Çıplak Ayaklıydı Gece

6,8/10  (84 Oy) · 
427 okunma  · 
59 beğeni  · 
1.884 gösterim
Ülkenin en kararlı, en özverili, en iyimser çocukları. Sert, acımasız, zalim günler. Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler. Kahramanlıklar, ihanetler, acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam. Demokrasi ateşini, diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni. 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler. "Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte. Biz, insanlar, çiçekler, karıncalar, kuşlar, balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor, duvarlara afişler asıyorduk. Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı. Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evimizi terk ediyorduk..."
(Tanıtım Bülteninden)
Mehmet Admış 
01 Nis 17:39 · Kitabı okudu · 6 günde · 6/10 puan

Çok şükür ki bitirebildim...

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ümit'in ilk kitabı. 92'de yayınlandı bu öyküleri.. Kitabı iki kısımda değerlendirmek istiyorum..

Kitabın ilk öyküleri (yani bana göre 1. Kısım) tamamen;
"Devrim/Devrimci,
Sosyalizm,
Edebi bir kaç lakırdı. (Mağdur Edebiyatı dediğimiz şey..)" bunlardan oluşuyor. Üstelik hikayeleri uzunca tutması da cabası.. Kitabı yarım bırakmamak için kendimi zor tuttum doğrusu.. "Allah'ım bitsin de şu kitaptan kurtulayım artık." modunda geçti. Zaten üç-dört gündür de, elime alıp okumamakta ısrarlıydım.. Neyse ki bugün okudum...

Kitabın 2. Kısmı ise; birinci kısma oranla çok güzeldi. Kelimeler akıyordu. Mağdur Edebiyatı'na kaçmıyordu pek.. Kitabın bu kısmı, 'Pezevenk' adlı hikayeden sonrasını kapsıyor. Birinci kısımdaki hikayeler, zoraki yazılmış gibiydi.. Sanki, "Devrimciler şöyle iyidir, böyle yücedir.. Şöyle acı çektik, böyle umutluyduk..." gibi saçma sapan ideolojik yaklaşımlar ve duygu sömürüsüydü.. Bir yazarın ilk deneme çabası olduğu bariz belliydi.. Neyse ki ikinci kısım, birinci kısmın bu açığını tam olmasa da kapatıyor.

Zaten kendisi de; "Anlatılanlar ne kadar doğru, ne kadar güzel olursa olsun can kulağıyla dinlenmesi için, anlatıcının elinin de, sesinin de, yüreğinin de titremesi gerekiyordu." diyor... Birinci kısımdaki hikayelerde ('Pezevenk' adlı hikayeden öncesi) yukarda dediği söz yok. Kendisi inanmamış, hissetmemiş ki okuyucu inanıp hissetsin. Birinci kısımdan zevk almak için Sosyalist/Devrimci olmalısınız, başka türlü geçmiyor... Ama ikinci kısımdaki hikayelerde ('Pezevenk' adlı hikayeden sonrası) bu duyguyu yaşamış.. Tabiri caizse, yüreğinde, sesinde ve ellerindeki titreme kalemine de yansımış.. Bunun için zevk alarak okuyor insan...

Özetleyecek olursak; kitabı okumayı düşünenler, başta sıkıcı gelse de sonlara doğru toparlıyor.. Keyifli okumalar..

Umut Çalışan 
08 Tem 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Kitabın bana en büyük faydası ÖSYM kurullarının paragraf sorularında kullandığı paragraf sorularını nereden bulduğunu öğretmesi oldu. Özellikle ilk bir kaç sayfada her an bir yerde biri çıkıp “Yukarıdaki paragrafta yazarın içinde bulunduğu hangi ruh haline yer verilmemiştir?” diye soracakmış gibi geliyor. Buyurun bakınız; S:17 “Artık bu evi sevmiyorum; bu geniş salonu, aynalı dar antreyi, loş mutfağı, yazları fırın gibi sıcak, kışları buzdolabı gibi soğuk olan bu küçük odayı; bu küçük odada uyumayı, uyanmayı, yerdeki sarıçiçeklerle kaplı halıyı, açık kahverengi mobilyaları, dantelli tül perdeleri sevmiyorum. Duvardaki resimler bir şey anlatmıyor bana. Seramik saksılardaki çiçekler sevinç taşımıyor, kitaplar somurttukça somurtuyor karşımda”

Yine ilk beş öykünün başına küçük birer alıntı serpiştirilmiş, en ilgimi çeken, hayranlığımı cezbeden “Ölümün Hükmü Yok” isimli öykünün başında yer alan, Dylan Thomas’ın yazdığı ve Bülent Ecevit’in çevirisini yaptığı şiir oldu. Eskiden ne güzel günlerimiz, şiir çevirisi yapacak kadar naif, kültürlü devlet adamlarımız varmış.

Öykülere dönecek olursak, diyaloglar her zaman ki gibi yapay. Az önce bahsettiğim öyküde iki işkenceci polis, gözleri bağlı mahkûmu sürükleyerek götürürken polislerde biri “Kahramanımıza bakın, nasıl da rüzgara tutulmuş yaprak gibi sallanıyor…” gibisinden bir cümle kuruyor mesela. Şu cümleyi kuran adam polislik mi yapar? Üzülme devrimci arkadaş, işkencecin en az senin kadar entelektüel. Amaçladığın devrim inceden işe yaramaya başlamış, hatta devrimin etkileri poliste bile görülmeye başlamış ama polis farkında değil. Yorumumun tamamı için: http://ucalisan.blogspot.com.tr/...ak-ayaklyd-gece.html

DERYA... 
15 Mar 01:06 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Kitap benim için mükemmel olmasa da yaşanan gerçekleri ve acıları anlatması kitabı okutuyor...dili güzel ve akıcı...yakın tarihe ışık tutması açısından okunabilir bir kitap...

Özge Göksu 
20 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Tabiki de Ahmet Ümit in yazdığı en iyi kitap değil, hatta çok gerilerde kalan bir eser diyebiliriz, ama yaşanılanlar.. Her ne kadar derinlemesine bahsedilmese de, insanların içindeki korkuyu çok iyi anlattığını düşünüyorum. 12 Eylül sadece bu değil evet, ama bu kadarını bile yazabilmek tüm o insanlara saygıdır. Kim ne derse desin, yakın tarih geleceğimiz olacak...

Vedat Baysal 
07 Nis 18:04 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Ahmet Ümit"in 1992'de yazdığı ilk öykü kitabı. "..... 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler." denilse de Ahmet Ümit'in görüşü doğrultusunda tek yanlı olduğunu düşünüyorum. Sonu dolayısıyla "Pezevenk" öyküsünü komik, "Gökyüzünde Yıldız Olmak" öyküsünü hüzünlü buldum.

Eren Celik 
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Merhaba değerli kitapseverler, Ahmet Ümit'in yayınladığı ilk eseri imiş. Benimde okuduğum ilk eseri oldu.
Üslubu normal geldi başlarda, çok fazla birşey bulamadım kendi adıma, akıcılığı iyi düzeydeydi. Onun dışında
Pez... bölümü kitabın en iyi hikayesi bana göre.''Devrim''ci bir yazar olduğu belli. Fakat bu noktada
size şunu sormak istiyorum ve incelemenin biraz dışına çıkmam gerekiyor. Devrimcilik nedir? Adeta bir yaşam tarzı
, meslek yada bir çeşit dine dönüşmüşcesine bağlı insanlar ve yapılanmalar var. Bunların kaynağı ne? Birde merak
ettiğim diğer bir husus neden ''Devrim'' denince ''Che Guera'' akla geliyor bizim ülkemizde ''Atatürk''ü ne kadar
araştırmış bu devrimci kardeşler. Bu durum bile ''Devrim''ciliğin dış kaynaklı olduğunun bir göstergesi. Anlayamıyorum.
''Devrim gerekli, devrim kaçınılmaz.'' yani bir ölçüde ''Değişmeyen tek şey değişimdir.'' bunun farkındayım fakat
devrimle de işin yürümeyeceğine adım gibi eminim. İstenilen ''Devrim'' gerçekleştikten sonra olayların bir gün 1984'e
döneceği aşikar. Düşünce biçimimi kısaca özetlersem ''Sistemsiz devrim, devrimsiz sistem anlamsızdır, koflaşmıştır.''
Ama neden hala fanatikçe ''Devrim'' ve ''Sistem'' taraftarları var bir türlü idrak edemiyorum...Neyse incelememize
dönecek olursak . Pez... bölümünde bir devrimcinin yaşadığı sıkıntıları empati kurduracak düzeyde ifade etmiş yazarımız.
Bölümün sonunda öyle ifadeler kullanmış ki ''beyin gıdıklayıcı'' diye tanımlıyorum bu durumu gerçekten şaşırmaktan ve
gülmekten kendimi alamadım. Bir küfür yada ''sövgü'' ancak bu kadar temiz bir şekilde atılır. Yazarın edebi kıvraklığına
bu noktada hayran kaldım doğrusu. Onun dışında hikayeleri gittikçe daha akıcı ve daha kısa olmaya başladı. Gittikçe
kendine has bir yaklaşımla yazmış yazar. ''Gökyüzünde Yıldız Olmak'' la zihinlerimizin derinlerine nüfuz etmeye çalışmış.
''Ayışığında Klarnet Taksimi'' ile gündelik yaşamımızın en tatlı anılarının bir benzerini oluşturmuş. ''Cheap Thrills''
bu ifade geldi aklıma.''Beni Hamama Götür Anne'' küçük bir çocuğun aklını çok güzel ifade etmiş, bir yada birkaç paragrafın
ardından. Yitik Kentin Kıyısında'' ile tam olarak anlayamadığım şiirsel bir yaklaşımla ifade etmiş. Kısaca ''Devrimcilik''ten
betimleyici bir ifadeyle anlatılmış kısa soluklu bir eser. Daha güzel bir kitapta buluşmak üzere :)

Kitap 9 başlık altında ( öykü diyemiyorum ) anlatımdan oluşmaktadır. Yazar bu anlatımların basında guzel siirler ve anlamlı cümleler paylaşmış . Anlatimlariyla iliskinlestirmis . Birazda 80 donemi sosyalist hareketi icinde verilen mücadeleleri kayıpları , bu insanların duygu ve düşünsel dunyalarını adanmisliklarini dile getirmiş. Bunca pervasizca her kesim tarafindan yıllarca saldırıya uğrayan sol kesimi yazarın birazda kendi deneyimlerini de dile getirerek aklamaya çalışmasını da görüyoruz . Bir solukta okunacak ve kisiyi sikmayan anlatimlar. Okunmalı mı? Okunmalı ! Ben beğendim .. Sol hareketin ve gormus oldugu baskinin insanlar uzerinde ki tahribati ve donemi insani boyutuyla anlatilmasi Merak edenlere Öngörü oluşması acısından hoş anlatımları olan bir kitap .

Su Polat 
28 Haz 00:27 · Kitabı okudu · 19 günde · 9/10 puan

Kitap çok güzeldi. Everest yayınlarının basımı gerçekten beğeniyorum.
Kitap ,yazının puntosu ,sayfa düzeni insanı hiç sıkmıyor.İçinde küçük hikayelerl var.Her hikayede cinayet yok. Siyasi bir kitap ama siyasi sorunlar işlenmiyor.Her hikayede bireysel bir kişinin ağzından anlatım var.Kar kokusuna rağmen bu çok güzel.En sevdiğim hikaye ise Kendisi birinin takip ettiğini zannederek paranoyaklaşan ama sonunda aslında onu takip etmediği anlayarak kendine güldüğü güzel bir hikaye var.Okuyanlar hatırlar umarım. :)

Mevlüt Ceylan 
12 Eyl 17:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitap Ahmet Ümit'in ilk kitabı. Sokağın Zulası'nı saymazsak.
Ben kitabı okumak istemiyordum çünkü siyasi-politik konular içeriyordu ki öyleydi de. Ancak Ahmet Ümitleri bitireyim diye zorla okumam gerekse bile okudum.
Sadece bazı hikayeleri güzeldi. Okumuş olduk.

Orkun İçen 
29 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

Sanıyorum ki bu kitap Ahmet Ümit'in ilk kitabı.Eser öyle Ahmet Ümit'in alıştığımız bir polisiye romanı değil.İçerisinde öyküler bulunuyor ve 12 Eylül olayları hakkında insanların hayatları hakkında bilgiler veriyor.Ancak bilgi veriyor dediğime bakmayın.Ahmet Ümit Olayların en derinine girmiyor.Sadece birazcık yüzeysel şekilde insan hayatlarını,tanık olanları anlatmaya çalışıyor.İlk kitabı olduğu için çok eleştirmemek gerekir diye düşünüyorum.İlk kitap olduğu için yine de güzel :)

2 /

Kitaptan 39 Alıntı

Mehmet Admış 
01 Nis 17:04 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Yitik Kentin Kıyısında
Ne korkunç şeydi, her yan sular içindeyken, susuzluktan ölmek!

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 103 - Everest Yayınları - 21. Basım)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 103 - Everest Yayınları - 21. Basım)
Mehmet Admış 
01 Nis 15:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

"Bu yıldızları böyle
her gece
niçin yakarlar?"

Vladimir Mayakovskiy / Atilla Tokatlı

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 77 - Everest Yayınları - 21. Basım)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 77 - Everest Yayınları - 21. Basım)
Melis Esim 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

muhalefet
Bizi güzel kılan yanımız, muhalif olmamızdı. Kaybeden taraf olmamız. Bana kalırsa, devrimciler hep muhalefette kalmalı, hep aykırı olmalı. İktidar; kirletiyor. Biz dünyanın dönüşümünü, iktidara gelmeden gerçekleştirmeliydik.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet ÜmitÇıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit
Mehmet Admış 
27 Mar 14:53 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Bir Akdeniz Düşü
Politika genellikle kuru sözcüklerle konuşulur.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 12 - Everest Yayınları - 21. Basım)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 12 - Everest Yayınları - 21. Basım)
Melis Esim 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uzaklarda bir yerlerde hiç yaşanmamış güzel günler, serüven duygusunu akılla birleştirebilecek insanları bekliyor. Don Kişot, Che ve sen, bence bu insanlığın öncülerindensiniz. Sizi düşündüğümde, yüzümü gölgeleyen endişe bulutları kayboluyor, sevinçle doluyorum. İnsanlık biraz daha güzel görünüyor gözüme. Seni tanımış olmak hayatımdaki en büyük ayrıcalıklardan biridir. Çünkü sen, yaşamı güzel kılan o ender insanlardan birisin.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet ÜmitÇıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit
Mehmet Admış 
27 Mar 14:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Bir Akdeniz Düşü
"Che'yi bilirsin," dedim. "Hepimizin yüreğinde bir Che vardır."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 11 - Everest Yayınları - 21. Basım)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 11 - Everest Yayınları - 21. Basım)
Berrak Ordu 
19 Ara 2014 · Kitabı okudu · 6/10 puan

'' Yüreğinizin tüm dünyayı içine alacak kadar büyüdüğünü ve aynı anda bir toz zerresi kadar küçüldüğünü hissettiniz mi hiç? Mutluluk bu kadar mı uzak? ''

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 18)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 18)
Mehmet Admış 
01 Nis 12:44 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Pezevenk
Renk renk kutuların yer aldığı üç katlı rafın üzerinde Arap harfleriyle yazılmış bir "Bismillahirrahmanirrahim" yazısı yer alıyordu. Şevki Amca çok içerdi, küfürbazdı ama bin bir güçlükle dolu bu dünyada onun da sırtını dayanabileceği manevi bir güce gereksinimi vardı.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 62 - Everest Yayınları - 21. Basım)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 62 - Everest Yayınları - 21. Basım)
Mehmet Admış 
27 Mar 14:32 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

"Göklere inanırdım eskiden, ama sen denizlerin derinliğini gösterdin bana."

Yannis Ritsos / Cevat Çapan

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 7 - Everest Yayınları - 21. Basım)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 7 - Everest Yayınları - 21. Basım)
Eren Celik 
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Gokyuzunde Yildiz Olmak
"Dikkat ettim, sesi de titriyordu. O an, Rasim Amca'nin guzel hikaye anlatmasinin sirrini ogrendim. Anlatilanlar ne kadar dogru, guzel olursa olsun can kulagiyla dinlenmesi icin, anlaticinin elinin de, sesinin de, yureginin de titremesi gerekiyordu."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 86)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 86)
4 /