Çavdar Tarlasında Çocuklar

7,6/10  (1.437 Oy) · 
4.174 okunma  · 
1.109 beğeni  · 
21.203 gösterim
Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. Çavdar Tarlasında Çocuklar', Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield'in masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger'ın. 993'te Franny ve Zoey ile Dokuz Öykü adlı kitaplarını yayımladığımız Salinger,1963'ten buyana yeni bir yapıt yayımlamamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789753636360
  • Orijinal Adı:
    The Catcher İn The Rye
  • Çeviri:
    Çoşkun Yerli
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 17 Nis 2017 · Kitabı okudu · 5/10 puan

KAN KUSTUK KIZILCIK ŞURUBU İÇTİK DEDİK!!

gene sahaflara yaptığım gezilerden, seyyah olduğum dönemlerden ,o dükkan senin bu dükkan benim diyip fır döndüğüm günlerden birinde sahaf arkadaşlarımdan biri al oku diyerek tutuşturdu elimize.. tanıyordum elemanı güvenim de tamdı..aldık attık çantaya ..öve öve de bitirememişti kitabı.. öyle edebi değeri vardı , yok yazar inzivaya çekilmişti , fotosunu dahi çekememişlerdi falan fıstık.. dedim ki kendi kendime tamam bir bohem hayatı mı söz konusu..nerde bir sürgün , nerde bir toplumdan dışlanmışlık bir ötekilik var orda ben..atasporumuz ya bizim?!?!? birde mutluluk var ki anlatılmaz..yayınevi de beni kandıran değişkenlerden oldu.. yapı kredi yayınları.. az buzda netten yorumlara baktık..dedim tamam!! bir mutluluk efenime söyleyim bir müşkülpesent şahsın huzurla sonlanacak öyküsü..eve geliyordum turnayı gözbebeğinden vurdum diyerek ..viyadükten uçan hacı murat misali süzülüyordum (iniş takımları açılmayınca yere çakılıp atomize oldugum yerde benden geriye kalanlardan , enkazımdan bir jilet fabrikası kuracaklarını bilmeksizin)... gelgelelim ertesi gün başladık okumaya... bir terslik var! konya ovasında su kaynatmış anadola döndüm.. gitmiyor.. işin aksi birde öyle güvenmişim ki kitaba, işe gelirken yanıma başka ekipmanda almamışım..çay içiyorum ,sigara yakıyorum, gezip dolaşıp geliyorum , tüfekli tüfeksiz hareketler..YOK!! gitmiyor!! pazar günü okulun açtığı etüde ilgili öğretmeni kalkındırmak için aile baskısıyla yazdırılan, aileyle öğretmenin karşılıklı win - win ilkesiyle müreffeh geleceklere yelken açtığı buna karşılık pazartesi okula geri dönecek olan yaşıtları dışarda gezerken eğitim ve öğretime gark olmuş ortaokullu öğrenci bunalımı yaşıyordum.. bir üzüntü bir bunalmışlık.. okudum bitirdim ama kanser o gün yuva yaptı vücuduma.. yazarın okuduğum ilk (ve sanırım son ) kitabıydı ..
kullandığı dil olsun işlenen konu olsun bana cok uzak geldi..çevirmenin de bunda katkısı azımsanamaz( hele şu "lanet olası nasılda" kalıbıyla başlayan cümleler) ..konuya girip okuyacaklara spoiler vermek istemem ama bu kıvamda bunalım ve dertli insan edebiyatı okumak isteyenler bukowski limanına yelken açsınlar.. zira bu kitap bir "ekmek arası" ile kıyaslandığında ( konu bakımından) kete vs baklava kıvamında bir durum ortaya çıkıyor.. yani bu ülkede insanlar iddaa oynarak ev gecindiriyor , ne dramlar dönüyor..okuldan atılan bir gencin yaşadığı bu "çiki- çiki bunalım" cidden çok yavan..