Ceylanın Büyüttüğü Çocuk

·
Okunma
·
Beğeni
·
16,8bin
Gösterim
Adı:
Ceylanın Büyüttüğü Çocuk
Baskı tarihi:
Haziran 1993
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755511059
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nehir Yayınları
Kültürlerin zenginliği kaynak kitaplarla ölçülür. Bu kitaplar toplumların geçmişinden geleceğine ışık tutarlar. Bizim de kültürümüzü yansıtan klasik eserlerimiz vardır. Her dönemde okunan bu klasik kitapların en önemlilerini seçerek çocuklar için yeniden hazırladık. Çocuklarımızın kültürel sembollerimizi okuyarak öğrenmelerinde katkımızın olmasını istedik. Klasiklerimiz Dizisi'ni okuyan çocuklarımızın büyüdüklerinde bu kitapları asıllarından okumaları en içten dileğimizdir.
128 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Hay Bin Yakzan ya da diğer adıyla Esrarü'l Hikmeti'l-Meşrikiye daha önce okuduğum hiçbir kitaba benzemeyen başta olay örgüsü ile sizi çok meraklandıran daha sonra anlattığı konular verdiği örnekler ve sahip olduğu felsefesi ile beni çok etkileyen hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri oldu. Öncelikle kitabı okuyunca Allahı, övünerek inkar eden bu inkarını gerçekleştirirken de bilgisi ve aklı ile övünen cahillere inat anne baba dahil hiçbir insan ile karşılaşmamış bir insanın İrade-i Cüzi si ile bu kadar şeyi kavraması böyle bir makama çıkması inkarcılara büyük bir ders niteliğinde.
128 syf.
·80 günde·10/10 puan
Hay bin Yakzan Müslüman aleminin ilk felsefi romanı olarak adlandırılır. Dış dünyadan kopuk bir adada hakikati arayan bir çocuğun hikayesi var. Yanlış hatırlamıyorsam bunun bir de çizgi filmini yapmışlardı. Onun ateşi keşfetmesi, ateşle farklı şeyler tecrübe etmesi ve ilk insan gibi herşeyi kendi başına öğrenmeye çalışması değişik bir serüven oldu benim için. İslam'ın altın çağları denilen dönemde yazılan bu eser edebi eserden ziyade felsefi bir eser. Güzel bir okumaydı benim için teşekkürler  İbn Tufeyl...

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
128 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Avrupa medeniyetini yakından etkileyen bir eser; Francis Bacon, Thomas More ( ütopya), J.J Rousseau (terbiyeye dair), Baruch Spinoza bu kitaptan etkilenmiş önemli düşünür yazarlardır. Ibn Tufeyl endülüslü yazar, bilge ve hekimdir ve bu eserinde islam medeniyetin üzerine yükseleceği insan tipini bize anlatır ve bunu 12.yüzyılda yazmıştır.
Hay; diri, Yakzan ise uyanık ve aynı zamanda sakin demektir. Tabiat tarafından büyütülür ve kendi farklılıklarını düşünerek fark eder bu aslında okuyucuyu da bir düşünme ve kendi varlık esasını fark etmeye doğru teşvik eder. Okuma, yazma, konuşma bilmez ama kalbiyle aklıyla evrende olanı fark eder, buradaki akıl evrenle çelişmeyendir.
128 syf.
·8 günde·9/10 puan
Merhaba değerli arkadaşlar.Alegorik ve felsefik bir kitapla geldim. Dolu doluydu. Öyle ki 170 sayfanın her sayfasını çize çize okudum desem yeridir. Geniş bir tahlil yapacağım, koltukları geriye yaslayın
.
Hay bin Yakzan'nın (Ruhun Uyanışı) kapağından gördüğünüz üzere kitapta iki düşünür var:biri İbn Sina,diğeri İbn Tufeyl.İbn Sina'nın öyküsü çok kısa, ibn Tufeyl'in öyküsü uzun ve bir roman formatında(yazılmış ilk felsefik, alegorik ve robinsonad roman).İki öykü de yunan antik geleneğinde rastlanan Salaman ve Absal öyküsünden yola çıkarak yazılmış.
.
İslam dünyasının en önemli filozoflarından, İşraki (aydınlanma)felsefesini Endülüs'te temsil eden İbn Tufey 1106-1186 yılları arasında yaşamıştır.Dönemin sultanının danışmanlığını ve hekimliğini yapan düşünürün kütüphaneler dolusu kitap okuduğu;gökbilimleri,felsefe ve tasavvuf alanında uzmanlaştığı bilinmektedir.
.
Eserde,dönemin filozoflarını derinden meşgul eden,üç konu irdelenmiştir: 1.insan nefsi ile faal akıl birleşebilir; hiçbir eğitim olmasaydı bile yaratıcıya ulaşılabilirdi.2.Gözlem,deney ve düşünme yoluyla elde edilen bilgiler vahiyle çelişmez, yani din ile felsefe arasında uygunluk vardır.3.Mutlak bilgilere ulaşmak tüm insanların başarabileceği bir şey değidir;İnsan-ı Kâmil'e ulaşmak bireyseldir.
.
Issız bir adada insanlardan soyut bir şekilde tabiatın kucağında yetişen Hay bin Yakzan,aklının yetkinliğini kullanarak,doğayı müşahede ederek,nesnelerin niteliğinden, varlığın ötesinde bir metafizik varlık bulunduğu düşüncesine ulaşır.Nihayet aklî meleklerle ve manevi bir takım tecrübeler sayesinde Yaradan'a ulaşır.
.
Çıktığı dönemde ortalığı kasıp kavurmuştur.14.yüzyıldan beri Avrupa dillerine çevirilmiş;Bacon,Spinoza ve More gibi pek çok düşünür ve sanatçının üzerinde etkisi olmuştur.Türkçe'ye çevrilmesi ise ne yazık çok geç;1923'te.Avrupalıların büyük önem verdiği eser,Doğu'da da geç değer gördü.
.
Büyük tartışmalara ve düşünsel problemlere ışık tutabilecek nitelikte bir eser diyebilirim.Alegori ve tasavvuf;ilgi alanlarım, ve yazıyor olduğum kitabın ilham kaynaklarından olduğundan düşünerek ve severek okudum.
.
Alegorik ve mistik türde kitaplarla ilgililere şiddetle tavsiyemdir
128 syf.
·23 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuması zor ama keyifliydi.. Kafama takılan tek bir şey var konuşma olmadan herhangi bir dil bilmeden nasıl düşünebiliriz??Düşünürken de konuştuğumuz dili kullanmıyor muyuz? Hay bin yakzan adada hangi dili biliyordu da o dilde düşünebildi dersiniz?
128 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bu dünya ile öte Dünya, iki kuma gibidir. Hangisinin gönlünü yapsan diğerini gücendirmiş olursun.
Hay bin Yakzan/İbn Tufeyl
*
Tavsiye ederim Güzel bir felsefe romanı
Hay'ın arayış hikayesi Daniel defoe Robinson crusoe kitabını bu eserden etkilenip buna benzer bir eser yazmıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar Bu kitap için Müslüman aleminin tek romanı demiştir.
Tek başına adada bir ceylan tarafından büyütülüp kendi varlığını sorgulayan bir karakterimiz var. Çizgi filmi de yapılmış bir kitap kitabı okuduktan sonra filmi izlemeyi tavsiye ederim
128 syf.
Kitap sudur teorisini anlatıyor. Fakat öyle güzel ve anlaşılır ki verdiği örnek ve benzetmelerle sizi içine çekiyor. Eski kitaplar genelde can sıkıcı ve zor okunur gibi gelir insana hiç alakası yok. Eğer bu konulardan büsbütün kopuk değilseniz mutlaka kendinizden bir şeyler bulursunuz diye düşünüyorum.

Ayrıca keşke bu kitapla 5-6 yıl önce tanışsaydım diyorum kendi kendime. Ben ulaşamadım o dönemlerde fakat sorgulama dediğimiz dönemlerden geçenler keşke bu kitaba ulaşabilse.

Hay bin yakzanın yürüttüğü aklı siz de bir yerden sonra yürütmeye başlıyorsunuz. Kitap tam keşke okuyan birini bulsam da hakkında günlerce konuşsak diyeceğiniz cinsten.
İbn Tufeyl İşraki felsefesinin en önemli temsilcilerinden biridir. Kendisi 12.yüzyılda yaşamış bir filozof, hekim ve gökbilimcidir. Hay bin Yakzan ise sadece İslam coğrafyasında değil tüm dünyada birçok versiyonu bulunan alegorik bir eserdir. Bu versiyonlardan en güçlü olanları ise İbn Sina ve İbn Tüfeyl’e ait olanlardır. Hüseyin bin İshak’ın (ö 873) Yunanca’dan çevirdiği, Absal ile Salaman öyküsündeki alegori anlatım tekniği İbn Sina tarafından öyküleştirilerek, daha sonra bir anlatı geleneğine dönüşmüştür. İbn Tüfeyl’in (ö1186) Hay bin Yakzan öyküsü geleneğin en ünlü yapıtıdır. Benim bildiğim kadarıyla İbn Sina'nın eseri günümüzde bulunmuyor. Elimize ulaşmamış yani. Benim bildiğim kadarıyla dedim çünkü internette bu bilgiyi doğrulayamadım. Bir din felsefesi öğretim üyesinden bunu duymuştum. Sanıyorum ki bazı kitaplarda İbn Sina'nın da isminin yazmasının sebebi İbn Tufeyl'in Hay b. Yakzan'ını, İbn Sina'nın hikayesini daha açık seçik bir şekilde ve daha uzun olarak ele alması nedeniyledir. Elimdeki kitabın önsözünde bu bilgiler yer almıyor onu da anlamış değilim. (Kitabın önsözü de yok :D)
Artık kitabın içeriğine geleyim, çok fazla uzatıyorum bazen.

Hay bin Yakzan mutlak hakikatin, zorunlu varlığın - yani varlığı başka bir şeye muhtaç olmayan varlığın - salt akılla temellendirilişin hikayesi aslında. Hay, bilinmeyen bir şekilde kendisini, kimsenin bilmediği bir adada bulan bir insanın ismidir. Nasıl dünyaya geldiği hakkında teoriler kitapta mevcut olsa da hakikatini bilmiyoruz. Nasıl doğarsa doğsun, tek başınadır ve ona, yakın zamanda yavrusunu kaybeden bir ceylan bakmakta ve büyütmektedir. Fakat Hay, her geçen yıl gerek ceylandan gerek etrafındaki diğer hayvanlardan farklı olduğunu idrak eder. Y
Hay'ın insani olarak idrak ettiği ilk şey utanma duygusu olur. Çıplaklığından utanır, örtünme ihtiyacı hisseder. Sonrasında nesnelere yaklaşımının farklılığını, bedensel farklılığını müşahede eder. Tamamen tecrübedir bunlar. Öğretmeyle elde edilen bilgi değildir. Misal ceylan ot yiyebilirken Hay yiyemez.
Dolayısıyla 7 yaşına kadar ilk müşahede ve tecrübeleri insan olmanın ne'liğini fark etmesidir. Daha sonra ceylan ölür ve büyük bir şok yaşar. Bunun ne olduğunu araştırır. Bedenin soğukluğunu hisseder. Bir nevi otopsi yapar ve kalbi sıcak bulur, canlılığı sağlayan kaynağı o zanneder ama sonra bir süre sonra kalp de soğur. O zaman bedenden farklı bir şeyin bedenden ayrıldığını ve bu bedenden ayrılan şeyin hem canlılık ilkesi hem de bedenin nizamını sağladığını fark eder ve bu esnada 15 yaşındadır. Bu yaşlarda ruhu keşfetmiştir. Bundan sonra ateşi de keşfeder. 25 yaşına geldiğinde cismani olana dair izlenimini tamamlar ve bunun gayri cismani bir ilkesinin olması gerektiğini, zihninde var olan ceylan olayı üzerinden de inşa ederek düşünür ve Tanrı fikrine ulaşır.
Tabi hikaye burada bitmeyecektir. Hay'ın ömrünün geri kalan kısmında, Tanrı'nın varlığı ile birlikte farklı bir yaşama - adeta Tanrı'da yok olmayı içeren bir yaşama - dair çok güzel bir hikaye ve Hay'ı derinden sarsacak bir arkadaş beklemektedir.
Sakin bir kafa ve olabildiğince odaklanarak okuduğunuzda çok zevk alabileceğiniz bir eser. Şiddetle tavsiye ediyorum.



Ben genelde inceleme yazarken hafif spoiler verir devamını getirmem belki merak edip okuyan olur diye. Ama buradan sonrası fazla spoiler olur kitabı okuyacaklar bakmasın.




Sonuç olarak da şunlar söylenebilir:
-Yalnız insan, salt akılla metafizik hakikati kavrayabilir ama bunu dine dönüştüremez.
-Yalnız insanın salt akılla idrak ettiği aydınlanma ancak çok az kişiye nasip olur. Fakat halkın tamamı bundan nasiplenemez.
128 syf.
·Puan vermedi
HAYY İBN YAKZAN
İbn Tufeyl'in ölümsüz eseri Hayy ibn Yakzan, adeta insanlık sergüzeştini Hayy'ın şahsında sembolize ederek gözler önüne seriyor. O da Adem ( a.s.) gibi herşeyi kendi tecrübe ederek, deneyimleyerek öğrenmek zorundadır. Doğada bir başına , önüne çıkan bütün sorunları aklıyla göğüslemek zorunda olan Hayy bize Robinson Crusoe’ u hatırlatıyor. Ne var ki Hayy daha bebeklikten itibaren yanlızdır ve bir ceylan kendisine annelik ederek hayatta kalmasını sağlar. Ama Hayy'ın önünde uzanan hayat daha birçok sürprizlerle doludur... Ve Hayy saf akılla bütün sorunlarının üstesinden gelir. Öyleki manevi terakkiye müsait olması yönüyle insanın diğer canlılardan daha üstün olduğu sonucunu çıkarır....
İnsan kitabı okuduğunda Hayy ile empatik duygular geliştirmekten kendini alamıyor. Onun yerinde ben olsaydım şöyle şöyle yapardım deyiveriyor insan ; içindeki yapmacık, sahte ve izole dünyadan sıyrılmak isteyip doğayla başbaşa bir ömür temennisinden kaynaklı...
Not : Kitaba yapılan felsefi yorumlar olmasaydı kitap daha zevkle okunurdu diye düşünüyorum. Yani biraz felsefeye boğmuşlar ve bundan dolayı kitabın ana teması biraz gölgede kalmış...
Tavsiye eder misiniz diye sorsalar, sadece Hayy ibn Yakzan bölümünü diye cevaplardım...
FAYSAL ALTUN
128 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Robinson crouso'dan hemen sonra hayy bin yakzan okuması yaptım. Hayy bin Yakzan a göre crouso bir masal gibi kalıyor. Ondan önce yazılmasına rağmen daha ileride bir felsefik altyapıya sahip. Daha derin konulara daha cesur giriyor. Kısa ama çok derin bir kitap. Bence her sayfasına bir saat zaman harcamak lazım. Bir çok konuya atıfta bulunuyor. Bir çok alana girip çıkıyor. Tüm o konuları bilince ancak tam anlamıyla anlaşılabilir. Aslında esere en sondaki açıklamaları okuyup öyle girmek lazım. Daha anlaşılır olur. Eser daha sonra tüm Avrupa'yı etkilemiş ve bir çok esere ilham olmuş. Okunmalı ama altyapı da sağlam olmalı
184 syf.
·Puan vermedi
Bu eser bir islam filozofu olan Ibn Tufeyl tarafndan yazılmış olup, kendisinden sonraki çok yazarı ve çok eseri etkilemiştir. Robinson Crusoe bu kitap örnek alınarak yazlmştır.

Hikaye malum, Hayy bir adada yalnz dünyaya gelir (ne şekilde dünyaya geldiğine dair farklı rivayetler zikredilmiş) ve önce hayatı, sonra ölümü, ardndan yaratıcıyı ve Ona borçlu olduğunu tek başına düşünerek keşfeder. Sonrasına geçmeyelim, spoiler vermiş olmayalım. Ama güzel ölümsüz bir eser.

Benm okuduğum baskı Büyüyenay Yay.olup dili biraz ağrdı. Ama yine de tavsiye ederim.
"İşte bu yüzdendir ki biz insanoğlu havayı gözlerimiz ile göremeyiz. Mat ve yoğun olan cisimleri, gözlerimiz ile görebilmemizin nedeni ise, mat ve yoğun cisimlerin, renk ve biçimlerine göre, ışığı kabul etmesidir."
"Bu dünya ile öte dünya,iki kuma gibidir.Hangisinin gönlünü yapsan diğerini gücendirmiş olursun."
İbn Tufeyl
Sayfa 152 - Yapı Kredi Yayınları
Bir ilim veya fenni tahsil etmekte olan kimse o ilimde telif olunan bir kitaptan maksûd manayı olduğu gibi anladığı zaman bilginin bir mertebeye ve kendisinin de o zamana kadar bulunduğu diğer bir mertebede bulunması mümkün olduğu anlaşılır. Bilgisinin derecesi ile bilgi yüzünden elde ettiği rütbe aynı olur.
Sühreverdi "Nur heykelleri" adlı eserine " Ey Kayyum bizi nurunla güçlendir,nur üzerine yerleştir ve Nur'a doğru götür" cümlesiyle baslar.
"Nur" sözcüğünün üç defa tekrar edilmesiyle dikkat çeken cümle, İşraki felsefenin en kestirme tanımını vermektedir.Cümledeki birinci "nur"un saf aklı, ikinci "nur"un bilgiyi,üçüncü "Nur" un nurların nuru olan Tanrı'yı simgelediğini bilmek yeterlidir
O bilgi kendisinde kökleştikçe, özdekten( heyula ), maddeden ve doğal yaşama bağımlılıktan arınmış,temiz, seçkin ve Tanrısal durumlar (ahval-i İlahi) olarak adlandırılabilecek birtakım yüce bağıntılar gerçekleşir.Ancak böylesi bağıntılar Tanrı' nın kulları arasından seçtiği birkaç mutlu kişiye nasip olur...
Sakın hiçbir kimsenin kalbine hutûr etmeyen şeyi vasıf ve tarife gönül bağlama! Çünkü beşerin hatırlarına gelen şeylerin birçoğunu tarif ve tavsif etmek kâbil olmuyor.
Türlerin bireylerinde ayrı ayrı bulunan ruh da aslında tek bir ruhun parçalarından başka bir şey değildi. Bunların ayrı gibi görünmeleri yalnızca ayrı yüreklerde bulunmalarından ileri geliyordu. Ayrı yüreklere dağılmış ruhları bir kapta toplamak mümkün olabilse, tümünün aynı ruhun parçaları oldukları görülürdü. Ayrı yüreklerde bulunan ruhun durumu, değişik kaplara bölünen bir suyun durumuna benzetilebilirdi. Bu nedenle ister bölünmüş parçalanmış olsun ister olmasın ruh hep aynı ruhtu. Ruha ilişen çokluk bulunduğu yerlerin çokluğundan başka bir şey değildi.
Ruh ölümden önce, hayattayken, o bedeni kullandığı sürece o öznenin bilgisine ermiş, mükemmelliğini, büyüklüğünü, saltanat ve kudretinden haberdar olmuş fakat buna rağmen özneye yüz çevirerek nefsinin kötü arzularını uymuş, dünyevi ve benmerkezci istek ve eğilimlerin peşinden gitmiş ve bu durumdayken yakasına ölümün pençesine kaptırmış ise ölümden sonra O'nu görmekten mahrum kalırdı. O'nun yüzünü, sonsuz güzelliğini görmek için büyük bir özlem duyar, uzun bir azap ve sonsuz bir ıstırap içinde kalır, dinmeyen acılar çekerdi.
Cisimlerin biçimleri Hayy'ın anlaşılır evrenden ulaştığı ilk öğretilir. Çünkü cisimlerin biçimleri duyularla değil ancak akıl yoluyla anlaşılabilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ceylanın Büyüttüğü Çocuk
Baskı tarihi:
Haziran 1993
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755511059
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nehir Yayınları
Kültürlerin zenginliği kaynak kitaplarla ölçülür. Bu kitaplar toplumların geçmişinden geleceğine ışık tutarlar. Bizim de kültürümüzü yansıtan klasik eserlerimiz vardır. Her dönemde okunan bu klasik kitapların en önemlilerini seçerek çocuklar için yeniden hazırladık. Çocuklarımızın kültürel sembollerimizi okuyarak öğrenmelerinde katkımızın olmasını istedik. Klasiklerimiz Dizisi'ni okuyan çocuklarımızın büyüdüklerinde bu kitapları asıllarından okumaları en içten dileğimizdir.

Kitabı okuyanlar 810 okur

  • Hüsna Ekici
  • Husna
  • Asiye
  • Selcan Beyazit
  • Ayşen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.9 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları