Adı:
Cinler - 1. Cilt
Baskı tarihi:
14 Ağustos 2008
Sayfa sayısı:
608
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751025210
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkilâp Kitabevi
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Cinler’i Sibirya sürgününden (1870-1872 yılları arası) döndükten sonraki dönemde ortaya çıkartmıştır. Dostoyevski, Cinler’de 19.yüzyılın ikinci yarısında sosyalizm, ateizm, nihilizm gibi ideolojilerle beraber, Batı düşünce sisteminin Rusya ve Rus insanı üzerindeki etkilerini ele alır ve eleştirir. Hiç kuşkusuz bugüne kadar yazılmış en iyi siyasi roman olan Cinler, Albert Camus tarafından tiyatroya da uyarlanmıştır.
904 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM

Okuldayken tarih derslerini neden dinleyemediğimi buldum. Çünkü bize sadece Osmanlı Devleti tarihi anlatılıyordu!

"Politika tabii bir şeydir, hayatın içindedir. Adımınızı sokağa attığınız anda başlar. O gün ekmek fiyatına zam geldiyse, o gün benzin pahalandıysa, siz de bir arabaya biniyorsanız ve ekmek yemek zorundaysanız bu doğrudan politikaya bulaştınız demektir. Evin içindeki konuşmadan tut, bakkalla konuşman, şoförle konuşman politik bir meseledir. "
Müjdat Gezen

Dostoyevski, Ecinniler kitabını Sergey Neçayev'in devrimci kişiliğinden ve kurduğu örgüt yapılanmasından esinlenerek 1870-1872 yılları arasında yazdı. Öncelikle bu yıllarda Rusya'nın siyasi ve sosyolojik durumuna bir bakmak gerek, yani Lenin (1870), Stalin (1878) ve Troçki (1879) gibi isimlere Rus ekonomik krizi içerisinde bebek bezinin pahalılığından şikayet eden ailelerinin ucuz bebek bezi bulma savaşı verdiği yıllardan.

Sergey Neçayev. 1847 doğumlu. Yaklaşık olarak 22 yaşlarındayken, -bu insanımızın üniversitede vize-final dönemlerinden sıkıldığı bir ana denk gelir.- 1869 yılında bir Rus devrimcisi olmaya kalkışır. O sıralar var olan düzeni pek de seviyor diyemeyiz, muhalif bir kimlik, zira Puşkin'in de adından pek çok kez bahsettiği Pugaçev isyanına benzer nitelikte bir isyan çıkarmak amacıyla Çarlık ailesinin de ortadan kaldırılabilmesi için bir örgüt kurmanın çağrılarını yapıyor. Bu amaç uğruna da her türlü şantaj, hırsızlık ve cinayeti de meşru kılıyor. İşte tam da Dostoyevski'nin bir kitap yazması için muhteşem bir esin kaynağı!

Yahu, bu adam o sıralar var olan düzeni niye sevmiyor peki? Adı üstünde düzen, varsın yönetilsin işte bir şekilde. 1814 yılında Napolyon'u yenmiş olan bir orduya sahip bir Rusya'nın vatandaşı iken buna cüret ediyor hem de? Durun durun daha matruşkalarımızı alıp kamarinskaya dansı izleme kısmına geçmedik.

I. Aleksandr'la başlamak gerek belki de. Bu adam liberal görüşlere yakınlık duyan bir adam ve çeşitli reformlar getirmeye kalkışıyor 19.yy'da. E o sıralar hunharcasına savaşan bir Avrupa ve Rusya var tabii. Adam ne yapsın? Devletin insan gücünü ve mali kaynaklarını, çölde günlerce susuz kalmış birinin suyu gördüğü anda onu tüketmesine benzer bir hızda tüketiyor. Sonra bir de gözlerini kendi toplumuna çevirmekten çok, Avrupa ilişkilerine ve dinsel mevzulara çevirince bizim Aleksandr'ın başına pek çok iş açılıyor haliyle. Neçayev'in kurduğu gibi gizli örgütlenmeler boy gösteriyor, bir şekilde bu isyanlar bastırılıyor fakat I. Nikolay'ın da Rusya'nın başına geçmesiyle birlikte iyice otokratik bir rejime doğru gidiliyor. Bu yine de 1848'de başlayan ve uzantıları Neçayev'e kadar giden devrimci dalgaların başlamasını engelleyemiyor.

Bunları neden mi anlatıyorum?

Dostoyevski'nin bu kitabını eğer ben şu an elimde tutabiliyorsam, eğer sizler bu incelemeyi okuyabiliyorsanız, bu, Dostoyevski'nin 1849 yılında I. Nikolay'ın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanıp tam kurşuna dizilmek üzereyken cezasının sürgün ve zorunlu askerliğe çevrilmesi sayesinde olmuştur. I. Nikolay'ın beyninin kıvrımlarından o anda geçmiş olan ufak bir ileri görüşlülük sayesinde yüzyıllar geçmesine rağmen bütün dünya edebiyatını sarsmaya devam edecek Suç ve Ceza, Budala, Ecinniler, Karamazov Kardeşler gibi eserleri okuyabiliyoruz. Fakat yine de Panslavizm, Rus liberalizmi, nihilizm, Rus milliyetçiliği gibi pek çok konu var daha anlatacak...

Pan-Slavizm kelimesi, hepimizin eskiden kendi tarihimizden ve dinimizden başka bir şey öğretilmediği okullarda duyduğu, Osmanlı Devleti'ni de zamanında epey rahatsız etmiş, Rusların sıcak denizlere inme idinde yanıp kavrulduğu bir zamanda ortaya çıkmış Slavsever bir milliyetçilik arzusudur. E pek tabii ki normal olarak, Pan-Slavizm, hem Batı karşıtı hem de anti-liberaldir. Zamanın muhalif olan nihilistleri de tam tersine Avrupa'ya karşı bir açılmacılık politikasında olmak istiyordu. Durur mu bizim Dostoyevski? Almış eline kalemi. Başlamış Ecinniler'i yazmaya. Liberalizm, ateizm ve Batılılaşan düşüncelerle de beslenen böyle örgütlerin karşısına "Durun daha, kendi kimliğimizi henüz kaybetmiş sayılmayız, Rusya ölmedi, her ulusun kendi kimliği ve Tanrısıyla özdeşleştiğini savunan Şatov adında öyle bir Rus karakteri kaleme alacağım ki herkes neden bu görüşü savunduğumu anlayacak, özellikle de Turgenyev!" diyerek çıktı. Sonra da 311. sayfada bulunan:
"Bir insan hem ateist, hem Rus olamaz; ateist oldu mu derhal Rus olmaktan çıkar"

173. sayfada bulunan:
"Bizim Rus liberali her şeyden önce uşaktır, çizmesini temizleyeceği birini arar hep."

315. sayfada bulunan:
"Büyük bir ulus, gerçeğin yalnızca ve münhasıran kendisinde olduğuna ve bu gerçeklikle her şeyi yeniden canlandırıp kurtarma olanağının bir tek kendisinde bulunduğuna, bu görevin bir tek kendisine verildiğine inanmazsa, hemen o anda büyük halk olmaktan çıkar ve etnografik bir malzemeye döner." gibi yazılarla savunmasını ortaya koydu.

Fakat o tarihlerde biraz muhafazakar biraz Pan-Slavist biraz da edebiyatçı Dostoyevski'nin aklında Rusya salt etnografik bir malzemeye dönüşmeye pek de niyetli değil gibiydi. Bu görüşüyle I. Nikolay'ın, kendisini kurşuna dizmesinden vazgeçmesinin hakkını Pan-Slavizme yakın görüşlerle mi ödemeye çalışıyordu?

O yüzyılın Rusyası, memurların sayısının üç kat artmasıyla bürokraside büyük bir şişkinliğin başladığı, yetersiz bir öğrenimden geçen ve düşük ücretler alan memurlar ordusunda o zamanın liberalizminin verdiği yoksulluk ve işsizlikten de etkilenmeyle birlikte kayırıcılık, rüşvet ve yolsuzluğun son derece yaygın olduğu, toprak ağası adına çalışan köylünün oluşturduğu serflik kurumunun da etkilerinin görüldüğü, I. Aleksandr'ın nispeten özgür düşüncesiz ortamına Nikolay'ın "Ulan ben şu ortamdaki gerginliği biraz alsam çok "dobra" bir Rusya olacağız ha!" gibisinden bir düşünceyle nispeten özgür düşünceleştirmeye çalıştığı, II. Aleksandr'ın da 1861'de serflik sistemini kaldırarak milyonlarca kişiyi özgürlüğüne kavuşturduğu bir Rusya'ydı.

Siz yine de benim böyle dediğime bakmayın. Ağır baskı ve sansür ortamında yeşermeye çalışan bir ülkenin edebiyatından bahsediyoruz burada. Bir tarafta "Ah, biraz Batı'ya açılsak ne olur sankiiee?" diyen sosyetik kısımla diğer tarafta "Geleneksel Rusya, Ortodoks Rusya, Slavofil Rusya" diye tutturan kısımın savaşı desek yeridir.

Bir de tüm bunların üstüne tuz biber niteliğinde, 19.yüzyılın ikinci yarısında Rus düşünce dünyasında entelijansiya olarak adlandırılan bir kesim öne çıkmış. Vikipedi böyle diyor. Bu abilerimiz bizim beyaz yaka olarak tanımladığımız o zamanların hukukçuları, mühendisleri, öğretmenleri ya da bazı bürokrat ve subaylardan oluşurmuş. E bu grup da normal olarak imparatorluk rejiminin baskıcı yapısına epeyce karşı oluyor. İşte, bu kitapta bu kesim ve bu kesimin iktidara ince göndermelerle dolu görüşleri de var sevgili okurlar. İlk kez Fransızca cümlelerin bir Dostoyevski romanında bu kadar çok kullanıldığını, Orhan Pamuk'un okuduğu en iyi siyasi kitap olduğu gibi ayrıntıları da belirtmeden geçmemeli.

Eski ile yeni her daim çatıştı.
Batılılaşma ile Pan-Slavizm her daim çatıştı.
Sürgünden önceki Dostoyevski'nin düşünceleri ile sürgünden sonraki Dostoyevski'nin düşüncelerinin dönemin Rusya Zeitgeist'ından uzak olması pek tabii ki düşünülemezdi.

İnsan bile yalnızlaşırken koskoca Rusya yalnızlaşamaz mıydı yani?

O zaman gelsin bir Black Sabbath, Dostoyevski'nin beyninin politik kıvrımlarına!
https://www.youtube.com/watch?v=h3FyNH9v7mU

KAYNAKÇA:
https://m.bianet.org/...silik-sergey-necayev
http://www.itobiad.com/.../article-file/206378
https://ogulcankuslar.wordpress.com/...vrupa-siyasi-tarihi/
https://herkesindergisi.com/...-yuzyil-liberalizmi/
https://tr.0wikipedia.org/wiki/Ecinniler
https://tr.0wikipedia.org/wiki/Liberalizm
https://tr.0wikipedia.org/...%B0mparatorlu%C4%9Fu
https://tr.0wikipedia.org/wiki/entelijansiya
http://pauegitimdergi.pau.edu.tr/.../1361249905_7-19.pdf
http://dergipark.gov.tr/.../article-file/315941
http://dergipark.gov.tr/.../article-file/319687
http://dergipark.gov.tr/.../article-file/262329
Siyasi İdeolojiler, 10. Baskı, Andrew Heywood
https://tez.yok.gov.tr/...TezMerkezi/giris.jsp 511895 No'lu Doktora Tezi, Balkanlar bölgesinde Panslavist-Ortodoks düşüncenin oluşmasında Slav yardımlaşma cemiyetinin rolü (1859-1878)
904 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Ecinniler ile Dostoyevski etkinliğine giriş yapıyorum dostlarım :) 896 sayfalık bu yüce eseri Sibirya sürgünü sonrası iki yılda (1870-1872) tamamlamış Dostoyevski.

Bu kitabı yazarken gerçek bir olaydan esinlenmiş. Kısaca gerçek olaydan bahsedelim;
1869'da Moskova Üniversitesi'nde okuyan Sergey Nechayev, çevresindekileri bir devrim için örgütlemeye başlar. "Halkın Öcü" adıyla bilinir örgüt ve Neçhayev'in elinde örgütü destekleyenler tarafından verilen bir mühür ile belge vardır. 1869'da Dostoyevski'ye karısı Anna'nın abisi tarafından bahsedilir bu örgütten ve Ivanov adlı bir öğrenciden. Ivanov, Neçhayev'in elindeki belgenin gerçekliğinden şüphe eder ve ona karşı çıkar. Bu da hızlıca dünyaya yayılır. Birkaç ay sonra Ivanov, üniversitenin arka bahçesinde ölü bulunur. Çok geçmeden Ivanov'u öldürenlerin "Halkın Öcü" örgütü üyeleri olduğu ve bunu ele verilmekten korktukları için yaptıkları ortaya çıkar. Tabi ki Neçhayev işin başındadır. Üç kişi tutuklanır ancak Neçhayev İsviçre'ye kaçar. Olay sonrası Sağ ve Sol'dan tepkiler gelir. Anlatılan olaydan etkilenen Dostoyevski de Sağ'dan gelen (devrimci akımın gözden düşmesi) tepkilere katılır. Ve böylece olayda geçen isimleri değiştirerek Ecinniler'i yazar. (Albert Camus - Ecinniler Oyun) Camus'un bir de kısa açıklamalarını Türkçe altyazı ile kendi sesinden dinledim ve bunu da meraklısı için paylaşmak istiyorum. ( https://youtu.be/Q9-RcReHwHA )

Sergey Nechayev, romanın baş kahramanı Pyotr Stepanoviç Verhovenski ve Ivanov ise Şatov olarak çıkıyor karşımıza. Sosyalizmin, nihilizmin ve ateizmin sıklıkla işlendiği bir olay örgüsü var Ecinniler'de. Her karakterin betimlemesi, ruhsal durumu ayrıntılarıyla anlatılıyor. Karakterlerin zamanla değişen fikirlerini, evrimlerini inceleme imkanı sunuyor okuyucuya Dostoyevski.

Pyotr Stepanoviç'in küçümsenemeyecek zekasını, her istediğini bu şekilde elde etmesinin ne derece kolay olduğunu sayfalar boyunca hissediyoruz. Şatov'un sosyalist bir insanken zamanla dine yakınlaşması ve Tanrı hakkındaki görüşlerini hatta bazı durumlardaki saflığını keskin cümlelerle anlatıyor Dostoyevski. Kitaptaki ölümlerin nedenlerini uzun süre düşünme gereği hissettim. Rus halkının inançlarını ve kitap boyunca yapılan eleştirilerini de ilgiyle okudum.

Konudan ve karakterlerin tamamından bahsetmek yersiz olacak. Çünkü ayrıntı vermeden karakter isimleri vermek bu kitap için imkânsız. Bu nedenle hiç girişmeyeceğim böyle bir şeye. Kendi görüşlerime gelecek olursam;
Bence okuma sürecim bu kez uzun sürdü. Çünkü önce karakterleri benimsemem gerekti. Çok fazla isme rastladım birçok Dostoyevski romanında olduğu gibi. Bu nedenle not alma gereği hissettim karakter isimlerini. Kısa kısa notlar alarak okumaya başladım. Önce biraz zorlandım evet ama okuduğum kitabın ağırlığının farkında olarak ara vererek sonuca ulaşmayı tercih ettim. Sadece Ecinniler'i okumayıp iki kitapla daha destekledim süreci. Böylece sayfalar ilerledikçe çok rahatladım, hızlandım. Konuyu da karakterleri de benimseyince heyecanla çevirdim sayfaları, hatta favori karakterim bile oldu :) Nikolay'a hayran kaldım ben :) Biraz serseri biraz durgun bir karakter ile birçok Dostoyevski romanında karşılaştım ve her seferinde hayran oldum ona. Nikolay da onlardan biri oldu benim için.

Okuyacaklara tavsiyelerim var elbette. Öncelikle karakterleri iyice hazmetmek gerekiyor. Not almanız taraftarıyım. Biliyorsunuz Rus isimleri birbirini çok andırıyor. Bu sayede karışıklığı önlemiş olacaksınız. Yavaş yavaş okuyun eseri. Çünkü biraz ağır gelecektir önce. İlk kısımlardaki olay örgüsü kavranırsa akıp gidecektir kitap, göreceksiniz. Diğer Dostoyevski eserlerinden farklı bir eserle karşı karşıyasınız, bunu bilerek okumanız taraftarıyım. Bu şekilde okursanız; siyasi, felsefik, realist ve bolca betimlemeden oluşan eseri seveceksiniz. Ve çeviriye değinip bitireyim. Ben yine Mazlum Beyhan çevirisi okudum. Akıcı bir çeviriydi her zaman olduğu gibi. Okuyacaklar için sorun oluşturur mu bilmem ama Fransızca cümlelere çok rastlayacaksınız. Orjinal metindeki haliyle yapılan çevirilerde bunların doğal olduğunu kabul etmek lazım. Okunması gereken Dostoyevski başyapıtlarından birini daha okumanın keyfini yaşamak isteyenlere tavsiyedir :)
904 syf.
·8 günde·6/10
Ilk kez dostoyevski okumuş biri olarak yorum yapma haddini pek kendimde bulamadım arkadaşlar. .Kitap kolay ilerleyen bir roman niteliğinde değil tabiiki üstelik yorucu bir fransızca diyalog trafiği var benim okuduğum baskıda (öteki yayınları ) çok güçlü karakter olan bayan Stavrogin in diyalogları bir tiyatro sahnesi gibi gözümün önünde en sasirdigim detay ise ağlayan ve sayfalar dolusu mektuplar yazan rus erkekleri ,üstelik karakterlerin hemen hepsi intihara meyilli . tabiiki dönem itibarı ve rus elit tabakasının arasında geçen romanda siyasi çalkantılar , haklı galeyana getirecek entrikalar anlatılıyor bu uğurda işlenen cinayetlere kadar varıyor olaylar ....bir halk evinde geçen bölüm beni en etkileyen bölüm oldu ki bir kez daha anladım "rus'un köylüsü beni daha çok cezbediyor yaşam tarzı olarak ..Dostoyevski 'nin bir kitabını daha okuduktan sonra daha detaylı bir bilgi sahibi olacağım yazar in üslubu hakkında ..yanlız şöyle bir tesadüfi detay az önce dikkatimi çekti tabii tesadüfmu yoksa etkileşimmi onu bilemiyorum o da şu ki ..Dostoyevkinin kuramı olan ve bu kitaptada bahsedilen "insanoğlu Tanrı Olacak"düşüncesi homo deus'in yazarının dilindende hemen hemen aynı cümlelerle bir söyleşide iletiliyor bugün. .

Sevgiyle ve kitapla kalın "iyi okumalar "
904 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin dünya edebiyatına kazandırdığı en önemli klasiklerden biri olan Ecinniler, oldukça merak ettiğim ve gözümü korkuttuğu halde zor da olsa bitirmeyi başardığım bir kitap oldu. Göz korkması kitabın aşırı kalınlığından ziyade son derece ağır bir dille yazılmış olmasından aslında, eski klasikler pek sade olmuyor. Yazarın zamanında örgüt üyesi olma gerekçesiyle tutuklanıp, Sibirya'ya sürgün edilmesinin ardından yazdığı bu önemli eser bize dönemin Rusya'sı hakkında önemli bilgiler veriyor. Kitap başlarda eğlenceli ve komik gibi geliyor fakat sonlara doğru şiddetini arttıran karamsarlık ve trajediler ruh halinizi aşırı depresif bir havaya sokuyor. Bitirdikten sonra üzerimden ağır bir yük kalkmış gibi hissettim ve büyük mutluluk verdi. Dostoyevski'nin bildiğimiz o uzun uzun cümleleri, aşina olmadığımız uzun kişi adlarının verdiği karmaşıklık, derin karakter incelemeleri, aşırı detaylı olay anlatımları ve durağan hikaye akışı, kısacası Rus edebiyatı denince aklımıza gelen bütün özellikler Ecinniler kitabında mevcut. Kitabımız 19. yüzyılın ikinci yarısında filizlenen sosyalizm, ateizm ve nihilizm hakkında eleştiriler sunarken, bu düşüncelerin Rusya, Rus halkı ve yüksek mevkili kişiler üzerindeki etkilerinden bahsediyor. Kendisi profesör olan Stepan Trofimoviç isimli eski bir liberalin, general kızı Varvara Petrovna ile olan uzun ilişkisiyle başlayan hikayemiz, onların ayrı kişilerden sahip olduğu oğulları Nikolay Vsevolodoviç Stavrogin ve Pyotr Stepanoviç'in içlerinde bulunduğu ihtilalci bir örgütün yapılanması, eylemleri ve birbirleriyle olan rekabetiyle devam ediyor. Yazarın içinde pasif olarak yer alıp fazla rol üstlenmediği eserde aydın kesimin yozlaşması, sıradan halkın çıkarcılığı, devlet düzenindeki aksamalar ince ince işleniyor. Bu tip konuları içinde barındıran kitapta cinayetler, intiharlar, delirmeler, kundaklamalar, hırsızlıklar ve daha aklımıza gelebilecek her türlü ahlak dışı hareket mevcut elbette. Ecinniler kolay bir kitap değil kesinlikle, okurken kendinizi vermeniz gerekiyor. Çaba gösterince gerçekten eserdeki olayları idrak ediyor ve derin edebiyat hissini fazlasıyla içinize çekiyorsunuz. Dostoyevski, Karmazinov isimli karakterle Turgenyev'in Babalar ve Oğullar adlı kitabındaki Bazarov adlı karaktere bir eleştiri yapmaktadır. Turgenyev'in yanı sıra hayranı olduğu Gogol'a da gönderme yapar yazarımız. Stavrogin'in itiraflarının yer aldığı bir bölüm var ki kitabın en can acıtıcı kısımlarından biri belki, bir insanın nasıl böylesine bayağılaşarak kendini kaybedebileceğini bizlere gösteriyor o bölüm hatta zamanında sansürlenmiş ve uzun yıllar sonra kitaba ek bölüm olarak konulmuştur. Kitabın isminin geldiği yer oldukça ilginç ama bunu söylemeyeyim ve sadece İncil'de yer aldığını belirtmekle kalayım. Stepan Trofimoviç, Nikolay Vsevolodoviç Stavrogin ve Pyotr Stepanoviç en çok beğendiğim ve okumaktan keyif aldığım karakterler oldu. Anlatılacak çok şey var aslında fakat böyle bir kitap için ne kadar anlatsam yetmez diye düşünüyorum. Son olarak Nobel ödüllü ünlü Fransız yazar Albert Camus'nün bu kitaptan uyarladığı ve yönettiği bir tiyatro oyununun olduğunu belirtmek isterim.
904 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Ecinniler, Dostoyevski'nin suç ve ceza ile budala dan sonraki üçüncü büyük romanıdır. Roman, Rusya 'da önceden beri var olan liberal düşüncelerinin yeni nesil arasında ateşli bir şekilde yayılması üzerine yazılmıştır.
Genç nesil bu düşüncelerle öylesine aklını yitirmiştir ki olay cinayetlere kadar varmıştır. Ayrıca nihilist düşünceyle beraber intihar vakaları da yadsınamayacak derecede artmıştır. Bu toplumsal sıkıntılar karşısında Dostoyevski Ecinniler romanını kaleme almış, siyasi düşüncelerini açık açık yazmış, gençler arasında yayılan yeni düşünceleri yetkin kalemiyle eleştirmiştir.

Roman eski bir liberalin hayatıyla başlar, ilerleyen bölümlerde yeni nesil yerini alır ve olaylar hızlanır. Dostoyevski nin karakter işleme de ki ustalığı yıne ön plandadır. Ayrıca romanda gözden kaçmayan bir diğer unsur da Dostoyevski nin ilk yazarlık döneminde beri çekişme halinde olduğu Turgenyev in romanda yerini bulmasıdır (karmizanov).

Romanın dili, çeviri ve zorluk seviyesine gelecek olursak. Benım okudugum eser iletişim yayınları tarafından basılmış, Ergin Altay çevirisiydi. Kitap da bazı yazım hataları olmakla beraber, ben bunun yayınevınden kaynaklandığını düşünüyorum. Bana göre çeviri gayet başarılıydı. Zaten çevirmen de Hasan Ali Ediz ve Mazlum Beyhan ile beraber beğendiğim en iyi üç çevirmen arasında.
Eserin dili (okuyucudan okuyucuya değişmekle beraber) okuru zorlayacak bir seviyede değildi. Kitabın içeriği felsefe, siyasi düşünce içermekle beraber daha çok olay kurgusundan oluşmakta. Birçok kısımda da diyaloglar mevcut bu da okur açısından ayrı bir kolaylık sağlıyor.

Meraklılarına keyifli okumalar dilerim.
904 syf.
·1 günde
Kitap okumak ve kitabı ciltlemek, insanın gelişme çizgisinde birbirinden ayrı iki büyük evredir. İnsan yavaş yavaş kitap okumayı öğrenir, bu kuşkusuz yüzyıllar sürer, ama okuduğu kitaba hiç özen göstermez, onu değersiz bir şey olarak görür. Kitap ciltletmekse kitaba saygının belirtisidir, yalnızca kitap okumayı sevmenin değil, kitap okumayı bir uğraş kabul etmenin belirtisidir.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Sonuçta biz her ne kadar bireysel olarak yaşadığımızı düşünsekte, bir topluma ve dolayısı ile bu toplumun davranışlarını yönlendiren unsurlara da bağlıyız. Antik yunan felsefesi ile gelişen toplum üzerine düşünce, batı ile beraber, din, bilim, iç savaşlar ile de belli bir olgunluğa erişmiş, belli arayışlar içinde bulunulmuş. Krallıklar, tiranlıklar, diktatörlükler, demokrasi hepsi denenmiş, yıkılmış, tekrar kurulmuş ve insanoğlu varlığını sürdürdükçe, toplum düşünceleri de aynı kısır döngüde, yüzlerini değiştirerek var olacaktır.
Dostoyevski’nin hayatı üzerinde idamdan önce yaşadıkları onun için dönüm noktası olduğu söylenir, romanlarında da yazar bundan bahseder. Onu idama götüren ise malum bir örgüt üyesi olmasından dolayı tutuklanmasıdır. O zamanlar çok genç olan bu adam, o ölüm anı geldiğinde kendini bulduğunu dolayısı ile artık tüm hayatını başka bir algıyla yaşayacağını söyler. Ecinniler, bunun kanıtır.
Kitap içerisinde bir örgütten bahseder Dostoyevski, bu örgütün bir ele başı, Pytor Stepanoviç, ve onun yandaşlarının çevirdikleri oyunlar anlatılır. İlginçtir ki, kitabın asıl kahramanı, Nikolay Stavgorin ana fikiri oluşturan bir sembol olsa da, kitap içerisinde onu çok görmüyoruz.
Hemen bir not olarak şunu belirtmem gerekir ki, Ecinniler yazıldığı dönemde bir dergide tefrika ediliyormuş. Dostoyevski, dergiye bir bölüm yollar ve bu bölüm on yaşında bir kıza tecavüz edilip ölümüne sebep olunduğunu ve daha başka bir sürü kötülüğü anlatır. Dergi bu bölümü koymaz ve bu yüzden, kitabın sonraki tüm kurgusu da değişir. Ve özellikle bu yayınlanmayan bölüm aslında kitabın tüm düşünsel yanını, anafikrini vermektedir. Dolayısı ile kitabı okurken, bu anafikir kitap boyunca ipuçları vermekte ama bir türlü ortaya çıkmamaktadır.
Ecinniler, gelmiş geçmiş en güçlü politik romanlardan biridir. Fransız İhtilali'nin de etkisiyle; Rus halkını derinden sarsan ateizm, nihilizm, sosyalizm gibi akımlar üzerine kurulu romanın temel unsurları inanç, ideolojiler ve insanlık halleridir. 19. yüzyıl Rusyası'nın girdiği ideolojik ve dinî açıdan sıkıntılı dönemleri okura sunan, 21. yüzyılda da geçerliğini ve güncelliğini kaybetmeyen bir eserdir Ecinniler. Liberal, muhafazakâr, ateist çatışmalarının en şiddetli döneminde ortaya konulan yapıt, ölümsüz konusu ve karakterleriyle günümüz insanına seslenmeyi başaran bir klasik haline gelmiştir.
Fazla söze gerek yok.Sadece eserin yazarı Dostoyevski desem yeterince tanıtıcı olur sanırım. İstifadeli okumalar dilerim
Dipnot;
Kitap Hakkında yazar görüşleri;
Cinler, insanoğlunun yazabildiği en sarsıcı yedi-sekiz romandan biri, hiç şüphesiz, gelmiş geçmiş en büyük siyasal romandır. İlk okuduğumda, yirmi yaşımdayken kitabın üzerimdeki etkisini, sarsılmak, hayret etmek, inanmak ve korkmak kelimeleriyle özetleyebilirim. O zamana kadar okuduğum hiçbir roman beni böylesine derinden sarsmamış, hiç bir hikaye insan ruhu ve şahsiyeti hakkında bana bu kadar sarsıcı bir bilgi vermemişti. Sarsıcı olan şey insanın iktidar isteğinin ve affetme gücünün, kendini ve başkalarını kandırma yeteneğinin ve bir inanç bulma azminin, sevmenin ve nefretin, en kutsal olana ilgiyle en bayağı olana düşkünlüğün boyutlarının genişliğini görmek, bu özelliklerin aslında hep yanyana bulunduğunu kavramak ve bütün bu duygu ve ruh durumlarını kitabın ölüm, siyaset ve aldatmacanın şiddetiyle yüklü olay örgüsüyle birlikte yaşamaktı.
(Orhan Pamuk)
"Dostoyevski'nin romanları azgın girdaplar, dönerek ilerleyen kum fırtınaları, kaynayıp savrulan hortumlar gibidir; bizi içlerine çekerler. Madde ve ruhun bütünleştiği, katışıksız yapılardır bunlar. İrademiz dışında sürüklenir, etraflarında döner, körleşir ve nefessiz kalırken; sersemletici bir esriklik kaplar tüm benliğimizi."
-Virginia Woolf -
904 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Okurlarımızın bir hayli haşır neşir olduğu, on dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatından bilindiği üzere bu köleliğin kaldırılması hikayesinden sonra ülkede bir yığın toplumsal komplikasyonlar ve muhtelif siyasi görüşler vücut bulmuştur. Bu siyasi fikirlerin en göze çarpanı kuşkusuz 'sosyalizm' fikridir, fakat şimdi burada ben, bu sosyalizmin bu ülkeye getirdiği olumsuzlukları uzun uzadıya yazmayacağım zira bu konulara hakim olabilmek için Rus tarihini ve sosyolojisini iyi bir irdelemek ve araştırmak gerekiyor ki bunlara vakit ayıracağımı zannetmiyorum... Velhasıl kelam, edebiyatın zirvesindeki isim Dostoyevski, hayatının bir döneminde bu doğrultudaki bir siyasi grupla senli benli olmuş sonra efendim görülmemesi yaşanmaması gereken olaylara şahit olmuş ve bu dönem hayatını bir hayli olumsuz etkilemiştir. Sonra sonra buradaki yaşadıklarını elimizdeki bu 'Ecinniler' romanında anlatmış ki bunlar son derece sıradışı ve trajik olaylar, okuyanlar şaşırıyor derken bu romanın edebi özelliği ise klasik Dostoyevski tarzıdır; yani karakter analizleri ve psikolojik (zaman zaman psikiyatrik) durumların tasvirleri olağanüstü başarılıdır.

Okumadan geçmeyiniz derim.
İyi okumalar.
904 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Bitirdigimde titriyordum. Aslinda soyleyeceklerim bu kadar.
Ve anladim ki ben artik baska hicbir yazardan tat alamayacagim. Anladim ki hep aklimda dostoyevski olacak. Anladim ki bu bir büyü. En somut büyü. Ruhumun hucreleri varsa eger, her santiminde dostoyevski karakterleri var. Onlarla örülü ağlarım. Bana ne yapti bu adam böyle. Yanlis zamanda yanlis yerde yasiyorum. 1800lerin ortasinda olmaliydim. Petersburg'da.

Kitabin sonunda, o donemde yayinlanmayan bölüm balyoz etkisi yaratmistir. Gercekten de romanin bel kemigidir.

Uzatamam daha fazla. Okuyun.
904 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyecek bir kitap.

Halkı bir eğlence ile oyalayip, bir şehri yakmaya çalışmak... Günümüze ne kadar çok benziyor.

Her karakter için ayrı bir kitap daha yazılabilir. Bu denli derin bir içeriği var. Ayrıca Dostoyevski' nin kendine özgü üslubu ile okudukça zevk veren bir kitap.

Anlatıcı, olayların bir kısmının içinde olan ama her şeyi tamamen bilmeyen biri olarak anlatıyor. Bu bazı kısımlarda çok zevkli oluyor ama bana göre bazı yerlerde yazıya varsayım havası kattığı için, metnin gerçekliğini azaltıyor.

İlerde tekrardan okuyacağım bir kitap. Çok beğendim.
Konuşmayı bilenler, hep kısa konuşur.
Dostoyevski
Sayfa 302 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan.
Dostoyevski
Sayfa 155 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İnsan ne kadar zor koşullar altında yaşıyorsa ya da halk ne kadar ezilmiş, bitkin, yoksulluk içindeyse, o kadar büyük bir inatla cennette ödüllendirilmeyi bekler; hele bir de bu arada yüz bin papaz, din adamı, vs. birtakım spekülasyonlarla onların bu hayallerini kışkırtacak çalışmalar yürütülürse...
Dostoyevski
Sayfa 264 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan."
...bugünlerde kimse kendi aklıyla düşünmüyor.
Dostoyevski
Sayfa 575 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Alışkanlık... Neler yaptırmaz insana!
Dostoyevski
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinler - 1. Cilt
Baskı tarihi:
14 Ağustos 2008
Sayfa sayısı:
608
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751025210
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkilâp Kitabevi
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Cinler’i Sibirya sürgününden (1870-1872 yılları arası) döndükten sonraki dönemde ortaya çıkartmıştır. Dostoyevski, Cinler’de 19.yüzyılın ikinci yarısında sosyalizm, ateizm, nihilizm gibi ideolojilerle beraber, Batı düşünce sisteminin Rusya ve Rus insanı üzerindeki etkilerini ele alır ve eleştirir. Hiç kuşkusuz bugüne kadar yazılmış en iyi siyasi roman olan Cinler, Albert Camus tarafından tiyatroya da uyarlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 696 okur

  • gurdal burak

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları