Çıplak Ayaklıydı Gece

6,7/10  (119 Oy) · 
541 okunma  · 
81 beğeni  · 
2.358 gösterim
Ülkenin en kararlı, en özverili, en iyimser çocukları. Sert, acımasız, zalim günler. Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler. Kahramanlıklar, ihanetler, acılar ve aşklarla dolu romantik bir yaşam. Demokrasi ateşini, diktatörlüğün en karardık döneminde yakmaya çalışanların serüveni. 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler. "Büyük bir çatışma çıkmıştı kentte. Biz, insanlar, çiçekler, karıncalar, kuşlar, balıklar ve yıldızlar öldürülmesin diye sokaklara renk renk yazılar yazıyor, duvarlara afişler asıyorduk. Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar bir iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı. Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evimizi terk ediyorduk..."
(Tanıtım Bülteninden)
Umut Çalışan 
08 Tem 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Kitabın bana en büyük faydası ÖSYM kurullarının paragraf sorularında kullandığı paragraf sorularını nereden bulduğunu öğretmesi oldu. Özellikle ilk bir kaç sayfada her an bir yerde biri çıkıp “Yukarıdaki paragrafta yazarın içinde bulunduğu hangi ruh haline yer verilmemiştir?” diye soracakmış gibi geliyor. Buyurun bakınız; S:17 “Artık bu evi sevmiyorum; bu geniş salonu, aynalı dar antreyi, loş mutfağı, yazları fırın gibi sıcak, kışları buzdolabı gibi soğuk olan bu küçük odayı; bu küçük odada uyumayı, uyanmayı, yerdeki sarıçiçeklerle kaplı halıyı, açık kahverengi mobilyaları, dantelli tül perdeleri sevmiyorum. Duvardaki resimler bir şey anlatmıyor bana. Seramik saksılardaki çiçekler sevinç taşımıyor, kitaplar somurttukça somurtuyor karşımda”

Yine ilk beş öykünün başına küçük birer alıntı serpiştirilmiş, en ilgimi çeken, hayranlığımı cezbeden “Ölümün Hükmü Yok” isimli öykünün başında yer alan, Dylan Thomas’ın yazdığı ve Bülent Ecevit’in çevirisini yaptığı şiir oldu. Eskiden ne güzel günlerimiz, şiir çevirisi yapacak kadar naif, kültürlü devlet adamlarımız varmış.

Öykülere dönecek olursak, diyaloglar her zaman ki gibi yapay. Az önce bahsettiğim öyküde iki işkenceci polis, gözleri bağlı mahkûmu sürükleyerek götürürken polislerde biri “Kahramanımıza bakın, nasıl da rüzgara tutulmuş yaprak gibi sallanıyor…” gibisinden bir cümle kuruyor mesela. Şu cümleyi kuran adam polislik mi yapar? Üzülme devrimci arkadaş, işkencecin en az senin kadar entelektüel. Amaçladığın devrim inceden işe yaramaya başlamış, hatta devrimin etkileri poliste bile görülmeye başlamış ama polis farkında değil. Yorumumun tamamı için: http://ucalisan.blogspot.com.tr/...ak-ayaklyd-gece.html

DERYA... 
15 Mar 2017 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Kitap benim için mükemmel olmasa da yaşanan gerçekleri ve acıları anlatması kitabı okutuyor...dili güzel ve akıcı...yakın tarihe ışık tutması açısından okunabilir bir kitap...

Çıplak Ayaklıydı Gece benzeri kitaplar

Vedat Baysal 
07 Nis 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Ahmet Ümit"in 1992'de yazdığı ilk öykü kitabı. "..... 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler." denilse de Ahmet Ümit'in görüşü doğrultusunda tek yanlı olduğunu düşünüyorum. Sonu dolayısıyla "Pezevenk" öyküsünü komik, "Gökyüzünde Yıldız Olmak" öyküsünü hüzünlü buldum.

Eren Celik 
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Merhaba değerli kitapseverler, Ahmet Ümit'in yayınladığı ilk eseri imiş. Benimde okuduğum ilk eseri oldu.
Üslubu normal geldi başlarda, çok fazla birşey bulamadım kendi adıma, akıcılığı iyi düzeydeydi. Onun dışında
Pez... bölümü kitabın en iyi hikayesi bana göre.''Devrim''ci bir yazar olduğu belli. Fakat bu noktada
size şunu sormak istiyorum ve incelemenin biraz dışına çıkmam gerekiyor. Devrimcilik nedir? Adeta bir yaşam tarzı
, meslek yada bir çeşit dine dönüşmüşcesine bağlı insanlar ve yapılanmalar var. Bunların kaynağı ne? Birde merak
ettiğim diğer bir husus neden ''Devrim'' denince ''Che Guera'' akla geliyor bizim ülkemizde ''Atatürk''ü ne kadar
araştırmış bu devrimci kardeşler. Bu durum bile ''Devrim''ciliğin dış kaynaklı olduğunun bir göstergesi. Anlayamıyorum.
''Devrim gerekli, devrim kaçınılmaz.'' yani bir ölçüde ''Değişmeyen tek şey değişimdir.'' bunun farkındayım fakat
devrimle de işin yürümeyeceğine adım gibi eminim. İstenilen ''Devrim'' gerçekleştikten sonra olayların bir gün 1984'e
döneceği aşikar. Düşünce biçimimi kısaca özetlersem ''Sistemsiz devrim, devrimsiz sistem anlamsızdır, koflaşmıştır.''
Ama neden hala fanatikçe ''Devrim'' ve ''Sistem'' taraftarları var bir türlü idrak edemiyorum...Neyse incelememize
dönecek olursak . Pez... bölümünde bir devrimcinin yaşadığı sıkıntıları empati kurduracak düzeyde ifade etmiş yazarımız.
Bölümün sonunda öyle ifadeler kullanmış ki ''beyin gıdıklayıcı'' diye tanımlıyorum bu durumu gerçekten şaşırmaktan ve
gülmekten kendimi alamadım. Bir küfür yada ''sövgü'' ancak bu kadar temiz bir şekilde atılır. Yazarın edebi kıvraklığına
bu noktada hayran kaldım doğrusu. Onun dışında hikayeleri gittikçe daha akıcı ve daha kısa olmaya başladı. Gittikçe
kendine has bir yaklaşımla yazmış yazar. ''Gökyüzünde Yıldız Olmak'' la zihinlerimizin derinlerine nüfuz etmeye çalışmış.
''Ayışığında Klarnet Taksimi'' ile gündelik yaşamımızın en tatlı anılarının bir benzerini oluşturmuş. ''Cheap Thrills''
bu ifade geldi aklıma.''Beni Hamama Götür Anne'' küçük bir çocuğun aklını çok güzel ifade etmiş, bir yada birkaç paragrafın
ardından. Yitik Kentin Kıyısında'' ile tam olarak anlayamadığım şiirsel bir yaklaşımla ifade etmiş. Kısaca ''Devrimcilik''ten
betimleyici bir ifadeyle anlatılmış kısa soluklu bir eser. Daha güzel bir kitapta buluşmak üzere :)

Muzeyyen atilla 
22 Oca 14:47 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Bekledigim bi ahmet umit kitabi degildi acikcasi kisa kisa hikayeleri olan kitaplari oldum olasi pek sevemesimdir bence kitap bir butun olmali ordan oraya savururken bile bunu hissettirmemeli

Devranyıldız 
 12 Oca 01:43 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''
İlk defa Ahmet Ümit'i okurken bu kadar sıkıldım.
'''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''

Kitap 9 başlık altında ( öykü diyemiyorum ) anlatımdan oluşmaktadır. Yazar bu anlatımların basında guzel siirler ve anlamlı cümleler paylaşmış . Anlatimlariyla iliskinlestirmis . Birazda 80 donemi sosyalist hareketi icinde verilen mücadeleleri kayıpları , bu insanların duygu ve düşünsel dunyalarını adanmisliklarini dile getirmiş. Bunca pervasizca her kesim tarafindan yıllarca saldırıya uğrayan sol kesimi yazarın birazda kendi deneyimlerini de dile getirerek aklamaya çalışmasını da görüyoruz . Bir solukta okunacak ve kisiyi sikmayan anlatimlar. Okunmalı mı? Okunmalı ! Ben beğendim .. Sol hareketin ve gormus oldugu baskinin insanlar uzerinde ki tahribati ve donemi insani boyutuyla anlatilmasi Merak edenlere Öngörü oluşması acısından hoş anlatımları olan bir kitap .

Su Polat 
28 Haz 2017 · Kitabı okudu · 19 günde · 9/10 puan

Kitap çok güzeldi. Everest yayınlarının basımı gerçekten beğeniyorum.
Kitap ,yazının puntosu ,sayfa düzeni insanı hiç sıkmıyor.İçinde küçük hikayelerl var.Her hikayede cinayet yok. Siyasi bir kitap ama siyasi sorunlar işlenmiyor.Her hikayede bireysel bir kişinin ağzından anlatım var.Kar kokusuna rağmen bu çok güzel.En sevdiğim hikaye ise Kendisi birinin takip ettiğini zannederek paranoyaklaşan ama sonunda aslında onu takip etmediği anlayarak kendine güldüğü güzel bir hikaye var.Okuyanlar hatırlar umarım. :)

Ceylan 
12 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitap Ahmet Ümit'in ilk kitabı. Sokağın Zulası'nı saymazsak.
Ben kitabı okumak istemiyordum çünkü siyasi-politik konular içeriyordu ki öyleydi de. Ancak Ahmet Ümitleri bitireyim diye zorla okumam gerekse bile okudum.
Sadece bazı hikayeleri güzeldi. Okumuş olduk.

Orkun İçen 
29 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

Sanıyorum ki bu kitap Ahmet Ümit'in ilk kitabı.Eser öyle Ahmet Ümit'in alıştığımız bir polisiye romanı değil.İçerisinde öyküler bulunuyor ve 12 Eylül olayları hakkında insanların hayatları hakkında bilgiler veriyor.Ancak bilgi veriyor dediğime bakmayın.Ahmet Ümit Olayların en derinine girmiyor.Sadece birazcık yüzeysel şekilde insan hayatlarını,tanık olanları anlatmaya çalışıyor.İlk kitabı olduğu için çok eleştirmemek gerekir diye düşünüyorum.İlk kitap olduğu için yine de güzel :)

3 /

Kitaptan 39 Alıntı

Melis Esim 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

muhalefet
Bizi güzel kılan yanımız, muhalif olmamızdı. Kaybeden taraf olmamız. Bana kalırsa, devrimciler hep muhalefette kalmalı, hep aykırı olmalı. İktidar; kirletiyor. Biz dünyanın dönüşümünü, iktidara gelmeden gerçekleştirmeliydik.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet ÜmitÇıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit
Yunus 
08 Oca 00:06 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Hiç tartışmasız en mutlu olanlarımız, renk renk giysileri, sevinçten kocaman açılmış gözleriyle çocuklardır."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 43 - Öykü)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 43 - Öykü)
Yunus 
07 Oca 23:55 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Kendimizi adadığımız insanlar, o küçümsediğimiz basit dünyayı yaşıyorlardı."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet ÜmitÇıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit
Melis Esim 
04 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uzaklarda bir yerlerde hiç yaşanmamış güzel günler, serüven duygusunu akılla birleştirebilecek insanları bekliyor. Don Kişot, Che ve sen, bence bu insanlığın öncülerindensiniz. Sizi düşündüğümde, yüzümü gölgeleyen endişe bulutları kayboluyor, sevinçle doluyorum. İnsanlık biraz daha güzel görünüyor gözüme. Seni tanımış olmak hayatımdaki en büyük ayrıcalıklardan biridir. Çünkü sen, yaşamı güzel kılan o ender insanlardan birisin.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet ÜmitÇıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit
Yunus 
07 Oca 23:52 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Che'yi bilirsin," dedim. "Hepimizin yüreğinde bir Che vardır."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 14)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 14)
Berrak Ordu 
19 Ara 2014 · Kitabı okudu · 6/10 puan

'' Yüreğinizin tüm dünyayı içine alacak kadar büyüdüğünü ve aynı anda bir toz zerresi kadar küçüldüğünü hissettiniz mi hiç? Mutluluk bu kadar mı uzak? ''

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 18)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 18)
Berrak Ordu 
21 Ara 2014 · Kitabı okudu · 6/10 puan

'' Derler ki : emekle, bilgiyle, sevgiyle yaratılmış ne varsa, tümünde onların düşünce aydınlığı, alın teri, kanı vardır. Yine derler ki : bizi mutluluğa götürecek yolu ışıtan yüreklerindeki ateş solmaya başlayınca, onlar mum gibi eriyip tükenmez, gökyüzüne çekilip, sevgili dünyalarını oradan aydınlatmaya devam ederlermiş. Sen çırılçıplak bir gecede başını gökyüzüne çevirip de yeni yeni yıldızlar görürsen, bil ki onlar insanlar için kendilerini yakmış olan canlardır. ''

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 71)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 71)
Esra B. 
16 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Devrimciler hep muhalefette kalmalı, hep aykırı olmalı. Iktidar, kirletiyor. İktidar bize göre birşey değil. Biz dünyanın dönüşümünü, iktidara gelmeden gerçekleştirmeliydik.

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 4)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 4)
Eren Celik 
15 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Gokyuzunde Yildiz Olmak
"Dikkat ettim, sesi de titriyordu. O an, Rasim Amca'nin guzel hikaye anlatmasinin sirrini ogrendim. Anlatilanlar ne kadar dogru, guzel olursa olsun can kulagiyla dinlenmesi icin, anlaticinin elinin de, sesinin de, yureginin de titremesi gerekiyordu."

Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 86)Çıplak Ayaklıydı Gece, Ahmet Ümit (Sayfa 86)
4 /