Adı:
Çizgili Pijamalı Çocuk
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
198
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059604741
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Boy in the Striped Pyjamas
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tudem Yayınevi
Baskılar:
Çizgili Pijamalı Çocuk
Çizgili Pijamalı Çocuk
Çizgili Pijamalı Çocuk
The Boy in the Striped Pajamas
Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız.

Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız.

Kesinlikle çok iyi yazılmış, dokunaklı bir öykü.. Okuduklarım çok çok uzun süre aklımdan çıkmayacak!
The Star

Okumaya başladığım andan beri aklımdan çıkmıyor. Oldukça yalın ve hiçbir zorlama olmadan anlatıldığı için neredeyse kusursuz. İşte bu, çok ender karşılaşılan bir şey. Yanaklarımdan süzülen yaşlarla öylece kalakaldım!
The Irish Independent

Yazar, kitap boyunca okurun hep bir adım önündeki konumunu korurken, öldürücü darbeyi son sayfalarda indiriyor.
The Independent
208 syf.
·1 günde·10/10
Filistin meselesinden girip yahudi soykırımlarına araştırma yaparken toplama kamplarına bakıyordum. Ve karşıma Nazi Almanyasının en büyüğü olan 3 milyon
Polonyalı Yahudi'nin öldüğü Auschwitz geldi. (kitapta Out-With diye geçer Führer de Fury diye ) Derken okuduğum makalede tavsiye kitap olarak Çizgili Pijamalı Çocuk çıktı. Uzun zamandır okumalıyım derken bugün bir yerden bir kitap indirimi geldi hemen kullanayım dedim ve aldım. Şuan bu satırları yazarken gözlerim doldu desem inanmazsınız. Auschwitz toplama kampı insanoğlunun en ağır koşullara bile direnilebileceğini gösteren en büyük örnektir.

Oldum olası çocukların gözünden hikayeler etkilemiştir beni. Bu kitapta da toplama kampında Hitler'in askeri olan rütbeli bir komutanın küçük çocuğunun gözünden Yahudi soykırımının tahlileri var. Kamp ile evlerinin ayıran tel örgülerden karşıda oynayan çocukları gören Bruno (askerin oğlu) oraya gider ve Yahudi çocuk Schmuel ile tanışır. Bu ikili diyaloglarla kitap sürükleyici bir şekilde son bulur.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
208 syf.
Yıl 1943. Cani Hitler ve Nazi canavarları Polonya' nın, Auschwitz toplama kampında. 15 Nisan 1934 doğumlu, 9 yaşındaki Schmuel' de bu kamptaki esirlerden sadece biri. Ne tesadüf ki yine 15 Nisan 1934 doğumlu, 9 yaşındaki Bruno' nun, Nazi güçlerinde asker olan babası da görevlendirmeyle bu kampa gönderileceklerden.


Babasının bu görevlendirilmesiyle Bruno evinden, arkadaşlarından apar topar koparılıp neden taşıdıklarını bilmiyordu ve bu durumdan hiç hoşnut değildi. Yeni taşındıkları bu yeri hiç sevmemiş, kendine bir arkadaş bulamamıştı. Sevimsiz, umutsuz vaka ablası Gretel ise hemen uyum sağlamış ve onun açısından burada yaşamakta bir sıkıntı yoktu. Macera kitapları, hikayeleri en büyük tutkusu olan kaşif ruhlu Bruno bu yalnızlığa ve can sıkıntısına daha fazla tahammül göstermeyip, çıkıp etrafı dolaşmaya başlamıştı. Bu keşif gezisi sonunda kendine yeni bir de arkadaş bulmuştu. Ama bu arkadaşlık oyunlar oynamadan, aralarında çitlerle, tel örgülerle sürdürülmek zorunda. Devam eden bu dostluk sonunda Bruno yardıma ihtiyacı olan arkadaşına bu iyiliği yapmak isterken asla olmaması gereken, çizgili pijamalarla tel örgünün diğer tarafında...


Büyükler bir şeylere karar verir ve bunun kimlere nasıl bir etkisi olup olmayacağını, nasıl sonuçlar doğuracağını düşünme lüzumu dahi görmezler. Bundan sonrası için herkes ektiğini biçer ya da ilahi adalet sözü dışında ne denir bilemiyorum.


Hikayedeki duygular o kadar gerçekçi anlatılmışki okurken ani duygu geçişleri yaşadım. Yeri geldi vurdumduymaz, bencil Gretel' in üzerine atlamak istedim. Sırf ırkından dolayı dışlanan, hor görülen, insan muamelesi yapılmayan o zavallılara içim acıyarak baktım. Bambaşka dünyalara sahip, tel örgüleri umursamayan Schmuel ve Bruno ' nun dostluğuna imrendim. Savaşın kirli yüzünün insanlara yaşattığı zavallığa üzüldüm, ağladım. Savaşa rağmen, kendilerine aşılanan ırkçı söylemlere rağmen, kaybedilmemiş insanlık ve çocuk masumiyetleriyle içim huzur doldu...


Sırf kendinden olmadığı için, milyonlarca insanı yok etmek, dünyadan silmek tek kelimeyle vahşet, canilik. Renginden, ırkından, inançlarından dolayı başlatılıp yıllarca süren ego ve güç savaşlarıyla, kıyımlarla bir coğrafyayı bundan etkilemek, çocukların çocukluklarını ellerinden çalmak insanlık suçu, trajedisi. Bunu yapan her canavar layık olduğunu bulmalı. Schmuel ve Bruno, Hitler tarafından çocukluğu savaşlarla heba edilen binlerce çocuğun yansıması. Bu çocuklara bunları yaşatan Hitler ' in intihar ederek gebermiş olması sanırım onun cezası, yakasını bırakmayan katlettiği insanların, çocukların elleri...


Kitabı bitirdikten sonra hemen açıp filmini izledim. Dün tüm günümü neredeyse Çizgili Pijamalı Çocuk ' a ayırdım diyebilirim. Hâlâ etkisinden çıkabilmiş değilim ve bunca sayıp sövmeme rağmen hâlâ o kadar doluyum ki... Çocuk kitabı diye kategorilendirilmiş ama ben asla bir çocuğa bu Nazi vahşetinin okutulmasını tavsiye etmiyorum. Evet dili akıcı ve yalın, toplama kampında yapılan işkenceler açıkça anlatılmıyor. Ama kitabın konusu, verdiği mesaj bir çocuğun anlayacağı anlasa da kaldırabileceği türden değil. Bunun gibi onlarca kitap okuyup, film izlememe rağmen beni bile böyle altüst eden bir kitabı asla çocuğuma okutmam...
208 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Spoiler içerebilir!

Livaneli'nin Serenad kitabında yer alan Nadia Yahudiydi. Yine Livaneli'nin Huzursuzluk kitabındaki Meleknaz bir Ezidi kızıydı. Bülbülü öldürmek kitabında yer alan Tom Robinson siyahi bir insandı ve son olarak Çizgili Pijamalı Çocuk kitabında yer alan Shmuel yine bir Yahudi çocuktu. Farklı kitaplarda yer alıp her biri yüreğimize dokunmayı başarabilen bu karakterlerin hepsinin ortak bir özellikleri vardı: ya sevdiklerinden ayrı düştüler, ya da öldüler... Peki bu insanların suçları neydi? Sadece ve sadece onlara zulmedenlerden farklı bir ırka mensup olmalarıydı...

Henüz çok uzak değil şunun şurasında 70-80 yıl önce medeni! olarak nitelendirilen Avrupa'nın göbeğinde yer alan Auschwitz toplama kampı bir diğer adıyla ölüm! kampında yaşanılanlarla birlikte yazar bize o döneme ait etkileyici ve hüzünlü bir hikaye sunmuş. Babası Hitler'in Almanya'sında komutan olan Bruno, babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte Auschwitz'e yerleşiyor. Yalnız kalan ve hiç arkadaşı olmayan 9 yaşındaki Bruno, yeni şeyler keşfetmek ve yalnızlığına bir nebze çözüm bulma umuduyla evinden çıkıyor ve evinin karşısında yer alan tel örgüler doğrultusunda yürümeye başlıyor. Bu yürüyüşün bir noktasında tel örgülerin diğer tarafında kendisi gibi 9 yaşında olan
Shmuel ile karşılaşıyor ve arkadaş oluyorlar. İlerleyen günlerde Bruno hergün ailesinden gizli bir şekilde aynı yere arkadaşıyla buluşmaya gidiyor. Birbirlerini çok seven, sürekli sohbet eden ve tel örgülerin ayırdığı bu çocuklar birlikte oyun oynayabilmek ve daha çok birlikte vakit geçirmek istiyorlar. Birgün Bruno arkadaşının giyindiği çizgili pijamalardan giyinip, arkadaşının da yardımıyla asla girmemesi gereken tel örgülerin çevirdiği alana giriyor... bundan sonrasını kitaptan okumak daha iyi olacaktır.
Kitabın o kadar çocuksu nitelikte masum ve tatlı bir dili var ki her yaştan insan rahatlıkla okuyabilir. Tabiri caizse afilli ve edebi cümlelerden uzak gayet sade ve insanın duygularına hitap eden, yer yer gülümseten, yer yer hüzünlendiren ve sonuylada belki de bir çok okuru ağlatan nitelikte bir kitap.

Severek okuduğum bu kitabı herkese tavsiye ediyor ve incelememe Malcom X'in şu sözleriyle son veriyorum:
"Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır."

Sevgiyle kalın...
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir insanı bile inancı yüzünden yargılamak iğreçken, milyonlarca insanı inançları yüzünden yargılamayı bırak onlara hayvan muamelesi yapanlara, eziyet edenlere nasıl insan denilebilir ki?
Her şeyi geçiyorum. Hadi vicdanın yok. Hadi nefret ediyorsun o insanlardan. Peki o küçücük çocuklara nasıl bir vicdan acımaz?

Yahudilere yapılanları gözler önüne seren bir film seyretmiştim uzun zaman önce. İsmini bile hatırlamıyorum (La vita a Bella imiş) ama onlara yapılanlar gözlerimin önünden gitmiyor. Tüm çocukları ve yaşlıları kaynar kazanlarda öldürmüş, erkek ve kadınları en ağır işlerde çalıştırıyorlardı.
Babasının sakladığı küçük çocuk gitmiyor gözlerimin önünden. O yapılan işkenceden bile habersiz, babasıyla oyun oynadığını zanneden küçücük kalpli çocuk..
Yok ben her şeyi geçtim, çocuklara acımayan bir mahlukata insan diyemem..

Kitaba gelirsek, küçük Bruno'nun gözlerinden anlatılıyor bu olaylar.
Bruno'nun babası komutan. Yahudilere işkence yapanların başında. Buruno ise odasının penceresinden gördüğü yüksek teller ve çizgili pijamalı birçok insanın ne yaptığından habersiz..
Birgün kaşif Brunomuz bir şey keşfediyor ve hayatı değişiyor..
Kitabın sonu ise gerçekten şok etkisi yaratıyor. (Hatta ağlamış olabilirim. ^^)

Kitabın dili sade ve yalın olduğu için her yaşa hitap ediyor. Özellikle kafa yormayan kitaplar okumaya ihtiyacınız olduğu bir dönem oturup okunabilecek tarzda.
Hikayemsi ve çocuk gözüyle anlatıma sahip olması sebebiyle de hiç sıkılmadan, bir oturuşta okunabilecek bir kitap hatta.

Son olarak, kitabın bir filmi olduğunu öğrendim. (filmi izlemedim) Bu kitabı nasıl filme çevirdiklerini anlamıyorum. Bruno'nun duygularından oluşan bir kitabı nasıl filme çevirebilirler? Bence kesin kötüdür. (fragmanı izledim ve bu kanıya vardım ama kitabı okumayanlar için güzel film imiş ")

Kitabı kesinlikle okuyun..
Keyifli Okumalar..
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Çok güzel bir kitaptı. Kitabı alırken böyle bir kitap olduğunu bilmiyordum. O kadar hüzünlü bir hikaye ki... Polonya'da yapılan Yahudi soykırımını iki küçük çocuğun gözünden görüyoruz bu kitapta. Mutlaka okuyun, okutturun. Çok akıcı zaten 1-2 günde bitirebilirsiniz. Filmi de varmış onu da izleyeceğim.
208 syf.
·Beğendi·9/10
Bruno, Shmuel’e her gün, tellerin altından geçip beraber oynamayı teklif etti, ama Shmuel her gün hayır dedi.

Bu iyi bir fikir değildi.

~

https://youtu.be/450p7goxZqg

Kitap bu şarkı eşliğinde okundu. İnceleme bu şarkı eşliğinde yazılıyor.



Çocuk, nedir? İnsan mıdır?

Bir zamanlar kadın insan mıdır değil midir sorgulayan zihniyet tutulmuşsa benim şu sorum neden tutulmasın?

Sana soruyorum. Okuyan kişi.
Bir çocuğun insan olup olmadığını, diyorum.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Utanç.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Soğuk.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Acı.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Solgun.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Kanlı.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Yanık.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Soluksuz.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Kayıp.

1933 (geriye de gidebilir)-1945: Yıkım.

Holocaust nedir bilir misin, Dachau’yu, Bergen-Belsen, Buchenwald, Sachsenhausen, Auschwitz ve diğer yerlerdeki toplama kamplarını?

İşinden atılmayı, toplumdan ayrışmayı, vatandaşlıktan çıkarılmayı, üzerinde yıldız taşımayı, koluna bandaj takmayı, hayvan gibi bir alana tıkılıp açlıkla, şiddetle boğuşmayı?

Biraz gücün varsa o gücü de üstün ırkın hizmetine sunup ucuza gelerek ölmeyi?

Kendini, çocuğunu, eşini, anneni öldürecek gazı üretmek için çalışmayı?

Ellerin birbirinden ayrılıp parmakların son temasıyla ölümün bir odada onlarca canı tatmasını?

Sen ne biliyorsun?

Hangisini?

Cesedinin bile işe yarar kısmı alınıp kullanılıyorken, dirini isteyen de kim?

Saçın, dişin, organların gayet tatmin edici.

Yakılarak mı, açlıkla mı, gazla mı ölmek istersin?

Ölmeyi beklerken en çok kaç kez ölebilirsin?

Umutların, nerede saklanabilir; hangi askerden aşırabilirsin ayaklar altına alınmış insanlığı?

Devam, diyebilir misin?

Kendine bir ölüm beğenebilir misin?

Sorularıma aldırmayabilirsin.

Soru sormayı kesmemi içinden geçirdin mi?

Neden?

Onlar, sorularla dolu zihinleriyle yok oldular.

Hep soracağım, tamam mı?

Bu inceleme sorularla dolu olacak.

Cevaplaması güç mü?

Onlar, tahmin edememişti belki.

Yalnızca sürüldüklerini, itibarsızlaştırıldıklarını düşünmüşlerdi.

Bir nefesi kesmek o kadar da kolay olamazdı değil mi?

Rayların sonu, son olmuştu.

Ölüm Kampı.

Bir insan nasıl ölür, ne zaman ölür, ölürken beraberinde ne götürür?

Çocuklar ölürken gülümser mi, yanık yüzünde eskice bir tebessüm bulabilir misin?

Gri duvarlar bir çocuğa ninni okur mu?

Kuru bir ekmek ziyafettir, bilir misin?

Sen, şimdi, son kez göğe baktığını bilerek sert bakışlı askerlerin iteklemeleriyle kısa bir yürüyüşe çıkabilir misin?

Bir kurşun etmezsin.

Ucuz olmalı.

Açlıkla, umutsuzlukla, solarak.

Gün be gün, kemiklerin sayılarak!

Bana ismini söyleme, üzerinde numaran yazılı.

Hey, unut yaşamayı.

Eksil, eksil, eksil. Yer kaplama.

Şimdi anlıyor musun?

Yoruldum.

Bir çocuk insan mıdır karar veremiyorum.

Bir Yahudi insan kabul edilmemiş şaşıyorum.

Bu nasıl inceleme diyorsun değil mi?

Ben, o tel örgüyü aşıp iki çizgili pijamalı çocuğun arasına sızalı beri soruyorum:

Büyümeyi unutsak mı?
208 syf.
·10/10
15 Nisan 1934 .
Biri Yahudi olarak dünyaya geldi , diğeri Alman olarak ...
Umutları da aynıydı , ölümleri de.

Bruno adında dokuz yaşında ki bir çocukla yolculuğa çıkmaya ve tel bir örgüye varmaya hazır mısınız ?

Tel örgünün iki tarafında farklı hayat yaşayan 2 çocuğun dostluğunu ve Almanların Yahudilere yıllarca uyguladığı soykırımı konu alan bir kitap.
9 yaşında ki Bruno isimli Alman çocuğunun gözüyle hangi insanların çizgili pijama , hangi insanların üniforma giyeceğine kimin karar verdiğini öğreneceksiniz.
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sen nasıl bir sonla bittin öyle kitap! Beni Autwitz'deki tellerle acıtsaydın bu kadar kötü olmazdım!. Okuyan herkesin neden bu kadar beğendiğini okuyunca anlıyor insan. Nazilerin acımasızlığı, insanın zihnini, gözlerini öyle güçlü örseliyor ki...
Bruno ve ailesi Berlin'deki evlerinden taşınıp, asker babasının yeni görevine atanmasıyla OutWitz'e geliyorlar ve hayatlarının akışı eskisi gibi asla olmuyor. 9 yaşındaki bir çocuğun gözlerinden izlediğimiz hikaye, bize Nazilerin korkunçluğunun özetini bir kez daha anlatıyor.
Bruno arkadaş arıyor, hem de pijamalı, sıska ve berbat mutsuz görünen birbirine benzeyen insanların içinde. Neden hep çizgili pijama giyiyorlar? Neden tel örgülerin ardındalar?
Daha fazla yazarsam, gözyaşım damlayacak şuraya bir yere...
O yüzden okuyun derim. İnsanlığın tarihteki çirkinliğini hatırlamak için. Hatırlamak mı dedim, hiç unutulmadı öyle değil mi?...
208 syf.
·10/10·
Yine bir kitabın sonuna geliyorum... Sonunda hüzünle dolduğum kitaplar'dan biri.

Öncelikle bu kitabı pdf'den okudum ve çocuk kategorisine koyduklarını gördüm. Böyle bir kitap hiç çocuklar için olabilir mi? Düşünmeden kategorilere ayırdıkları çok belli.

Nazilerin Yahudilere yaptıkları zulümler döneminde geçiyor hikaye. Toplama kamplarında neler olduğunu hepimiz biliyoruz.
İtiraf etmeliyim ki kitaba başlarken aklıma hiç böyle bir konu hakkında olacağı gelmemişti. Ama iyi ki okumuşum diyorum.

Sonunda çok üzüldüm. Çocuğun başına gelen'e. Eden bulur deriz ya, aslında tam olarak bu oldu ama, olan masum çocuğa oldu ne yazık ki.

Yazar kitabın en sonunda bu olayların geçmişte kaldığını; bu zaman da, bu çağda böyle bir şey olamayacağını söylemiş.

İşte burada duraklıyorum.
Ciddi mi? Bu zamanda olmuyor mu?
En ağır şekilde hemde... Bu konu hakkında söylemek istediğim o kadar çok şey var ki. Ama, bir kitap incelemesinde yer vermemem gerekiyor sanırım...

Çok beğendiğim bir kitap oldu...
Saygılar...
208 syf.
·Beğendi
Kitabın arka kapağında yazar sadece konuyu bize detay geçmiş fazla bir ayrıntı vermemiş gibi görünüyor, kitabı okudukça aslında ipucu verdiğini yakalamış olacaksınız... Öncelikle kitap klasik bir çocuk kitabı değil. Her yaştan kişinin okuyacağı bir kitap. Ve filmi de varmış, izle(n)meli... Kitap gerçekten insanı derinden etkiliyor ve düğüm düğüm olan duygularla etkisini bırakıyor... Hüzünlü bir öykü...

9 yaşındaki Bruno' nun tel örgülere giden bir yolculuğu anlatılıyor . Anlatıcımız Bruno ve Berlindeki yaşamından  * Out-With' e (Yahudi soykırımının en yoğun yaşandığı Auschwitz toplama kampı) uzanan öyküsüne dahil oluyoruz.
1934 yılının nisan ayinda aynı gün doğan 9 yaşlarında iki çocuk, Bruno ve Shmuel. İki farklı ırk, iki farklı yaşam ve iki farklı çocuk...

" Buraya isteğin dışı getirildin, tıpkı benim gibi. Eğer bana sorarsan hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor. "
syf. 56

Bruno ,Berlinden babasının askerlik görevi sebebiyle  Polonya' da bulunan toplama kampının yakınındaki eve taşınır. Shmuel ise bir Yahudi çocuğudur ve kampın içerisindeki çizgili pijamalı kıyafetleri ve takkeleri bulunan insanlarla yaşamakta. ... Bruno' nun tel örgülere keşif merakıyla başlayan bir öykü ve sonucunda arkadaş olurlar bu da öykünün ana konusunu oluşturur...


*Keyifli okumalar. *
208 syf.
Size bir soru sorayım; çizgili pijama giyen insanlarla, sıradan kıyafet giyen insanlar arasında ne kadar fark vardır? Bana göre ikisinin de insan olması, aynı özellikleri paylaşması, konuşabilmeleri, duyabilmeleri, yürüyebilmeleri, onların birbirlerinden üstün olduğu anlamına gelmez. Dinleri, tenleri, ırkları ne olursa olsun, her iki taraf da insan... Onlar da bir anneye sahip, onlar da dünyaya bir can, bir beden olarak gelmişler... Bunları dokuz yaşında, Bruno adında bir çocuktan dinlemek gerçekten çok etkileyici. Tel örgülerin ardında bir arkadaş edinmek ve bir yıl boyunca gizli bir şekilde arkadaşlıklarını devam ettirmeleri büyük bir dostluk olduğuna işaretti. Kitabın bana çok sevdiğim bir kişi tarafından hediye edilmesi, beni çok sevindirdi. Daha nice incelemeler dileğiyle...
Bir ev; bir sokak, bir şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir, öyle değil mi?
John Boyne
Sayfa 48 - Tudem Yayınevi
Ama yeni evin etrafında sokak yoktu. Çevrede dolaşan veya koşan insanlar yoktu; dükkânlar ve meyve, sebze tezgahları da yoktu. Gözlerini kapattığında etrafındaki her şey boş ve soğuk geldi, sanki dünyanın en ıssız yerindeydi. Hiçliğin ortasında.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çizgili Pijamalı Çocuk
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
198
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059604741
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Boy in the Striped Pyjamas
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tudem Yayınevi
Baskılar:
Çizgili Pijamalı Çocuk
Çizgili Pijamalı Çocuk
Çizgili Pijamalı Çocuk
The Boy in the Striped Pajamas
Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız.

Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız.

Kesinlikle çok iyi yazılmış, dokunaklı bir öykü.. Okuduklarım çok çok uzun süre aklımdan çıkmayacak!
The Star

Okumaya başladığım andan beri aklımdan çıkmıyor. Oldukça yalın ve hiçbir zorlama olmadan anlatıldığı için neredeyse kusursuz. İşte bu, çok ender karşılaşılan bir şey. Yanaklarımdan süzülen yaşlarla öylece kalakaldım!
The Irish Independent

Yazar, kitap boyunca okurun hep bir adım önündeki konumunu korurken, öldürücü darbeyi son sayfalarda indiriyor.
The Independent

Kitabı okuyanlar 5.894 okur

  • E.
  • Seda Kalip
  • Süphan ASLAN
  • Gülcan Yaviç
  • Uğur türker
  • Davut Doğan
  • Rümeysa
  • Ayşenur
  • Nilay ince
  • Cansu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.9 (40)
9
%0.9 (19)
8
%0.5 (10)
7
%0.4 (9)
6
%0 (1)
5
%0.1 (2)
4
%0
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları