·
Okunma
·
Beğeni
·
1758
Gösterim
Adı:
Canterbury Hikayeleri
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
639
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631413
Orijinal adı:
The Canterbury Tales
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Canterbury Hikayeleri
Canterbury Hikâyeleri
Canterbury Hikayeleri
The Canterbury Tales
İngiliz yazarlarının "bizim Homeros'umuz", "bizim Goethe'miz" sözleriyle övdükleri Geoffrey Chaucer (1342/43-1400), Shakespeare öncesi İngiliz edebiyatının en büyük şairlerindendir. Chaucer'ın önemi büyük ölçüde, John Gower gibi çağdaşları hem Latince ve Fransızca hem de İngilizce yazarlarken, yapıtlarında sadece İngilizceyi kullanmış olmasından kaynaklanır. Chaucer, bu özelliğiyle "İngiliz" edebiyatının "babası" kabul edilmektedir.

Chaucer'ın olgunluk dönemi ürünü olan Canterbury Hikâyeleri, neredeyse bütün çağların en yaygın edebi formu olan "bir çerçeve öykü içinde öyküler dizisi" örneğine uygun olarak tasarlanmıştır. Ancak, dilindeki ve anlatımındaki olgunluğun yanısıra, öyküleri değişik kişilerin anlatması, bu kişilerin betimlenmesindeki canlılık ve anlatıcıyla öyküsü arasındaki ilişkilerin de verilmesi gibi özellikleri, yapıtı benzeri dizi öykülerden ayırmaktadır. İngiliz edebiyatının bu temel başyapıtını, orta İngilizce aslından yapılan tam metin çevirisiyle sunuyoruz. 
176 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Karadenizde yol havası vardır buda uzun yol hikayeleri gibi bir kitap :) Yolculuğu eğlenceli hale getirme niyetiyle Canterbury'ye varmak üzere yola çıkan bir grup hacının at sırtında birbirlerine anlattıkları hikayelerden oluşuyor.Dönem itibariyle 1300'ler İngilteresi, yazar çağının aksine kitabı ingilizce kaleme alıyor bence birazda bu nedenle İngiliz edebiyatının başlangıcı kabul edilmiş bir eser.Çünkü çoğunluk ya fransızca yada latince konuşuyordu.İngilizceye dönüş yapan bu eser matbaanın keşfinden çok daha önce elle yazılıp çoğaltılmış.Buna rağmen orta çağda en çok satan kitaptır kendileri.Tabiki bence bunun nedeni eserde halktan karakterlere olduğu gibi yaklaşması.Örneğin din adamlarını tiye alması,şövalye görünümlülerle dalga geçmesi,gerçekten halktan çalan çırpan karakterlere ve kadın erkek ilişilerine yer vermesi ki bunu yaparken alttan alttan doğru olanıda savunması halka halktan olanın verilmesi kitabın sevilmesini kolaylaştırmış.Hikayelerin akıllıca olması kadar yazarımızda pek akıllıca.1340 yılında doğmuş ki,zamanı İngilterenin en karışık dönemi.100 yıl savaşları var.Böyle bir dönemde böyle bir eser yazmak için ya çok yürek yemiş olmak lazım yada kendini saray kısmına çok sevdirmiş olması lazım.Ben ikinciyi seçtim.Bence kendini sevdirmiş.Tabi kara kaşını kara gözünü değil.Casusluk yapmış.Tabi,tabi.Kendisi delikanlılık çağında bir kontesin yanında çalışmış bütün İngiltereyi dolaşmış.Bu bir insana ne katar bayım ? Çok gezen çokta bilir nihayetinde.İnsan tanımış insan.Daha sonra İngilterenin Fransa işgalinde kralın ordusuna katılmış askerlik yapmış.Al sana öğrendimi siyaseti.Ki bence buralarda bağlantılar kurdu.1360 ta kraliyet ulağı olarak çalışmış.Sizce ne getirip götürüyordu.Ya ya.III.Edward'ın pasta tarifleri.İtalya'da İspanya'da Fransa'da görevlerde bulunmuş.Ne öğrendi? Dil.Daha sonraları avukatlık eğitimi alıyor gümrük memuru oluyor hatta kraliyet ödülüne layık görülüyor falan filan.Asıl nokta III.Edward'ın ölümünden sonra gelen II.Richard da bu adamı yanında tutuyor.Tuhaf.100 yıl savaşları hanedan savaşlarıdır.Yani kimsenin kimseye güvenmediği iç savaş ve karanlık zamanlar.III.Edward ve II.Richard aynı hanedandan yani şey Plantagenet hanedanı bir sonra gelende IV.Henry Lancaster hanedanından neyse oraya girmeyeyim.Yani demek istediğim bir krala hizmet eden, ki sırlarıda biliyordur,başka bir kral tarafındanda kullanılması caiz mi.Hıım bence bu adam her kral için siyasi başarı getiren çok alengerli bir adamdı.Nihayetinde bu 3 kralada hizmet etmiş ve eceliyle vefat etmiş.Düşünün hizmetinde bulunduğu krallar bile eceliyle ölemedi,hanedan savaşı taht kavgası türlü dalavere.Yazarımız bence her defasında kelleyi kurtarmış.Kendini kurtarırkende arada bu hikayelerle uğraşmış.Eserin orjinali nazım şeklindedir.Yine kendini kurtarma içinde değerlendirebileceğimiz IV.Henry'nin annesi için dokunaklı bir şiiride mevcuttur.Şiirdenmidir bilinmez yeni kral IV.Henry'de Chaucer'ı severmiş.Neyse kendileri Londrada Westminister Manastırı'nın bahçesinde yatıyor.Ondan sonra ölen İngiliz edebiyatının en önemli yazarlarıda oraya gömüldü.Kimler yokki orda oo Charles Dickens,Neville Chamberlain,Isaac Newton ve daha fazlası yıldızlar karması.Son olarak söylemek istediğim İngiliz edebiyatının başlangıcı sayılan bu eserin yazarının 5 yıldızlık casus olması İngilterenin güneşi hiç ama hiç batmayan devlet olmasında ne kadar etkisi vardır acabağğ neticede göt kadar ülke :) ama akıllı adamlar seviyorum kendilerini saygılarrr..
504 syf.
·Puan vermedi
Geoffrey Chaucer'in Canterbury Hikâyeleri , İngiliz dilinin ilk eserlerinden kabul ediliyor. Peter Ackroyd bu anlatıyı günümüz İngilizcesine düzyazı şeklinde taşımış ve harika bir kitap ile okuyucusunu buluşturmuş.
Canterbury'ye doğru yolculuk yapan bir hacı kafilesi , yolculuk boyunca birer hikaye anlatıyor ve hikayesi en çok beğenilen bedava yemek ödülünü kazanacak.
Her bir hikayenin anlatıcısı ile bağlı bir tarafı olması, on dördüncü yüzyıl İngiltere'sine bir bakış sağlaması açısından önemli. Her hikâyede çıkarılacak bir ders var. Özellikle o dönemin kadın erkek ilişkileri, evlilik kurumu üzerine anlatılan hikayeler dikkatimi çekti. Yüzyıllar boyunca değişmeyen bakış açısını maalesef günümüz ilişkilerinde, evliliklerinde görmek çarpıcıydı. Cengiz Han, İskender, Neron, Julius Caesar, Hercules gibi isimleri hikayelerde görmek ayrı keyifliydi.
Özellikle o dönemde yapılacak her iş için gök ,gezegen, yıldız haraketerinin gözlemlenmesi de dönem ile ilgili bilgiler vermekte. Pagan inanıştan tek Tanrılı din inancına geçilmesi süreci de hikayelerde göze çarpan anlatılardan.
Anlatılacak , üzerine konuşulacak çok fazla konu var ama burada bırakıyorum. Okumadan geçmeyin diyorum, sonsuz sevgiler.
639 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Shakespeare öncesi İngiliz edebiyatının en büyük şairlerinden biri olarak tanımlanan Geoffrey Chaucer tahminen 1340-43 yılları arasında doğmuş.Şair, filozof, siyasetçi olan Chaucer, Canterbury Hikayeleri'ni ise 1387 yılında yazmaya başlamış. Yazarla ilgili bir yorumda okuduğuma göre gerçek karakterler hakkında yazıp toplum düzenini eleştiren ilk yazar ve şairmiş. Bunun önemi hikayeleri okuyunca daha da anlaşılıyor. İlk hikayeden sonuncuya kadar insanlığı, insan davranışlarını sorgulamak kaçınılmaz oluyor. Bu okuma sonrası gördüğümse, insanlığın birbiriyle ilişkilerinde bir arpa boyu yol alamamış olduğudur. 600 küsur yıl önce yazılan hikayelerdeki kahramanlar günümüzde de yaşıyorlar. Hainlik, zalimlik, bencillik, iyilik, hoşgörü insanın doğasında var. Bu özellikler kiminde fazla kiminde az ama var. ︎
Kitabın önsözünde, hem dönemin özelliklerini yansıtması hem de kendine has özellikleri ile bir başyapıt olduğu, Chaucer'in da, Dante (İlahi Komedya) Boccaccio (Decameron) gibi dönemin İtalyan yazarları ile eşdeğer de bir şair olduğu belirtiliyor. Hatta hikayelerinin bazı bölümlerinde bu şairlerden bahsedip, göndermelerde de bulunuyor zaten. ︎
Kitap, Hac yolculuğuna çıkan 32 hacı adayının yol boyunca anlattıkları hikayelerden oluşuyor. Amaç ,yolculuğun keyifli geçmesi ve yolculuk sonunda en güzel hikayeyi anlatanın ödüllendirilmesidir. Chaucer, hikayeler boyunca anlatıcılara Kitab-ı Mukaddes'ten Süleyman'ın Meselleri'nden, Tevrat'tan alıntılar yaptırıyor. Neticede bu dini vazife uğruna yapılan bir yolculuk elbette. O nedenle de dini kitaplardan alıntı ya da göndermeler bolca var. ︎
Canterbury Hikayeleri birkaç satırla anlatılabilecek bir eser değil. Nekadar yazarsam yazayım bir şeyler hep eksik kalacak. Sadece Mina Urgan'ın "İngiliz Edebiyat Tarihi" kitabinda bile Chaucer ve başta Canterbury Hikayeleri olmak uzere diğer eserleriyle de ilgili sayfalarca bilgi var. Ancak benden bu kadar

Son olarak diyorum ki bu başyapıt mutlaka okunmalı
641 syf.
·12 günde
13.yy da böyle bir kitabın yazılması ve küçüklüğümüzde okuduğumuz masallar gibi prenseslerin, kahramanların tadını da hatırlatmasıyla tatlı bir his bırakıyor hikayeler.

Haçlı seferlerinin ciddi ve zorunlu bir görev olmaktan çıkıp dualar ve ilahiler eşliği yerine şen şakrak, iğnelemelerle, çok güzel eleştiriler ve gülüşlerle yolculuğun zevk için yapılan yolculuğa dönüştüğünü, hacıların yol çoookk uzun, sıkılmayalım herkes birer hikaye anlatsın en güzel hikayeyi anlatana da yemek ısmarlarız fikriyle hikaye yarışı başlar ve hac yolculuğunun eğlenceye dönüşünü çok güzel anlatıyor.

Ortaçağ döneminde simyanın yeri hakkında fikir vermesi, din ve hukuk kurumlarının bozulmasını, evlilik, karı-koca ilişkileri, kadın erkek egemenlik konuları, din ve yargı kurumlarının bozulması, rüşvetler, şövalyeler, büyüler, yıldızlar, prensler, papazlar, keşişler, mitoloji, venüsler vsvs farklı bir yere götürüyor kitap... iyi okumalar ,)
"Evlat,"derdi annem."Birçok adam,ağzını açtığı ve çok konuştuğu için işini kaybeder.Sessizlik en iyi siyasettir."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 165 - Büyülü Fener
"Birçok dost edinin fakat bin tanesinin içinden yalnızca bir tanesini kendinize danışman olarak seçin."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 229 - Melibee Hikayesi
"Dünyaevi mutluluğun komşusu ani hüzün!
Tam mutluyum derken acı serpilir derhal
Sonuna fani uğraşlarla geçen her günümüzün..."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 167 - Avukatın Hikayesi
"Nedir bu dünya, nedir bu sahip olma isteği?
Bugün yarin kollarında, yarın mezardayız,
Eşten dosttan uzakta, yalnız, yapayalnız."
Geoffrey Chaucer
Sayfa 106 - Şövalye'nin Hikayesi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canterbury Hikayeleri
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
639
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753631413
Orijinal adı:
The Canterbury Tales
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Canterbury Hikayeleri
Canterbury Hikâyeleri
Canterbury Hikayeleri
The Canterbury Tales
İngiliz yazarlarının "bizim Homeros'umuz", "bizim Goethe'miz" sözleriyle övdükleri Geoffrey Chaucer (1342/43-1400), Shakespeare öncesi İngiliz edebiyatının en büyük şairlerindendir. Chaucer'ın önemi büyük ölçüde, John Gower gibi çağdaşları hem Latince ve Fransızca hem de İngilizce yazarlarken, yapıtlarında sadece İngilizceyi kullanmış olmasından kaynaklanır. Chaucer, bu özelliğiyle "İngiliz" edebiyatının "babası" kabul edilmektedir.

Chaucer'ın olgunluk dönemi ürünü olan Canterbury Hikâyeleri, neredeyse bütün çağların en yaygın edebi formu olan "bir çerçeve öykü içinde öyküler dizisi" örneğine uygun olarak tasarlanmıştır. Ancak, dilindeki ve anlatımındaki olgunluğun yanısıra, öyküleri değişik kişilerin anlatması, bu kişilerin betimlenmesindeki canlılık ve anlatıcıyla öyküsü arasındaki ilişkilerin de verilmesi gibi özellikleri, yapıtı benzeri dizi öykülerden ayırmaktadır. İngiliz edebiyatının bu temel başyapıtını, orta İngilizce aslından yapılan tam metin çevirisiyle sunuyoruz. 

Kitabı okuyanlar 71 okur

  • Şefika Meral Kançeltik
  • piktobet
  • Elif
  • Seda Ediz
  • Yeliz
  • Bilal Kaya
  • Mehmet Yılmaz
  • Şennur Akhan
  • Gülşah Arabacıoğlu
  • Derya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.4 (4)
9
%13 (3)
8
%21.7 (5)
7
%8.7 (2)
6
%0
5
%8.7 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0