Canım Tavşancığım (Ayşe Bener’e Mektuplar (Ankara 1969-1987))Vüs'at O. Bener

·
Okunma
·
Beğeni
·
140
Gösterim
Adı:
Canım Tavşancığım
Alt başlık:
Ayşe Bener’e Mektuplar (Ankara 1969-1987)
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750839504
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi
Tanrım! Yaşama’ya yeni yeni başlayan bu çocuk çıldırmış!” “Hadi can, susayım gayrı. TV. de varsa, bir Western seyreder, akşam İnegöl Köftecisi’nde zıkkımlanır, erkence yatağa girerim!” Vüs’at O. Bener’in kişiliğinin, sevgisini yaşama biçiminin, duygusal tepkilerinin, yazınsal kaygılarının, ciddiyet dolu alaycılığının, yakın çevresi ve toplum gözünde kendisini tartmalarının, ülkesine ilişkin endişelerinin örnekleriyle dolu, Bener’deki gerçek-kurmaca oyununu aydınlatan bir kitap Canım Tavşancığım. Orhan Koçak’ın saptamasıyla, “bir yanılsama olarak kurmaca metne inanmakta zorluk çeken” Bener’in, çıplak gerçekleri incelikle dile getirişine tanık olacaksınız. Oysa, “dille uğraşmayı” ne çok seviyorum! “Hukuk” denilen ve hiçbir çözüm getirmeyen bence, bir uğraşı gerçekten benimseyemedim hiç! Bu yüzden “tatsız”, robot bir yaratık oldum, çıktım! Bu PİS bilgileri edinmezden önce, daha insandım, gene huzursuz ve huysuz, ama içimde sürekli adanmışlığını bekleyen yaratma özlemini diri tutabiliyordum. Şimdi o özlem öylesine derinlerde ve uykularda ki, tümden umud keseceğim neredeyse! Nereye varmak istiyorum? Yalnızlık edebiyatıyla, gözyaşlarıyla, zayıflıklarla, dayanıksızlıklarla, geçici çözümlere sarılmakla hiçbir şey kazanılamaz. Basit, ilkel, çevresiyle iç içe, onlarla birlikte yaşamak, dayanmak, içtenlikle ONLARLA bütünleşmek. Budur mutluluğun yolu, yaşamanın anlamı! Gerisi lâftır, inan ki lâftır. Umarım BU GERÇEK anlaşılır bir gün ülkemde. Vüs’at O. Bener’in, eşi Ayşe Ilıcalı Bener’e 1969-1987 yılları arasında yazılmış 87 mektup, Murat Yalçın tarafından yayına hazırlandı. Canım Tavşancığım: Ayşe Bener’e Mektuplar (Ankara 1969-1987) başlıklı kitapta üç bölüm var: Ankara’dan İstanbul’a (1969-71), Ankara’dan Canterbury’ye (1979-80), Ankara’dan Lancaster’a (1987). İlk bölümdeki 56 mektup, Bener’in Ayşe Ilıcalı’yla tanışmalarından sonraki yılların (1969-71) tutkuları ve sancılarıyla yüklü. Toplumsal dikkatler ve bireysel uyarılarla dolu 29 mektup 1979-80 yıllarının siyasi ve ekonomik krizlerini yansıtıyor. Son iki mektuptaysa 1987 kışındaki sıkıntılar öne çıkıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
SEN Bİ BANA GELİNCE ŞAKADAN ANLAMIYON!

"Emme de açıyon gozlerini gara gozlüm, hekayemiz bitende.
Nolmuş yani, niye şaştın bu gadar?
Bana galırsa bu işin çok derin bi menası va ;
Sen bi bana gelince şakadan anlamıyon!"

Vüs'at Bener 'in okuduğum yedinci kitabı olmasına rağmen, bu kitaptan önce onu tanıyor ya da anlıyor zannettiğim için kendime gülüyorum.

Asıl kucaklaşma, kitabı elime alır almaz, şöyle bir göz gezdirirken kendi el yazısıyla yayınlanan mektuplarını gördüğüm an başladı. Bu mektuplar öyle içten, öyle doğal ki ; içinde kendisinin el çizimi pantolon kalıbı ve ölçüleriyle bile karşılaştım.

Bu kadarla da kalmıyor, iki telgraf direği ve aralarına gerilmiş telgraf telleri çizip üzerine gel yazmış. :)
"Telgrafın tellerine gel yazdım, gel!" diyor. (sayfa 70)

Ruhunda, içinde, yüreğinde ne varsa, bu kitabın sayfalarına boca etmiş gibi. Hiç bölmeden, güzelleştirmeden, değiştirmeden, olduğu gibi..

Kitap, üç bölüm şeklinde eşine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplarda, gündelik kaygı ve durumların yanında, derin bir özlem ve hasretle beraber, gündemi belirleyen siyasal ve toplumsal olaylara da rastlıyor insan.

Anlaşılma kaygısına odaklanarak yazan bir yazar olmadığı için, ne kadar hissederseniz o kadar derine inebiliyorsunuz.

Bazen biraz daha, biraz daha derken, sonu olmadığını keşfetmek eğlenceli oluyor.

Her mektubun bitiminde, attığı imza niteliğinde, kendini anlatan o bir iki kelime, güçlü mizah anlayışının izlerini taşıyor.

Tavşancığına, Ayşe'sine, cicikosuna, bicikosuna, canına, kuzusuna, tontonuna yazıyor.

İmzası ise şöyle ;
Vüs'at
Pösi-cin
Ayıciiin Vösi
Pos-akbıyık Vösi'ciin
Ayı Vösün
Karmakarışıkbıyıkcın
Ürkek Ayıcııın
Vösilyanus - Mösimus 'cuğun ( En çok bunu sevdim. :))

Kişiliği, sevgisini yaşama biçimi, olaylara yaklaşım tarzı, endişeleri, ciddiymiş gibi yapıp aslında şaka yapışları, kaygıları, ona ait her şeyin çok fazlası bu kitapta mevcut.

Aralarındaki ilişkinin, samimiyetin ve dilin orijinal halini okumak müthiş keyifliydi.

Ah Vüs'atcııım,
Seni tanıyorum zannetmeme rağmen bu kadar geç çözebilmemin ( belki de hâlâ çözemedim, bilmiyorum) hesabını soracağım elbet kendime..

Birjinya'n
Yıkanabilmenin, sırtına temiz çamaşır giyebilmenin, peynir ekmek yemenin, sıcak bir bardak çay içmenin ne büyük bir mutluluk olduğunu, yoksunluğuna, eksikliğine düşmeden kavrayamıyor insanoğlu.

Özlem, sevgi de öyle!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canım Tavşancığım
Alt başlık:
Ayşe Bener’e Mektuplar (Ankara 1969-1987)
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750839504
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi
Tanrım! Yaşama’ya yeni yeni başlayan bu çocuk çıldırmış!” “Hadi can, susayım gayrı. TV. de varsa, bir Western seyreder, akşam İnegöl Köftecisi’nde zıkkımlanır, erkence yatağa girerim!” Vüs’at O. Bener’in kişiliğinin, sevgisini yaşama biçiminin, duygusal tepkilerinin, yazınsal kaygılarının, ciddiyet dolu alaycılığının, yakın çevresi ve toplum gözünde kendisini tartmalarının, ülkesine ilişkin endişelerinin örnekleriyle dolu, Bener’deki gerçek-kurmaca oyununu aydınlatan bir kitap Canım Tavşancığım. Orhan Koçak’ın saptamasıyla, “bir yanılsama olarak kurmaca metne inanmakta zorluk çeken” Bener’in, çıplak gerçekleri incelikle dile getirişine tanık olacaksınız. Oysa, “dille uğraşmayı” ne çok seviyorum! “Hukuk” denilen ve hiçbir çözüm getirmeyen bence, bir uğraşı gerçekten benimseyemedim hiç! Bu yüzden “tatsız”, robot bir yaratık oldum, çıktım! Bu PİS bilgileri edinmezden önce, daha insandım, gene huzursuz ve huysuz, ama içimde sürekli adanmışlığını bekleyen yaratma özlemini diri tutabiliyordum. Şimdi o özlem öylesine derinlerde ve uykularda ki, tümden umud keseceğim neredeyse! Nereye varmak istiyorum? Yalnızlık edebiyatıyla, gözyaşlarıyla, zayıflıklarla, dayanıksızlıklarla, geçici çözümlere sarılmakla hiçbir şey kazanılamaz. Basit, ilkel, çevresiyle iç içe, onlarla birlikte yaşamak, dayanmak, içtenlikle ONLARLA bütünleşmek. Budur mutluluğun yolu, yaşamanın anlamı! Gerisi lâftır, inan ki lâftır. Umarım BU GERÇEK anlaşılır bir gün ülkemde. Vüs’at O. Bener’in, eşi Ayşe Ilıcalı Bener’e 1969-1987 yılları arasında yazılmış 87 mektup, Murat Yalçın tarafından yayına hazırlandı. Canım Tavşancığım: Ayşe Bener’e Mektuplar (Ankara 1969-1987) başlıklı kitapta üç bölüm var: Ankara’dan İstanbul’a (1969-71), Ankara’dan Canterbury’ye (1979-80), Ankara’dan Lancaster’a (1987). İlk bölümdeki 56 mektup, Bener’in Ayşe Ilıcalı’yla tanışmalarından sonraki yılların (1969-71) tutkuları ve sancılarıyla yüklü. Toplumsal dikkatler ve bireysel uyarılarla dolu 29 mektup 1979-80 yıllarının siyasi ve ekonomik krizlerini yansıtıyor. Son iki mektuptaysa 1987 kışındaki sıkıntılar öne çıkıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Leyl_im
  • Liliyar
  • Biri
  • gizem
  • Sadiye bitmen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0