Cehenneme Övgü (Gündelik Hayatta Totalitarizm)

·
Okunma
·
Beğeni
·
24096
Gösterim
Adı:
Cehenneme Övgü
Alt başlık:
Gündelik Hayatta Totalitarizm
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
277
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754707069
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Cehenneme Övgü
Cehenneme Övgü
Prisoners of Ourselve
Totalitarizmin kendi kendini yeniden üretmesi, yalnızca baskıcı güçlerin değil, bireylerin de sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla gerçekleşir. Yaratıcılığını zorlayarak özgürlüğünü zenginleştirme çabasına girmeyen birey, var olanla yaşamayı seçer. Bu noktada düzen, bireyin onayıyla ayakta kalıyordur artık. "Seçme Özgürlüğü" düzenin sunduğu çeşitlilik oranında vardır:" Ya şu ya da bu"dur. Gündüz Vassaf ise böylesi bir "seçme özgürlüğü" nün tutsaklaştırıcı yanlarına dikkat çekerek "ya hep ya da hiç"i önerir...Ve totalitarizmi ayakta tutan kimi kavramların ne denli kof olduğunu gösterir: Gündüze karşı geceden, cennete karşı cehennemden, konuşmaya karşı sessizlikten,akla karşı delilikten, anlaşmaya karşı anlaşmazlıktan yana olur. Kahramanlığa karşı çıkar, "hain"leri savunur...

"Cehenneme Övgü, gönüllü köleliliğimizin dayanaklarını ve onu yeniden üreten 'çağdaş demokratik' aygıtları önümüze seren, totalitarizmin rafine biçimlerine dikkat çeken, asla üstünden atlanıp geçilmeyecek bir kitap. Her şeyi yeniden ele almayı öneriyor. Akıcı, yalın ve üstelik gündelik bir söylemle..." 
-Necati Sönmez, Özgür Gündem-

"Gündüz Vassaf, eserinde alışagelmiş, güncel yaşamımızın kaçanılmaz parçası olmuş, her an hepimizin kabullendiği kavramları amansız bir biçimde sorguluyor..."
-Zeynep Oral, Milliyet-

"Gündüz Vassaf'ı okurken hem heyecan duyuyor hem de yazdıklarına tepki duyuyoruz. Kıpırdayan duyularımız ile aklımız arasındaki mesafesel ilişki koparılıyor: Özgürcesine havalanıyor, bir boşlukta yere düşmeden evvel duyulan heyecanı, terleyerek taşıyoruz.
-Ali Akay, Varlık-

"Belkide bu dönemle başedebilmemiz, kültür tarihinin birçok geçmiş başarısına birden başvurmamızla olanaklı olacak. Vassaf'ın kitabı da bu başvuru için el altında tutmamız gereken bir kitap."
-Oruç Aruoba, Cumhuriyet Kitap-

"Şeytanın avukatlığı konusunda son derece içten olan bir yazardan, zaman zaman neredeyse edebi tatlar da taşıyan çarpıcı denemeler. Bu kitabı çok sevebilirsiniz ya da sinir olabilirsiniz; ama kayıtsız kalmayın."
-Murat Aykut, Aktüel-
277 syf.
·2 günde·8/10
“Cehenneme Övgü- Gündelik Hayatta Totalitarizm” ya da İngilizce ismiyle “Kendilerimizin Tutsakları” 22 yıllık bir kitap. Hayatım boyunca bir çok defalar gerek alıntılarıyla, gerek adı, gerek alıntıları gerekse övgüleriyle karşılaştım Gündüz Vassaf’ın bu eseriyle. Okumak ama bu döneme denk geldi.

Gündüz Vassaf’ın hayatı zaten yazarın künyesinde yazıyor. Boğaziçi Üniversitesinde öğretim üyesiyken 12 Eylül’den sonra istifa ederek ülkeden ayrılmış bir Psikolog yazarımız. Ve kitabın isminden de anlaşılabileceği üzere bolca totalitarizm eleştirisi var bu kitapta. Ama bildiğimiz tanımın dışında çıkarak ufkumuzu biraz aralamaya çalışıyor totalitarizm konusunda Vassaf.

Kitabın adı Cehenneme Övgü, bir nevi John Milton’un Kayıp Cennet’i gibi bir şey bekleyebiliriz belki şeytanı öven. Ya da “sizinle cennette olmaktansa cehennemde yanarım daha iyi” türünde son zamanlarda bolca kullanılan-aslında akıldan geçirilen- bir düşünceyle uyumlu olabilir bu kitap belki. Ama bu kitabın sadece ilgi çekmesi için konulmuş ismi aslında, evet cennet cehennem karşılatırması da var kitapta diğer birçok şeyin yanında. Ama yazarın asıl amacı daha önce hiç düşünmediğimiz konularda zihni açarak, tehlikeli (?) düşünceleri genç dimağlara nüfuz ettirmek.

Gündelik hayatımızda totalitarizm 19 ayrı konu üzerinden hayatımızdaki somut ve soyut totalist öğeleri inceliyor -sorular soruyor aslında. Sonda da bir yarım sayfada yapmamız gerekeni söylüyor. İsterseniz bu on dokuz konuya kısa kısa bakalım

İlk bölüm zaten kitabın bunca yıldır hala bir başucu kitabı olarak tanımlanmasına yol açan kısım belki de. Alıntıların büyük bir kısmı buradan geliyor. Ha bu arada kitabın tam anlamıyla bir alıntı membaı olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Gündüz Vassaf burada, o mükemmel üslubuyla, Geceyi totaliter gündüzün karşısına koyarak içimizdeki bir şeyleri tetikliyor. Evet işte bu diyoruz. Zalimin zulmü varsa, sevenin de gecesi var.

Sonra cehenneme övgü başlıyor. Kiliseden örneklerle cennetin – ya da dünyada cennetin- totaliter düzenin aracı olduğunu yönetme araçlarından birisi olduğunu, cehennemin ise özgürlük ve yaratıcılığın simgesi olduğunu söylüyor kısaca Vassaf.

Üçüncü bölümde kelimelerin etrafımıza kurduğu demir parmaklıkları anlatıyor yazar. Yalnız burada ilk bölümde Geceye ait olduğunu söylediği, “Seni Seviyorum” cümlesinin totalitarizmin başka bir aracı olduğunu anlatırken biraz kafamızı bulanıklaştırıyor.

Delilerden en iyi anlayanlardan birisi olarak 20.yüzyılın delilerinin de artık özgür olmadığını söylüyor dördüncü bölümde de. Nerde o eski deliler kıvamına geliyoruz biraz. Psikiyatrinin gücü gözümüze sokuluyor bu bölümde de.

19 bölüm epey uzun olacak böyle, hızlanıyorum biraz müsaadenizle. Evlerimiz, kutu gibi , odaların isimleri bile bize bir şeyler dayatmak için. Ya kahramanlar, gerçekten ihtiyacımız var mı özgür bir toplumda kahramanlığa. Bilgi her yerde, üzerimize püskürtülen, gerçek olup olmadığını bile anlayamadığımız bu selden de kurtulmalı mıyız ki? Ya cinsiyet, seks- her dönemde günahların en büyüklerinden, ayrımcılıkları körükleyen, insanları vahşete iten bu kimlikler totaliterlerin oyuncakları değil midir?

Seçimler var bir de, abarttığımız bir başka gerçek. Seçmeme hakkımız yok mu bizim, diğer seçeneği dışlamama hakkı . Biz ve onlar olarak ayırmama hakkı insanları. Seçmek özgürlük mü gerçekten?

Hainler var bir de, dönekler, cehennemin en dibindekiler. Cervantes’e göre iğrenç insanlar. Peki Cervantes’in kendisi hiç ihanet etmemiş taraf değiştirmemi mi? Ya bi bir nevi hain değil miyiz?

Ölümü yadsımamız mı lazım, içselleştirmemiz mi? Sanatı inkâr edebilir miyiz, yoksa totaliter bir oyuncak mı sanat da, mükemmellik esas mı sanat için? Anlaşmazlıklar, uyumsuzluklar totalitarizmin düşmanı mı? Başka bir bakıştan gerçekten hoşlanmıyor mu bizi hizaya getirmek isteyenler?

Ya hedef, amaç, bunun için yapılan her şey, tüm planlarımız – tüm çabalarımız, o da mı totalitarizme hizmet ediyor? Çevremizdeki her şey gibi düğmelerle kumanda edilecek miyiz ilerde biz de? Peki şu anda öyle olmadığına emin miyiz? Fotoğraf çekmek de bizi totalitarizme mi taşıyor? Ya insan kibri, insan aklı, insan aklının kibri? Homo Sapiens olmak otomatik olarak totaliter olmak mı demek? Evrimimiz bunu mu gerektiriyor? Peki ya çocuk yapmak, böyle bir dünyaya çocuk getirmek mi, getirmemek mi daha özgür bir düşünce?

Ortalara doğru bir parça didaktikleşen – ama kesinlikle sıkıcı olmayan- yazarın kalemi kitabın sonlarında o ilk sayfaların bizi saran havasına bürünüyor tekrar. Zaman (Anı yakalamaya çalışmayıp anı yaşamak, anın içinde kaybolmak) ve Aşk (Aşkta totalitarizm) bölümleri de su gibi akıyor.

Kitapta sorulan bunca soruya, ortaya çıkan sorunlara Baudaliere’in dizeleriyle karşılık veriyor son olarak yazar. Spoiler elbette, ama isteyen bakabilir:) (#11454543)

Kitap bu kadar, bilindik şeyler, yeni şeyler, ufuk açıcı şeyler, zorlama şeyler, gereksiz şeyler, mucize şeyler, bazı şeyler… kitaptan ne alacağı okura bağlı. Kesinlikle göz ardı edilebilecek bir kitap değil. Eskide kalmış da diyemeyiz, öyle bir toplumda yaşıyoruz ki insanlar Odysseia’da bile bir şeyler bulabiliyor günümüzle bağdaşabilecek. Gündelik hayatımızla ilgili farklı bir bakış arayanlar ya da Gündüz Vassaf’ın yetkin anlatımını ve mükemmel tespitlerini merak eden herkes okuyabilir bu kitabı.
277 syf.
·10 günde·7/10
Bu kitabı üçüncü kez okudum. İlkgençlik yılları için çok zihin açıcı bir eser olduğunu söyleyebilirim. Çok boyutlu, fazlaca konuya değinen önemli bir kitap. Bence kendine "okur yazar" diyen herkesin okuması gereken, sizi başka şeyleri araştırmaya da yönlendirecek bir giriş niteliğinde.
277 syf.
·2 günde
Totaliter: demokratik hakların ve özgürlüklerin tümüyle baskı altında tutulduğu, siyasal erkin bir elde toplandığı, teröre, baskıya ve zulme dayalı (devlet yönetimi).
Totalitarizm: Bütüncüllük.

Aslında şunu en başta belirtmeliyim: İnceleme yazmayı becerebilenlerden değilim. Fakat bu kitabı bir kişiye de olsa okutmaya yarayacaksa, bir kişi de olsa görüp merak edecekse amacıma ulaşmış olacağım.

"Bir de hangi sayfasından başlarsan başla, okuyabileceğin romanlar vardır. İlk okumadan sonra eline alırsın ve herhangi bir sayfasını açıp okumaya başlarsın. Sonra da istediğin yerde bırakırsın. Eğer o okuduğun birkaç sayfa sana bir şeyler düşündürdüyse roman iyidir." (Hakan Günday, Piç)

Cehenneme Övgü bir roman değil evet ama yine ve yeniden her hangi bir sayfayı açtığınızda en sonuna kadar okuma isteği uyandıran bir kitap. Ben Gündüz Vassaf'ın bu eseriyle tanışalı 24 saat bile olmadı. Bir forum sitesinde sadece şu alıntıyı gördüğüm için okumaya karar vermiştim: "Yaşam, gecenin konusudur." Bu üç kelimelik alıntı yüreğimden bir yerleri ele geçirmiş ve ısrarla bu kitabı bir an önce okumam gerektiğini söylüyordu, ki önümde en kısa sürede bitirmem gereken iki kitap olmasına rağmen.

Daha ilk sayfada karşıma "GECEYE ÖVGÜ" bölümü çıktı. "Gece, düzen güçleri uykudadır." cümlesiyle başlıyor bu bölüm. Okudukça kendi içimde dile getiremediğim ne varsa Vassaf gözüme gözüme sokuyor. Her cümleden sonra bir süre tavana bakıp düşünüyorum. "Yaşam, gecenin konusudur. " cümlesiyle ilk bölümü bitirdiğimde neden bu kitabın içimde bir yerleri yakaladığı açıklık kazanıyor.

Daha ilk bölümün etkisini üzerimden atmamışken "ÖZGÜRLÜK CEHENNEMDİR" bölümüne geldim ve beni nelerin beklediğini tahmin bile edemeden okumaya devam ettim. Okuduğum her cümlenin altını çizmekten, aslında pdf olarak okuduğum için not düşmekten, kolum ağrıdı ve bu incelemeyi yazmaya karar verdim.

Gereğinden fazla uzadığının farkındayım. Yavaştan bitiriyorum. Eğer buraya kadar okuduysan incelemeyi, bir an önce bu kitabı pdf olarak indir ve okumaya başla. Dil olarak bir cümle de bile "acaba burada ne demek istiyor?" demeyeceksin. Gece, Özgürlük, Sanat, Seçimler, Kahramanlar ve hatta Cinsiyetler üzerine söyleyecekleri var Vassaf'ın.

Son olarak "Kahramanlar" bölümünde içten içe rahatsız olduğum cümleleri oldu elbet. Ama şu da var ki, haklı olduğunu biliyordum yazarın. Bu bölüme geldiğinizde ne demek istediğimi zaten anlayacaksınız.

Okuduğum onlarca kitap içinde Kafka'nın o meşhur aforizmasını kendi adıma söyleyebileceğim ender kitaplardan biri oldu kısaca:
"Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?"

Sevgi ve kitapla yaşayın.
277 syf.
·Beğendi·10/10
Ödül sistemini genel anlamda oldum olası sevmemişimdir. Kendimi sinefil olarak bile nitelendirebilecek iken oscar törenlerinden cüzzamlı gibi kaçarım, çok kurgusal ve amaçlıdır. Ödül (hatta adaylar bile) iyi olandan çok sistemi parlatanın olur, gücün haklılığına güzelleme yapılır genelde. Yapım şirketlerinin PR çalışması ölçü olarak daha belirleyicidir. Aynı toplum mühendisliğinin bir parçası olarak bazı nobel edebiyat ödülleri gibidir. Güçlünün "sahte" haklılığına kanıt yapılan "gerçek" harçtır, çimentodur. Artık egemenin sözel organıdır, ağzıdır o ödüller. Bu kitapta ödül sisteminin anti versiyonu gibidir.

Genelin normalleştirdiği kavramların sorgulanması gerektiğini, sizin çoğu seçiminizin adınıza çok önceden yapıldığını, sadece önünüze konan kısıtlı (ve zararsız) alternatiflerden seçim yapıyor olduğunuz yanılsamasına düşmemeniz gerektiğini anlatır. Gerçeklerle (doğrularla değil kasıt) yüzleşmenin keyifsiz mutluluğunu yaşatır. Monte edildiğiniz sistemden ne kadar koparılamaz durumda iseniz o kadar rahatsız olacağınız ve başarısız bulacağınız bir kitapla karşı karşıyasınız.

Gündüze karşı geceyi savunur, cennete karşı cehennemi anlatır. Uslu ama sahte çocuklar haline getirilmeye izin vermeyin der. Sorgulayan, yaramaz ama gerçek çocuklar olun der. Kısaca yaratılan sahte cennetlere inat "Cehenneme Övgü"dür.
277 syf.
·10/10
Bizlere kabul ettirilmeye çalışılan düşünceleri sorgulamayı sağlayan söylemler var . Bu kitap düşüncelerime inanılmaz coşku kattı. Totalitarizmi sorguluyor ve kişi olarak gerçekten özgür müyüz diye düşünüyoruz ( ! ) Kitaptan alıntı bir cümle :
'' İSTEDİĞİM GİBİ OLMAK İSTEMİYORUM ''
277 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hayatın her alanında totaliterlik var mottosu ile yazılmış bir eser. Farklı bakış açıları kazandırıyor insana. Yaşadığınız gördüğünüz hissettiğiniz pek çok şeyi sorgulayacaksınız..Yazarın üslubu, iyi ve bilgili bir öğretmenin dersini dinliyor hissi veriyor akıcı ve keskin cümlelere sahip. Kitap önerisi alacak olanlara söyleyebileceğim bir kitabım daha oldu.
277 syf.
·3 günde·Puan vermedi·
Cehennem bile övünür de bu dünyanın övülecek yanı yok.'Radyasyondan çok birbirlerinin kalbini kırmaktan ölüyor insanlar' diyen Gündüz Vassaf,
'İnsanlar sevilmek için yaratıldılar, eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır' diyen Cemil Meriç'i hatırlattı bana.
277 syf.
·8 günde·8/10
Gündelik hayatta, her alanda totalitarizmin varlığını çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuruyor Gündüz Vassaf. Devlet Yönetimi ve Kurumların işleyişi açısından totaliterlik ve totaliter eğilimlerimizle ilgili önemli tespitler sunuyor. Totaliterlik pek çok başlık altında irdeleniyor ve her bölüm dikkate değer açıklamalar içeriyor.

Sevgiyi vererek veya kısıtlayarak, insanları denetleme çabasında olduğumuz gerçeği ile yüzleşmek, satır aralarındaki tokatların en acıtanıydı.

Bilgilendirici ve etkileyici bulduğum, okunmasını önerebileceğim bir eser.
277 syf.
·Beğendi
Muntazam Türkçe ile yazılmış bir felsefi eseri okuyacağım aklıma bile gelmezdi, fakat başından itibaren güzel alıntılarla donatılmış harika bir beyin fırtınasını okudum. Gerçekten herkesin okuması gerektiğini bazı konular hakkında da bir de bu taraftan bakmamız gerektiğini düşündürten bir kitap. Bu kitabı bana öneren insana da ayrıca minnetarım.
277 syf.
·331 günde·Beğendi·Puan vermedi
Daha önce yazarın hiçbir kitabını okumamıştım. Sanırım biraz önyargılıydım. Bundan 2-3 sene önce benden yaşça büyük bir arkadaşımla sohbet ederken düşüncelerin Gündüz Vassaf'ın düşüncelerine benziyor. Gündüz Vassaf okuyorsun heralde demişti. Ama haklı çıktı, okurken acaba bunları ben mi yazdım diye düşündüm :) Neyse ki yazar tarih atmış denemelerine, ben dünyada bile değilmişim.
''Yeryüzünde yaşayabileceğimiz bir sürü yer olduğu halde o kadar sıkışıp kaldık ki, ne zaman yürüyüp ne zaman duracağımızı gösteren ışıklara muhtacız.”
''Birbirimizi anlayamayacağımız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın , iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır.''
"Tarih boyunca neredeyse akla gelebilecek her konuda bölünüp taraf olduk birbirimize karşı. …ve tarih boyunca bu süregelen kapışmalar sonucu bugün her zamankinden daha çok insan öldürülüyor, her zamankinden daha çok insan intihar ediyor, her zamankinden daha çok insan aç.
Tek becerebildiğimiz, yarattığımız cehennemde daha çok yaşasın diye insan ömrünü uzatabilmiş olmamız. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cehenneme Övgü
Alt başlık:
Gündelik Hayatta Totalitarizm
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
277
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754707069
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Cehenneme Övgü
Cehenneme Övgü
Prisoners of Ourselve
Totalitarizmin kendi kendini yeniden üretmesi, yalnızca baskıcı güçlerin değil, bireylerin de sınırlı bir özgürlüğe razı olmasıyla gerçekleşir. Yaratıcılığını zorlayarak özgürlüğünü zenginleştirme çabasına girmeyen birey, var olanla yaşamayı seçer. Bu noktada düzen, bireyin onayıyla ayakta kalıyordur artık. "Seçme Özgürlüğü" düzenin sunduğu çeşitlilik oranında vardır:" Ya şu ya da bu"dur. Gündüz Vassaf ise böylesi bir "seçme özgürlüğü" nün tutsaklaştırıcı yanlarına dikkat çekerek "ya hep ya da hiç"i önerir...Ve totalitarizmi ayakta tutan kimi kavramların ne denli kof olduğunu gösterir: Gündüze karşı geceden, cennete karşı cehennemden, konuşmaya karşı sessizlikten,akla karşı delilikten, anlaşmaya karşı anlaşmazlıktan yana olur. Kahramanlığa karşı çıkar, "hain"leri savunur...

"Cehenneme Övgü, gönüllü köleliliğimizin dayanaklarını ve onu yeniden üreten 'çağdaş demokratik' aygıtları önümüze seren, totalitarizmin rafine biçimlerine dikkat çeken, asla üstünden atlanıp geçilmeyecek bir kitap. Her şeyi yeniden ele almayı öneriyor. Akıcı, yalın ve üstelik gündelik bir söylemle..." 
-Necati Sönmez, Özgür Gündem-

"Gündüz Vassaf, eserinde alışagelmiş, güncel yaşamımızın kaçanılmaz parçası olmuş, her an hepimizin kabullendiği kavramları amansız bir biçimde sorguluyor..."
-Zeynep Oral, Milliyet-

"Gündüz Vassaf'ı okurken hem heyecan duyuyor hem de yazdıklarına tepki duyuyoruz. Kıpırdayan duyularımız ile aklımız arasındaki mesafesel ilişki koparılıyor: Özgürcesine havalanıyor, bir boşlukta yere düşmeden evvel duyulan heyecanı, terleyerek taşıyoruz.
-Ali Akay, Varlık-

"Belkide bu dönemle başedebilmemiz, kültür tarihinin birçok geçmiş başarısına birden başvurmamızla olanaklı olacak. Vassaf'ın kitabı da bu başvuru için el altında tutmamız gereken bir kitap."
-Oruç Aruoba, Cumhuriyet Kitap-

"Şeytanın avukatlığı konusunda son derece içten olan bir yazardan, zaman zaman neredeyse edebi tatlar da taşıyan çarpıcı denemeler. Bu kitabı çok sevebilirsiniz ya da sinir olabilirsiniz; ama kayıtsız kalmayın."
-Murat Aykut, Aktüel-

Kitabı okuyanlar 2.313 okur

  • Gülhan Yanci
  • Adem
  • Volkan Kaplan
  • derya derin
  • Eda Yılmaz
  • Ebru Tekin
  • LadyAnn
  • OcToBoOk
  • Salih Gürtekin
  • Mortem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%19.4
25-34 Yaş
%39.7
35-44 Yaş
%30.2
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.4
Erkek
%44.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.4 (279)
9
%30.4 (246)
8
%18 (146)
7
%10.2 (83)
6
%3.6 (29)
5
%0.5 (4)
4
%0.7 (6)
3
%0.2 (2)
2
%0.1 (1)
1
%0.9 (7)

Kitabın sıralamaları