Cesur Yeni Dünya

·
Okunma
·
Beğeni
·
163,1bin
Gösterim
Adı:
Cesur Yeni Dünya
Baskı tarihi:
1945
Sayfa sayısı:
334
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
MEB
266 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
YouTube kitap kanalımda Cesur Yeni Dünya kitabını önerip distopya türünü anlattım:
https://youtu.be/DNo1wRTFR1g

Vedat Milor'un Twitter'da yaptığı "Menemen soğanlı mı olur yoksa soğansız mı?" anketinden sonra 1000kitap'ta bugüne kadar yaptığım ilk anketli incelemeye hoşgeldiniz. Bu incelemenin yorumlar kısmında şu sorunun cevabını vermenizi istiyorum: "1984 mü yoksa Cesur Yeni Dünya mı?"

1000kitap'taki kullanıcı adım "distopikokur" olmasına rağmen bugüne kadar arada kaldığım en büyük ikilemlerden biridir herhalde bu. Huxley'in kendisi 1984'ün daha acımasız bir distopya olduğunu söylerken, benim düşüncelerim Cesur Yeni Dünya kitabındaki mutluluğun kaçınılmaz bir şey olarak dayatılmasının daha tehlikeli bir şey olduğu yönünde.

Kendi kitap okuma grubumda haftaya bu iki kitabı siyaset, mimarlık, sosyoloji, psikoloji, pedagoji, cinsellik ve etimoloji gibi pek çok yönden karşılaştıracağımız için sizin yorumlarınızı da bu yüzden merak ediyorum. Çünkü 1984, acı ve cezalandırma yoluyla halkı kontrol etmeyi seçmişken, Cesur Yeni Dünya haz ve ödül yoluyla halkı kontrol etmeyi seçmiş bir distopya. Sizce hangi kitabın toplumu içerisinde yaşamak daha acımasız?

Aile ve anne-baba gibi kavramların ortadan kalkmadığı 1984 mü, yoksa anne-baba-ebeveyn gibi kavramların ortadan kalktığı, şartlandırılma sistemiyle insanların birileri tarafından üretildiği Cesur Yeni Dünya mı?

İnsanlar mutsuz olmalarına rağmen onlara sürekli olumlu ve pozitif sayıların dayatıldığı 1984 mü, yoksa mutsuzluğun insanların aklına bile gelmemesi için Soma adlı bir hap aracılığıyla mutsuzluk, kötülük, hastalık gibi şeylerin düşüncesinin bile ortadan kalktığı Cesur Yeni Dünya mı?

Kitap okuma düşüncesinin bile yasak olduğu 1984 mü, yoksa insanların bebekliklerinden itibaren bir kitaplığa yürütülüp kitaplığa ulaşacakları sırada onlara elektrik verildiği ve böylece kitapların kötü bir şey olduğu yönünde şartlandırıldıkları Cesur Yeni Dünya mı?

Teleekranlarla dolu bir dünyada sürekli izlendiğinizi ve gözetlendiğinizi bildiğiniz 1984 mü, yoksa iktidarın sizi gözetlemeye ihtiyacı olmayan, çünkü zaten küçüklüğünüzden beri iktidara karşı gelmemeye şartlandırıldığınız için iktidarı devirmeye yönelik bir devrim düşüncesinin oluşamayacağı Cesur Yeni Dünya mı?

2x2'nin iktidarın istekleri yönünde bazen 5 bazen 3 bazen 4 ettiği 1984 mü, yoksa 2x2 sorusunun sürünün selameti nasıl sağlanıyorsa cevabının da o olduğu Cesur Yeni Dünya mı?

Savaşın barış, özgürlüğün kölelik ve cahilliğin güç olduğu 1984 mü, yoksa savaşın ya da barışın olmadığı, kölelik ve cahillik gibi kavramların düşünülmesine bile ihtiyaç olmayan, acıların ve hayal kırıklıklarının insanı kişisel olarak geliştirdiği bir dünyada bu kötü kelimelerin akla bile getirilemeyeceği Cesur Yeni Dünya mı?

Sadece Parti içerisindeki insanların arasında izin verilen cinsel eylemleri konu alan 1984 mü, yoksa cinselliğin her zaman ve herkes arasında özgürce yapılabileceği olağanüstü genişlikte bir cinsellik ihtimali sunan, mahremiyet denen kavramın hiçe sayıldığı bir Cesur Yeni Dünya mı?

İktidarların ağzıyla "Sen bir hainsin. Sen bir düşüncesuçlususun! Seni vururum, buharlaştırırım, seni tuz madenlerine yollarım" diyen çocukların olduğu bir 1984 mü, yoksa bebekliklerinden beri şartlandırıldıkları için bunu söyleyemeyecek kadar düşüncesi oluşamayan çocukların olduğu bir Cesur Yeni Dünya mı?

İktidarın devamlılığı uğruna insanlarının beynini yıkayan ve kendi saraylarında mutlu mesut hayatlarına devam edip halkının iyiliğini umursamayan liderlerin olduğu 1984 mü, yoksa kendi halkının bilinçsizce üremesini durdurmayı hedefleyip de şartlandırma ve telkin sistemiyle insanları standartlaştırmayı hedefleyen Cesur Yeni Dünya mı?

Nefret ettiğimiz şeyin bizi yıkmasından korktuğumuz 1984 mü, yoksa sevdiğimiz şeyin bizi yıkmasından korktuğumuz Cesur Yeni Dünya mı?

Hayatımda en çok kararsız olduğum konu hakkında sizin düşüncelerinizi merak ediyorum. Hangi distopya daha etkileyici ve vurucu... 1984 mü Cesur Yeni Dünya mı?
266 syf.
·22 günde·10/10 puan
Orijinal adı Brave New World olan Cesur Yeni Dünya ilk olarak 1932’de yayınlandı. Kitap, Shakespeare’in Fırtına eserinde geçen bir konuşmadan ismini almaktadır. Sheakespeare'in zamanında "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyordu, yani asıl manası "Güzel Yeni Dünya" dır. Romanın kurgusu Londra'da 26. yüzyılda geçmektedir.

Yoksulluk savaş gibi olgular kalkmıştır buna karşın aile kavramı felsefe sanat kavramlar da kalkmıştır. Soma adı verilen uyuşturucu sayesinde herkes istediği zaman mutlu olabilmektedir.

Ayrıca eski geleneklerin hüküm sürdüğü yeni dünyadan tellerle ayrılmış “Ayrıbölge” denilen yer de vardır. Burada Tek eşlilik, aile kavramı, batıl inançlar, tanrı inanışı bizdeki gibidir.

Edebiyat dünyasında kara dörtleme olarak bilinen eserlerden biridir. (1984, Fahrenheit 451, Cesur Yeni Dünya ve Biz)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
  • Fahrenheit 451
    8.1/10 (14,5bin Oy)12,7bin beğeni45bin okunma53,3bin alıntı248,4bin gösterim
  • Körlük
    8.7/10 (14,9bin Oy)14,4bin beğeni44,9bin okunma76,6bin alıntı305,9bin gösterim
  • Sineklerin Tanrısı
    8.0/10 (11,9bin Oy)10,5bin beğeni41,1bin okunma18,3bin alıntı170,4bin gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.3/10 (5,8bin Oy)6bin beğeni20,6bin okunma14,2bin alıntı142,6bin gösterim
  • Otomatik Portakal
    8.0/10 (12,8bin Oy)10,9bin beğeni44,2bin okunma30,1bin alıntı213,5bin gösterim
  • Kırmızı Pazartesi
    7.8/10 (11bin Oy)9,1bin beğeni39,9bin okunma20,7bin alıntı156,6bin gösterim
  • Puslu Kıtalar Atlası
    8.8/10 (8,2bin Oy)7,6bin beğeni24,7bin okunma14,8bin alıntı132,3bin gösterim
  • Çavdar Tarlasında Çocuklar
    7.0/10 (8,7bin Oy)6,4bin beğeni32bin okunma23,5bin alıntı144,9bin gösterim
  • Yabancı
    8.2/10 (17,6bin Oy)15,8bin beğeni63,5bin okunma42,3bin alıntı226,3bin gösterim
  • 1984
    8.9/10 (23,3bin Oy)24,7bin beğeni78,9bin okunma81,5bin alıntı324,7bin gösterim
266 syf.
Biraz argo bir giriş olacak ama "o nasıl bir öngörü arkadaş!" diyeceğim. Huxley bu romanı 1932'de yazmış yahu! Romanda Cesur Yeni Dünya'yı kurgulamış.
Bu öyle bir dünya ki mutluluk ve tatmin üzerine dizayn edilmiştir. İstikrarlı bir toplum birinci önceliktir ve bunun için bir birinin tıpatıp aynı, düşünmeyen sorgulamayan, kritik etmeyen, endişe duymayan, üzülmeyen kısacası hissetmeyen bireyler üretilmektedir. Dolayısı bu yeni dünyada aile, bağlılık, sanat, edebiyat, felsefe hatta bilime dahi yer yoktur. Evet, toplum gerçekten mutludur. Çünkü bireyler hayatından memnun olması için şartlandırılarak üretilmiştir. Fakat, insani bir topluluktan ziyade robot toplumundan farksızdır.
Dizayn edilmiş bu yeni dünyayı okurken ürpermekle birlikte günümüz dünyasından çok da farklı olmadığını düşündüğünüz noktalar farkediyorsunuz. Spoiler vermemek için detaya girmeyeceğim. Çok yakın (çok çok yakın) gelecekten sinyaller veriyor adeta. Hatta kitabı okumaya başladığım gün gördüğüm haberin linkini de bırakayım şuraya http://ilerihaber.org/...i-basardi-59988.html (doğum olmadan dünyaya gelinmesini mümkün kılacak bir gelişmeden bahsediliyor)

Sonuç olarak herkesin mutlu olduğu, tek düze, renksiz bir dünya mı ya da acının, kederin, heyacanın, endişenin, mutsuzluğun, mutluluğun olduğu fakat çeşitli, rengarenk bir dünya mı sorusunu sorduran keyifle okuduğum bir eserdi. Tavsiye ederim efenim, okuyunuz :)

Not1: Yeni dünyadaki 10 önemli kişiden biri olan Batı Avrupa Dünya Denetçisi karakterinin ismi Mustafa Mond'dur. Ve karakterdeki "Mustafa" isminin Mustafa Kemal Atatürk'ten geldiği iddia edilmektedir.

Not2: Romanın ismi (Brave New World), hikayenin içinde de geçen Shakespeare'in Fırtına isimli eserindeki bir sahneden alınmış ve Shakespeare zamanında "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyormuş. Yani aslında kitabın adının anlamı "Güzel Yeni Dünya" imiş.
266 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan
Ve bir yaprak daha düşer hüzün kokan nemli toprağa... Göğü deler keskinden bozma düşünceler... Elma Adem' e küser, Adem' in yok haberi Havva' dan... Kafamda çınlayan sesin vuruşları sol-fa di es... Ruhum bağır çağır, sessiz çığlıklarım yuvalarından çıkan uçuruyor kuşları... O kuşlar ki Süreya' ya ilham... Hayat uzun... Bitmek bilmeyen yorgun kırpınışları...

Kitabı tavsiye ederken "şiddet" kullanılabilir...

Bu kitabın üzerimdeki etkisi büyük. Öyle ki son 20 sayfayı değişmem ciltli kitaplara... Ben de bi Evreka sevinci... Kaçıncı sevinişlerim bilmem ama anlıyorum ki bazı düşünceler karşılık bulmuş. 1+1 her zaman etmez iki diyen collatz teoremine dem vuran bir öz ki...

İnsanın olduğu yerde sorun her daim olacaktır. Göreceli insan, standartlarla yönetilemez. O sorun olacaktır hep ve biz yine de yorulmayacağız aramaktan mutlak düzeni. Hangi ideoloji ? Hangi renk? Hangi çiçek? Hangi şehir? Hangi yemek, meyve, sanatçı, film, ve belki de aşk... Görecelidir insan azizim.

Aldous Huxley' in yüz yıl kalibreli dürbününü mü seveyim, ideal düzenin "ahanda bu" demeyişiyle ortaya çıkan iç burukluğunu mu seveyim, Neo-insan' ın ilkelliğine bağımlılığını mı yoksa natürel yollarla insanı kontrol edilemeyişini mi?

İsrafil mi?
Beklemeyin.

İsarfil içimizde!
266 syf.
·9/10 puan
Hiç düşündünüz mü? 500 yıl sonra nasıl bir dünya olacak, insanlar nasıl bi düzenle yönetilecek ve yaşayacak? Bildiğimiz dünya düzeni birşekilde yıkılır ve yeni bir dünya düzeni kurulur. Bu yeni dünya örneklemelerine distopya diyoruz. Bu kitap da efsane ve kült bir distopya.

Kimi kitap ansiklopedik bilgi içerirken kimisi şiirsel metinler barındırır. Bir çok romanın temasını insan psikolojisi ve travmaları oluşturur ki dünya klasiklerine baktığımızda okunma oranları bir hayli yüksektir. İnsanların sosyolojik yapısını ve yönetim sistemlerini irdeleyen türden distopyalar ise her zaman çok okunmuş ve çok tartışılmıştır. Örnek olarak, mütevazi kitap sitemizde George Orwell’in kült iki romanı Hayvan Çiftliği ve 1984 kitaplarının okunma oranları, inceleme ve alıntılarının sayılarının binlerce oluşunu gösterebiliriz. Cesur Yeni Dünya kitabınnın ise okunma oranı binlerceyken alıntı ve inceleme oranı düşük kalmış. Nedenini düşündüm, tam bulamadım ama bence incelenmesi gereken bir konu.

Aldous Huxley bu kitapı 1932 yılında yayınlamış. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde çok başarılı ve muhteşem bir kurgu görüyoruz. Teknolojik ilerleme tahayyül edilemediğinden ileriki dünyanın tasarımını eksiksiz anlatmak kolay değil tabi düşünün ki internet hayal dahilinde bile değil. Kitabın okunmasını, teknik eksiklikler veya teknolojik öngörülerinden çok, anlatılan yeni dünya düzeni üzerinden yapılması daha doğru olacaktır. Yeni dünya düzeni demişken ne düzen ama... 1984 kitabında Orwell çok karamsar, baskıcı ve mutsuz bir dünyayı okuyucuya sunarken Huxley herkesin mutlu olduğu, sanatın ve edebiyatın olmadığı, insanların tutku ve hırslarının olmadığı bir düzeni düşündürüyor okurlara. Peki bu mümkün mü? Tüm insanların mutlu olması mümkün mü veya gerekli mi? İnsanların iyi yaşaması çok mutlu olmasıyla doğru orantılı mı? Bence değil ya tüm okuyucular bu konuyu çok düşüneceklerdir.

Bindokuzyüzlü yılların başında Henry Ford otomotiv fabrikasında taşıyıcı üretim bandını kullanmaya başladı ki bu adım endüstri üretiminde çok büyük bir devrim oldu. ( Kitabın bir çok yerinde “ Ford aşkına”, Ford bilir” gibi deyimler kullanılıyor.) Cesur Yeni Dünyada da insanlar böyle bir üretim bandında kavanozlarda yetiştirilip bir evreden sonra kavanozdan çıkarılıyor. Bebeklikleri ve çocuklukları şartlandırılarak ve uykuda öğretilerek istenen ideal insan “yetiştiriliyor”... Şartlandırılarak yetiştirilen bu ideal insanların kimyasallarla yaşlanması önleniyor, “herkes, herkes içindir” felsefesine göre bu gençler herdaim istedikleriyle çiftleşebiliyorlar. Kariyer, işyerinde yükselme, icat etme, başarılı olma vs dertleri yok.
( Burada kitaba bir ara vererek anlatılan bu dünyayı çok çok eskiden beri birileri zaten iyi insanlara vaad etmiyor mu? İnsanların sürekli otuzlu yaşlarında kaldığı, ırmaklarının mey aktığı ama bu meyin içene sadece keyif verdiği, cinsel ihtiyaçları için her daim istediğinin bulunduğu, dertsiz tasasız bir yaşam... Tanıdık geldi mi? Bir de ölümsüz olduğu tabi... Peki böyle bir yaşamda bilinci yerinde birisi ne kadar süre mutlu olabilir?... Son gerekli mi?...)

Bu Yeni Dünyada sisteme dahil olmamış yerlilerden oluşan ayrıülkede ise halen normal insanlar var ama çok “ilkeller”. Bu vahşilerden bir genç Cesur Yeni Dünyaya bazı olaylar vesilesiyle giriyor ve düzenin sorgulaması bu vahşi karakter üzerinden yapılıyor. Olay akışı ve dil bakımından okunması kolay olsa da yazar çok zor bir işin altına girmiş ve hakkıyla da bu işin altından kalkmış ki 86 yıldır okunuyor ve tartışılıyor.

Biryerde okumuş veya duymuştum, özgürlüğü “ insanların istediklerini yapabilmelerinden çok, istemediklerini yapmama iradesi” olarak tanımlamıştı birisi. Bana çok doğru bir tanım gibi gelmişti. Özgürlük ve mutluluk ne kadar ilintili olabilir?

İşyeri okuma grubunda seçtik bu kitabı, iyiki de seçmişiz. Tam okunup tartışılacak, çok düşünülecek, çok söz söylenecek bir okuma oldu. Yukarıdaki konularla ilgilenen herkesin kesinlikle okuması ve yorumlaması gerekir diye düşünüyorum.
İyi Okumalar.
266 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Müthiş bir kitap okudum. 1932'de yazıldığına inanamıyor insan. Bugünü bile aşan bir distopya ile karşı karşıya kaldım.

Kitap, Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde bir grup öğrencinin gezisiyle başlıyor. Burada birim müdürü öğrencilere nasıl insan üretimi yaptıklarını bölüm bölüm anlatıyor. İnsanlar istenilen şekilde üretiliyor, ileride ne yapacağı, ne düşüneceği, neyi seveceği, neye karşı güçlü olacağı yani insanı oluşturan bütün parametreler oluşturuluyor. Embriyolar için gerekli kuluçka şartları tamamlanıp ileride yapacağı mesleğe uygun şekilde şartlandırma yapılıyor. Müdür şartlandırmayı şu şekilde anlatıyor öğrencilere;

"Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlar, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek."

Bu tesiste çocukların neyi sevip neyi sevmeyecekleri ait oldukları sınıfa göre belirleniyor. Mesela alt sınıf olan delta iseniz kitaplardan, çiçeklerden nefret edecek şekilde şartlandırmanız yapılıyor. Çünkü kitaplar, çiçekler size zaman kaybettirip yapmanız gereken işi aksatıyor. Farklı sınıfların birbirinden nefret etmesi de sağlanıyor ki toplum içinde yarattıkları düzen bozulmasın. Her sınıf kendi halinden memnun başka sınıftan olmak kesinlikle istemiyorlar. Alt sınıf olan, en çok çalışan deltalar bile iyi ki alfa değilim diyecek şekilde şartlı. Biraz düşününce bugün bile insanların çeşitli şekillerde şartlandırıldığını çok rahat görebiliyoruz. Biz buna algı diyoruz genelde.

Aile yapısı tamamen bozulmuş, anne-baba kelimeleri duyulunca bile bir ürperme geliyor insanlara. Cinsellik serbest, tek eşlilik saçma bulunuyor.

Dini inanç hala var. Ford adlı düzenin kurucusu bir tanrıya inanılıyor, adına ayinler yapılıyor.
Böyle bir yaşam düzeni dışında ayrıkbölge dedikleri Amerikalı yerlilerin yaşadığı bir hayat mevcut. Kitabın asıl akışı buraya geziye giden 2 modern insanın John ile tanışması ile başlıyor. Burdan sonrası da size kalsın.

Kitabın en güzel bulduğum bölümü Denetçi Mustafa Mond ile John arasında geçen sohbetti. Verilmek istenen mesajlar bu bölümde güzelce işlenmiş.

Kitapta özgürlük tanımının en güzel yapıldığı cümle de budur bence.
"Siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."

Son olarak tabi ki tavsiye ediyorum. Akıcı şekilde okunabilecek, şaşırtıcı bir eser. İyi okumalar...
266 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Cesur Yeni Dünya eseri bilimkurgu türünde yazılmış.Eser konu olarak gelecekte insanların üremeye son verip farklı şekilde yaşamlarının nedenleri siyasi ve savaş sonucunda böyle bir karara varıyorlar.İnsanları doğmadan önce kontrol etmek için böyle bir karar verilir ve tüm dünyaya yayılır.Anne baba ve çocuk gibi kavramlar yoklamaya başlar.Üreme için kuluçkalandırma merkezi kurulur ve burada üretmeye başlanılır.Kuluçkalandırma merkezi sınıflara ayırır.Kitabın kurgu başta sıkıcı gelebilir ancak okudukça insanı içine çekiyor.Okuyacak olanlara tavsiyem sıkıldığınızda kitabı bırakmayın çünkü kitabın içine giremezsiniz.
En beğendiğim alıntı ; “Kendim olmayı yeğlerim suratsız da olsa kendim olayım ne kadar neşeliyse de başka biri olmak istemem.”
Keyifli Okumalar Dilerim
266 syf.
·2 günde·9/10 puan
İnsanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk eden distopya başyapıtlarından...

Düşünen insanın tehlikeli sayıldığı, zevk odaklı, her şeyin önceden hesapladığı bir dünya..Sanatın paket olarak sunulduğu, genetik tasarımlı bebeklerimizle bize hiç de uzak olmayan bir gelecek anlatılmış.

Blimkurgusal bir dille denetim toplumunu ve ayrıcalıklı yaşamı en iyi anlatan kitaplardan biridir . Özellikle toplumda kendinzi nereye koyduğunuzu sorgulatır size. ve sorgulamanın da ne kadar önemli olduğunu. belki de zaten hepimiz sadece bize verilen görevleri yerine getiriyoruzdu

Tekdüze bir hayat dizayn etmek üzerine kurulmuş, sanat felsefe edebiyat bilime de yer yok. Her şey mutluluk üzerine kurulmuş. Mutlu olmak için bir miktar soma yeter. Endişelenmek, üzülmek, kaygı duymak yok. Önceden belirlenmiş bir hayatın var zaten sen doğmadan hangi mesleği yapacağın seçilmiştir. Aile kavramı yok. Cinsellik serbest, Tek eşlilik mi o da ne serbest... Kara dörtlemeden üçü bitti sadece BİZ kaldı. Okuduklarımın arasında en güzeli bence
ütopya ve distopya seveler için muazzam bir eser
266 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Biz, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört ve Fahrenheit 451'in ardından, Cesur Yeni Dünyayı okuyarak Kara Dörtlemeyi tamamlamak istiyordum bugüne kısmetmiş.
Cesur Yeni Dünya'da Huxley'in çarpıcı anlatımı; eski dünya mı? yoksa Cesur Yeni Dünya mı? ikilemini kitaptaki bazı karakterlere yaşattığı gibi okuyucuda yaşatıyor. Kitabın sonundaki "Cesur Yeni Dünya Üzerine" bölümünde David Bradshaw'un dediğine göre Huxley'de bu ikilemi yaşamış ve o da benim gibi ikisinin arasında bir yerde karar kılmış.
Hayata bakış açınızı değiştirecek bu harika kitabı herkese öneriyorum.
Ayrıca ilgilenenlere tavsiyem Kara Dörtlemeyi aşağıdaki sıraya göre okumaları;
Biz (1920), Cesur Yeni Dünya (1932), Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949) ve Fahrenheit 451 (1953)
Son olarak şunu da belirteyim, Distopya türündeki kitaplardan alınan haz yaşla doğru orantılı insan belirli bir olgunluğa ulaşmadan okuduğu zaman bu tür eserlere hak ettiği değeri veremiyor. İstisnalar mutlaka olacaktır ama 30'lu yaşlar ve sonrası bence en uygun zamanlar.
266 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
¶¶Bu kadar bunca yakışıklı varlık varıp gelmiş buraya
Ne güzel şeymiş meğer insanlık
Böyle dünyalıları olan
Yaşasın bu yaman, bu cesur yeni dünya¶¶

Naptın sen Shakespeare?! Öyle bir tirad ki üstüne kitap yazıldı, yeni bir dünya inşa edildi, ütopik yaşamlar, düşünceler var oldu.
Yeni Londra 'ya hoşgeldiniz.
°özel hayat yok
°aile yok
°tek eşlilik yok

"herkes çok mutlu" bla bla bla...
Ütopyaya gel :))
Ha bir de distopyası var ki sorma gitsin. Bizim ütopyanın anti-tezi.. eeee gerçek dışı tamamı teknolojik bilime dayalı bir yaşam dahi olsa vahşilik vazgeçilmezimiz. Hani herkes çok mutlu İDİ.... Hani herkes herkese aitti. Kul yapımı işte :)) nerde benim dil altı somalarım (mutluluk hapı:)), mutsuzluğum tuttu. Atın beni distopyaya, buralar bana uymadı, kaos olsun, hayal kurmak olsun, aşk olsun, melankolik olsun bea:))...

Hadi araştıralım biraz (cık),
Distopya ilk olarak İngiliz filozof olan John Stuart Mill tarafından avam kamarasındaki bir konuşmada kullanmış. Böylece filmlerde, kitaplarda, çizgi romanlarda kullanılan bu kavram somut bir isim olmuştur.
Eh! "olmayan yer" deseler de bilinen en iyi distopyalar hayali olanlar değildir. Hayalle yaşayanı da yaşamayanı da...

Araştırmaya devam : George Orwell 1984 kitabına da ilham olan Yevgeni İvanoviç Zamyatin 'in Biz isimli kitabında özgür iradenin olmadığı bir gelecek anlatıyor. Kitapta baş yönetici velinimettir. Farklı düşünmek yasaktır. Tek devletin tek gücü odur.
Tek bir doğru vardır. Bundan böyle hep yek hep tek başına. E ama öyle de tek başına sıkılır insan. Yok distopya değildir o distopya olsa duramazsın. :)) Caner the ℂahilBender⚜ senin yüzünden kitabı okumadan kitap hakkında fikir edindim, şu incelemeye katkısı olsun diye. Alacağın olsun. :))

2kere2 4 'mü?! Ne dördü 5 yahu 5 inandır gitsin. Yada izle
https://youtu.be/L7LBh24Ov24

Distopyalar insanı ikaz ederler. İnsanları bir kalıba sokmaya çalışan sisteme karşı uyarı gibidir. Ütopya kim ki (?) açılın distopya geliyor. Biz insanız be duygularımız var, çok gülünce ağlamaya meyilliyiz. Soma da nedir?Kim korkar hain "soma" dan. Yeni Londra bize uymaz. Herkes herkese aitmiş.
Tövbe tövbe... :))

Okur kalın...
Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerine kara kara düşünmeyin.Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.
Aldous Huxley
Sayfa 19 - Ithaki Yayınları
"Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin; şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla."
"Sen gerçekten hasta görünüyorsun,
Mideni bozan bir şey mi yedin?"

Başıyla doğruladı. "Uygarlık yedim."

"Ne?"

"Zehirledi beni uygarlık."
Aldous Huxley
Sayfa 239 - İthaki Yayınları 24.Basım
Ben keyif aramıyorum.

Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum.
Aldous Huxley
Sayfa 238 -  İthaki Yayınları 24.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cesur Yeni Dünya
Baskı tarihi:
1945
Sayfa sayısı:
334
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
MEB

Kitabı okuyanlar 29,3bin okur

  • Ravza Kömür
  • Murat Bölükbaş
  • Zehra b
  • Furkan AKALIN
  • Elif Güler
  • Havva alça
  • Frida kahlo
  • M. Aktaş
  • Uğur
  • tuğçe gülcüler öktem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (1)
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları