Çiçeklerin Kanı

8,1/10  (8 Oy) · 
29 okunma  · 
8 beğeni  · 
625 gösterim
Bir zamanlar, sarı safran ve narçiçeklerinin özünden elde edilmiş renklerle muhteşem halılar yapan bir kız vardı...

"Çiçeklerin Kanı" 17. yy İran'ınında evlenme çağına yaklaşan 14 yaşında bir köylü kızın hikâyesidir.

Babasının beklenmedik ölümünden sonra annesi ile birlikte İsfahan'da yaşayan ve Şah için halılar dokuyan üvey amcasının yanına taşınan genç kız, orada gizli birmuta (para için belli bir süreliğine bir sözleşme ile yapılan evlilik) nikâhına evet demek zorunda kalır...

Halılara ve desen yaratmaya olan tutkusundan vazgeçmeyen genç kız, artistik dehasının ona sunduklarıyla olağanüstü güzellikte halılar üretmete başlar.

Yaşadığı olağandışı zorluklara rağmen halılara ve desenlere olan tutkusundan vazgeçmeyen genç kız, artistik dehasının ona sunduklarıyla olağanüstü güzellikte halılar üretmeye başlar.

"Son derece sıcak ve içten bir anlatıma sahip olan doğu edebiyatının en güzel öyküleriyle süslenmiş, ipek bir halıya benzeyen bu kitap bir solukta okunacak ve insanların kafasında derin izler bırakacaktır."
Publishers Weekly

"Yaşam, aşk, arkadaşlık, fedâkarlık ve onur hakkında yazılmış olağanüstü bir roman. Kesinlikle muhteşem! Bir kere başladığınızda bir daha bırakamayacaksınız. Öyle olacağını biliyordum, çünkü ben bırakmadım."
Kirkus Review

"Amirrezvani'nin romanı, tıpkı içerisindeki ipek halılar gibi. Her bir ilmeği dikkatle dokunmuş, gözden geçirilmil. Okudukça ipek halı görünmez olup geriye sadece büyüleyici bir hikâyenin bıraktığı tat kalıyor. Bence "Bir Geyşanın Anıları'ndan çok daha iyi yazılmış bir kitap."
Shannon Aldon
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2013
  • Sayfa Sayısı:
    471
  • ISBN:
    9789944344456
  • Orijinal Adı:
    The Blood Of Flowers
  • Çeviri:
    Umut Uğur
  • Yayınevi:
    Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Sevgi Sertel 
11 Mar 20:26 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap 17. yüzyıl İran'ın da yaşayan ana karakterimiz olan 14 yaşındaki bir kızın dokunaklı hikayesini anlatıyor.

Küçük köylerinde mutlu mesut yaşarken bir gün babası vefaat eder ve Anne kız yokluğa ve açlığa daha fazla dayanamayıp, İfsahan da yaşayan üvey Amcalarının yanına taşınırlar. Amcasının durumu çok iyi ve refah içinde yaşamasına rağmen, evin hanımı onları sığıntı gibi görür ve hizmetçi gibi kullanır ve eziyet eder.
Kızın Amcası usta bir halı dokumacısıdır ve kızımız da bu konuda çok becerikli ve meraklıdır.
Bir yandan evdeki her işi yaparken, diğer yandan Amcasından halı dokumanın, hali motiflerini çizmenin inceliklerini iyice öğrenmeye başlar.

O dönemde çeyizi olmayan kızlar evlendirilemediği için muta nikahı teklifi gelir ve kızımızın hayatı içinden çıkılmaz bir hal alır :( cidden bu muta rezilliğini okudukça cinler tepeme geldi :(
Hikaye bundan sonra tam anlamıyla başlıyor...

Sonrasında gelişen olaylar, Anne kızın perişanlığı, açlığı, sefaleti, sokaklarda kalışları, kızın dilenmek zorunda kalışı, uğradığı tacizler ve Annesini neredeyse kaybedişi :(

Hikaye devam ederken aralarda ki masallar kafayı biraz dağıtmak için iyi geliyor :( zira hikaye ağır...
Halı dokuma konusundaki detaylı anlatımlar ile halıları hayal edebiliyor hale geliyorsunuz...

İran’nın kültürü hakkında pek çok bilgi içeriyor. İsfahan'daki hareketli yaşam, geleneksel yemekler, giyimler, iklim, binaların mimarisi, hamamlar, pazarlar, çarşılar, halı tasarımı ve imalatı, zengin ve fakirlerin yaşantısı ve muta evliliği gibi konular o kadar güzel anlatılmış ki, sanki o dünyanın içerisinde yaşıyor gibi hissediyorsunuz.

Kitabın finali beni hayal kırıklığına uğrattı. Onca acıdan sonra , ben daha detaylı bir son bekliyordum.
Herkese tavsiye ediyorum.

Ayten Ernaz Tiryaki 
17 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yüzyıllar öncesinden günümüze taşınmış masalsı bir hikaye. Muhteşem halılar tasarlayıp, dokuyan Iranli köylü kızın; acı, hüzün, umut yüklü yaşamı anlatılmış. Bu masalda arkadaşlık, dostluk, iyilik ve kötülük, yoksulluk ve varsıllık öyle işlenmiş ki insanın içine işliyor. Çok beğendim.

Yeliz Kaynakcioglu 
 03 Haz 14:30 · Kitabı okudu · 88 günde · 10/10 puan

17. yy. Iran' da 14 yaşındaki babasını kaybeden genç bir kizin hüzünlü öyküsü. Hüzünlü olmasına rağmen yazar o kadar yalin bir dil kullanmış ki içindeki masallarla sizi sıcacık sarıp sarmalıyor. Kadın olmanın ne denli zor olduğunu özellikle çaresiz durmunuzda sizi ne durumlara götüreceğini görebiliyorsunuz. Huznun bile bu denli sıcak anlatıldığı başka bir kitap okumamistim. Okurken pek cok ders çıkarabilirsiniz. Kadın olmanın zor olmasına karşılık kendimize güvenimiz olduğunda neler basarabilecegimizi de görebiliyorsunuz. Ve herkese bu kitabi okumayı tavsiye ediyorum

Kitap okumak 
30 May 20:23 · Kitabı okudu · 6/10 puan

17. yüzyıl İran'ında yaşanmış gerçek bir öyküden yola çıkarak kaleme alınmış. Sayfalar ilerledikçe hemen yanı başımızdaki farklı bir kültürü ve o kültür içinde yaşanmış dramları okuyacaksınız. Değişik bir roman arayanlara önerilir. Kitap kendini okutuyor ancak oldukça acıklı sahnelerle dolu olduğunu hatırlatmakta yarar var.

cizgiliortu 
26 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 9 günde · 5/10 puan

Adını bilmediğimiz kahramanın dokuduğu halılar gibi ilmek ilmek hüzün dokunmuş bir hikaye. İran'ı, İran'ın gelenekleri, görenekleri, örf adetlerinin, renk renk dokunan halıların, kök boyaların nasıl elde edildiğinin, camilerin, köprülerin güzelliğinin akıcı bir dille anlatıldığı bir kitaptı.

Ama... Kreutzer Sonat'ın ardından bu kitabı okumam da bir tesadüf olmuş aslında çünkü Tolstoy'un eleştirisi cinselliğin eserlerde, bu denli yansıtılması evliliklere de zarar verdiği yönündeydi. Kitaptaki kızın yaptığı muta evliliğinin ardından Feridun'la ( kocası demiyorum.) yaşadıklarının her defasında anlatılması kitabın o masalsı sihrini bozmuştu maalesef.

Tavsiye eder miyim, kötü değildi ama İran kültürü, ilmek ilmek dokunan halılar, İsfahan deyince aklıma gelecek kitap bu değil, her daim Nar Ağacı olacaktır.