Çıplak Ayaklıydı Gece

·
Okunma
·
Beğeni
·
5730
Gösterim
Adı:
Çıplak Ayaklıydı Gece
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897465
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Çıplak Ayaklıydı Gece
Çıplak Ayaklıydı Gece
Çıplak Ayaklıydı Gece
Ülkenin en kararlı, en özverili, en iyimser çocukları. Sert, acımasız, zalim günler. Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler. Kahramanlıklar, ihanetler, acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam. Demokrasi ateşini, diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni. 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler. "Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte. Biz, insanlar, çiçekler, karıncalar, kuşlar, balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor, duvarlara afişler asıyorduk. Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı. Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evimizi terk ediyorduk..."
(Tanıtım Bülteninden)
112 syf.
Kısa hikayelerden oluşan bir kitap. 12 Eylül olaylarına değinilmiş birkaç hikayesinde. En çok sevdiğim hikayesi Pezevenk. İçlerinde polis olduğundan şüphelendikleri bir grup devrimci gencin liderinin hikayesi.
Bir diğeri ise ölümün hükmü yok hikayesi. Ölüm korkusu tüm ruhunu ele almışken bile arkadaşlarını ele vermeyen bir gencin öyküsü. Ahmet Ümit tarzının dışında bu sefer herhangi bi cinayet yoktu .
112 syf.
·1 günde
Seksenli yıllarda, ülkenin çalkantılı olduğu dönemde geçen kısa hikayelerden oluşuyor. Devrimci bir gencin saklanışı ile izlendiğini sanan karakterin paranoyakça hikayesi hoşuma gitmişti.
Ahmet Ümit'i hep polisiye roman yazarı olarak biliriz ancak bazen böyle kısa hikayelerden oluşan kitapları da hoş oluyor. Buna benzer birkaç kitabı daha var ama bu onlara göre biraz vasat kalmış.
112 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
birbirinden farklı hikayeleden oluşan polisiye-roman türündeki kitapta, keyif veren hikayeler var. 12 Eylül dönemine kısmen temas eden hikayelerde o dönemde yaşanan- hatta şimdilerde de yaşanan- olaylar işlenmiş.
Polisiye roman severler için okunabilir bir kitap.

İyiokumalar
112 syf.
·6/10
Yine devrimci-sosyalist insanların hayatlarını konu alarak hikâyeleştirip ve bu insanların yaşadığı olaylar karşısındaki takındığı tavırları ve izlenimlerini ele almış yazar. 12 Eylül dönemini tekrar eserine katmış fakat "Bir ses böler geceyi" romanı kadar sürükleyici olmadı diyebilirim. Bazı bölümler hariç kitap fena değil. Bence polisiye romanlarını yekpare biçimde ele almak lâzım, bölüm bölüm hikâyeleştirmek eseri sürükleyici olmaktan alıkoyuyor.
112 syf.
·4/10
Kitabın bana en büyük faydası ÖSYM kurullarının paragraf sorularında kullandığı paragraf sorularını nereden bulduğunu öğretmesi oldu. Özellikle ilk bir kaç sayfada her an bir yerde biri çıkıp “Yukarıdaki paragrafta yazarın içinde bulunduğu hangi ruh haline yer verilmemiştir?” diye soracakmış gibi geliyor. Buyurun bakınız; S:17 “Artık bu evi sevmiyorum; bu geniş salonu, aynalı dar antreyi, loş mutfağı, yazları fırın gibi sıcak, kışları buzdolabı gibi soğuk olan bu küçük odayı; bu küçük odada uyumayı, uyanmayı, yerdeki sarıçiçeklerle kaplı halıyı, açık kahverengi mobilyaları, dantelli tül perdeleri sevmiyorum. Duvardaki resimler bir şey anlatmıyor bana. Seramik saksılardaki çiçekler sevinç taşımıyor, kitaplar somurttukça somurtuyor karşımda”

Yine ilk beş öykünün başına küçük birer alıntı serpiştirilmiş, en ilgimi çeken, hayranlığımı cezbeden “Ölümün Hükmü Yok” isimli öykünün başında yer alan, Dylan Thomas’ın yazdığı ve Bülent Ecevit’in çevirisini yaptığı şiir oldu. Eskiden ne güzel günlerimiz, şiir çevirisi yapacak kadar naif, kültürlü devlet adamlarımız varmış.

Öykülere dönecek olursak, diyaloglar her zaman ki gibi yapay. Az önce bahsettiğim öyküde iki işkenceci polis, gözleri bağlı mahkûmu sürükleyerek götürürken polislerde biri “Kahramanımıza bakın, nasıl da rüzgara tutulmuş yaprak gibi sallanıyor…” gibisinden bir cümle kuruyor mesela. Şu cümleyi kuran adam polislik mi yapar? Üzülme devrimci arkadaş, işkencecin en az senin kadar entelektüel. Amaçladığın devrim inceden işe yaramaya başlamış, hatta devrimin etkileri poliste bile görülmeye başlamış ama polis farkında değil. Yorumumun tamamı için: http://ucalisan.blogspot.com.tr/...ak-ayaklyd-gece.html
120 syf.
·Puan vermedi
Alışılagelmişin dışında bir Ahmet Ümit kitabı. Kitabın içinde 9 öykü var.
Daha çok devrim hikayeleri. Devrimden söz edince aklıma; kayıplar, yenilgi, korku, en çok da umut. Daha güzel bir dünya kurma hayali, onu gerçekleştirmeye çalışma ve direniş.

"Şüphe: Çıplak ayaklı bir gece gibi ilerliyor içimde" demiş Nazım Hikmet.
118 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
12 Eylül darbesinden sonra işlenen insanlık suçlarını konu aldığı hikayelerden oluşan bir seferde okunacak bir kitap. Ahmet Ümit severlere tavsiye edilir.
104 syf.
·1 günde
Ahmet Ümit'in diğer kitaplarını okuduysanız aslında bu kitaptaki acemiliği hissediyorsunuz. (Ki kendisi bir söyleşisinde "Yazar olduğumu Sultan'ı Öldürmek kitabında anladım." demişliği var.

Kitap, 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek hikayelerinden oluşuyor. İlk hikaye yüreğinizde bir yerleri sızlatıyor. Lanetler okuyup, beddualar ediyorsunuz. Diğer öyküler de başka başka yerlerden vuruyor.

Kitaptan tam beklediğimi alamasam da bir günde okunup bitirilebilecek bir kitap olması itibariyle okunmalı derim.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
9 ayrı birbirinden güzel hikayeden oluşan Kitap size sıkmadan okunabiliyor. Sığınak hikayesi baya hoşuma gitti. Ahmet Ümit in polise kitaplarını okumuştum daha önce . Bu hikaye kitabıda güzelmiş. Tavsiye ederim Kitapla kalın.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
9 hikayeden oluşan kitapta her hikaye ayrı bir olay anlatırken genellikle olayla 80 darbesin öncesin ve sonrasında kişilerin yaşadıkları olaylar üzerinde dururken hikayeler kısa olduğu için sıkılmadan okunacak bir kitap. Hikayeler arasında Pezevenk, Gökyüzünde yıldız olmak ve beni yine hamama götür anne hikayeleri güzel olduğu kadar dikkat çekici.. Ayrıca yazar Gaziantepli olduğu için kendi şehrine ve arkadaşlarına dair hikayelerinde yer vermiş. Okunmaya değer....
112 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Ilk kez okuduğum bir Ahmet Ümit eseri beklentimi karşılamadı.Ilk eseri olduğunu bilmememe rağmen bunu hissedebildim.Yavan geldi bana. Iyi ki ilk basta bu eseriyle baslamamisim Ahmet Ümit okumaya dedirtti.
124 syf.
·33 günde·Puan vermedi
Kısa hikayelerden oluşan bir kitap. 80'li yıllara dair hikayeler.. Ahmet Ümit polisiye tarzındaki hikayelerinden önce yazmış olmalı.

Sürekli okuyup çokça öğrenen ve hayatına uygulayabilenlerden olmak dileğiyle.
Yine derler ki:
bizi mutluluğa götürecek yolu iştan yüreklerindeki ateş solmaya
başlayınca, onlar mum gibi eriyip tükenmez, gökyüzüne çekilip,
sevgili dünyalarını oradan aydınlatmaya devam ederlermiş. Sen,
çırılçıplak bir gecede başını gökyüzüne çevirip de yeni yeni yıl
dizlar görürsen, bil ki onlar insanlar için kendilerini yakmış olan
canlardır
mavi dünyamızın bereketli toprakları kardeş kanının aktığını görmüş, Dökülen kan insanları doğru yola getirmiş mi dersin? Ne gezer, atalarımız 'Kurt kan kokusunu duyunca azar' demişler ya, insanlarda tipkı kurtlar gibi olmuş. Bir zamanlar uçsuz bucaksız doğanın görkemli gücü karşısında bacakları titreyen insanın burnu bir anda Kafdağı'na ulaşmış. Kendi kardeşlerini öldürdüğü yetmezmiş gibi doğadaki öteki canlıları da yok etmeye başlamış: toprağı kısırlaştırmış, suları kirletmiş, ormanları çöle çevirmiş. Insanın bu yıkıcılığına yine insanlar karşı çıkmışlar. "Böyle olmaması gerekir' demişler.
"Biz insanız, vahşetin yasalarına göre yaşamamalıyız. Geçmişte olduğu gibi hepimizin birlikte mutlu olacağı bir toplum kuralım.
Gelgelelim, tiranların hükmettiği bir dünyada bunu başarmak, cakıl taşlarıyla kale kurmaktan çok daha zormus. Ama güzel günler düşleyen insanlar yılmamışlar; gün olmuş ellerinde kılıçlarla
köleliğin zincirlerini parçalamışlar, gün olmuş uzayın derinlikleririnde yeni dünyaların keşfine çıkmışlar, gün olmuş insanlar gülzelliğe çağıran resimler, oyunlar, şiirler, romanlar yaratmışlar.
Her yol ayrımında, her dağın eteğinde yeni bir güçlük bekliyormuş onlanı. Bazen biraz yavaşlamışlar. Hatta durdukları bile olmuş. Bazen de yanlış yola sapıp, yıllarca sahte bir ışığın peşinde dolaşmışlar, ama her defasında yola yeniden koyulmuşlar. Yürüyüş hep sürmüş.

Derler ki: emekle, bilgiyle, sevgiyle yaratılmış ne varsa, tümünde onların düşünce aydınlığı, alın teri, kanı vardır. Yine derler ki: bizi mutluluğa götürecek yolu işıtan yüreklerindeki ateş solmaya başlayınca, onlar mum gibi eriyip tükenmez, gökyüzüne çekilip, sevgili dünyalarını oradan aydınlatmaya devam ederlermiş. Sen,
çırılçıplak bir gecede başını gökyüzüne çevirip de yeni yeni yıldızlar görürsen, bil ki onlar insanlar için kendilerini yakmış olan
canlardır."
Ulan başında tek tel siyah saçın kalmadı. Artık senin ahireti düşünüp ibadete başlayacak yaşın. Sana ne elalemin üç tavuğundan, beş kazından

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çıplak Ayaklıydı Gece
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752897465
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Çıplak Ayaklıydı Gece
Çıplak Ayaklıydı Gece
Çıplak Ayaklıydı Gece
Ülkenin en kararlı, en özverili, en iyimser çocukları. Sert, acımasız, zalim günler. Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler. Kahramanlıklar, ihanetler, acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam. Demokrasi ateşini, diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni. 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler. "Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte. Biz, insanlar, çiçekler, karıncalar, kuşlar, balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor, duvarlara afişler asıyorduk. Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı. Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evimizi terk ediyorduk..."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.690 okur

  • Uğur Erener
  • İlknur ÇİÇEK
  • Müge Gökçen
  • Mehmet cemal öztürk
  • Sinem
  • Erdal YILDIRIM
  • Hayriye Yıldıztekin
  • Emre öztürk
  • deniz aleyna güner
  • Orhan Demirci

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%27.8
45-54 Yaş
%12
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.4
Erkek
%30.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.4 (49)
9
%6.3 (23)
8
%18 (66)
7
%24.3 (89)
6
%16.7 (61)
5
%9.6 (35)
4
%4.1 (15)
3
%1.4 (5)
2
%1.6 (6)
1
%1.4 (5)

Kitabın sıralamaları