürek burkan, umut verici ve hepsinin ötesinde, kurtuluşa giden cesareti içeren bir hikâye.

Kim bilir, insan en doğru dersi bazen bir canavardan alabilir...

"İlgi çekici... Güçlü ve etkileyici."
-Philip Pullman-

"Olağanüstü...
Sürükleyici, tesirli, ustalıkla işlenmiş."
-Amanda Craig, The Times-

"Canavarın Çağrısı'nın özgünlüğü, ömrümüz boyunca haşır neşir olsak da, üstüne düşünmediğimiz bir olguyu irdelemesinde yatmakta: 'Hikâye' kavramının, hayatımızla iç içe yapısı."
-Kayıp Rıhtım-
216 syf.
·7 günde
Bir insanın iyiliği veya kötülüğü ona baktığınız açıya göre değişmez mi?
Dünyadaki tüm kötü insanları öldürmüş olan biri yine de katil değil midir?
Yin ve Yang'dan da açıklamaya çalışırsam; mutlak iyilik ve mutlak kötülük yoktur, birbiri ile ilişki içinde olup birbirlerine dönüşürler.
Çok basit düşündüğümüzde güzel bir çocuğun hikâyesi, derinlere inip gerçeği gördüğümüzde ise karşımıza iyilik-kötülük problemini en sade şekilde tasvir etmiş olan bir kitaptır.
-Spoiler içeren kısım-
Conor O'Malley 13 yaşında, annesinin hastalığı, ailesinin yıkık dökük bağları ile; gittikçe yalnızlaşan, her geçen gün kendi içinde boğulan bir çocuk. Kendisi küçük, yaşadıkları ve yalnızlığı çok büyük olan bir çocuk. Her gece gördüğü kâbus nedeniyle kendinden korkan, -hatta nefret eden- kafasındaki düşünceler sebebiyle kendisini suçlayan biri. Hikâyemiz Conor'ın kendi içinde biriktirdiği o koca öfke, yalnızlık, korku, ilgisizlik ve görünmezlik demetlerinin birleşip kocaman bir canavara dönüşüp her gece Conor'ı ziyaret etmesiyle başlıyor. Conor'ın kendine itiraf edemediği, kendinden uzaklaşmasına sebep olan birçok durumu Canavarımız ona gösteriyor. Bir nevi Conor'ı kendinden kurtarıyor. Canavarımız da korkutmasın sizi o, ulu bir Porsuk ağacı.
-Spoiler içeren kısım bu kadar-
Basite yorarsanız haksızlık edeceğiniz, hâtta basitleştirdiğiniz için sizin kaybedeceğiniz bir kitap.

Kitabı satın alacaksanız verdiğiniz parayı hak ettiğinden emin olabilirsiniz. Kitabın sayfaları, kapağı oldukça sağlam ve kaliteli. Sayfalar kalın dergi yaprağı kalitesinde, ağır ve şık bir kitap. Ayrıca çizim içeren kitapları seviyorsanız -ki ben çok severim- bu kitaptaki çizimler bir harika, hepsini incelerken ayrı ayrı dünyalara dalıyorsunuz.
Kitabın üslubu çok güzel, herkes rahatça okuyup anlayabilir. Bilinmeyen kelime yok gibi, cümleleri orta uzunlukta bu yüzden okurken kafanızı karıştıracak ya da cümlenin başında ne olduğunu unutturacak bir durum söz konusu değil.

Benim için en önemli kısma gelirsek:
Bu diziyi izlediğinde beğeneceğini düşündüm, bu şarkıyı dinlediğinde mutlu olacağını düşündüm ve bu kitabı okuduğunda seveceğini düşündüm gibi cümleler beni bu hayatta en çok mutlu eden cümleler kategorisindedir.
Bu kitabı bana tavsiye eden biricik arkadaşım booklover owl 'a teşekkür ediyorum. Benim için değerin her geçen gün katlanarak artıyor :).

Kitabın kalbinize dokunacağını düşünüyorum. İyi okumalar. :)
216 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Hayat bazen bizim istemediğimiz günler sunar adeta önümüze.Hayat Connor’ada aynısını yapmıştı.Connor’ın annesi günden güne ölmektedir,babası ise onları çoktan terk etmiş ve yeni bir aile kurmuştur.Düzen hastası büyükannesi de hayatı onun için kolaylaştırmamaktadır.Hani deriz ya aileden yüzü gülmeyenin arkadaşlardan yüzü güler.Connor için bu da geçerli değil; insanlar ona acımaktadırlar ve okuldaki çocuklar onlara zorbalık yapmaktan başka bir şey yapmamaktadır.Hal böyle olunca buna dayanamayan evlerinin yanındaki Porsuk ağacı canlanır ve Connor için gelir.
“Beni sen çağırdın.Sana üç hikaye anlatacağım ve hikayelerim bittiğinde sen de bana kendi hikayeni anlatacaksın” der.Konunun bu kadar uzun olması bile hoş bir durum olmadığı için konuyu burada kesiyorum.

Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak insanların psikolojilerinin hiç görünmeyen derinliklerini okuyucuya öyle bir hissettiriyor ki siz birden Connor oluyorsunuz yada kitaptaki herhangi biri.
Kitabın anlatımı çok rahat,çok akıcı ancak şunu söylemem gerekir ki siz kitabı okuduğunuzu sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz.Kitap size kendini okutarak yaşatıyor adeta olanları.
Kitap boyunca merak ettiğim bir durum vardı ve bu konuyu kitabın sonunda öğrendiğim de o kadar çok ağladım ki anlatmaya kalksam kelimeler kifayetsiz kalır sanırım.
Kitapta asıl canavar kim asıl masum kim sürekli bunu öğrenmeye çalışıyorsunuz ama size kitap her seferinde ters köşe yapıyor.
Kitaptaki illüstrasyonlar zaten muhteşemdi.

Eğer siz de bu soğuk günlerde içinizi ısıtıcak,aynı zamanda duygulandıracak hatta içinizdeki canavarı ortaya çıkaracak bir kitap arıyorsanız buyrun okuyun. :)
216 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Ölümü, kaybetmeyi, hayallerin, rüyaların, hayal gücünün arkasına saklanmayı anlatan harika bir eser. Filmi de varmış, izlesem iyi olacak. Canavarın Çağrısı fantastik bir dünya ile acı gerçeklerin buluştuğu bir eser...
216 syf.
·5 günde·9/10 puan
Daha önce körler ülkesi kitabının çizimlerini sevmiştim ama canavarın çağrısının çizimleri ve karanlık atmosfer süper ötesi. Filmine baktım sırf bu kaliteli çizimler yüzünden film çizimlerini beğenmedim. Neyse kitabı kesinlikle bir şekilde çizimleri olan tudem yayımlarından okumaya çalışın. Çok beğeneceksiniz. Connor reis ve kanser annesinin hikayesini alışılmışın dışında sert bir dille ve güzel bir metaforla anlatıyor kitap. İçimizde ki canavaran söz geçirebilecek miyiz? Yoksa onun dediklerini inanacak kendimize yalan mı söyleceğiz? Güzel anlamlar çıkarılabilir. Kitabı sevdim ama nedense hikaye kısımları ve bazı okul kısımlarının yeterince kaliteli anlatılmadığını düşünüyorum. İçine çekmedi daha akıcı ve içine çekebilirdi. Bazı yerlerde bu yüzden hikayeden aldığım zevk düştü. 8verecektim kitaba metafor ve mantığı yüzünden ama kitabı her zaman bütün olarak değerlendiririm. Ve bende çizimli baskıya sahip olduğum içib o süper çizimler için 9veririm :) okuyun okutturun. Çocuklara uygun özellikle çizimleri seveceklerdir. Saçma sapan ergen kitapları okuyacaklarına bu tür kanserli bir annenin çocuğun empatisi ve içimizdeki canavarın gri tonlarını okusunlar :)
216 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
"SENİNLE İLGİLİ HERŞEYİ BİLİYORUM, CONOR O'MALLEY"

Canavarın Çağrısı'ndan ilk kez bir iki ay önce film fragmanını izleyerek haberdar olmuştum, ama kitap olduğunu öğreneli birkaç gün oldu sadece. Filmin fragmanı bana çok etkileyici geldi, kitabı olduğunu öğrenince de hemen okumak istedim..yeter ki şu karışık, korkunç günlerde zihnimizi başka yerlere taşımak mümkün olsun...ki oldu da ..kitabı okudum; okudum ama burada da ağlamamak mümkün olmadı...çünkü 13 yaşındaki Connor'ın yavaş yavaş ölmekte olan annesiyle yaşadığı şeyler insanı etkiliyor. BUrada elbette kitaptaki gelişmeleri bir şekilde belli etmiş olacağım, o yüzden kitabı okumayı düşünenler okumamalı belki de... Connor'ın evlerinin az ilerisindeki porsuk ağacı bir canavara, dev bir porsuk ağacı canavarına dönüşüp her gün tam saat 12.07'de ona gelerek ona tam üç hikâye anlatacağını ve bu üç hikâyeden sonra da Connor'ın kendisine bir hikâye anlatacağını söylüyor. Connor'ın hayatı zor, çünkü annesi ağır hasta, babası başka bir kadınla evlenip ABD'ye taşınmış, okulda arkadaşlarıyla arası kötü..bütün bunların arasında bir de ona hikâye anlatmayı kafayı takmış, kendisiyle ilgili herşeyi bildiğini söyleyen bir porsuk ağacı canavarı çıkıyor ortaya..ve canavarın dediğine göre canavarın ayaklanmasının sebebi aslında Connor'ın onu çağırmış olması..tamam da, Connor canavarı neden çağırmış olabilir ki? Canavar Connor'ın bir gerçeği gizlediğini söylüyor ve bunu açıklamasını istiyor...kitabın sonunda da işte o gerçeği öğreniyoruz.

Kitap baştan sona muhteşem çizimlerle desteklenmiş; okuduğumuz hikâye kadar güzel, etkileyici hatta ürkütücü çizimler bunlar; filmin fragmanında ise daha da güzel canlandırmalar görüyoruz... Hikâye çok dokunaklı, çok etkileyiciydi; son sayfalarda, yani gerçeği öğrendikten sonra ben de kendimi bıraktım açıkçası. Bir insanın hayata ve ölüme bakabilmesi, beni her zaman etkilemiştir: Joyce'un Ölüler'inde içine kapanık Gabriel, Çehov'un daha yeni okuduğum ve hâlâ etkisini yitirmeyen hikâyesinde ölmek üzere olan, birşeyler söylemek isteyen ama bunun ne olduğunu anlamayan saf, temiz Gusev, ya da okyanusun açıklarında artık yorulan ve hayatı ve hakikati anlamaktan bitap düşen Martin Eden aklıma ilk gelenler...burada da, elbette edebi anlamda bu diğer eserler gibi olmasa da, kesinlikle çok iyi bir şekilde yazarın bize aynı şeyi anlattığını görüyoruz... bir çocuğun zihnini, yüreğini ince ince anlatıyor bu hikâye...herkese öneriyorum...

***
Ekim ayında gösterilecek filmin fragmanları:

https://www.youtube.com/watch?v=7r1Kniofm5Y

https://www.youtube.com/watch?v=R2Xbo-irtBA
216 syf.
Conor, annesi kanserle savaşan bir çocuk. Bu yetmezmiş gibi okuldaki arkadaşlarıyla olan problemleri, babasının uzaklığı ve gece gördüğü kabuslarıyla başı oldukça dertte..
Kitabi okumaya başladığımda yumuşak bir hikaye olduğunu düşündüm. O kadar akıcıydı ki, başladığım gibi yüzüncü sayfasına gelmişim. Sonra birden tüm o gerçeklik boğazımda düğümlendi.
Conor için geceyarısı gelen bir canavar, ona üç hikaye anlatacağını ardından dördüncü hikayeyi ona Conor'ın anlatacağını söylüyor. Böylelikle maceramız başlıyor.
Conor'la ayni yaslardayken benim anneme de kanser teşhisi konulmuştu. Üstelik annem yakinimda degil çok uzakta tedaviye başlamıştı. O siralar hayatımın nasıl gectigini size kitaptan bir cümle ile anlatabilseydim, şu cümleyi seçerdim:
"İnanilmaz gibi görünse de, dünyanın geri kalanı için zaman akıp gitmeye devam ediyordu.
Bir şey beklemeyenler için."
Ve Conor'ın bize anlattigi hikayede, bu yasadigimdan bağımsız olarak kendimi buldum. Herkesin kendini bulacağını düşünüyorum.
Bu kitap benim unutulmazlarim arasında yerini aldi.
İçeriğini anlatmak istemedigim icin tanitimini kisa tutuyorum. Sadece genel konusuna değinmek istedim.
Ancak kitap canavarin "üç hikaye"si ile bana Kehf Suresi'ndeki Hz Musa kissasini hatirlatti. Dördüncü hikaye daima bizde :)
İmtihanlarimizdan en hayirli en güzel şekilde sıyrılabilmek duasıyla...
216 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Her insan kendini samimi hisseder fakat samimiyete ulaşmak zordur. Samimiyet, dürüstlük gerektirir ve dürüstlüğün en zor aşaması da kendine dürüst olmaktır. Aynı zamanda bu dürüstlüğün ilk aşamasıdır da. Bu yüzden zor da olsa bazı şeylere kendimizden başlamamız gerekir. Sıkıca kapanmış kapıların anahtarlarını dışarıda bir yerde arayarak bize verilmiş olan zamanı boşa harcadığımızı ne zaman fark edeceğiz?

Bir insan dürüst olduğunu ne zaman fark eder? Ya da şöyle sorayım; bir insan kendine yalan söylediğini kolayca fark edebilir mi? Her insan yalan söyleme konusunda başarısız olduğunu savunur; fakat her zaman en inandırıcı yalanları kendine söyler. Kendine söylenen yalan insan için bir kaçış yoludur. Fakat bu yalan ne kadar inandırıcıysa, yolun sonunda karşınızda bulacağınız uçurum da bir o kadar derin olacaktır.

Patrick Ness'in elimizde tuttuğumuz bu romanı başarı ile yazabilmesinin nedeni samimiyetidir. Kitabın başında bu romanı yazmanın onun için ne ifade ettiğini dürüst bir şekilde dile getirmesi, kaleminin önünde duran duvarları yıkmak için yaptığı en önemli hamle. Ness, yazarken bu duvarları nasıl yıktıysa, bizler de okurken o şekilde kendi duvarlarımızdan kurtulmalıyız. Çünkü "Canavarın Çağrısı" kendinize dürüst olmadan okuyabileceğiniz bir eser değil. Bu, eserin okuması zor olduğunu söyleyen bir şey değil; aksine ancak dürüstlükle okunabilecek kadar basit bir roman. Satır aralarını okuyup alt metni keşfetmediğiniz sürece kendinizi bulamayacağınız, kendinizi bulamadığınız sürece de anlamını kavrayamayacağınız bir eser. Dürüstlükle başlanırsa, dürüstlükle bitecektir.

İnsan, zordan kaçar. Karşısındaki zorluk ne olursa olsun, kaçmak savaşmaktan daha mantıklı bir seçenekse, insan her zaman kaçar. Bu bir savunma mekanizmasıdır. Bu bir içgüdüdür. İnsanların içgüdüleri benzerdir, fakat cesaret gerektiren bir içgüdüde, bir çocuk her zaman bir adım öndedir. Bir yetişkine göre çocuk, kendi içini daha rahat görebilir ve keşfedebilir. Ve bir çocuğun içi, dışından büyüktür. Her çocuğun, bir canavarı vardır, yatağının altında değil, içinde saklanır.

"Canavarın Çağrısı" konusu üzerine çok konuşacağım bir eser değil. Çünkü masallara benziyor. Bir masal hakkında fazla konuşursanız, büyüsü bozulabilir. Büyülü bir dünyanın büyüsünü kaçırmak, yapılabilecek en tehlikeli eylem olabilir. İçindeki dürüstlüğü yakalamak için dürüst olup, satırları arasında kaybolacağınız bir roman, "Canavarın Çağrısı".
216 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Yorumun aslı ve tamamı --> https://yaprakonur.wordpress.com/...agrisi-patrick-ness/

Kitap Connor'ın hikâyesini anlatıyor. 13 yaşındaki Connor'ın annesi kanser, babası ise onları terk edip kendisine yeni bir aile kurmuş. Bir de hiç anlaşamadığı titiz mi titiz bir annenesi (kitapta büyükanne olarak çevirilmiş) var. Okuldaki herkes annesi hasta olduğundan kendisine anlayışlı yaklaşmaya çalışsa da okulun kabadayılarıyla başı dertte. Her gece gördüğü kabuslar ise cabası...

Ne kadar da karanlık bir tablo çizdim, değil mi?  Bu kitap gerçekten karanlık bir dram.  İnsanın içini ısıtan, yüzünde tebessüm oluşturan bir sıcaklığı yok, tam tersi boğazınıza bir yumru oturtuyor ve gözlerinizi dolduruyor.

Kısacası Canavarın Çağrısı bir çocuk kitabı değil, sindirmesi kolay bir kitap da değil ama benim mutlaka okunmalı dediğim kitaplardan biri oldu. Her şeyiyle kelimenin tam manasıyla mükemmeldi.
224 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Çok uzun zamandır yanı başımda okunmayı bekleyen Siobhan Dowd'un fikrinden esinlenerek Patrick Ness 'ın kaleme aldığı Canavarın Çağrısı 'nı nihayet okudum.

Aslında hiç bir şey yazmayıp sadece 'okuyun' demek istiyorum. Yaş aralığı önemli değil. Küçükseniz içinizdeki canavarla tanışıp ona neden ihtiyaç duyduğunuzu öğrenir, sorgulamaya devam eder, düşündükleriniz yüzünden kendinizi cezalandırmaktan vaz geçer ya da isteklerinizin sonucunu başkalarına mal etmeyi bırakırsınız. Yok büyükseniz, çocuklarınızın altında ezildikleri duyguları, onları nasıl biriktirdiklerini, nelere umut bağladıklarını, kabullenmeyi yenilmekle eş tuttuklarını fark eder onları cesaretlendirirsiniz...

13 yaşında, annesinin hastalığıyla, yakınlık kuramadığı diğer aile üyeleriyle, arkadaşları arasındaki görünmez ruh haliyle, içinde yarattığı canavarla birlikle baş etmeye çalışan Conor'un hikayesi okuyacak olduğunuz. 'iyi ya da kötü ne olacaksa olsun' diye düşündüğü için cezalandırılmayı hak ettiğini düşünen Conor'un hikayesi.
Bu hikaye de mutlu bir son vaad etmiyorum size, ama boğazınızdaki yumruyla birlikte unutamayacağınız bir son olacağı konusunda söz verebilirim.

Filmi olduğunu öğrendim. Genelde çok beğendiğim kitapların filmlerini izlemem, çünkü hüsrana ugradığım zaman gerçekten üzülüyorum. Izlediyseniz eğer olumlu ya da olumsuz fikrinizi söylerseniz çok sevinirim.

Keyifli okumalarınız daim olsun... Kitapla kalın...
224 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ben bu kitabı zor okudum.Nedeni yazarın sanki kitap değil hayat yazmasıydı.Kitapta annesi hasta olan bir çocuk anlatılıyor.Birgün evinin önündeki porsuk ağacı geliyor ve "Ben sana üç tane masal anlatacağım,sen de dördüncü olarak bana gerçeği anlatacaksın."Conor bu söylenenlerden bir şey anlamaz ve geceleri ağaç gelip ona hikayeleri anlatıyor.Sıra Conor' a gelince "Bunu söylersem ölürüm."der.Ve canavar cevap olarak"Söylesen de söylemesende öleceksin"der.Conor zor da olsa gerçeği söyler.Kitabın son sayfasında yüreğim parçalandı.Çok duygusal bitti yani.Kitabı herkese tavsiye ederim.
224 syf.
·Beğendi·10/10 puan
"Gerçeği görmezden gelmek, aydınlık bir sabahta gözlerimiz kapalı yürümeye çalışmak gibidir."

Bu kitabı alırken içeriği hakkında çok bir fikrim yoktu. Sadece fantastik bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve tavsiyeyle aldığım için bir ara okurum diye bir köşeye bırakmıştım. Okuduğum zaman ise:

Tek kelimeyle hayran kaldım.

Bir uyarı yapayım öncelikle, kitabın ismine kesinlikle kanmayın!

Şöyle söyleyebilirim ki: kabullenmesi zor bir durumu kabullenme sürecini o kadar güzel işlemiş ki yazar. Üstelik bir çocuğun gözünden! Tekrar tekrar okuyacağım değil de bir kez okumayla aklımda yer etmiş bir kitap. Patrick Ness Canavarın Çağrısı
Zihnin rahatlatıcı yalanlara inanır ama o yalanları gerekli kılan acı gerçekleri de bilir. Her ikisine de inandığın için zihnin seni cezalandırır.
Hikayeler vahşi yaratıklardır, dedi canavar. Onları serbest bıraktığında , ortalığı nasıl kasıp kavuracaklarını kim bilebilir?
Birçok gerçek, kandırmaca gibi gelir insana. Krallıklar layık oldukları prenslere kalır, çiftçi kızları yok yere ölür; bazen de cadılar, kurtarılmayı hak eder.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canavarın Çağrısı
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055060718
Orijinal adı:
A Monster Calls
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Delidolu Yayınları
Baskılar:
Canavarın Çağrısı
Canavarın Çağrısı
A Monster Calls
Eleştirmenler tarafından büyük övgüyle karşılanan ve pek çok ülkenin çoksatanlar listesine girmeyi başaran "Kaos Yürüyüşü" üçlemesinin iki Carnegie Madalyalı İngiliz yazarı Patrick Ness'ten okurların ruhunda fırtınalar koparacak sarsıcı bir roman!

Conor, on üç yıllık hayatı boyunca karşısına çıkan en korkutucu gerçeğin üstesinden gelebilmek için cesaretini toplamak zorunda. Talihli ki, Canavar, Conor için geldi; ve ondan istediği tek şeyse, belki de bir insandan istenebilecek en tehlikeli şey: Gerçeğin ta kendisi. Oysa Conor gerçekle baş edemeyecek kadar çaresiz. O zaman birileri Conor'ı bir türlü kabullenmek istemediği duygularla yüzleştirmeli...

Patrick Ness'in efsane yazar Siobhan Dowd'un özgün fikrinden esinlenerek kaleme aldığı Canavarın Çağrısı, yalnız bir çocuğun, onun hasta annesinin ve hiç beklenmedik ziyaretçisi Canavarın cesur, karanlık ama gülümseten hikâyesi…

Birçok edebiyat otoritesine göre yayımlandığı yılın en iyi kitaplarından biri olarak gösterilen Canavarın Çağrısı, Yetimhane, Kıyamet Günü gibi beğeniyle izlenen filmlerin İspanyol yönetmeni Juan Antonio Bayona tarafından beyaz perdeye uyarlanarak göz alıcı bir sineme filmine dönüştürüldü. Başrollerini Liam Neeson, Felicity Jones, Sigourney Weaver gibi Hollywood'un ünlü yıldızlarının paylaştığı bu sıradışı film son yılların en başarılı edebiyat uyarlamalarından biri olarak anılıyor.

Öykü içinde öykü anlatarak, okurlarına aynı Canavarın Conor'a yaptığı gibi sağ gösterip sol vuran Patrick Ness'in bu ödüllü romanı; yürek burkan, umut verici ve hepsinin ötesinde, kurtuluşa giden cesareti içeren bir hikâye.

Kim bilir, insan en doğru dersi bazen bir canavardan alabilir...

"İlgi çekici... Güçlü ve etkileyici."
-Philip Pullman-

"Olağanüstü...
Sürükleyici, tesirli, ustalıkla işlenmiş."
-Amanda Craig, The Times-

"Canavarın Çağrısı'nın özgünlüğü, ömrümüz boyunca haşır neşir olsak da, üstüne düşünmediğimiz bir olguyu irdelemesinde yatmakta: 'Hikâye' kavramının, hayatımızla iç içe yapısı."
-Kayıp Rıhtım-

Kitabı okuyanlar 634 okur

  • Klasik Sever
  • Arzu
  • Asya Doruk
  • e
  • Sessiz okur
  • eylül
  • ferit elçi
  • Leyla Alp
  • nehir
  • Sinem Bayar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.2 (46)
9
%9.6 (29)
8
%6.6 (20)
7
%6 (18)
6
%2.3 (7)
5
%0.3 (1)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0