·
Okunma
·
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Çıban
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757919292
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Umut Yayımcılık
Daha önce de zannediyorum 1926'da olacak; o zamanın mülkiye müfettişi Hamdi Bey Dersim'le ilgili olarak hükümete zehir zemberek bir rapor vermişti. Vali Cemal Bey'in bana anlattığına göre raporda kelimesi kelimesine aynen şu cümleler varmış: 'Dersim Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek memleket selameti bakımından mutlaka lazımdır.' 'Şükredin ki hepinizi öldürmedik. Gerçi bana kalasaydı...'' dedi ama her nedense sözünün arkasını getirmek istemedi. Komutanın bu sözleri üzerine Mahmut eliyle önde yürüyen kafileyi göstererek; ''Hepsini öldürmediniz de ne oldu sanki? Şu zavallı insanların çektiğine bir baksanıza ölselerdi daha iyi değil miydi yani'' dedi. Bu cevaba hayli sinirlenen komutan; ''Asiliğin haydutluğun baş eğmezliğin sonunun böyle olacağını önceden kestirmeliydiniz. Kabul ediyorum çok kan döküldü ama devletimiz de nihayet büyük bir beladan kurtulmuş oldu'' dedi ve elinin tersiyle işaret ederek; ''Haydi bakalım geç kaldın. Arkadaşlarına yetişmen gerek'' dedi. Sesinde intikam almanın mutluluğu vardı sanki. Mahmut bir yandan önde yürümekte olan ve epeyce yol almış olan kafileye yetişmek için olanca gücüyle yürüyor bir yandan da titreyen dudaklarıyla; ''Komutanın bu sözlerinden sonra Dersim'in çıban olarak gören Hamdi Bey'in; 'Bu çıban üzerinde mutlak surette bir ameliye yapmak gerekir' şeklindeki sözlerini şimdi daha iyi anlıyorum'' dedi sessizce. Sonra kafiledeki arkadaşlarıyla birlikte ve belki de aynı duygu ve kaygılarla bilmedikleri hatta hayal bile edemedikleri bir yere yani meçhule doğru yol aldılar...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çıban
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757919292
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Umut Yayımcılık
Daha önce de zannediyorum 1926'da olacak; o zamanın mülkiye müfettişi Hamdi Bey Dersim'le ilgili olarak hükümete zehir zemberek bir rapor vermişti. Vali Cemal Bey'in bana anlattığına göre raporda kelimesi kelimesine aynen şu cümleler varmış: 'Dersim Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek memleket selameti bakımından mutlaka lazımdır.' 'Şükredin ki hepinizi öldürmedik. Gerçi bana kalasaydı...'' dedi ama her nedense sözünün arkasını getirmek istemedi. Komutanın bu sözleri üzerine Mahmut eliyle önde yürüyen kafileyi göstererek; ''Hepsini öldürmediniz de ne oldu sanki? Şu zavallı insanların çektiğine bir baksanıza ölselerdi daha iyi değil miydi yani'' dedi. Bu cevaba hayli sinirlenen komutan; ''Asiliğin haydutluğun baş eğmezliğin sonunun böyle olacağını önceden kestirmeliydiniz. Kabul ediyorum çok kan döküldü ama devletimiz de nihayet büyük bir beladan kurtulmuş oldu'' dedi ve elinin tersiyle işaret ederek; ''Haydi bakalım geç kaldın. Arkadaşlarına yetişmen gerek'' dedi. Sesinde intikam almanın mutluluğu vardı sanki. Mahmut bir yandan önde yürümekte olan ve epeyce yol almış olan kafileye yetişmek için olanca gücüyle yürüyor bir yandan da titreyen dudaklarıyla; ''Komutanın bu sözlerinden sonra Dersim'in çıban olarak gören Hamdi Bey'in; 'Bu çıban üzerinde mutlak surette bir ameliye yapmak gerekir' şeklindeki sözlerini şimdi daha iyi anlıyorum'' dedi sessizce. Sonra kafiledeki arkadaşlarıyla birlikte ve belki de aynı duygu ve kaygılarla bilmedikleri hatta hayal bile edemedikleri bir yere yani meçhule doğru yol aldılar...