1000Kitap Logosu
Chronicle of a Death Foretold
Chronicle of a Death Foretold
Chronicle of a Death Foretold

Chronicle of a Death Foretold

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.8
13,3bin Kişi
48,6bin
Okunma
10,8bin
Beğeni
193bin
Gösterim
122 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 27 dk.
Adı
Chronicle of a Death Foretold
Basım
Türkçe · Türkiye · Picador Books (Pan Macmillan) · 7 Ekim 1984 · Karton kapak · 9780330280952
Orijinal adı
Crónica de una Muerte Anunciada
Diğer baskılar
Setting out to reconstruct a murder that took place 27 years earlier, this chronicle moves backwards and forwards in time, through the contradictions of memory and moments lost in time. Its irony gives the book the nuances of a political fable. “Exquisitely harrowing . . . very strange and brilliantly conceived . . .a sort of metaphysical murder mystery.”—The New York Times Book Review “This investigation of an ancient murder takes on the quality of a hallucinatory exploration, a deep, groping search into the gathering darkness of human intentions for a truth that continually slithers away.” –The New York Review of Books “Brilliant . . . A small masterpiece . . . we can almost see, smell and hear Garcia Marquez’s Caribbean backwater and its inhabitants.”—San Francisco Chronicle “As pungent and memorable as a sharp spice, an examination of the nature of complicity and fate . . . an exquisite performance.” –The Christian Science Monitor "A tour de force . . . In prose that is spare yet heavy with meaning, Garcia Marquez gives us not merely a chronicle but a portrait of the town and its collective psyche . . . not merely a family but an entire culture.” –The Washington Post Book World
5 mağazanın 9 ürününün ortalama fiyatı: ₺16,1
7.8
10 üzerinden
13,3bin Puan · 2166 İnceleme
Mikail Balcı
Kırmızı Pazartesi'ni inceledi.
112 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Kırmızı Pazartesi - Gabriel Garcia Marquez
Kırmızı Pazartesi yazarın okuduğum ikinci eseri. Eser bilinen eserlerin aksine sondan başlayan bir kurguya sahip. Bu kurguyu "polisiye romanlar"da görmeye aşinayız sıklıkla. Eser de tam anlamıyla bir polisiye roman olmasa da kısmi olarak polisiye romanı andıran niteliklere sahip. Söyleyeceklerim spoiler sayılmaz diye tahmin ediyorum. Zira eserin kapağını açar açmaz kahramanın öleceğini öğreniyor okur. Bütün kurgu bu ölüm üzerine kurulu olsa da eserin yazıldığı coğrafyanın insanlarının özelliklerini de görebiliyoruz. Toplumun aynası diyebiliriz. Bir namus cinayeti. Hani Kemal Sunal filmlerinde de görülen kadının oğlunun eline silahı verdiği, sevdiği kadının kanını almazsa onunla evlenmeyeceği cinsten bir kurgu. İki kardeş Santiago'yu namus için öldürüyorlar, Santiago'nun bir dostunun ağzından da olay anlatılıyor. Cinayetin işleneceğini orada yaşayan herkes biliyor ama kimse sonuca etki edecek bir müdahalede bulunmuyor. Aksine toplum bir nevi destekliyor o cinayeti. Üstelik kurbanın suçlu olduğuna dair en ufak bir kanıt dahi yok. "Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım." "Kader bizleri görünmez kılar." Kitap hacimsiz olmasına rağmen anlatım olarak zorluyor. Daha önce Marquez okuduysanız bu zorluğa aşinasınızdır diye düşünüyorum. Ben aşina da olsam okurken yorduğunu itiraf edebilirim. Ama yine de okumaya değer diye düşünüyorum. Bazen zor olan şeyler daha çok şey katar insana.
Kırmızı Pazartesi
OKUYACAKLARIMA EKLE
225
Oğuzhan Güneş
Kırmızı Pazartesi'ni inceledi.
112 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
Muazzam
"Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05.30'da kalkmıştı." Yukarıda kitabın ilk cümlesini görüyorsunuz. Bu cümle kitapta ne anlatılacağını, kitabın ana karakterini, karakterin başına gelecek şeyi ve kitabın sonunu anlatıyor. Ve bu daha kitanın ilk cümlesinde yapılıyor. MUAZZAM!!! Normalde bir kitabın sonunda olacak şeyi kitabı okuyup sonuna geldiğinizde öğrenirsiniz ama bu kitap size hemen söylüyor. Şimdi size hemen kitabın sonu söylendiği için çok saçma gibi gelebilir ama bu kitap inanılmaz akıcı bir şekilde ilerliyor. MUAZZAM 2!!! Kitapta namus, cinayet, kadına şiddet, töre, aile ve daha birçok konu işleniyor. Bu kadar geniş bir konu yelpazesi olan bir kitabın 107 sayfa olması gerçekten çok hoş. Bir iki günde okunup okunduğu süre boyunca okuyucusuna çok güzel anlar yaşatan bir kitap. MUAZZAM 3!!! Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Aslında bu yazara karşı biraz önyargılıydım çünkü her yerde karşıma çıkıyordu ve ben hiçbir kitabını okumamıştım. Hemen nasıl olur dedim ve bir kitabını aldım. En azına okumadım demem diyerekten okumaya başladım. Ve... ve... ve bayıldım arkadaş. En yakın zamanda başka kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Tabi bu en yakın zaman bir sene de olabilir bir hafta da. Elimde bayağı bir kitap var. Sonuç olarak bu kitap ve yazar MUAZZAM 4!!! Bence kesinlikle okunması gerekiyor. Keyifli okumalar...
Kırmızı Pazartesi
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
100
Oğuz Aktürk
Kırmızı Pazartesi'ni inceledi.
112 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
KIPKIRMIZI BİR PAZARTESİ
YouTube kitap kanalımda Kırmızı Pazartesi kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: youtu.be/a3ctaLux8B4 Ana baba bacı kardaş dar günümde el olur Namus belasına kardaş döktüğümüz kan bizim. Acaba Gabriel Garcia Marquez 1981 yılında Kırmızı Pazartesi'yi yazarken, Cem Karaca'nın 1968 yılında Namus Belası adı altında çıkardığı şarkıyı mı dinliyordu? Türkçe'de "üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi" diye bir deyim vardır bu kitabın sonuyla ve kendisiyle tam olarak uyacak şekilde. Peki Santiago Nasar'ın üstünde bulunan bu toprak, geleneklerin topluma dayatmasının kapalı bir kişileştirmesi miydi? Kitabın ilk cümlesinden beri haberi verilmiş bir cinayetin faili somut bir kişi yerine soyut sosyolojik olgular mıydı? Ya da kitabın 34. sayfasında geçen hastaların başında bekleme, ölüm döşeğinde olanlara güç verme, ölüleri kefenleme sanatında olan ustalıkların hepsinin birer amacı mı vardı? Bazen kaderimiz bizleri görünmez kılar. Her ne kadar namus cinayetleri olmasa da daha başından beri ölecekleri ya da zarar görecekleri haber verilmiş olan Aylan Kurdi ya da Ümran Dakneş'e yapılanlar konusunda, Santiago Nasar'ın cinayetinin bir türlü engellenememesi gibi bir umursamazlıklar zinciri mi söz konusuydu? Çünkü onların bu kadar görünmez olmalarını umursamazlıklardan başka bir şey sağlayamazdı sanırım. Biz işimizi en iyi geleneklerin topluma dayatması mevzubahis olduğunda yaparız. Toplumsal sınırlandırmalar ve ölümlerin kanıksanacak seviyeye kadar gelmesi Marquez'in çevresi kadar bizim yaşadığımız yer olan Ortadoğu'nun da ortak derdi. Öyle ki 73. sayfada da geçtiği gibi Güney Amerika ülkelerinde Ortadoğu'dan göçen Arap kökenlilere Türk gözüyle bakılır. Yani sen bir Kolombiya hostelinde eski bir gramofondan Sade'nin Hang on to Your Love şarkısını elinde Bourbon'unla sallanan sandalyende dinliyor olsan da Türksün, İsveç'te kayak malzemesi satın alırken kulağında viking metalgillerden Amon Amarth dinlerken keçi sakalını kaşırken de Türksün. Sen Türksün yani kısacası. Toplumsal sınırlandırmalara, sınıflandırmalara, adetlerin vahşi sonuçlarına, Santiago Nasarcıl cinayetlere en alışık toplumlardan birisin. Kırmızı Pazartesi değil kıpkırmızı haftalarımız oldu bizim de bu ülkede. Sadece haftanın tek günü değil, bazen haftanın her günü uğraşıyoruz ölümlerin önüne geçememelerimizle. Sırf bundan dolayı da ülkenin adını değiştirebiliriz Kırmızı Kader ile.
Kırmızı Pazartesi
OKUYACAKLARIMA EKLE
37
583