Geri Bildirim

Cengiz Aytmatov (Büyük Boy)Ramazan Korkmaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
104
Gösterim
Adı:
Cengiz Aytmatov (Büyük Boy)
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
392
ISBN:
9789751734501
Yayınevi:
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
Türkiye Türkçesinde Aytmatov'un yazdığı ya da Aytmatov üzerine yazılmış bütün kitaplar vardı elimde; sadece bu yoktu. 2009 yılında Kültür Bakanlığı tarafından basılmış olan bu eseri nasıl olmuşsa o zamanlar edinmemişim.

Aytmatov'la ilgili ülkenin en yetkin isimlerinden biri olan ve en güzel çalışmalarından birini ortaya koyan Ramazan Korkmaz Hoca'nın editörlüğünde hazırlanan bu kitap, Aytmatov'un vefatından bir yıl sonra neşredildi. İçinde Türkiye'den ve Türk dünyasından çok sayıda yazarın, akademisyenin yazı, makale ve röportajlarının olduğu, fotoğraflarla desteklenmiş, oldukça başarılı bir referans eser çıkmış ortaya.

Cengiz Aytmatov, Türk dünyasının çıkarabildiği en büyük romancı. 160'dan fazla dile eserleri çevrilmiş, dünyanın saygın yazarlarından birisiydi. Kırgızistan gibi, yazılı edebiyatın 1920'lerde boy gösterdiği bir coğrafyada, evrensel nitelikte bir yazar olabilmesi bile başlı başına bir hadisedir. Kitapta Aytmatov ve eserleri çok farklı açılardan ve konularla işlenmiş.

Hacminin büyüklüğü ve kuşe kağıda basılmış olması -ışık yansıması nedeniyle- okunmasını biraz güçleştiriyorsa da Aytmatov okurları ve araştırmacıları için çok kıymetli bir eser olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Cengiz Aytmatov’un ölümü dünyayı sarsmaya devam ediyor. Bu büyük yazarın bıraktığı boşluğu, Nâzım’ın deyimiyle “Kesik bir kol gibi omuz başımızda” hissetmeye başladık bile.

Ne mutlu bana ki onun evrenini bir parça da olsa paylaşma olanağı bulabildim, bilgeliğinin ve dostluğunun tadına varabildim.

Dünyanın her köşesinde birçok hayranı olan bu büyük ve namuslu adamın anısı önünde bir kez daha saygıyla eğilirken, bir noktaya dikkat çekmekte yarar görüyorum.

İki gündür beni yurt dışından ve yurt içinden arayan bütün basın yayın organlarına tekrarladığım bir şey bu.

“Cengiz Aytmatov bir kültür milliyetçisiydi!”

Bu tanımı o kadar önemsiyorum ki tekrar tekrar vurgulamak istiyorum.

Aytmatov kelimenin dar anlamında bir “milliyetçi” olsa, sadece Kırgızistan’a kısılır kalırdı.

Oysa o şunu söyleyebiliyordu:

“Ey insanlar, dağların, denizlerin ardında yaşayan insanlar! Neden savaşıyorsunuz? Toprak mı istiyorsunuz? Hepinizin anasıyım ben. Ve sizler benim önümde eşitsiniz. Kavgalarınızı değil, çalışmalarınızı, dostluğunuzu istiyorum ben.”

Bütün insanlığa seslenen bir yazar olduğu için sesi her yerde yankılandı.

Ama bu politik tavra rağmen, bir “kültür milliyetçisi” idi o.

Peki ne demektir kültür milliyetçiliği?

Milliyetçilik ideolojisinden farkı nedir?

Bu soruları çok önemsiyorum.

Çünkü zaman zaman gençlerden iyi niyetli sorular geliyor ve “Zülfü abi, insanın vatanını milletini sevmesinin kötü yanı ne?” diye soruyorlar.

İşte sorun da burada.

***


İnsan kitlelerinin iki büyük kutsalı var: Din ve milliyetçilik!

Bu duygular bütün insanlarda ortak olduğu için, istismara, çarpıtmaya, kötüye kullanmaya da çok elverişli.

Bu yüzden tarih boyunca bir sürü politika bezirgânı bu iki kutsal duyguyu sömürerek kitleleri peşlerine taktı ve felaketlere yol açtı.

Milliyetçilikten yola çıkan Hitler’leri, Mussolini’leri hatırlayın.

Din de kutsal bir duygu olarak çok kullanıldı ve o da felaketlere yol açtı.

Yaşar Nuri Öztürk’ün önemli kitabında anlattığı “Allah ile aldatmak” durumundan söz ediyorum.

Cengiz Aytmatov bu iki tuzağa da düşmeyen, dünya insanlarının tümünü seven bir büyük yürekti ama ana diline, kök kültürüne, masallarına, destanlarına da son derece bağlıydı.

Ömrü boyunca içinde yetiştiği Kırgız ovalarının, dağlarının kadim kültürünü yüceltmeye çalıştı.

Aynen Türkçeyi dünyaya taşıyan Nâzım Hikmet gibi, Yaşar Kemal gibi.

İşte kültür milliyetçiliği derken bunu kastediyorum ve bu anlamıyla hepimiz kendi kültürümüzün ve ana dilimizin milliyetçisiyiz.

Hem de kendisine “milliyetçi” sıfatını layık gören birçok kişinin anlayamayacağı, hayal bile edemeyeceği kadar.

Bu milliyetçilik, dünyadaki bütün ana dillere, kültürlere, halkların yarattığı her güzel şeye sahip çıkmayı gerektiriyor.

Düşmanlığın değil dostluğun dilini konuşuyor.

Schiller ve Beethoven’in hayat verdiği biçimiyle “Hepimiz kardeş olacağız!” diyor.

Aytmatov sürekli olarak kök kültürünü yüceltti, onu yetiştiren topraklara borcunu ödemeye çalıştı ve böylece evrensel insan kardeşliğine unutulmayacak katkılarda bulundu.

Dünkü yazımdaki dileğimi bir kez daha tekrar ediyorum:

Yerin uçmak olsun Cengiz Aga.

Zülfü Livaneli
Ramazan Korkmaz
Sayfa 127 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Babası böyle bir suçtan öldürüldüğü, yok edildiği için okulda her gün kalkıp şunu söylemek zorunda; “benim babam devrim düşmanıydı, cezası verildi, ondan nefret ediyorum.” Fakat akşam eve geliyor, ağlıyor. “Nasıl olur? Benim babam nasıl hain olur? Ben bunu söylemek istemiyorum.” Diyor. Karakız Apası ona, “evladım, senin baban hain değildi” diyor. “Sen bunları boş ver, tarih bizi aklayacak.”
Ramazan Korkmaz
Sayfa 390 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Aytmatov'a göre insanda en güzel şey, vicdandır ve hayatın en ağır anlarında hayata tutunabilmek için ona güç veren de yine vicdandır.
Ramazan Korkmaz
Sayfa 153 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Cemile'yi yazdıktan sonra çok sert eleştirilerle karşılaştığını anlatıyor. Ateşli komünistlerden bir yazar, "Bu roman anavatana ihanettir" diye başlayan bir konuşma yapmış o zamanlar:

"Cemile'nin kocası vatan için faşistlere karşı cephede dövüşürken o başka bir adama aşık olup onunla gidiyor."

Cengiz gülerek, "İyi ki Aragon hikayeyi çevirip Paris'te yayımladı." diyor. "Yoksa hapı yutmuştum."

Zülfü Livaneli
Ramazan Korkmaz
Sayfa 63 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Felaketler, dahilerin ortaya çıkmasında daima kurucu bir işlev üstlenir.
Ramazan Korkmaz
Sayfa 13 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yaşam iyilik ve kötülüğe ait bu iki temel gücün mücadelesinden ibarettir ve bizler daima iyiliğin ve adaletin yanında olmalıyız.
Ramazan Korkmaz
Sayfa 18 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Her fırsatta yılkıya kaçtığı için ayağına zincir köstek vurulmuş olması dolayısıyla Gülsarı hakkında söylenen ' köstekli ayaklarla yürüyünce yol bitmiyor... Köstekle yürümek bir cehennem azabı! ' ibaresi, toplumsal gelişmenin ayak bağı olarak görülen komünizm hakkında söylenmiş alegorik bir sözdür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cengiz Aytmatov (Büyük Boy)
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
392
ISBN:
9789751734501
Yayınevi:
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Mehmet Y.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0