Ceza Sömürgesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.248
Gösterim
Adı:
Ceza Sömürgesi
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052223307
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Kafka külliyatından seçilen biri kısa dört öykü, okuru, yazarın metaforlarla döşeli labirentler dünyasında heyecanlı ve alışılmadık bir okuma serüvenine davet ediyor. Okur, gerçek hayat ile Kafka öykülerindeki metaforların, imgelerin arasında yayılmış geniş ve derin uçurumda, her iki yanı birbirine bağlayıp bir anlam kurmaya çalıştıkça okumanın da bir ‘emek’ işi olduğunu fark ediyor. Ödülü büyük bir emek işi.
204 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
" Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun makosenleriyle yürü. " der, bir Kızıldereli atasözü.

Okuduğum bir eser de, Profesör öğrencilerine sınav sorusu olarak, bir karıncanın çevresindeki hayvanları nasıl ayırabileceğini düşünmelerini ister. Öğrenciler karınca gibi düşünür ve hayvanlar alemini iki sınıfa indirger.
Sonuç:
1- Aslan, kaplan, yılan gibi karıncaya dokunmayan hayvanlar şefkatli ve iyi huylu.
2- Tavuk, ördek, kaz gibi karıncaya zarar veren hayvanlar kötü ve yırtıcı.

Bana göre de, karıncayı karıncanın açısından anlayabilmek; Kafka'yı Kafka açısından anlayabilmektir, empatik anlayış.
Franz Kafka'yı anlayabilmek adına, onun gibi düşünmek ve olayları onun bakış açısıyla irdelemek gerek. Genellikle okurlar Kafka'nın eserlerini karamsar ve boğucu olarak yaftalar. Peki hiç sorduk mu, " Neden Kafka'nın eserleri, karamsarlık içermekte! Etkin olduğu dönemde eserlerine yansıttığı gibi, gerçekten karamsar bir ruh halinde miydi, yoksa bilinenin aksine farklı bir ruh halindeydi de, sadece eserlerinde mi, karamsar bir tavır sergiledi.

Tahayyül edin ki, yaşadığınız toplum tarafından kabul görmüyor ve dışlanmaktasınız. Bu soruna bir de ailevi sorunlar eklenince, ruhunuzda derin çatlaklar oluşmaz mı? Her ne kadar sarsılmaz bir inanca sahip olsanız da...

Kafka' yı ilk defa " Dönüşüm" adlı eserle tanımış ve yazım dilinden çok etkilenmiştim. Devamında " Baba'ya Mektup " adlı eserini okurken yazdıkları karşısında dehşete kapılmış olsam da, ben olsaydım nasıl davranırdım demekten de kendimi alamamıştım. " Milena'ya Mektuplar " adlı eserle, artık Kafka'nın müptelası olmuştum bile! O mektuplar ki, tek taraflı olsa da, Kafka'yı yansıtmakta.

Ceza Kolonisinde, Alıntılar 1 isimli eserde tamamen farklı bir Kafka okurun karşısında. Kitaplarda yer alan anlatılar ve Kitaplarda yer almayan, ayrı olarak yayımlanmış anlatılar adı altında kimisi kısa, kimisi de uzun hikâyeler yer almakta. O hikâyeler ki, bir insanın duygusal bağlamda yaşadığı bütün değişimleri kapsamakta. " Şosede çocuklar " adlı hikâyeyi okurken, Kafka ile birlikte kırlarda koşup, çimlere uzandım. " Ceza kolonisinde " adlı hikâyeyi okurken bir insan başka bir insana daha ne kadar sadistçe acı çektirmekten zevk alabilir derken, hayıflandım durdum. Hangi birini anlatayım. Bütün hikâyeler derin bir anlam ve mânâ taşımakta.

Soran, sorgulayan ve sorgulatan Kafka. Kurguladığı insanların dilinden varlığını sorgulayan ve sorguladığı hususları yine kendi öznel fikirleriyle açıklığa kavuşturan yani aforizmalarla ortaya seren Kafka. Bu eserle Kafka'ya olan bağlılığım daha da kuvvetlendi. Hissettiklerimi hissedebilmeniz adına, Kafka'nın eserlerini okumanızı tavsiye ederim.
58 syf.
Yerle bir olmuş adalet sistemi, birbirine olabildiğinde zıt iki karakter (Subay ve Gezgin), başına geleceklerden habersiz hatta sadece başına geleceklerden değil işlediği suçtan, alacağı cezadan, cezalandırılış biçiminden habersiz Mahkûm ve emirlere uymak zorunda kalan askerler...

Olay adada geçiyor ve bir işkence aletimiz var aslında ölüm makinesi ama ben işkence aleti demeyi tercih ettim çünkü yaşadıkları acının sonunda dayanamayıp ölmeyi seçtiklerini düşünüyorum. İnsan hayatı üzerinde hiçbir ayrıntı gözetilmeden infaza karar verilirken, infaz aletinin her detayı düşünülmüş hem de en ince ayrıntısına kadar. Yani zekâ istenilen yönde kurgulanmış; acımasızlık...

Sorgulamadan, dinlemeden yargıyı veren, infazı yapan ve daha da kötüsü bunları yaparken suçlu olduğunu düşündüğü kişinin sona yaklaşırken her saniyesini izleyen tek yetkili Subay'a karşı, olaylara kuşkulu yaklaşan mantık çerçevesinde itiraz ederek ve tüm bu yetkilere karşı gelen bir Gezgin'imiz var.

İyi ki sayfa sayısı az diye düşünmeden edemedim çünkü her sayfasında acımasızlığın ayrı bir katılığını görüyorsunuz.

Ve gördüm ki insan acınacak hale geldikten sonra bulduğu ilk fırsatta intikamını alabilmek adına aynı duyarsızlık ve gaddarlıkla hiç çekinmeden uygulamaya geçebiliyor.

İyi okumalar dilerim.
  • Katip Bartleby
    8.4/10 (355 Oy)287 beğeni827 okunma253 alıntı6.044 gösterim
  • Açlık Sanatçısı
    7.6/10 (148 Oy)136 beğeni527 okunma166 alıntı3.936 gösterim
  • Sisifos Söyleni
    8.6/10 (288 Oy)285 beğeni939 okunma889 alıntı11.878 gösterim
  • Öteki
    8.2/10 (498 Oy)467 beğeni1.579 okunma682 alıntı17.435 gösterim
  • Venedik Taciri
    8.4/10 (302 Oy)256 beğeni1.074 okunma367 alıntı5.948 gösterim
  • Dörtlükler
    8.8/10 (822 Oy)790 beğeni2.690 okunma1.670 alıntı15.252 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (919 Oy)866 beğeni3.833 okunma1.076 alıntı17.057 gösterim
  • Kreutzer Sonat
    8.4/10 (385 Oy)314 beğeni1.066 okunma710 alıntı9.841 gösterim
  • Şato
    7.7/10 (366 Oy)359 beğeni1.410 okunma521 alıntı13.764 gösterim
  • Prens
    8.2/10 (522 Oy)457 beğeni1.668 okunma897 alıntı15.156 gösterim
58 syf.
Bazı sebeplerden ötürü geç kalan bir inceleme oldu. Bunun için başta özür dileyerek hemen incelememe geçiyorum :)

Franz Kafka'dan okuduğum ikinci kitap. Kendisi bende hayranlık uyandıran bir yazar. Onu okurken sanki her kelimesi birer paragraf gibi giriyor beynime ve beni üzerinde düşünmeye itiyor. Mesela o "ceza" der. Ben, insanlara kimi zaman hak ederek kimi zaman sebebsiz yere uygulanan sistemi, bazen sömürülen bazen de baş üstünde tutulan "bozuk adaleti" ve her zaman olması gerektiği yerde olması gerektiği zamanda uygulanması gereken bir yapı olarak düşünürüm.

"Ceza sömürgesi"ne gelecek olursam kitabı okuduğum sürece şu özdeyiş hep aklımda oldu.
"Adaletin küçüldüğü ülkede, büyük olan artık suçulardır"
Ve yine çok sevdiğim shakespeare'ın sözü son nokta gibi oldu.
"Acımak adaletin şanındandır, bunu yalnızca zorbalar acımasızca kullanırlar."

Tamda bu sözlere karşılık bir eser. Haksızlık, "sözde suçlu"yu asla sorgulamayan, insanların ancak brokrasiyle varlık kazanabileceği ve en ufak bir haklı söz etmeleri dahilinde feci şekilde " hak edilmeyen ceza"ya çarptırılması -ki bunun için özel işkence aleti bile tasarlanmış- ve yine bozuk adaletin aynı zamanda bozuk ceza aletiyle bozanları bulduğu bir eser...

Adalet ne değilmiş okuyunca öğrenisiniz.
Adaletle kalın...(:
58 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Belki 25-30 sene önce okuduğum Dönüşüm'den sonra ilk kez Kafka okuyorum, o da Hakan hocamızın ısrarlı paylaşımları sebebiyle...

Çok merak ederek okudum Ceza Sömürgesi'ni. Kafka hakkında neredeyse hiç birşey bilmiyorum. Açıkçası bir kâbus okuduğumu düşündüm: nedenini tam olarak bilemiyorum ama bana 1990'larda Nirvana'nın In Utero adlı albümü üzerine Boom dergisinde çıkan çok uzun bir eleştiriyi hatırlattı Ceza Sömürgesi; eleştirmen, albümün çekilen ruhsal acıyı fiziksel acı hissini mümkün olduğunca ifade etmeye çalışarak yansıtmaya çalıştığını söylüyordu o yazıda. Ceza Sömürgesi'nde insan bedeninin ( ya da hikâyelerden birinde, hayvan bedenlerinin) çektiği acılar, ızdıraplar, beklenen ve hayata geçirilen cezalar, hükümler, herşey sanki acı çeken bir ruhun yansıması gibi. Olanların neden olduğunu tam anlayamadığım gibi son hikâyedeki baba figürünün korkutuculuğunun bütün hikâyelerden daha etkileyici olduğunu da söylemem gerek; sanki yazar bütün hikâyelerde bizi huzursuz ve rahatsız eden şeylerin gerçek sebebini nefret dolu ve neden öyle olduğunu anlamadığım bir baba karakteriyle ortaya koyuyor. Galiba olaylarda kronolojik bir akış olsa bile esas olay duyguların dağınıklığı, işkence hissi, cezalandırılma hissi, ve herhalde bütün bu hükümlerin, cezaların sahibi ve karar vericisi olan baba karakteri... tabii aklımda kaldığı kadarıyla Dönüşüm'de de bir sabah kendisini bir böcek olarak bulan karakterimiz orada da bir çeşit işkenceden geçiyordu.

Diğer kitaplarına geçmeden önce Ceza Sömürgesi'ni bir kere daha okumam gerekiyor.
220 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Gıcırdayan çark, kayışlar, iğrenç bir tıkaç, bunaltıcı bir ortam ve zekice tasarlanmış acımasız bir mekanizma. Kafka yazdığı için, hangisi hayatın neresi, kim neyi temsil ediyor, kelimelerin arasına gizlenen gerçek ne diyerek okudum kitabı. Hatta "Makine ölümden öncesi mi, sonrası mı?" bile dedim. Varın siz düşünün hangi karakterleri kimlerle ve nelerle özdeştirdiğimi. Ürpertici, garip, insanı tedirgin eden bir kitap ama kendi açıma okurken şaşırmadım. Kitap birinci dünya savaşında kaleme alınmış ve sadece dört kişi ve bahsi geçen iki komutan (birisi ölü) ile birinci dünya savaşını da, diktatörlüğünü de yansıtmıştır. Üstelik kadınların bu durumlarda ne kadar etkili olduğuna da değinilmiştir. Kitabı tavsiye ediyorum, ama geniş bir pencere ile.
58 syf.
Kafka'nın ölüm tarihini bilmesem bu kitap için ikinci dünya savaşında toplama kamplarına tanık olmuş biri olarak yazdı derdim herhalde. Hakkında verilen hükümden habersiz, birilerinin kendi çıkarları uğruna oluşturduğu yasalar. İşkence aletinin korkunçluğu vs. Ayrıca adalet bir gün herkese lazım olur teması da göz önüne serilmiş. Mahkuma "Amirine saygılı ol" yazısı ve subayın kendisine "Adil ol" yazısının yazılması sanırım adaletin bir gün herkese lazım olabileceğine dair bir kanıt gibi. Kafka'yı anlamak gerçekten çok zor. Yani çok büyük çaba gerekiyor gibi. Üzerinde uzun uzun tartışılması, konuşulması gerekir.
58 syf.
·4 günde·8/10
Suçlu, suçsuz bakılmaksızın mahkum kabul edilenlerin acımasızca infaz edildiği bir ada düşünün. Burada mahkumlar bilinenin dışında uzun sürede acımasızca infaz ediliyor.
Kitap da ki betimlemeler çok iyi, özellikle infaz işlemini yapan makinenin anlatımını beğendim. Kısa bir hikaye günübirlik kitap tavsiye ederim.
58 syf.
·10/10
İşkencenin en ince ayrıntılarını anlatan bu kitap insanın ne kadar canileşebileceğini gözler önüne seriyor.Yasama, yürütme ve yargının tek bir kişide bulunduğu ve üstüne aldığı bu görevler için kendi canından vazgeçen bir subay...

Yazarın betimlemeleriyle, gözünüzde film gibi canlandırabileceğiniz değişik ve etkileyici bir kitap.
58 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kısa bir kitap anlatimdaki derinlik okuyucuya ilmik ilmik dehşeti en derinden hissettirmekte. Adalet sisteminin ne derecede önemli olduğunu birkez daha anliyoruz. Bir Mahkum düşünün işlediği suçtan habersiz, alacağı cezadan habersiz ve onu sona götürmekle emirli askerler. Korkunç bir infaz yada ölmeyi kurtuluş olarak seçen mahkum. Belki bu Kitap kitaplığımda durduğu sürece ne zaman görsem bana rahatsızlık verecek.
43 syf.
·2 günde·Puan vermedi
--Yoğun ipucu içerir--

Kitap, bir sömürgede subayın yolcuya "Eşsiz bir alet" demesiyle başlar. Kitabın tamamı bu aletin varlığını, ne işe yaradığını anlatmakla ve aynı zamanda aletin geçmişini yine subayın anlatımıyla hatırlanmakla birlikte gelecekte de varlığını sürdürmesi adına canını dişine takarcasına gayret göstermesini okuyucuya aktarır.

Subayın bu çok sevdiği ölüm makinesi, mahkûmun vücuduna idam nedenini yazdırdıktan sonra ölüme terk edilmesini sağlar. Makinenin içinde mahkûm can çekişirken ağzını tıkaçlamak ve ölmeden önce su içirilmesi subayın ruhsal olarak kendini rahatlatmak için yaptığı bir davranış olarak yorumlanabilir. Bu mahkûm zamanında bir askerdi ve işi her sabah yüzbaşının kapısına saatte bir ayağa kalkıp selam vermek idi. Fakat bir sabah vakti yüzbaşı kapıyı açıp askerin selam vermek yerine uyuyakaldığını görünce onu kırbacıyla vurmaya başlar. Asker de buna karşı çıktığı için ölüme mahkûm edilmiştir. Bu olayda otoriter kişilerin sömürme hâkimiyeti kurabileceği kimselere ve yine subayın da söylemiş olduğu gibi "Ona savunma hakkı verilmedi" cümlesinden yola çıkarak gücü elinde bulunduran daima avucunun içinde tutmuş olduğu kişilere itiraz hakkı tanıma eğiliminde bulunulmadığı ve Orta Çağ'ı aratmayacak bir fikrin varlığından söz edilebilir.

Kitabın pek çok yerinde subayın makineyi kutsal bir değer olarak algılayıp yeni komutana bu makineyle yapılan idamların devam ettirilmesini talep eder. Fakat bu yeni komutan aynı görüşte değildir. Bu düzeneğin artık kaldırılması için, kitapta yolcu olarak bahsedilen uzman bir kişiye düzeneği ve düzenekle yapılan ölümlere dair görüşlerini dinlemek maksadıyla ona subayı görmesi için talimat verir. Yolcunun düzeneği saçma buluşu ve bunu aynı şekilde komutana bildireceğini duyan subay kendini bu sanatsal tasarı olarak gördüğü makineyle özdeşleştrir. Mahkûmu düzeneğin bölmesinden çıkarıp içine yerleşerek kendisiyle birlikte aynı zamanda makinenin de ölümünü gerçekleştirir. Eric Fromm'un "Modern zaman insanları putperestlere benzemektedirler çünkü kendi elleri ile ürettiklerine tapmaktadırlar." sözünü subay ile bağdaştırmak mümkündür.

Subay öldükten sonra asker ile kendisine emanet edilen mahkûm, yolcuyu takip etmişlerdir. Ve yolcu nereye adım atacak olsa peşinden giderler. Fakat yolcu bir kayığa atlayıp oradan uzaklaşır. Bu takipçi iki tip izleyecek birilerini bulmadan yaşayamazlar. Şayet mahkûm serbest kalsa bile idama çağırıldığı zaman artık buna boyun eğip kabul etmek zorunda kalacak bir kişiliğe bürünmüştür.
58 syf.
Rahatsız edici kısımları olan bir hikaye olsa da Kafka, bir takım insanlarda var olan, akıl ve insanlık dışı saplantılarını kendilerince haklı çıkaracak nedenler ve hikayeler uydurarak, diğer insanları da bu saplantılarına alet etmenin yollarını arayan bozuk kişiliklerden birini mercek altına yatırmış.
Bu yönüyle hikaye dikkat çekici.
58 syf.
·1 günde·7/10
Okurken gerildigim bir oyku, bir idamdan anlatiliyor savunma hakki verilmeden katledilen insanlar ve bunun dogru oldugunu savunan ustler. Ceza adi altinda onlara gore adalet bir insanin oldurulmesi.
Her duyguya karşı çıkmaya çabalıyorum,
şimdi gelecek olursa A.’yı coşkuyla selamlıyorum,
B.’ye odamda nezaketle katlanıyorum,
C.’nin yanında, lafı edilen her şeyi, acı ve zahmet verse de,
uzun demlerle içime çekiyorum.
Franz Kafka
Sayfa 10 - can yayınları-epub
"...Buna da tamam. Bir itirazım yok ama üç aydır istememe rağmen neden yeni bir keçe almıyorlar peki? Midesi bulanmadan hangi adam böyle bir keçeyi ağzına alabilir, yüz adamın ölürken emip çiğnediği bir şeyi kim ağzına koyar?"
Franz Kafka
Sayfa 21 - Maviçatı
Suç daima şüphesizdir. Başka mahkemeler bu ilkeye uyamaz, çünkü birden çok başları vardır ve üzerlerinde de daha yüksek mahkemeler bulunur.
Franz Kafka
Sayfa 90 - Can Yayınları
''Yoksunluğunuzu erdem yapıyorsunuz.''

''Önce şunu söyleyeyim: Herkes, bunu yapar; sonra, benim yaptığım hiç de bu değil. Yoksunluğum, varsın yoksunluk olarak kalsın, ben bataklığı kurutmak istemem, onun sıtmalı buğuları içinde yaşarım.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ceza Sömürgesi
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052223307
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Kafka külliyatından seçilen biri kısa dört öykü, okuru, yazarın metaforlarla döşeli labirentler dünyasında heyecanlı ve alışılmadık bir okuma serüvenine davet ediyor. Okur, gerçek hayat ile Kafka öykülerindeki metaforların, imgelerin arasında yayılmış geniş ve derin uçurumda, her iki yanı birbirine bağlayıp bir anlam kurmaya çalıştıkça okumanın da bir ‘emek’ işi olduğunu fark ediyor. Ödülü büyük bir emek işi.

Kitabı okuyanlar 810 okur

  • Filiz Oz
  • Mustafa Gedikli
  • Elif
  • Cansu Demir
  • M U A M M A
  • Nilgün
  • büyük yolların haydudu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.4 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları