Cennet YoluJohn Steinbeck

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.221
Gösterim
Adı:
Cennet Yolu
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
677
Format:
Karton kapak
ISBN:
12345672121598
Kitabın türü:
Çeviri:
Vahdet Gültekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar Yayınevi
Baskılar:
Cennetin Doğusu
Cennet Yolu
Cennetin Doğuşu
Steinbeck, Cennetin Yolu’nda yarattığı karakterlerle yaratılış kitabındaki Habil ve Kabil öyküsüne göndermeler yapar. Karakterlerini bu öykü üzerine kurar ve kurguyu paralel ilerletir. İncil’de Habil ve Kabil ‘in hikayesini anlatan ve kitapta bilge karakter Samuel’ in okuduğu bölüm tam olarak şöyledir:

‘’Adem, karısı Havva’yı tanıdı, kadın gebe kaldı ve Kabil’i doğurdu ve Tanrı’nın yardımıyla bir insan yarattım, dedi. Daha sonra kardeşi Habil’i doğurdu. Habil çoban oldu ve Kabil çiftçi oldu. Kabil dünya meyvelerinden oluşan bir armağan sundu Tanrı’ya ve Habil de öte yandan, sürüsünde ilk doğan yavrulardan ve yağlardan oluşan bir armağan sundu. Tanrı Habil’e ve armağanına beğenircesine baktı; ama Kabil’i ve armağanını beğenmedi. Kabil çok kızdı ve yüzü asıldı. Ve tanrı Kabil’e şöyle dedi: “Neden kızdın ve suratın asıldı? Kuşkusuz iyi davranırsan, yüzün dik olur ve kötü davranırsan, günah kapına dayanır ve istekleri sana yönelir, ama sen, sen ona egemen olursun. O sırada kabil, kardeşi Habil’le konuştu; ama ikisi de tarladaydılar. Kabil kardeşi Habil’in üstüne atıldı ve onu öldürdü. Tanrı Kabil’e şöyle dedi “Kardeşin Habil nerede?” o yanıt verdi: “Bilmiyorum, ben onun bekçisi miyim?” ve Tanrı şöyle dedi: “Ne yaptın? Kardeşinin kanının sesi topraktan bana haykırıyor. Şimdi senin elinden kardeşinin kanını almak için ağzını açan toprak tarafından lanetleneceksin. Toprağı ektiğin zaman, o sana artık zenginlik vermeyecek. Yeryüzünde serseri ve göçebe olacaksın.” Kabil Tanrı’ya şöyle dedi: “Cezam dayanılmayacak kadar büyük. İşte bugün beni topraktan kovuyorsun; senin yüzüne görünmeyeceğim, yeryüzünde serseri ve göçebe olacağım ve kim beni bulursa, öldürecek.” Tanrı ona şöyle dedi: “Eğer birisi Kabil’i öldürürse ondan yedi kere öç alınacaktır. Ve tanrı onu bulan kişinin öldürmemesi için Kabil’in üzerine bir işaret koydu. Sonra, Kabil, Tanrı’nın gözünden uzaklaştı ve cennetin doğusundaki Nod toprağında oturdu.”

Roman Kaliforniya’daki Salinas vadisinin detaylı anlatımı ile başlıyor. Vadinin doğasını, toprağını, iklimini benimsedikten sonra o topraklara gelip yerleşen aileleri tanıyoruz. İrlanda’dan gelerek yerleşen geniş Hamilton ailesi ile Trask’ların üzerinde ilerliyor hikaye. Bu iki farklı ailenin fertleri gün geliyor birbirinin hayatını etkiliyor. Bu süreç içerisinde Birinci Dünya Savaşı’nın izleri ve Amerikan Sivil Savaşı’na kadar geriye uzanan sahneler yer alıyor.
John Steinbeck... Kesinlikle en sevdiğim yazar. Gazap üzümleri adlı kitabı okuduktan sonra bütün kitaplarını okumaya karar verdim. İşçinin, emekçinin ve ezilenin yanında...kaplist düzeni harika eleştirmesi yazarı sevmemde ki en büyük etken. Cennetin doğusu'na gelince..
Karışık duygular ile okuduğum bir kitaptı. Hem ileride ne olacağını merak ettim, hem de bitmesin istedim bu yüzden azar azar okudum. Klasik kategorisine düşen ama hiç te o ağırlığı taşımayan, okuyucuyu sıkmayan bir eser. Habil ile Kabil'in hikayesinden esinlenmiş yazar. Kabil, yaptığının bedelini, hayatının sonuna kadar Cennetin doğusunda bir yerde yaşayarak ödemelidir. 
Asırlardır süren savaşları farklı kuşaklardan ama kardeş olan karakterler üzerinden işlemiş yazar. Ki bu savaşlar aslında insanın içinde yaşanır en çok - iyilik ile kötülük savaşır başta, güzellik ile çirkinlik, doğru ile yalan ve daha bir çoğu ama insan yapabileceğine, kendine inandığında da neyin galip geleceğini belirleyebilir. Çok mesajı ve sorusu var yazarın okurlarına, benim aklıma kazınan ise şu oldu: madem insan özürlü doğabilir, neden bu özür bedeninde değil de, ruhunda olmasın ki? Hani derler ya, herkes aslında iyi doğar diye, acaba gerçekten öyle mi sorusu geliveriyor okuyucunun aklına. Ben çok sevdim Steinbeck'i, diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.. Keyifli okumalar herkese.
Usta yazar Steinbeck, Cennetin Doğusu’nda yarattığı karakterlerle yaratılış kitabındaki Habil ve Kabil öyküsüne göndermeler yapar. Karakterlerini bu öykü üzerine kurar ve kurguyu bu şekilde ilerletir. Aynı zamanda bir Habil ile kabil hikayesi olan hikaye iyinin ve kötünün ötesinde bir kapı açıyor bizlere .İncil’de Habil ve Kabil ‘in hikayesini anlatan ve kitapta bilge karakter Samuel’ in okuduğu bölüm tam olarak şöyledir:
‘’Adem, karısı Havva’yı tanıdı, kadın gebe kaldı ve Kabil’i doğurdu ve Tanrı’nın yardımıyla bir insan yarattım, dedi. Daha sonra kardeşi Habil’i doğurdu. Habil çoban oldu ve Kabil çiftçi oldu. Kabil dünya meyvelerinden oluşan bir armağan sundu Tanrı’ya ve Habil de öte yandan, sürüsünde ilk doğan yavrulardan ve yağlardan oluşan bir armağan sundu. Tanrı Habil’e ve armağanına beğenircesine baktı; ama Kabil’i ve armağanını beğenmedi. Kabil çok kızdı ve yüzü asıldı. Ve tanrı Kabil’e şöyle dedi: “Neden kızdın ve suratın asıldı? Kuşkusuz iyi davranırsan, yüzün dik olur ve kötü davranırsan, günah kapına dayanır ve istekleri sana yönelir, ama sen, sen ona egemen olursun. O sırada kabil, kardeşi Habil’le konuştu; ama ikisi de tarladaydılar. Kabil kardeşi Habil’in üstüne atıldı ve onu öldürdü. Tanrı Kabil’e şöyle dedi “Kardeşin Habil nerede?” o yanıt verdi: “Bilmiyorum, ben onun bekçisi miyim?” ve Tanrı şöyle dedi: “Ne yaptın? Kardeşinin kanının sesi topraktan bana haykırıyor. Şimdi senin elinden kardeşinin kanını almak için ağzını açan toprak tarafından lanetleneceksin. Toprağı ektiğin zaman, o sana artık zenginlik vermeyecek. Yeryüzünde serseri ve göçebe olacaksın.” Kabil Tanrı’ya şöyle dedi: “Cezam dayanılmayacak kadar büyük. İşte bugün beni topraktan kovuyorsun; senin yüzüne görünmeyeceğim, yeryüzünde serseri ve göçebe olacağım ve kim beni bulursa, öldürecek.” Tanrı ona şöyle dedi: “Eğer birisi Kabil’i öldürürse ondan yedi kere öç alınacaktır. Ve tanrı onu bulan kişinin öldürmemesi için Kabil’in üzerine bir işaret koydu. Sonra, Kabil, Tanrı’nın gözünden uzaklaştı ve cennetin doğusundaki Nod toprağında oturdu.”
Roman Kaliforniya’daki Salinas vadisinin detaylı anlatımı ile başlıyor. Vadinin doğasını, toprağını, iklimini muhteşem bir tasvirle resmediliyor . İrlanda’dan gelerek yerleşen geniş Hamilton ailesi ile Trask’ların üzerinde ilerliyor hikaye. Bu iki farklı ailenin fertleri gün geliyor birbirinin hayatını etkiliyor. Bu süreç içerisinde Birinci Dünya Savaşı’nın izleri ve Amerikan Sivil Savaşı’na kadar geriye uzanan sahneler yer alıyor.
Cyrus Trask askerlik mesleğine hayran biridir ve askeri birlikteyken çatışma esnasında  bir kurşun bacağını paramparça eder. Hayatı boyunca bunu bir gurur olarak taşır ve ordudan çıkarılıp eve gönderilmesine rağmen askerliği bir meslek gibi yaşamaya devam eder. Hem kendini hem de çevresindekileri kendisinin bir askeri deha olduğuna inandırır. İki oğlunu da bu disiplinle yetiştirmeye başlar. Oğulları, Habil ve Kabil’in hikayesindeki gibi babaları ve birbiriyle çekişen karakterler olurlar. Roman, Cyrus’un  iki oğlu Charles ve Adam’ın  ( yanı Adem’in ) yaşam hikayeleri ile devam eder  ve yine İncil’deki hikayenin paralelinde Adam’ın sahip olacağı iki erkek çoğunun Aaron ve Cal’in yaşam öykülerine odaklanır.
İnanç, aidiyet, disiplin, dostluk, kıskançlık, aşk ve minnet, kabul edilme çabası, suçluluk, hırs ve ahlak duyguları romanda öne çıkan duygular. Her bir karakter bu duygularla ya da bu duygulara karşı savaşır. Samuel Hamilton ve çinli yardımcı Lee kitaptaki en aklı başında en bilge karakterlerdir. Zayıf bir adam olan Adam ile çocukları Aaron ve Cal üzerinde büyük etkileri olacaktır. Lee  ve Samel Hamilton’ın sohbetleri kitaptaki en güzel bölümlerdi.
John Steinbeck ‘in bu eseri hakkında kendi hayatından bölümler yer aldığına dair bilgiler var. Geniş bir aile olan Hamilton’lar gerçekte John Steinbeck’in ailesi Olive Hamilton’un ailesiymiş. Kitaptaki en güzel karakter Samuel Hamilton ise yazarın dedesiymiş. Böyle bir dedenin John Steinbeck gibi bir torunu olması kitabı okuyanlar için hiç de sürpriz değil. Karekterlerin çeşitliliği okuyucuda sıkıntı yaratmıyor zira geçişler fazlasıyla ustaca yapılmış .

Kitaptaki bir diğer söz yaratılış kitabında geçen timşel sözü bu sözü anlamayacaklar olanlar kitaptan da anlamayacaklar galiba . Adam (Adem’in ) ölürken ağzından çıkan son söz . Bu
söz ve kitabında son cümlesi oluyor . Timşel : hükmedebilirsin .


Adem’in karısı olan Cathy ( ilerleyen bölümlerde Kate olacak ) hiç bir zaman anlamayacağım ki , kitapta da bu sır kendini korumakta . Yapmış olduğu kötülüklerin nedenini hala anlamış değilim ne amaç uğruna ve niçin? Ve işin en kötü tarafı ise Adam’nın onun kötü olduğuna hiç inanmaması belkide yüreğinde öyle bir hayal kurmuştu ona inanmıştı öldüğünde bile hala o saf sevgi vardı .


Cennetin Doğusu’ nun filmide var . Filmi de izledim lakin kesinlikle kitaptaki hazzı almadım . İzlemek isteyenler olursa mutlaka önce kitabı okusunlar zira , kitap gereken tüm hazzı veriyor . Bitirirken evet ağladım tutamadım kendimi . Hepimiz iyinin ve kötünün çemberinde yaşarken bir çok şeyden habersiz yaşarız . Eylemlerimiz ne ölçüde iyi ne ölçüde kötü bilemiyoruz . Tek bildiğimiz bize öğretilen iyinin ve kötünün örnekleri. Hayatımız bu seçimlerden ibaret yani , iyiye ve kötüye hükmedebilir doğru seçimleri yapabiliriz sağ duyumuyuzu koruyarak ....

Keyifli okumalar ...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.005 Oy)17.371 beğeni39.212 okunma2.047 alıntı164.104 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.019 Oy)7.276 beğeni19.705 okunma3.088 alıntı115.577 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.179 Oy)8.091 beğeni23.796 okunma1.855 alıntı101.519 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.398 Oy)8.351 beğeni22.636 okunma1.406 alıntı104.628 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.793 Oy)8.080 beğeni25.818 okunma614 alıntı125.718 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.776 Oy)7.304 beğeni20.414 okunma657 alıntı78.803 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.478 Oy)5.760 beğeni15.111 okunma2.165 alıntı77.947 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.954 Oy)12.401 beğeni31.546 okunma2.695 alıntı131.611 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.076 Oy)4.790 beğeni15.943 okunma2.721 alıntı102.045 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.922 Oy)8.305 beğeni23.065 okunma1.114 alıntı111.937 gösterim
Konu Hamilton ve trak aileleri üzerinde dönüyor...Steinbeck kendi ailesinden esinlenerek yazmış bu romanı, Samuel Hamilton yazarın dedesiymiş.Olaylar Californiya'nın salinas vadisinde geçiyor...Birbirinden farklı iki kardeş.İyi ve kötü ..Habil ve Kabil örneği verilmiş....nobel ödülünü hak etmiş bir eser.
Okuduktan sonra etkisinden uzun süre çıkamadım. İnanılmaz etkileyici bir hikaye ve betimleme... Steinbeck, bir röportajında bundan önce yazdığı tüm eserlerin bunun hazırlığı olduğunu, tüm tecrübesinin bu kitapta olduğunu söylemişti.
"Size bir şey söyleyeyim mi? Bu romanı herkesin okumasını ve beğenmesini müthiş istiyorum. Okumazlar, beğenmezlerse çok bedbaht olacağım."
Büyük yazarın içi rahat olabilir. Herkes okudu ve çok beğendi.
Kitabı çok keyif alarak okudum. Okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağını düşünüyorum. Çok renkli ve geniş bir karakter çeşitliği var. Olay örgüsü öyle güzel işlenmiş ki zaman ve mekan geçişleri hiç rahatsız etmiyor. Gazap üzümlerini de keyifle okumuştum, ilk fırsatta diğer kitaplarını da okuyacağım.
Karışık duygular ile okuduğum bir kitaptı. Hem ileride ne olacağını merak ettim, hem de bitmesin istedim bu yüzden azar azar okudum. Klasik kategorisine düşen ama hiç te o ağırlığı taşımayan, okuyucuyu sıkmayan bir eser. Habil ile Kabil'in hikayesinden esinlenmiş yazar. Kabil, yaptığının bedelini, hayatının sonuna kadar Cennetin doğusunda bir yerde yaşayarak ödemelidir.
Asırlardır süren savaşları farklı kuşaklardan ama kardeş olan karakterler üzerinden işlemiş yazar. Ki bu savaşlar aslında insanın içinde yaşanır en çok - iyilik ile kötülük savaşır başta, güzellik ile çirkinlik, doğru ile yalan ve daha bir çoğu ama insan yapabileceğine, kendine inandığında da neyin galip geleceğini belirleyebilir. Çok mesajı ve sorusu var yazarın okurlarına, benim aklıma kazınan ise şu oldu: madem insan özürlü doğabilir, neden bu özür bedeninde değil de, ruhunda olmasın ki? Hani derler ya, herkes aslında iyi doğar diye, acaba gerçekten öyle mi sorusu geliveriyor okuyucunun aklına. Ben çok sevdim Steinbeck'i, diğer kitaplarını da okunacaklar listeme ekleyeceğim. Ve sonuç olarak, bu kitap okunmalı. :)
John Steinbeck...Hayran kaldığım yazarlar arasında.Betimlemeleri muazzam.Teması yine öyle.Karakter analizi şahane.Sıradan bir şeyi bile o kadar güzel anlatımı var ki..Bi kurgu var ve hayranlıkla seyrediyorsunuz.Oluşturduğu bütünlük,kurulan bağların birbirine prangalanışı..Etkileyici bir biçimde ortaya çıkarılan sanat.İşte bu !
John Bey'in arada felsefik düşüncelerini kaleme alması da çok çok güzel..
Sayfalar ilerledikçe yine geçmişe dönülmesi de farklı bi tarz oluşturmuş.Bi bölümde Liza'nın alkolü seveceğini biliyoruz mesela ama sevmediği zamanlara yeniden geçiş yapılmış..
Samuel karakterine bayıldım.Yazarın dedesi olan bu kişinin çocuklarına,eşine,çevresindeki insanlara olan tavrı,düşünce biçimi,varolanı kabul etmeyip iyileştirme yolları araması yine muazzam...
Yine Lee'nin hayaline olan hayranlığım..
Tavşan avı üzüldüğüm kısımlar arasındaydı.Bu detay burda olmamalıymış dedirtiyor.
Fazlasıyle sürükleyip götüren bi klasik sınıfında.Şiddetle tavsiye edilir.
700 küsur sayfaydi sanırım bu kitap.internetten sipariş etmiştim.son sayfası eksikti..kitabı okurken çok fazla anlamıyordum neler döndüğünü.. sonra sonlara doğru bir sayfa çıktı karşıma..bu dedim.. 700 sayfaya da, -son- suzluğa da değdi işte..çünkü bazen bir cümle yeter..

bence steinbeck bir yazar değil bir felsefedir..bilen bilir.
Çok güzel betimlemeler ile anlatılmış bir durum romanı, tarihin bir noktasını, aile yaşamlarını anlamamızı sağlıyor Amerika da.
Dünya klasiklerinin önde gelen kitaplarından biridir bana göre.. bu kitapta insana dair herşey var.. ruhu sakat doğan insanlarda, vicdanlarıyla daima kötüleri yenende anlatılmış. Yazarın kitapla ilgili, bugüne kadar yazdığım herşey bu kitaba hazırlık niteliğindeydi, sözü kitabın değerini belli ediyor.. steinback in yalın, akıcı ve etkili anlatımını zaten okuyan bilir. Daha ilk sayfalardan onun tatlı dünyasına girersiniz. Ama bu kitapta sizi çok daha derinlere indiriyor.. habil ile kabil hikayesini bu kdr güzel yorumlamakta ayrı bir yetenek.. Timşel sözünü anlamadıysanız kitabı iyi okumamaışsınız demektir. Not syf 334
Yazarın baş yapıtıdır, iyi ile kötülerin kavgasını anlatır. Ustaca tasvirler ve Amerika ... Kitap dizi filmi yapılmış aynı zamanda sineması çekilmiştir.
Harikulade bir kitabın daha sonuna geldim. Steinbeck bütün birikimini bu kitapta toplamış ve bir röpörtajında; "Size bir şey söyleyeyim mi? Bu romanı herkesin okumasını ve beğenmesini müthiş istiyorum. Okumazlar, beğenmezlerse çok bedbaht olacağım." Demiş.. Öyle muazzam bir eserdi ki; kimsenin beğenmeyeceğine inanmıyorum.. Yazarın sürekli ezilen tarafta olması ve kapitalist sistemi eleştirmesini artık okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Bu kitapta yine iyi ve kötünün, güzel ve çirkinin, güçlü ile güçsüzün birbirinden ayrımını okuyoruz.. Amerikan edebiyatını sevdiğimden artık çok eminim. Steinbeckin müthiş tasvirleri analizleri yanına eklenen muazzam betimlemeleri sayesinde Kaliforniya’da gezindim durdum. Habil ve kabil üzerinden kardeş kıskançlığının ve insan olma savaşının hikayesiydi anlatılan.. Savaşlardan, dönemin şartlarından, toplumsal düzeninden,, her şeyden bir mesaj bir çığlık bir eleştiri çıkartıyorsunuz dikkatle okuduğunuzda.. Her bir karakteri ayrı ayrı sevdim ama bir Lee ve Samuel vardı ki; unutmak mümkün değil.. yine uzun uzun kendi analizlerimi yazacak olsam Cal’den de bahsederdim.. İnsanın herşeyi önce kendi içinde halledebileceğini hissettiren yegane eserlerden biriydi..Kitapla ilgili saatlerce konuşabilirim, okuyanlar okuyacaklar yazabilirler.. Kimse bekletmesin hemen eline alsın okusun istiyorum; zira ne kadar ömrümüz var bilmiyoruz. Nefes aldıkça böyle kıymetli eserleri okumamak için aptallık etmemeli(!)
.
"Belki de herkes fazla zengin. Zenginlerin doyumsuzluğu kimsede yoktur. Bir adamı besle, giydir, iyi bir eve oturt, umutsuzluktan ölür."
John Steinbeck
Sayfa 347 - Remzi kitabevi
" İştahın bile bir sınırı vardır, " diyordu Samuel. Bütün bir cennet ve yeryüzü pastası bile, bazen insanı doyuramaz. "
John Steinbeck
Sayfa 185 - Remzi kitabevi
Bir şey olmamız, insanların hoşuna gider. Özellikle, kendileri neyse, onu olmamız.
John Steinbeck
Sayfa 310 - Altın kitaplar yayınevi
Ve bana öyle geliyor ki, kötülük ölür ölür dirilir, iyilik ise ölümsüzdür.
John Steinbeck
Sayfa 468 - Altın kitaplar yayınevi
Birine göre susan adam akıllıdır, ötekine göre lafı olmayan adamın düşüncesi de yoktur.
John Steinbeck
Sayfa 159 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cennet Yolu
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
677
Format:
Karton kapak
ISBN:
12345672121598
Kitabın türü:
Çeviri:
Vahdet Gültekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar Yayınevi
Baskılar:
Cennetin Doğusu
Cennet Yolu
Cennetin Doğuşu
Steinbeck, Cennetin Yolu’nda yarattığı karakterlerle yaratılış kitabındaki Habil ve Kabil öyküsüne göndermeler yapar. Karakterlerini bu öykü üzerine kurar ve kurguyu paralel ilerletir. İncil’de Habil ve Kabil ‘in hikayesini anlatan ve kitapta bilge karakter Samuel’ in okuduğu bölüm tam olarak şöyledir:

‘’Adem, karısı Havva’yı tanıdı, kadın gebe kaldı ve Kabil’i doğurdu ve Tanrı’nın yardımıyla bir insan yarattım, dedi. Daha sonra kardeşi Habil’i doğurdu. Habil çoban oldu ve Kabil çiftçi oldu. Kabil dünya meyvelerinden oluşan bir armağan sundu Tanrı’ya ve Habil de öte yandan, sürüsünde ilk doğan yavrulardan ve yağlardan oluşan bir armağan sundu. Tanrı Habil’e ve armağanına beğenircesine baktı; ama Kabil’i ve armağanını beğenmedi. Kabil çok kızdı ve yüzü asıldı. Ve tanrı Kabil’e şöyle dedi: “Neden kızdın ve suratın asıldı? Kuşkusuz iyi davranırsan, yüzün dik olur ve kötü davranırsan, günah kapına dayanır ve istekleri sana yönelir, ama sen, sen ona egemen olursun. O sırada kabil, kardeşi Habil’le konuştu; ama ikisi de tarladaydılar. Kabil kardeşi Habil’in üstüne atıldı ve onu öldürdü. Tanrı Kabil’e şöyle dedi “Kardeşin Habil nerede?” o yanıt verdi: “Bilmiyorum, ben onun bekçisi miyim?” ve Tanrı şöyle dedi: “Ne yaptın? Kardeşinin kanının sesi topraktan bana haykırıyor. Şimdi senin elinden kardeşinin kanını almak için ağzını açan toprak tarafından lanetleneceksin. Toprağı ektiğin zaman, o sana artık zenginlik vermeyecek. Yeryüzünde serseri ve göçebe olacaksın.” Kabil Tanrı’ya şöyle dedi: “Cezam dayanılmayacak kadar büyük. İşte bugün beni topraktan kovuyorsun; senin yüzüne görünmeyeceğim, yeryüzünde serseri ve göçebe olacağım ve kim beni bulursa, öldürecek.” Tanrı ona şöyle dedi: “Eğer birisi Kabil’i öldürürse ondan yedi kere öç alınacaktır. Ve tanrı onu bulan kişinin öldürmemesi için Kabil’in üzerine bir işaret koydu. Sonra, Kabil, Tanrı’nın gözünden uzaklaştı ve cennetin doğusundaki Nod toprağında oturdu.”

Roman Kaliforniya’daki Salinas vadisinin detaylı anlatımı ile başlıyor. Vadinin doğasını, toprağını, iklimini benimsedikten sonra o topraklara gelip yerleşen aileleri tanıyoruz. İrlanda’dan gelerek yerleşen geniş Hamilton ailesi ile Trask’ların üzerinde ilerliyor hikaye. Bu iki farklı ailenin fertleri gün geliyor birbirinin hayatını etkiliyor. Bu süreç içerisinde Birinci Dünya Savaşı’nın izleri ve Amerikan Sivil Savaşı’na kadar geriye uzanan sahneler yer alıyor.

Kitabı okuyanlar 225 okur

  • Bulut SAYA
  • Dr.Okur
  • Seren KOÇ
  • Gülhan Taşar
  • Ahmet Berk
  • DUA

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.1 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları