Cezalılar KolonisiFranz Kafka

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.823
Gösterim
Adı:
Cezalılar Kolonisi
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
978932256513
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mercek Yayınları
" Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun makosenleriyle yürü. " der, bir Kızıldereli atasözü.

Okuduğum bir eser de, Profesör öğrencilerine sınav sorusu olarak, bir karıncanın çevresindeki hayvanları nasıl ayırabileceğini düşünmelerini ister. Öğrenciler karınca gibi düşünür ve hayvanlar alemini iki sınıfa indirger.
Sonuç:
1- Aslan, kaplan, yılan gibi karıncaya dokunmayan hayvanlar şefkatli ve iyi huylu.
2- Tavuk, ördek, kaz gibi karıncaya zarar veren hayvanlar kötü ve yırtıcı.

Bana göre de, karıncayı karıncanın açısından anlayabilmek; Kafka'yı Kafka açısından anlayabilmektir, empatik anlayış.
Franz Kafka'yı anlayabilmek adına, onun gibi düşünmek ve olayları onun bakış açısıyla irdelemek gerek. Genellikle okurlar Kafka'nın eserlerini karamsar ve boğucu olarak yaftalar. Peki hiç sorduk mu, " Neden Kafka'nın eserleri, karamsarlık içermekte! Etkin olduğu dönemde eserlerine yansıttığı gibi, gerçekten karamsar bir ruh halinde miydi, yoksa bilinenin aksine farklı bir ruh halindeydi de, sadece eserlerinde mi, karamsar bir tavır sergiledi.

Tahayyül edin ki, yaşadığınız toplum tarafından kabul görmüyor ve dışlanmaktasınız. Bu soruna bir de ailevi sorunlar eklenince, ruhunuzda derin çatlaklar oluşmaz mı? Her ne kadar sarsılmaz bir inanca sahip olsanız da...

Kafka' yı ilk defa " Dönüşüm" adlı eserle tanımış ve yazım dilinden çok etkilenmiştim. Devamında " Baba'ya Mektup " adlı eserini okurken yazdıkları karşısında dehşete kapılmış olsam da, ben olsaydım nasıl davranırdım demekten de kendimi alamamıştım. " Milena'ya Mektuplar " adlı eserle, artık Kafka'nın müptelası olmuştum bile! O mektuplar ki, tek taraflı olsa da, Kafka'yı yansıtmakta.

Ceza Kolonisinde, Alıntılar 1 isimli eserde tamamen farklı bir Kafka okurun karşısında. Kitaplarda yer alan anlatılar ve Kitaplarda yer almayan, ayrı olarak yayımlanmış anlatılar adı altında kimisi kısa, kimisi de uzun hikâyeler yer almakta. O hikâyeler ki, bir insanın duygusal bağlamda yaşadığı bütün değişimleri kapsamakta. " Şosede çocuklar " adlı hikâyeyi okurken, Kafka ile birlikte kırlarda koşup, çimlere uzandım. " Ceza kolonisinde " adlı hikâyeyi okurken bir insan başka bir insana daha ne kadar sadistçe acı çektirmekten zevk alabilir derken, hayıflandım durdum. Hangi birini anlatayım. Bütün hikâyeler derin bir anlam ve mânâ taşımakta.

Soran, sorgulayan ve sorgulatan Kafka. Kurguladığı insanların dilinden varlığını sorgulayan ve sorguladığı hususları yine kendi öznel fikirleriyle açıklığa kavuşturan yani aforizmalarla ortaya seren Kafka. Bu eserle Kafka'ya olan bağlılığım daha da kuvvetlendi. Hissettiklerimi hissedebilmeniz adına, Kafka'nın eserlerini okumanızı tavsiye ederim.
Spoiler Içerir ...
Ceza Sömürgesi ...Kafka anlattığı dört hikaye ile bilmece çözer gibi veya ayrintilardaki gizemi yap - boz ' lar sunarak okurlarinin resmi tamamlamasini istiyor .Herkesin bu resimden anlayacağı eminim ki çok farklı olacaktır .Kafka' yi anlamak gercekten cok zor .Bu incelememde de bana yansıyan yonlerine vurgu yapmak istedim .Kafka'nin kaleminde okuduktan sonra tekrar okunmayi gerektiren bir tılsım olduğuna inanıyorum .Gelelim bu hikayelere ;


İlk önce Subay ile Gezgin hikayesiyle insanlık dışı bir aletin isleyisine şahit olacaksınız .Öyle bir suç aleti ki akıllara durgunluk verecek cinsten .Simgesel olarak Hitler doneminde insanları firinlarda yakan krematoryumlar görevini üstlenen zihniyet gibi düşünün ,aletin acimasizligini .Subay alete o kadar güveniyor ki aletin işleyişini saatlerce gezgine allandira ballandıra anlatıyor.Sanki kamu yararına çok taktir edilecek bir iş yapmış gibi ,yaptığı infazi masumlastirmaya çalışıyor.Yaptıklarını mesrulastirmak için zemin hazırlıyor .Mahkum deseniz kararın ne olduğunu bilmeyen,kendisine savunma hakkı verilmeyen,sorgulamayan mahkum edildiğini bile bilmeyen koyun misali sistemin baskilariyla zoraki boyun eğen,sindirilmis insanları anımsattı bana .Infazin gayrı insaniligi yipranmis,koturumlesmis bir sistemle nereye kadar yasatilabilir ki ? Gerçeği gördükleri halde başını subay misali kuma gömen deve kuşları ,devletin propaganda sisteminin ikna ettiği kapı kulları sorgulamiyorlar.Kendilerine söylenenleri ,vicdanlari ellerinden alinmiscasina düşünmeden yerine getiriyorlar .Iradelerine korkuyla kement vurulmuş,diktatorun saltanatina alkış tutmuş, başını kuma gomunce adaletten kacacagini düşünen zavallılar .Ozgurluklerinin o alete bağlı olduğunu sanıyorlar !!! Ne zamanki birileri akıllarına inen perdeyi birazcık araladiklarinda daha doğru bir ifadeyle sorgulamaya başladıklarında gerçekle yuzlesiyorlar .Subayin "Adil ol" ibaresiyle ilintili olarak gerçeği haykirip,yapılan zulme,infaza "Dur" derse o icat ettikleri acımasız makinede kendilerinin lime lime parcalanip,ogutuleceklerini,sistemin geri kendilerine dönüp çark edecegini biliyorlar .Bundandır gozu bagli olarak korebe oyununa devam etmeleri .Yalanla hakikatin sesini bastirmalari ,merhametin yerine nefreti koymalari,adaletin yerine zulmü koymalari...Maalesef ki o subayin akıbeti gibi koturum adaletiniz gün gelir sizi de yargılar.Aynı infaza mahkum edilirsiniz.O zaman da subay misali gözleri açık gidersiniz.Gidersiniz de aç bir gözü toprağın doyurmasi misali şayet inanıyorsanız "Mahkeme-i Kübra" dan da yakanizi kurtaramazsiniz.


Daha sonra yasaya ulaşmak isteyen Tasrali adam ile yasayı korumaya çalışan Kapı Bekçisi hikayesiyle düşündürüyor sizi.Bir türlü yasaya ulaşmasına izin vermeyen Kapı Bekçisi ,yasaya ulaşmak için yıllarını veren,yıllarca adaleti bekleyen Tasrali adam .Rusvetle çark döndüğü halde rusveti kabul edip "Sırf elinden geleni yapmadığını dusunmeyesin diye kabul ediyorum " diyen adaleti geçici arzularına carcur ettiği halde ,yine de adaleti istedikleri gibi işleyen,kapıyı açmayan bir otoriteyle karsilasirsiniz .Artık ihtiyarligin ağırlığı üzerine çöken ,gözleri zayıflasmis,kulakları isitmez olan ihtiyar ölüme bu kadar yakın olduğu esnada yasanın kapısından sondurulemez bir ışık parıltısı fark eder .Yılmadan neden bunca yıldır tek bir kişi bile yasaya basvurmadi diye serzeniste bulunur ölümün kısık sesiyle .Artık kapı açılsa ne olur ,acilmasa ne olur .Geç gelen adalet,adalet değildir .Adalet artık asıl meseleyi perdeleyen,kapıları kapatılıp üstü ortulen,asılsız meseleler haline getirilmiştir .Tek bir insanın adalet çığlığı adaleti getirmez.Milyonlarca insanın güç odagina yaslanmalari,neticesiz hamle üstüne hamle yapmaları adaletin en yakın zamanda tecelli etmeyeceği anlamına da gelmez vesselam .

Sonra kafeste özgürlüğünü arayan açlık cambazi ile düşündürür sizi Kafka...Gerçekten de aç olduğuna inandırmaya çalışan ,günlerce aç kalmasına rağmen hiçbir ilgi görmeyen açlık cambazinin hikayesiyle hüzünlendirir sizi yazar .Sirkte aç bir aslana yapılan bakımın zerresi kadar bile bakim yapılmayan,unutulan,özgürlüğünün kafesteki tellere bağlı olduğu,seyircilerce acliginin hiçbir anlam tasimamasindan ötürü açın halinden tokun anlamaması misali başka hayvanlara yapılan muhabbet gösterisini "tadını begendigim yiyeceği bulamadım" serzenisiyle kendi onurunun paramparça edilisini hayatıyla ödeyen bir cambaz..


Son hikaye Hüküm 'de baba ile Georg'un karışık ,ayrintilarda anlam bulmaya calisacaginiz bir metaforla kafanızı yorar yazar .Petersburg' taki arkadaşına yazdığı mektuplarla ayakta kalan öyle ki iste bile "şef meşgul" denilip surekli mektupla varlığını sürdüren Georg 'la karsilasiyorsunuz. Evindeki hosnutsuzluktan dolayı Rusya'ya gitmeye mecbur kalan,orada zorluk çeken,dükkanı yagmalanan,malları parcalanan arkadaşının varolusunun kendi özgürlüğüne ket vurduğu,karanliklarla dolu odasından dev gibi yükselip,oğluna üstten bakan babasının "Seni suda ölmeye mahkum ediyorum " sözü ile ölüme mahkum edilen Georg' un hüzünlü hikayesi ...Belki de Georg babasının arkadaşını gönüllü oğlu gibi görmesinden kıskandığı için ,gerçekleri mektuplarla gizlemeye çalışarak,kalbindeki kötülükleri mektup yazmayı ihmal etmeyerek arkadaşına verdiği zararı yazma eylemiyle bastırıp kendisinin kar edeceğini düşündü .Eğer öyleyse bedelini ağır ödedi .

Kafka okumak güzel ...Yoruyor,düşündürüyor sizi ama olsun.Herkesin anlam kalıpları farklı nasıl olsa.Son olarak sevdiğim bir sözle bitirmek istiyorum ."Gönül iktisadinda kar etmek de senin elinde ,zarar etmek de..."Öyleyse iyilik yap,iyilik biriktir.Kötülük biriktirip kaybetme.Hem dünya kalmasın artık kötülere ve kötülüğe ...

Keyifli okumalar ...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.107 Oy)17.498 beğeni39.533 okunma2.116 alıntı165.524 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.475 Oy)8.424 beğeni22.864 okunma1.450 alıntı105.718 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.830 Oy)7.369 beğeni20.645 okunma690 alıntı79.796 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.011 Oy)12.483 beğeni31.777 okunma2.791 alıntı132.656 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.979 Oy)3.499 beğeni11.721 okunma1.017 alıntı47.769 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.535 Oy)5.817 beğeni15.258 okunma2.245 alıntı78.647 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.065 Oy)7.331 beğeni19.853 okunma3.223 alıntı116.711 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.237 Oy)8.157 beğeni24.012 okunma1.909 alıntı102.585 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.257 Oy)5.362 beğeni18.163 okunma687 alıntı92.344 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.976 Oy)8.368 beğeni23.255 okunma1.148 alıntı113.001 gösterim
Bazı sebeplerden ötürü geç kalan bir inceleme oldu. Bunun için başta özür dileyerek hemen incelememe geçiyorum :)

Franz Kafka'dan okuduğum ikinci kitap. Kendisi bende hayranlık uyandıran bir yazar. Onu okurken sanki her kelimesi birer paragraf gibi giriyor beynime ve beni üzerinde düşünmeye itiyor. Mesela o "ceza" der. Ben, insanlara kimi zaman hak ederek kimi zaman sebebsiz yere uygulanan sistemi, bazen sömürülen bazen de baş üstünde tutulan "bozuk adaleti" ve her zaman olması gerektiği yerde olması gerektiği zamanda uygulanması gereken bir yapı olarak düşünürüm.

"Ceza sömürgesi"ne gelecek olursam kitabı okuduğum sürece şu özdeyiş hep aklımda oldu.
"Adaletin küçüldüğü ülkede, büyük olan artık suçulardır"
Ve yine çok sevdiğim shakespeare'ın sözü son nokta gibi oldu.
"Acımak adaletin şanındandır, bunu yalnızca zorbalar acımasızca kullanırlar."

Tamda bu sözlere karşılık bir eser. Haksızlık, "sözde suçlu"yu asla sorgulamayan, insanların ancak brokrasiyle varlık kazanabileceği ve en ufak bir haklı söz etmeleri dahilinde feci şekilde " hak edilmeyen ceza"ya çarptırılması -ki bunun için özel işkence aleti bile tasarlanmış- ve yine bozuk adaletin aynı zamanda bozuk ceza aletiyle bozanları bulduğu bir eser...

Adalet ne değilmiş okuyunca öğrenisiniz.
Adaletle kalın...(:
Yerle bir olmuş adalet sistemi, birbirine olabildiğinde zıt iki karakter (Subay ve Gezgin), başına geleceklerden habersiz hatta sadece başına geleceklerden değil işlediği suçtan, alacağı cezadan, cezalandırılış biçiminden habersiz Mahkûm ve emirlere uymak zorunda kalan askerler...

Olay adada geçiyor ve bir işkence aletimiz var aslında ölüm makinesi ama ben işkence aleti demeyi tercih ettim çünkü yaşadıkları acının sonunda dayanamayıp ölmeyi seçtiklerini düşünüyorum. İnsan hayatı üzerinde hiçbir ayrıntı gözetilmeden infaza karar verilirken, infaz aletinin her detayı düşünülmüş hem de en ince ayrıntısına kadar. Yani zekâ istenilen yönde kurgulanmış; acımasızlık...

Sorgulamadan, dinlemeden yargıyı veren, infazı yapan ve daha da kötüsü bunları yaparken suçlu olduğunu düşündüğü kişinin sona yaklaşırken her saniyesini izleyen tek yetkili Subay'a karşı, olaylara kuşkulu yaklaşan mantık çerçevesinde itiraz ederek ve tüm bu yetkilere karşı gelen bir Gezgin'imiz var.

İyi ki sayfa sayısı az diye düşünmeden edemedim çünkü her sayfasında acımasızlığın ayrı bir katılığını görüyorsunuz.

Ve gördüm ki insan acınacak hale geldikten sonra bulduğu ilk fırsatta intikamını alabilmek adına aynı duyarsızlık ve gaddarlıkla hiç çekinmeden uygulamaya geçebiliyor.

İyi okumalar dilerim.
Belki 25-30 sene önce okuduğum Dönüşüm'den sonra ilk kez Kafka okuyorum, o da Hakan hocamızın ısrarlı paylaşımları sebebiyle...

Çok merak ederek okudum Ceza Sömürgesi'ni. Kafka hakkında neredeyse hiç birşey bilmiyorum. Açıkçası bir kâbus okuduğumu düşündüm: nedenini tam olarak bilemiyorum ama bana 1990'larda Nirvana'nın In Utero adlı albümü üzerine Boom dergisinde çıkan çok uzun bir eleştiriyi hatırlattı Ceza Sömürgesi; eleştirmen, albümün çekilen ruhsal acıyı fiziksel acı hissini mümkün olduğunca ifade etmeye çalışarak yansıtmaya çalıştığını söylüyordu o yazıda. Ceza Sömürgesi'nde insan bedeninin ( ya da hikâyelerden birinde, hayvan bedenlerinin) çektiği acılar, ızdıraplar, beklenen ve hayata geçirilen cezalar, hükümler, herşey sanki acı çeken bir ruhun yansıması gibi. Olanların neden olduğunu tam anlayamadığım gibi son hikâyedeki baba figürünün korkutuculuğunun bütün hikâyelerden daha etkileyici olduğunu da söylemem gerek; sanki yazar bütün hikâyelerde bizi huzursuz ve rahatsız eden şeylerin gerçek sebebini nefret dolu ve neden öyle olduğunu anlamadığım bir baba karakteriyle ortaya koyuyor. Galiba olaylarda kronolojik bir akış olsa bile esas olay duyguların dağınıklığı, işkence hissi, cezalandırılma hissi, ve herhalde bütün bu hükümlerin, cezaların sahibi ve karar vericisi olan baba karakteri... tabii aklımda kaldığı kadarıyla Dönüşüm'de de bir sabah kendisini bir böcek olarak bulan karakterimiz orada da bir çeşit işkenceden geçiyordu.

Diğer kitaplarına geçmeden önce Ceza Sömürgesi'ni bir kere daha okumam gerekiyor.
"Kafka'nın belki de en belirleyici özelliği, hiçbir kalıba girmemesi, hiçbir akıma sığmamasıdır. Kafka, tüm yazdıklarıyla, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarlarının başında gelir." kitabın tanıtım yazısında ki bu ifadeler Kafka'yı anlatan en isabetli cümleler olsa gerek. Gerçekten de bu kitapta ki çoğu hikayede bunu fark ediyorsunuz.
Başlangıç kısmında kısa kısa deneme tarzı yazıların bulunduğu, geri kalanı ise öykülerden oluşan derleme bir Kafka eseri. Bu öykülerin bazısı çok kısa bazılarıda uzun. Aslında Kafka'nın öykülerinin derlendiği birden fazla kitap var farklı yayın evlerinden çıkma. İş Bankası Kültür Yayınları da güzel öyküler seçmiş. Benim beğendiklerim özellikle;
Bir Taşra Hekimi
Yasa Önünde
Çakallar ve Araplar
Akademi İçin Bir Rapor
Ceza Kolonisinde
Bir Açlık Sanatçısı
hikayeleri oldu. Kafka'nın karamsarlıklarla dolu ve çok güzel insan ve psikoloji betimlemeleri olan hikayeleri alt metin olarak verdiği mesajlarla da çok etkileyici.
Kafka'nın ölüm tarihini bilmesem bu kitap için ikinci dünya savaşında toplama kamplarına tanık olmuş biri olarak yazdı derdim herhalde. Hakkında verilen hükümden habersiz, birilerinin kendi çıkarları uğruna oluşturduğu yasalar. İşkence aletinin korkunçluğu vs. Ayrıca adalet bir gün herkese lazım olur teması da göz önüne serilmiş. Mahkuma "Amirine saygılı ol" yazısı ve subayın kendisine "Adil ol" yazısının yazılması sanırım adaletin bir gün herkese lazım olabileceğine dair bir kanıt gibi. Kafka'yı anlamak gerçekten çok zor. Yani çok büyük çaba gerekiyor gibi. Üzerinde uzun uzun tartışılması, konuşulması gerekir.
Suçlu, suçsuz bakılmaksızın mahkum kabul edilenlerin acımasızca infaz edildiği bir ada düşünün. Burada mahkumlar bilinenin dışında uzun sürede acımasızca infaz ediliyor.
Kitap da ki betimlemeler çok iyi, özellikle infaz işlemini yapan makinenin anlatımını beğendim. Kısa bir hikaye günübirlik kitap tavsiye ederim.
Franz Kafka'yı yalnızca Gregor Samsa ile tanıyordum. Bu Kafka'ya yapılmış bir hakaret olmaz mı? Bence olur. İkimizin ortak noktası var bir de, Dostoyevski. Zeki Demirkubuz bir söyleşi videosunda Kafka'yı Kafka yapan, Dostoyevski'yi Dostoyevski yapan nedenleri incelemek gerek diyor, bunun için okumalıyız bu insanları. Kafka, sevgilisiyle buluşmak için patronundan izin alamayan bir adamken bu kadar nitelikli olmayı nasıl başarmış? Dostoyevski'nin babası tarafından sevilmeyen, yalancı, kumarbaz olduģu gerçeği gibi. Bu iki insan arasında oldukça sıkı bir ilişki var ve bunu okuyarak deneyimlemeliyiz.

Kitabı Varlık Yayınları'ndan okuduğum için çeşitli farklar mevcut hikayelerde. Ceza Sömürgesi, Köy Hekimi ve Kilisede Dua Eden Bir Adam yalnız tek eserde basılsa puan olarak 9 verebilecekken, 2 sayfalık hikayeleri de mevcut ve bunları pek sevemedim. Ceza Sömürgesi'nde ki ölüm tekniğini okumadan ölmeyin diyorum tek kelimeyle.
İşkencenin en ince ayrıntılarını anlatan bu kitap insanın ne kadar canileşebileceğini gözler önüne seriyor.Yasama, yürütme ve yargının tek bir kişide bulunduğu ve üstüne aldığı bu görevler için kendi canından vazgeçen bir subay...

Yazarın betimlemeleriyle, gözünüzde film gibi canlandırabileceğiniz değişik ve etkileyici bir kitap.
Okurken gerildigim bir oyku, bir idamdan anlatiliyor savunma hakki verilmeden katledilen insanlar ve bunun dogru oldugunu savunan ustler. Ceza adi altinda onlara gore adalet bir insanin oldurulmesi.
Rahatsız edici kısımları olan bir hikaye olsa da Kafka, bir takım insanlarda var olan, akıl ve insanlık dışı saplantılarını kendilerince haklı çıkaracak nedenler ve hikayeler uydurarak, diğer insanları da bu saplantılarına alet etmenin yollarını arayan bozuk kişiliklerden birini mercek altına yatırmış.
Bu yönüyle hikaye dikkat çekici.
İnsanların gidip geldiklerini görüyordum, hep aynı yüzler, aynı hareketler, öyle ki bazen hepsinin tek kişi olduğunu düşünüyordum.
Franz Kafka
Sayfa 106 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Her duyguya karşı çıkmaya çabalıyorum,
şimdi gelecek olursa A.’yı coşkuyla selamlıyorum,
B.’ye odamda nezaketle katlanıyorum,
C.’nin yanında, lafı edilen her şeyi, acı ve zahmet verse de,
uzun demlerle içime çekiyorum.
Franz Kafka
Sayfa 10 - can yayınları-epub
Zaten bizler de gülmeye meyilliyizdir; yaşadığımız tüm sıkıntılara rağmen hafif bir gülümseme hayatımızdan hiç eksik olmaz.
Franz Kafka
Sayfa 174 - İş Bankası Kültür Yayınları 2. Baskı Ocak 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cezalılar Kolonisi
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
978932256513
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mercek Yayınları

Kitabı okuyanlar 763 okur

  • alper

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları