Adı:
Cennet Başka Yerde
Baskı tarihi:
Aralık 2006
Sayfa sayısı:
448
ISBN:
9789750706912
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Paraiso En La Otra Esquina
Çeviri:
Saliha Nilüfer
Yayınevi:
Can Yayınları
Flora Tristán, sosyalist feminizmin kurucularından biridir, yaşamını kadınlar ve işçilerin temel haklarının kazanılmasına adamıştır. Flora'nın gözünde cinsellik, erkeklerin kadınlardan intikam almak için kullandıkları bir şiddet türüdür. Paul Gauguin, bir borsa simsarıyken resim tutkusuna yakalanmış, Kilise ve burjuva yaşamıyla iğdiş edilmemiş, saf ve ilkel bir dünyanın peşinde Tahiti'ye gitmiştir. Gauguin'in gözünde yasaksız, hazzın doruklarında gezinen bir cinsellik yaratıcılığın kaynağıdır. Latin Amerika edebiyatının ustalarından Mario Vargas Llosa, 19. yüzyılın bu iki karşıt karakterini buluşturduğu Cennet Başka Yerde'de, Gauguin ile hiç görmediği anneannesi Flora'nın ortak özlemini yakalıyor: İnsanoğlu için mutluluğun mümkün olduğu bir cennet. Flora'yla Peru'daki yoksulluğun, Londra'daki ezici kapitalizmin, Paris varoşlarının dalgalı sularına sürükleniyor okur; Gauguin'le zincirlerinden boşanmış bir cinselliğin, yepyeni bir sanatın azgın sularına. Llosa, cenneti arayanların cehennemini anlatıyor okurlarına.
Bir kitabın, önce iğrenç,sapıkça, ele alınamayacak şekilde ve kesinlikle okunamayacak düzeyde cinsel cümleler içerdiğini söyleyip bu kitabın okunmamasını tavsiye edeceksiniz. Ama hemen arkasından aynı kitabın tarihe mal olmuş iki zıt karakterdeki kişinin hayatını anlatan muhteşem bir biyografi kitabı olduğunu ve mutlaka okunması gereken nadir kitaplardan biri olduğunu söyleyeceksiniz. İşte hem benim şu andaki durumum, hem de bu kitap ancak böyle tanımlanabilir.

Gerçekten de kitabın ilk yüz sayfasına kadar, karşılaştığım iğrençlik derecesindeki cinselliklerin anlatımından dolayı bir kaç defa kitabı yarım bırakmayı düşündüm. Hem de niçin yarım bıraktığımı site de açıklayarak. Ama her defasında yazarın Nobel ödülünü almış bir yazar olduğu, ayrıca ülkesinde katıldığı başkanlık seçiminde yüzde otuz yedi buçuk yani yaklaşık seçmenlerin üçte birinin oyunu aldığı gerçeğini düşünerek hep devam etme kararı aldım. Öyle ya yazar böyle iğrenç yazılar yazıyorsa neden kendisine halkı bu kadar oy versin veya Neden Nebel ödülü versinlerdi. Ama şunu söylemeliyim ki kesinlikle devam etmemin ve kitabı okumamın mükafatını fazlasıyla aldığımı kitabı bitirdiğimde daha çok anladım. Çünkü elimdeki kitap gerçekten her yönüyle ustaca yazılmış belkide dünyanın en iyi biyografi kitaplarından biriydi.

Mario Vargas Llosa' nın okuduğum ilk kitabı. Kitapta, yaklaşık elli yıllık bir zaman aralığıyla yaşanan olaylar anlatılıyor. Bu da iki zıt karakterdeki kişinin biyografisi yapılarak bize aktarılıyor. Bunlardan birisi, sosyalizmin, işçi ve kadın haklarının, en katı savunucusu olup, hayatını, dönemindeki adaletsizliklere, haksızlıklara, özellikle de işçilerin ve kadınların gördüğü işkencelere,eziyetlere karşı mücadeleye adamış ve bu uğurda hayatını bile ortaya koymuş olan FLORA TRİSTAN, diğeri ise Sadece kendi zevkini düşünen ve sınırsız cinselliği, özgürce yaşamayı kendine ilke edinmiş dünya çapında bir ressam olan PAUL GAUGUİN.
Peki bu kişilerin cennetle ne ilgisi var derseniz. Her iki kişi de cenneti arıyordu. Ama istedikleri farklı cennetlerdi. Birisi hiçbir ezilen insanın olmadığı bir cennet düşlerken diğeri her türlü zevkin sınırsızca yaşandığı bir cennet düşlüyordu.

Kitapta anlatılan olaylar tamamen gerçek olaylardan kurgulanmış olup, ne kadarının yaşanıp, ne kadarının yaşanmadığını tabiiki ben bilemem. Ama yazar o dönemdeki Fransa, Londra, Peru, Haiti ve etrafındaki adalarda yaşanan devlet ve burjuvazi tarafından da korunan, adaletsizlikleri, iğrençlikleri, haksızlıkları bize tüm teferruatıyla ve açıklığıyla aktarmış.

Sadece bir örnek vereceğim size. Düşünün bir kadının kocasını terk etmesinin, bir babanın kendi öz kızına tecavüz etmesinden daha büyük bir suç olduğu Fransa'daki kadınların yaşamı, böyle bir ortamda nasıldır acaba ? İşte Flora Tristan'ın ne zor şartlarda mücadele ettiğini anlayın. Ayrıca Güney Amerikada ki bahsedilen yerleşim yerlerinde, kırk-elli yaşlarındaki erkeklere eş olarak verilen on üç- on dört yaşındaki kız çocukları neler hissederler acaba ? İşkence üstüne işkence gören köleleri isterseniz hiç katmayalım yazıya.

Yazar, kitabı bölümler halinde yazmış. Tek rakamlı bölümlerde Flora'nın , çift rakamlı bölümlerde Paul 'ün hayatına yer vermiş. Ayrıca anlatım şekli de çok farklı. Yazar sanki bir mahkeme salonunda kendisini avukat, Flora ve Paul'u da sanık, okuyucuyu da jüri veya seyirci yerine koymuş gibi olayları anlatıyor. Olayları kendi ağzından bize naklederken, sık sık Flora ve Paul'a dönüp ''böyle yapmadın mı Flora, aslında şunu yapmalıydın Endülüslü veya sen içinden böyle geçirmedin mi Paul, ama hep yanlış yoldaydın Koke '' diye cümle ve parağrafları bitirerek sanki sanıkları sorguluyor gibi anlatıyor.

Her iki kişinin de kendi hayallerindeki cennetleri için uğraşırken yaşadıkları sefil hayatlarına bu günden bakıldığında insanın aklına neler geliyor neler. Örneğin öyle bir sefalet içerisinde yaşayan Paul, kırk-elli franga zorla satabildiği tablolarının ölümünden yüzyıl sonra, yüzlerce milyon dolara el değiştirdiğini görse ne yapardı acaba ? Veya verdiği mücadele sayesinde özellikle kadınlara yönelik adaletsizliğin bir çok ülkede giderildiğini görerek kesinlikle mutlu olacak olan Flora' nın, başta bizim ülkemiz olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde devam eden kadın cinayetlerini gördüğünde ne kadar büyük hayal kırıklığı yaşardı acaba ?

Biliyorum incelemem çok uzun oldu ama inanın bana, bu kitap öyle bir iki cümleyle geçiştirilecek bir eser değil. Gerçekten muhteşem bir bilgi hazinesi. Ben herkesin, ama özellikle de kadınların , Flora Tristan'ın,kendileri için verdiği büyük mücadeleyi öğrenmeleri için mutlaka okumalarının gerektiği bir kitap olarak değerlendiriyorum. Paul Gauguin'e gelince, iğrenç bir hayata ve düşüncelere sahip olmasını her ne kadar tasvip etmesek de, tablolarının günümüzdeki değeri ortadadır. Daha bir kaç yıl önce şu okuduğum kitabın üzerindeki resmi bulunan tablosunun tam üç yüz milyon dolara el değiştirdiğini biliyor muydunuz ? Açık söyleyeyim ben bilmiyordum.

Son cümle olarak; bütün içerdiği olumsuz cümlelere rağmen, yazarın gerçekten muhteşem olarak kaleme aldığı bu eserin, mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğu doğrultusundaki düşüncemi yazarak incelememi bitiriyorum.
Eğer Chabrie'yle evlenmiş olsaydın, ömrün boyunca bir daha Fransa'ya ayak basmadan ölene kadar California'da onunla yaşamış olsaydın nasıl bir hayatın olacaktı Flora ? Şüphesiz sakin ve güven dolu. Ama o zaman ne bilinçlenecek, ne kitap yazabilecek ne de kadınları kölelikten, yoksulları sömürülmekten kurtaracak devrimin bayraktarı olabilecektin.
Mario Vargas Llosa
Sayfa 238 - Can Yayınları - Kasım - 2010
Ulu Tanrım ! Tanrım eğer varsan, bu gözyaşı vadisindeki kötülüklere bir son verecek evrensel Emekçi Birliği'ni yoluna koymadan Flora Tristan'ın canını alma. '' Tanrım bana bir beş, sekiz yıl daha ver. Bu bana yeter.''
Mario Vargas Llosa
Sayfa 413 - Can Yayınları - Kasım - 2010
Dizlerinin üstüne çökmüş fanatik ve itaatkar yoksullarla dolup taşan sayısız kiliseye girip çıkmıştı ; ya dua ederler ya da güçlüler karşısında sabır ve kulluk vaaz eden rahiplerin gerici zırvalıklarını dinlerlerdi. İşin en üzücü tarafı, en inançlı kesimin çoğunlukla yoksullardan oluştuğunu görmekti.
Mario Vargas Llosa
Sayfa 109 - Can Yayınları - Kasım - 2010
Onları ikna etmek kolay olmamıştı. Çalışma hakkının kadınları da kapsaması halinde işsizliğin daha da yaygınlaşacağından korkuyorlardı, zira o kadar insana iş asla bulunamazdı.
Mario Vargas Llosa
Sayfa 60 - Can Yayınları - Kasım - 2010
''Herhalde hanımefendi, kadın olduğunuz için erkeklerin ihtiyaçlarından bihabersiniz. Siz kadınlar tek bir kocayla mutlu oılursunuz. Yeter de artar bile. Oysa bizler için tüm ömrü tek bir kadınla geçirmek sıkıcıdır. Fark etmemiş olabilirsiniz ama siz kadınlar ve biz erkekler çok farklıyız. İncil'den beri bu böyle.''
Mario Vargas Llosa
Sayfa 223 - Can Yayınları - Kasım - 2010
''Söylediğiniz mantıklı doktor. Lyon'da atölyede on dört on beş saat çalışan bir kadın işçinin ne kadar kazandığını biliyor musunuz ? Elli sent. Aynı işi yapan bir erkek işçinin aldığı paranın üçte ya da dörtte biri demek bu. Beslemekte olduğu çocuğu varsa bu parayla kim yaşayabilir ? Bundan ötürü pek çoğu fahişeliğe başlayıp sonra da aklını kaçırıyor.''

''Rahibeler duymasın sizi,' dedi yönetici sesini alçaltarak, onlara göre akıl hastalığı ahlaksızlığın bir cezası.
Mario Vargas Llosa
Sayfa 108 - Can Yayınları - Kasım - 2010
Şöyle bir düşününce Florita, yolculuk o kadar da yarasız değildi aslında. Emekçilerle yapacağın toplantılara engel olmak için polislerle yüksek rütbeli memurların böylesine seferber olması vaaz ettiğin fikirlerin filizlenmekte olduğuna delalet değil miydi ? Belki de sandığından daha fazla insanı yanına çekiyordun. İzlediğin yolun geride bıraktığı yankılar er ya da geç büyük bir hareketle zirveye çıkana dek yaygınlaşacaktı. Fransa, Avrupa, tüm dünya ....
Mario Vargas Llosa
Sayfa 450 - Can Yayınları - Kasım - 2010

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cennet Başka Yerde
Baskı tarihi:
Aralık 2006
Sayfa sayısı:
448
ISBN:
9789750706912
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Paraiso En La Otra Esquina
Çeviri:
Saliha Nilüfer
Yayınevi:
Can Yayınları
Flora Tristán, sosyalist feminizmin kurucularından biridir, yaşamını kadınlar ve işçilerin temel haklarının kazanılmasına adamıştır. Flora'nın gözünde cinsellik, erkeklerin kadınlardan intikam almak için kullandıkları bir şiddet türüdür. Paul Gauguin, bir borsa simsarıyken resim tutkusuna yakalanmış, Kilise ve burjuva yaşamıyla iğdiş edilmemiş, saf ve ilkel bir dünyanın peşinde Tahiti'ye gitmiştir. Gauguin'in gözünde yasaksız, hazzın doruklarında gezinen bir cinsellik yaratıcılığın kaynağıdır. Latin Amerika edebiyatının ustalarından Mario Vargas Llosa, 19. yüzyılın bu iki karşıt karakterini buluşturduğu Cennet Başka Yerde'de, Gauguin ile hiç görmediği anneannesi Flora'nın ortak özlemini yakalıyor: İnsanoğlu için mutluluğun mümkün olduğu bir cennet. Flora'yla Peru'daki yoksulluğun, Londra'daki ezici kapitalizmin, Paris varoşlarının dalgalı sularına sürükleniyor okur; Gauguin'le zincirlerinden boşanmış bir cinselliğin, yepyeni bir sanatın azgın sularına. Llosa, cenneti arayanların cehennemini anlatıyor okurlarına.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Gülbahar Sürgü
  • mehmet temiz
  • missprufrock
  • Duygu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%25 (1)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%25 (1)