Çifte Kapıların Ötesi

9,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
392 gösterim
Gülayşe Koçak'ın ilk romanı Çifte Kapıların Ötesi yirmi yıl önce yayımlandığında özellikle psikiyatrinin mahremine dokunması (yani "terapötik ortam"ı, "aktarım"ı, "bağlanma"yı büyük bir samimiyetle anlatması) bakımından dikkatleri çekmişti. Kişinin kendi gerçeğini görüp kabullenmesinin nefes darlığına, yutkunma zorluğuna dönüşmesi...

Sağaltım sürecini coşkulu bir anlatımla, kırılgan bir neşeyle "kendini tanıma" sürecine, kederli ama gönüllü bir iç yolculuğa çevirmeyi başarmış Gülayşe Koçak.

Sizi yaşatan, umut: Bu hoşgörüyse kaynağını buradan alıyor. Canınızdan bezmişsiniz, bir asalak gibi, hiç kimseye hiçbir şey vermeden, dünyaya hiçbir güzellik katmadan yaşıyorsunuz, bir fazlalıksınız burada, üstelik burada var olmaya layık olanların payından yiyor, içiyorsunuz. Umut olmasa, böyle bir ruh hali içinde burada bir dakika daha durulur mu? Evet, iyi kötü bir umut olmasa, insan kendine bir hekim arar mı?
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2013
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789750825705
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Burcu Bergen 
15 Nis 13:08 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

180 sayfalık bu kitap hakkında 200 sayfa yazabilirim. Gülayşe Koçak 'ın 1993 yılında yazdığı kitabı 2017'de okumanın utancıyla bir kadının duyduğu saf suçluluğu çok etkilenerek okuyorum. Basit bir yutkunamamak sorunu ile başlayan ve yaşantımızda aslında farketmeden neleri yuttuğumuzu, sonrasında ruhumuzun aldığı bu yaraların bedenimizde yol açabileceği tahribatın harika bir anlatımı. Psikiyatriste gitmiş her insanın hekim ve seans çözümlemesiyle kendisinden bir şeyler bulacağına inanıyorum. Umursanmadığını, layık olmadığını, sevilmediğini ve her daim kendisinden çok değer verdiklerini düşünmek adına oburca okuyabileceğiniz bir kitap.