Cemaat'in İflası (Hoca'nın Ayağının Kaydığı Yer)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.902
Gösterim
Adı:
Cemaat'in İflası
Alt başlık:
Hoca'nın Ayağının Kaydığı Yer
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944611152
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
İlk kitaptan sonra bana yöneltilen "halkı etkilemek amacıyla kitap yazdı" suçlamasına karşı yine "halkı etkilemek amacıyla" bu kitabı yazdım... Yazdıklarım ne abartıdır, ne de mağdur olmuş bir insanın psikolojik yapısı nedeniyle konuyu fazla önemli göstermesidir. Hatta yazdıklarımın insanları demoralize etmemesi için gerçeğin en hafif hali ile ifadesidir.

…Bu yapının 40 yıllık birikimiyle yarattığı sinsi ve gizli çalışma biçimi ve ustalığı görmezden gelinemez. Hafife alınamaz… Susurluk'tan 28 Şubat'a, ülkenin en karanlık dönemlerinden günümüze "kral çıplak" deme cesaretini güçlü ve hakim olanın yüzüne haykıran ve adaleti arayan bir devlet adamı…

Türkiye'yi sarsan önemli olayları, devletin görünmeyen yüzünü, iç yapısını, işleyişini, yasaların dışına çıkılarak devlet adına yapılanları akıl süzgecinden geçirerek yorumladı. İlk kitabı Haliç'te Yaşayan Simonlar'da bu yapının devlet işleyişiyle bağdaşmayan, devlet geleneğini yerle bir eden uygulamalarını, hukuk ve yasa dışı eylemlerini yazdı... Dini bir örgütlenmeyle ülkeyi ele geçirmeye çalışan Cemaat'in durdurulması gerektiğinden söz etti. Hukuk yoluyla karşısına çıkamayanların kumpaslarıyla yargılandı, tutuklandı, ceza aldı...

Cemaat'in İflası'nda ise akıl almaz bir örgütlenmeyle devleti tamamen ele geçirmek isteyen, devletin kendisi olduğunu düşünen Cemaat'in nasıl bir örgüt olduğunu, Emniyet'i, yargıyı, tüm kamu kurumlarını, toplumdaki köşe başlarını nasıl ele geçirmeye çalıştığını mahkeme kararlarına, belgelere ve tanıklıklara dayanarak anlatıyor. Ülkedeki bütün kurum ve kuruluşları, yaptıkları kumpas ve planlarla ele geçirmeye kalkışan bu yapıyla mücadele konusunda yol gösteriyor...
(Tanıtım Bülteninden)
344 syf.
·2 günde
Kitapta bilmediğimiz, gizli kalmış, hiçbir yerde yazılmamış şeyler arayanlar yanılır. Yalnız unuttuğumuz ne kadar çok şey olduğunu görebiliyoruz. Akıl almaz kumpaslarla klasörlerce sahte delillerin uydurulmasından, tutuklananların gördükleri muamelelere dek, pek çok skandalın nasıl bir çarkta hazırlanıp topluma kabul ettirildiğini görmek dehşet verici. Bütün bunların sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu da biliyoruz. Büyük cesaretle futursuzca davranan cemaat üyelerini besleyip büyüten, devletin önemli yerlerine yerleştiren, yeri geldiğinde varlıklarını inkar eden, ( Cemaat emniyet içinde örgütlenmektedir iddiasına Hüseyin Çelik: "Buna kargalar bile güler" demiştir.) açtıkları kumpas davalarında arkasında duran, (Zamanın başbakanının bu davaların savcısı olduğunu söylemiştir) yandaş medya ve yalakalar vasıtasıyla yüceltilen, desteğini her zaman sürdüren AKP'den söz edilmemesi manidardır. Unutmamak gerekir ki MİT ( Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması ) olayında zamanın başbakanı tavrını koymuş ve yasa değişikliği ile Hakan Fidan'ın ifade vermesini dolayısıyla yargılanmasını önlemiştir. Ve iplerin koptuğu, çıkarların çatışması sonucu başlatılan 17 - 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında da İktidar oklar kendine yöneldiği için; karşı durarak tüm gerekli düzenlemeleri yapmış, bütün davalar ( Hukuk dışına çıkma pahasına ) düşürülerek yolsuzluklar örtbas edilmiştir. Bundan dolayı anlıyoruz ki; Ergenekon, Balyoz, Oda Tv Casusluk vb davalarda iktidar bilerek ve isteyerek engel olmamıştır. Bu da gösteriyor ki bu davalar İktidar- Cemaat ortaklığı ile yürütülmüştür. Hanefi Avcı'nın iktidara yönelik olarak bu tür gerçeklere vurgu yapmamış olması, kitabın iktidar tarafından sipariş verilmiş gibi algılanmasına yol açacaktır.
344 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Dikkat spoiler içerir.
Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın Haliçte Yaşayan Simonlar kitabını yazdıktan sonra yaşananları ve Cemaatin Hükümet ile zıtlaşmasının temeline indiği bir araştırma eseri. Ergenekon operasyonu sırasında yaşanan hukuksuz gelişmeler, kendilerinden yana olmadığı için Hüseyin Albay'ı hapse atmak istemeleri, Balyoz davasındaki delillerin tahrif edilmiş olması, 7 Şubat MİT krizi ve Hakan Fidan'ın üzerine sürekli gitmeleri, yargıyı ele geçirdikleri için kullandıkları ve örtbas ettikleri olaylar, 17-25 Aralık ve Selam Tevhid operasyonlarının detayları, Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi gibi olayların nasıl manipüle edildiği, AKP ile milletvekili sayısında anlaşamamaları, Emniyette cemaatçi olmadığı için KOM ve İDB tarafından operasyon düzenlenen Emin Arslan, Mustafa Külcü gibi müdürlerin akıbeti gibi pek çok olay detayları ile beraber anlatılıyor. Bu yaşananları merak edenler için okunması gereken kitaplardan biri.
344 syf.
·Puan vermedi
Hanefi Avcı'nın ilk kitabı olan "Haliç'te Yaşayan Simonlar-Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı eseri müdakkik bir şekilde tedkik edilmelidir. Ve dahi ikinci kitap mahiyetindeki bu eseride itina ile okunup değerlendirilmelidir. Bu 2 eserle birlikte Necip Hablemitoğlu'nun "Köstebek" adlı eseri de okunabilir. Lakin bu ismini zikrettiğimiz 3 eser bu terör örgütünün maddi zararlarını işlemektedir. Bununla birlikte malum örgütün ikinci ayağı olan benim nokta-i nazarımda birincisinden daha ehemmiyetli olduğunu düşündüğüm manevi zararlarıdır. Çünkü birincisi fani bir hayata zarar veriyorken diğeri ebedi bir hayata zarar vermiştir. İşte bu ikinci kısım için ise Kadir Mısıroğlu'nun "Dinde Tahrif Hareketleri 3" kitabına müracat etmeniz tavsiye olunur.
344 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Uzun bir araştırma dönemi sonrası okumaya karar verdiğim okunmaya müsait bir kitap ve kişiliktir ; Hanefi Avcı ve kitabı.
İlk bölüm ‘Neden İkinci Kitap’ başlığı altında toplanmıştır. Yazar burada cemaate dair neden yazdığını, niye bu durumları açıklaması gerektiğini anlatıyordu. Kendisine yapılan suçlamalar ve önceki kitabından da akıntılarıyla kendini savunduğu bir yazı yazmış.
İkinci bölüm ‘Cemaate Dair Değerlendirmeler' başlığı altında toplanmıştır. Cemaat denilen bu örgütün sadece Hükümet değil, “Demokrat ve Liberallerin” de desteğini nasıl aldığını, bütün ülkenin bunlara inandığını anlatıyor. Tabi bende buna hak veriyorum. Çoğu kişi yok ben yapmadım falan dese en kötü bi ders kitabı ya da bi kurşun kalemleri mutlaka evimize girmişti bu insanların.
Bunun yanı sıra bu teröristlerin askeriyeye el atmaları, sahte belgeler düzenlemeleri ve sahte Bülent Arınç suikasti üzerinde duruluyor. Jandarma'da bir Hüseyin Albay komplosu var ki hem devlet idaresine hem de soruşturma açan İnsanlara (!) oldukça güldük bu sefer. Ortada kanıt yokken adamı montajla tutuklamak mı dersin, yoksa ortaya atılan ses kayıtlarına inanıp da ‘Ulan bunlar Jandarma Genel Komutanlığını nasıl dinledi' mi dersin, kıskaca yargının bunu farketmemesini görünce gene devletçe ucuz kurtulmuşuz diyorum.
Gene bu bölümde Hanefi Avcı'nın kendisi de dahil dinleme olaylarını cemaatin nasıl yaptığı, neleri kullandığı, yazar dili döndüğünce vermeye çalışmış ve aslen güzel bir anlatım sunsa da bazı cümleler tamamlanmamıştır kanımca.
Benim bu cemaat ile ilgili uzun zamandır bir düşüncem vardı. Bana göre bir terörizm olayında da bu geçerlidir. Bir şeyi öğrenmek için birinin sadece duyduklarını yazması veya söylemesi durumu vardır. Bunun yanında suçsuz yere bu olaydan etkilenen insanların söyleyip yazdıkları vardır ve bir de -bana göre en önemlisi- bu grupların içerisinde bulunmuş -ama masum olması şartıyla- bu grupların zararlı olduğumu görünce buradan kaçmaya çalışmış ve bir de üstüne zarar görmüş kişilerin anlattıkları vardır ki ve bu üçüncü gruba giren birinci sınıf insanların söyleyip anlattıkları sadece biz okuyanlar vs için değil devlet için de oldukça önemlidir kanımca. İşte Hanefi Avcı da bu grubun içerisine bulaşmış, kaçmaya çalışmış, zarar görmüş ki -çocuk pornosu ile suçlanmak bir vatan hainliği ile eşdeğerdir namuslu biri için- aralarından sıyrılıp aklanınca ilk işi bunlara yüklenmek olmuş birisidir. Her ne kadar bilmediğimiz bir şeyi yazmasa, gizli belgeler ortaya koymasa da olanları onun gözünden görmek ve ondan duymak bile bu konuda oldukça yeterli ve aydınlatıcıdır.
Üçüncü bölüm ‘Cemaatin Eski Operasyonlarında Yeni Gelişmeler' başlığı altında toplanmıştı. Burada çok güldüğüm bir nokta vardı. Aslında cemaatin aciz görevlilerin uyuduğu bir noktaydı. Osman Yıldırım hem sanık hem tanık hem de gizli sanık olarak dinlenmiş ve sonra da farklı iki kişiymiş gibi gösterilmiş. Kendi aleyhine tanıklık etmiş kendini savunmak için gizli tanık olmuş, saçma sapan bir dikkatsizlik yaşanmıştır. İnsan şöyle bir bakınca bilmeden edemiyor maalesef her ne kadar içler acısı bir durum olsa da.
İşlenen bir diğer konu da “Balyoz Davası” ve burada da bir gariplik kimsenin dikkatini çekmiyor. Ordu da önce Kara sonra Hava en son da Deniz donanması gelir. Tabi iç müdahale olacağı zaman. Ancak Balyoz da yargılanan 325 kişinin 150 tanesinin denizci olması gene bilirkişilerin (!) dikkatini pek çekmemiş gibi. Ya da havalara bakıyorlardı emin değilim. 
Bir diğer güldüğüm nokta da Balyoz davası bilgisayar verileri 2003 yılında ortaya çıkıyor. Bilgisayar kurdu arkadaşlar vardır aramızda bayağı gülecekler. ‘Calibri’ isminde genelde Word açıldığında otomatik olarak yazı şekli ayarlanmış bir format vardır. Biliyorsunuz ki bu format 2006 yılında üretilmiş ve 2007 yılında yanlış hatırlamıyorsam Office 2007 adı altında Türkiye pazarına sürülmüştü. İşte bu yazım formatının 2003 yılında kullanılamayacağını o çok akıllı (!) yüksek merciiler anlamamıştı. Bu da acayip komik gelmişti bana.
Burada işlenen konularda ilgimi çekenlerden birisi de hepimizin en azından ismini duyduğu ve eğlenceli kişiliğiyle de bilinen Cübbeli Ahmet Hoca’nın davasıdır. Kendisinin cemaati hedef alması üzerine hedef olmasını anlatan bölüm çok sade ve açık anlatılmıştı.
Dördüncü bölüm ‘Cemaatin Yeni Operasyonları' başlığında toplanmıştır. Burada özellikle MİT üzerinde ir baskı görüyor, orayı da ele geçirmeye çalışıldığı anlatılıyor. Burada sizlerin de hatırlaması muhtemel MİT tırlarının aranması halen akıllardadır. 17 Aralık Operasyonu da bu bölümde kendi nasibini almış desek yeridir.
Bunun yanında bazı olaylara da değinilip bölüm tamamlanmıştı. Muhsin Yazıcıoğlu vefatı, Özal Ölümü ve Grant Dink ölümü ve bu ölümleri Cemaatin ve medyasının nasıl kullandığı anlatılmıştı.
Beşinci ve son bölüm ise ‘Cemaat-Neden-Sonuç” başlığı altında toplanmıştır. Burada bir söz oldukça dikkatimi çekti ve hak verdim de. Meselenin particilik olmadığı oldukça açıktı çünkü. Herkes bugün, Hükümet Ak Parti, Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan olduğu için kavga onunladır sanıyorlar. Aksine kim gelirse gelsin hükümet etmek, toplumu yönetmek isteyen herkesi cemaat ya sinsice ya da açıktan hedef yapacaktır.
Kitabın esasına baktığımızda aslında oldukça kısa ve sade bir şekilde cemaatin girişi, yapılanması ve gelişimi, darbe girişimi sonrası iyice güçten düşmesi ancak yıllardır yerleştikleri devlet sisteminden de bir anda çıkarılamayacağı ve kimin ne olduğunu görmemiz açısından oldukça değerli bir kitap. Sadece siyaset değil, hatta muhafazakar grup da değil, hem yakın tarih hem de ülkemiz üzerinde yapılmak istenen kötülükleri görmek isteyen, özellikle internet ortamından başka şey görmemiş ve buna rağmen bilmiş bilmiş konuşan ve terör örgütü propagandalarına alet olan Türk gencinin okuması gereken ya da en azından bilmesi gereken konularda yazılmış bir eser. Okuma şansı olan herkese tavsiye ediyorum..
344 syf.
·6 günde·Beğendi·3/10 puan
Haliçte Yaşan Simonlar kitabını seneler evvel okuduktan sonra bu eserini de okumak istedim fakat büyük bir hüsrana uğradım çünkü kendini tekrarlarmış. Kitap sadece dinlemelerden ibaret. Dinleme nasıl yapılır,kimler dinlendi,nasıl dinlendi gibi sorulara cevap bulabilirsiniz. Ama daha geniş bilgiye ihtiyacı olan Haliçte yaşayan Simonları okumalı.
344 syf.
Hanefi Avcı' nın birebir şahit olduğu olaylar, çok akıcı bir dille anlatılıyor.
Benim üniversite yıllarında şahit olduğum, bizlere selam dahi vermeyen bir yapıydı Cemaat. Kendi taraflarına çekebileceklerini düşündükleri öğrencilere karşı gayet sevecen, diğerlerini ise ötekilestiren kibirli bir yaklaşımları vardı; tabi bu yaklaşım beşeri ilişkiler için gözlemlediğim bir durumdu. Ayrıca kendi yapılarında barınan insanların ekonomik durumlarında ki çok hızlı yükseliş durumu dikkatimi çeken diğer bir durum idi.

"Bugün kendilerini İslam'ı herkesten daha üstün yaşadıklarını söyleyenlerin, biraz da imalı olarak kendileri dışındakileri "ehli dünya" diye yaftalayanların, hesap günü iflas etmiş olarak hesap verecekleri ihtimallerini düşünmeleri gerekir."
Tespiti ise gerçekten takdir-e şayan...
Kalemine sağlık Hanefi AVCI
344 syf.
·Beğendi·10/10 puan
hanefi avcının ikinci kitabı olan cemaatin iflası yazarın ilk kitabı haliçte yaşayan simonların devamı niteliğinde ve yer yer aynı bilgiler yer almakta. bir döneme damgasını vuran emniyet müdürü hanefi avcıdan daha detaylı ve çarpıcı bilgiler beklerdim
Maalesef okuyamadım ve yarıda bıraktım. Kabahat aslında bende, kitaba kızmıyorum. Yazarın ilk kitabını geç ve yeni okumuştum, sanıyorum ikisi birbirine çok benzediğinden sıkıntım ;(
344 syf.
·5 günde·7/10 puan
Daha önce, emniyet müdürlüğü yapmis, Diyarbakır 'da istihbaratta emniyet müdürlüğü yapmis, hakkinda birçok dava açılmış Hanefi Avci'nin cemaatle ilgili, cemaat yapilanmasi ile ilgili çok ciddi iddialar barindiran kitabi.

Cemaatin siradan bir örgüt olmadigini okuyunca çok net olarak anlayabiliriz. Ulkenin bütün kurumlarina nasil sirayet ettigini, devlet olgusunu nasil cokertmeye calistigini, kendisinden olmayanlara ne tur iftiralar attigini, bertaraf etmeye calistigini aci şekilde goruyoruz.

Cok kez duyduğumuz "Devletin içine cemaat degil de cemaatin icine devlet sizmis " söyleminin aslinda haksiz olmadığını görüyoruz.
Bu kadar tehlikeli bir yapilanma.
Yazarin da tahminini yapmakta zorlandığı soru: "Darbe girisimi basarili olsaydi ne olurdu?"
Ulkenin cemaatin bugune kadarki yaptiklarini goz onunde bulundurunca ucuruma surukleneceginden eminim.

7 Şubat MIT olayi, MIT tirlari olayi, Hrant Dink cinayeti, Muhsin Yazicioglu'nun ölümü, 17-25 Aralik operasyonu , Turgut Ozal'in ölümüne dair iddialar, ÖYM uygulamalari, Ergenekon , Balyoz davalari , izinsiz dinlemeler daha birçok hususta Cemaatin etkin rol oynadigi gercegi yazar tarafindan anlatilmis.

Bu kadar genis capli bir yapilanma, bu kadar nüfuzlu bir örgüt ve ülkenin butun kurumlarinda hegemonyasini hissettirmis, kisilerin ve kurumlarin kaderini sekillendiren zalimce uygulamalar. Onca insanin ahi alindi, onca insan sucsuz yere gorevinden alindi, iceri alindi, öldü, öldürüldü... Hepsinin ahini, gunahini omuzlayan bu örgütün bu kadar planli , programli sekilde yürüttüğü duzene tamamen egemen olma isteginin karsilik bulmamasi, basariya ulasamamasi yanlis zamanda yapilan bir hamle mi yoksa tesaduf mu bilemem ama ulkece çok büyük tehlike atlattığımiz gerçeği yadsinamaz.

Bu noktada, yapilanlar, gelisen olaylar goz onunde bulundurulmalı, ders alinmali ve kesinlikle gelecek nesil bu tip cemaat, tarikat vb unsurlarin zararli faaliyetlerine kurban edilmemeli. Ulkede demokrasi her zaman bas tacı yapilip, benden olan var, benden olmayan yok olsun anlayisindan uzak durulmali.

Bu kitaptan önce Halicte Yasayan Simonlar kitabini okumam cok daha uygun olacakti. Neticede bu kitap, onun devami niteliğinde..
344 syf.
·7/10 puan
Türkiye'de siyasi olaylara bir polis gözüyle bakmıştır. yazar eğrisiyle doğrusuyla ortaya bir eser çıkarmıştır . son yaşanan 15 Temmuz darbe girişimi olayını ele almaktadır .bana göre kitabın birçok yerinde hala muğlaklık vardır Türkiye siyasi tarihine bir bakış açısı sunuyor
"Güneydoğu sorunu çözülmeden Türkiye'nin diğer ciddi sorunları çözülemez. Bu sorun halledilmeden ülkeye tam demokrasi gelemez; demokratik ve evrensel hukuk kuralları tam olarak uygulanamaz."
"Cemaat'in elinde çok sayıda kaset olduğu kanaatindeyim. Bir müddet sonra çok fazla kullandıklarından dolayı insanlarda ürküntü yaratmaması için bir kısmı hâlâ saklanıyor olabilir."
Dolandırıcılar bile insanları telefon açıp dolandırmak için korkuturken, ÖYM’lerin görev sahasındaki bir suçu isnat ediyordu. Onlar cinayet veya kaçakçılıktan dolayı hakkında tahkikat var deyip dolandırmaya kalkmıyordu. “Hakkınızda Ergenekon soruşturması var” diyorlardı! ÖYM’lerin takip ettiği davaların isimleri veriliyordu. Çünkü halk biliyordu ki bu davalar dolayısıyla adınız geçerse, hiçbir şekilde hukuk uygulanmaksızın tutuklanırsınız, içeri girersiniz ve bir daha dışarı çıkamazsınız. O zaman “Aman, bu konularda ne isteniyorsa verin, kurtulun!” Diğer mahkemeler ve diğer polis sahasına giren suçlar isnat edilirse en azından sistem ayıklayabilir, bakar, ifade alır ve alakanız yoksa hakkınızda işlem yürütmeyebilirdi. Bundan dolayı dolandırıcılar cinayet, kaçakçılık veya normal bir hırsızlık iddasıyla suç isnat edip kontör dolandırıcılığı vb. yapmıyorlardı. Sadece ÖYM’lerin görev sahasına giren konularda yapıyorlardı. Bu da çok açık ki toplum nezninde söylenmese bile ÖYMlerin yaptığı hukuksuzluk ve ölçüsüzlük kabul edilebilir hale gelmişti.
Hanefi Avcı
Sayfa 104 - Tekin Yayınları
Eğer hükümet yıkacaksınız veya Türkiye’de ciddi bir rol oynayacaksınız orduyu hesaba katmak mecburiyetindesiniz. Bu konuda Cemaat’in orduyu hiç hesaba katmadığı veya yüzde yüz desteğini aldığı gibi bir duruşu var ki, bu bence çok ürkütücü, önemsenmesi ve incelenmesi gereken bir olay.
''Telefon dinlemeleri ve yargı; Cemaat'in elindeki en korkunç ve tüm muhaliflerini yerle bir etmesini sağlayacak silahlara dönüştü. Herhalde Stalin bile muhaliflerini temizlemede yargıyı bu kadar etkin kullanamamıştır.''
"Bugün baktığımızda Cemaat'in, kendine engel gördüğü insanlara yaptığı haksızlıklar, hukuksuzluklar o kadar çok ki... Ne kadar insana haksızlık yaptılar, ne kadar insana ıftira attılar, ne kadar insanın hakkını gasp ettiler bunun hesabını yapmak ve bunu tespit etmek mümkün değil..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cemaat'in İflası
Alt başlık:
Hoca'nın Ayağının Kaydığı Yer
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944611152
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
İlk kitaptan sonra bana yöneltilen "halkı etkilemek amacıyla kitap yazdı" suçlamasına karşı yine "halkı etkilemek amacıyla" bu kitabı yazdım... Yazdıklarım ne abartıdır, ne de mağdur olmuş bir insanın psikolojik yapısı nedeniyle konuyu fazla önemli göstermesidir. Hatta yazdıklarımın insanları demoralize etmemesi için gerçeğin en hafif hali ile ifadesidir.

…Bu yapının 40 yıllık birikimiyle yarattığı sinsi ve gizli çalışma biçimi ve ustalığı görmezden gelinemez. Hafife alınamaz… Susurluk'tan 28 Şubat'a, ülkenin en karanlık dönemlerinden günümüze "kral çıplak" deme cesaretini güçlü ve hakim olanın yüzüne haykıran ve adaleti arayan bir devlet adamı…

Türkiye'yi sarsan önemli olayları, devletin görünmeyen yüzünü, iç yapısını, işleyişini, yasaların dışına çıkılarak devlet adına yapılanları akıl süzgecinden geçirerek yorumladı. İlk kitabı Haliç'te Yaşayan Simonlar'da bu yapının devlet işleyişiyle bağdaşmayan, devlet geleneğini yerle bir eden uygulamalarını, hukuk ve yasa dışı eylemlerini yazdı... Dini bir örgütlenmeyle ülkeyi ele geçirmeye çalışan Cemaat'in durdurulması gerektiğinden söz etti. Hukuk yoluyla karşısına çıkamayanların kumpaslarıyla yargılandı, tutuklandı, ceza aldı...

Cemaat'in İflası'nda ise akıl almaz bir örgütlenmeyle devleti tamamen ele geçirmek isteyen, devletin kendisi olduğunu düşünen Cemaat'in nasıl bir örgüt olduğunu, Emniyet'i, yargıyı, tüm kamu kurumlarını, toplumdaki köşe başlarını nasıl ele geçirmeye çalıştığını mahkeme kararlarına, belgelere ve tanıklıklara dayanarak anlatıyor. Ülkedeki bütün kurum ve kuruluşları, yaptıkları kumpas ve planlarla ele geçirmeye kalkışan bu yapıyla mücadele konusunda yol gösteriyor...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 156 okur

  • fatih oğhan #KitapŞuuru
  • Emrah ALKIŞ
  • Taner ÖREN
  • Burak Çekici
  • Cemil çakır
  • Ozan Hançer
  • Yavuz Aygün
  • Esra Niğdelioğlu
  • Barış Güler
  • Barış Baş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.5
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%31.8
35-44 Yaş
%18.2
45-54 Yaş
%18.2
55-64 Yaş
%4.5
65+ Yaş
%4.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%17.5
Erkek
%82.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16 (8)
9
%20 (10)
8
%34 (17)
7
%18 (9)
6
%6 (3)
5
%4 (2)
4
%0
3
%2 (1)
2
%0
1
%0