1000Kitap Logosu
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları

Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.5
55 Kişi
173
Okunma
46
Beğeni
1.705
Gösterim
110 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 7 dk.
Adı
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
Basım
Türkçe · Türkiye · Dergah Yayınları · 2021 · Karton kapak · 9786257660150
Diğer baskılar
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
Ne savaşlar, ne düşen kentler, ne karmaşa, ne kaos; hiçbiri, hiçbiri değil inceliğimin sebebi. Sanki yeryüzünde hiç kimse yok, bir tek ben varmışım gibi; sanki ilk insanın yeryüzüne atıldığında duyduğu o gariplik, o yalnızlık, o şaşkınlık, milyarlarca insanın bilinçaltından geçerek gelip bende konaklamış gibi; sanki bütün gövdem iyilikle yıkanmış ve her şeyi affetmeye hazır hâle getirilmiş gibi... Bugün inceyim... Ama ne yaşadığım dünyayla, ne öteki insanlarla ne de geçmişimle ilgili inceliğim. Sanki her şeyden koparılmış ve kendi insanlığımla baş başa bırakılmışım gibi: Yalnızca benimle, benim ruhum arasında...
4 mağazanın 7 ürününün ortalama fiyatı: ₺13,27
8.5
10 üzerinden
55 Puan · 7 İnceleme
Sait Köşk
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları'ı inceledi.
140 syf.
·
10/10 puan
Ödünç bir bedenin içinde, çaresizlikle bekliyoruz.
Ali Ayçil’den bundan önce Kovulmuşların Evi deneme kitabını okumuştum. Bu okuduğum kitap da deneme kitabı. İçerisinde otuz beş deneme var. Her bir deneme hayatın içinden. Yaşanmışlar ya da yaşanamamışlara dair. Deneme’nin kendine mahsus bir üslubu var ve ben bu üslubu seviyorum. Kişilerin yaşanılan durum üzerine yorumlarını, eşyalar karşısındaki kişisel düşüncelerini merak ediyorum. Gözlemlerini ve hayat tecrübelerini aktarmalarını önemsiyorum. Bu sebeple okuduğum çoğu kitabın türü deneme oluyor son zamanlarda. Ali Ayçil kelimeleri özenle seçiyor, cümleleri güzel oluşturuyor. Fazlalık yok. Her şey yerli yerince olunca yazılar sürüklüyor. Ama deneme kitaplarında her yazıda farklı konular ele alınınca bir oturuşta okumak bazen sıkabiliyor. Bu sebeple birkaç deneme kitabını aynı anda okuyup birinden sıkılınca diğerine geçmek hoş oluyor. Ben öyle yapıyorum. Kitaba adını veren hikâyede ceviz sandıktan söz ediliyor. Eskiden kız doğar doğmaz onun için bir sandık alınır ve çeyizi dizilmeye başlanırmış. “Kız beşikte, çeyiz sandıkta” deyişimiz de vardır hani. (Bu deyimin yarısını vermiş, öğrencilerimden diğer yarısını tamamlamasını istemiştim yıllar önce. "Kız beşikte" dedim ve bekledim. Bir cevap geldi, “Kız beşikte oğlan eşikte.” Bu da deyimler hazinemize bizden armağan olsun.) Yazarımız büyük annenin ceviz sandığını merak ediyor. Yalvar yakar görmek istiyor. Büyük anne de bin bir nazla ancak cevizden çeyiz sandığının sırlı kapağını torunu için açıyor. Görüyor ki, “Sandık kadın için koca bir mahremiyet ülkesi. Tılsımlı bir ada, sahibi ile söyleşen sırlı bir arkadaş.” Bir de para kasaları var tabi. Bu, “Daha çok erkeğin ülkesi. Her şeyi ifsat eden gücün loş deposu, bozulmuş bir sahil, içinde kirli ellerin parmak izleri bulunan karanlık bir mağara.” Anlayacağınız çeyiz sandığı ak, para kasası kara. “İnsanlar sanıldığı gibi acı çektikleri için yıkılmazlar, acılarını paylaşacakları insanlar hayatlarından çekildiği için yıkılırlar. Yüreğinde dürüstlükten küçük bir çizik kalmış olanlar bilirler ki; yeni dostlarımız, ceviz sandıkları tedavülden kaldıran para kasalarlıdır.” “Hayatta hiçbir rastlantı aşk kadar pahalıya patlamamıştır.” der yazar “O Perde Hiç Aralanmadı” denemesinde. Çilli. Zavallı Çilli. Âşık Çilli. Bir kez gördüğü kızın penceresinde; perde açılır, bir kıpırtı görür, bir gölge belirir umuduyla yıllarını çürüten Çilli. Huzuru, neşesi ve de canı çekilen Çilli. Ah o perde, bir kere aralanmaz mı, ah o perdenin arkasında bir hareket, bir kıpırtı olmaz mı? Olmamış işte! “Aşkın bütün tarihi boyunca, iki kalp arasında hep bir perdenin gerili durduğunu” Çilli sayesinde keşfediyoruz. O Vakit Kopuyor İp, Uzun Samsun İçenler Aşireti denemelerini çok beğendim. Ama en beğendiğim Annesi Erken Ölmüşlerin Yüzü denemesi oldu. “Annesi erken ölmüş insanların yüzleri; üzerinde annenin yalnızca birkaç sıcak dokunuş izinin bulunduğu uçsuz bucaksız bir çöle benzer. O çölde nice fırtınalar kopmuş, nice yeni şekiller ve biçimler oluşmuş, fakat yüzün sahibi, hayat kumlarının, anneden kalma dokunuş izlerini silmesine asla müsaade etmemiştir. Etmemiştir çünkü o izler saklanması gereken biricik anı, kendisine bırakılmış tek eşsiz armağandır. Anneden erken ayrılanların bir yanlarının bir türlü büyümemesi belki de bu izlerde saklıdır.” Belki de. Kim bilir… İşte kitaptan altını çizdiğim cümleler: Kalbimizi defalarca daldırıp hayat için su çektiğimiz berrak bir göle benziyor anne. * Ödünç bir bedenin içinde, çaresizlikle bekliyoruz. Beklerken kavrıyoruz ki, bir hazzı var bekletmenin; bekleteni bile sabırsızlıktan tüketen garip bir haz bu. * Biz hepimiz kardan bir adama benziyoruz. Zorluklara karşı dayanıksız, güce karşı kırılgan, gerçeklere karşı kör ve hafızası alabildiğine silik insanlarız. Biz güçsüzüz ve kar bizden daha güçlü… Ve bütün kardan adamlar erir.
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
SaYe
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları'ı inceledi.
110 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Herkesin bir gün kalemiyle mutlaka tanışacağını umduğum kıymetli bir yazar Ali Ayçil. Iki öykü ve iki denemesinden sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki eserleri Türk Edebiyatı açısından büyük zenginlik ve umut. Kitaplarının genel olarak (öykü ve denemeleri dâhil) modern zamanın; para kasaları peşinde koşarken, ceviz sandıkları çatılara kaldıran insanın ruhunda açtığı derin yaraları işaret etmek gibi bir misyonu var. Kaybettiğimiz bazı değerleri hatırlatma, sahip olmadığımızı sandığımız bazı değerleri ise fark ettirme gibi... Hassas ve naif ve alabildiğine kırılgan ve bu çağın insanı olamamış, o kadar büyüyememiş bazı çocuk ruhların kendisine rastlayacağı satırlar ve her biri kısa öykü tadında denemeler için sevgiyle öneririm.
Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları
OKUYACAKLARIMA EKLE
2